Şirketler Hukuku

156 soru

Soru 1Soru

Ortaklık sözleşmesi uyarınca yönetim yetkisi ortaklardan yalnızca birine bırakılmış olan bir adi ortaklıkta; yönetici ortağın, ortaklık amacını gerçekleştirmek üzere ve ortaklık adına hareket ettiğini belirterek üçüncü bir kişiyle akdettiği sözleşmeden doğan borçlar bakımından ortakların hukuki durumuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yönetim yetkisine sahip ortağın, ortaklığı temsil yetkisine de sahip olduğu karine olarak kabul edilir ve bu ortağın yaptığı işlemden dolayı tüm ortaklar üçüncü kişiye karşı müteselsilen sorumlu olurlar.

Cevap

Yönetim yetkisine sahip ortağın temsil yetkisine sahip olduğu karinesi uygulanır ve tüm ortaklar müteselsilen sorumlu olur.
Yönetim yetkisine sahip ortağın temsil yetkisine de sahip olduğu karinesi (TBK m. 637/3637/3) ve ortakların borçlardan müteselsilen sorumlu olması (TBK m. 638/1638/1) ilkeleri doğru cevabı oluşturmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Yönetim ve temsil yetkisi arasındaki ilişkinin belirlenmesi
Türk Borçlar Kanunu (TBK) 637/3637/3 uyarınca, yönetici ortağın temsil yetkisine sahip olduğu kabul edilir.
Yönetim yetkisi, aksi kararlaştırılmadıkça dış ilişkide temsil yetkisini de kapsayan bir karine yaratır.
2
Adi ortaklığın hukuki niteliğinin değerlendirilmesi
Adi ortaklığın tüzel kişiliği yoktur.
Tüzel kişilik olmadığı için hak ve borçlar doğrudan ortakların şahsında doğar.
3
Ortakların dış borçlardan sorumluluk türünün tespiti
Ortaklar müteselsilen (zincirleme) sorumludur.
TBK 638/1638/1 uyarınca ortaklık adına temsilci aracılığıyla girilen borçlarda aksi kararlaştırılmamışsa müteselsil sorumluluk esastır.

Anahtar Kavram

Adi Ortaklıkta Temsil Karinesi ve Müteselsil Sorumluluk
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümleri çerçevesinde anonim şirketlerde yönetim kurulunun devredilemez yetkileri, yönetim yetkisinin devri ve üyelerin hukuki sorumluluğu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 'İş Adamı Kararı İlkesi' (Business Judgment Rule) uyarınca; bir yönetim kurulu üyesinin dürüstlük kuralına uygun, yeterli bilgiye dayalı ve şirket menfaatini gözeterek aldığı ticari bir kararın sonucunda şirketin zarara uğraması, tek başına özen borcuna aykırılık ve sorumluluk teşkil etmez.

Cevap

İş Adamı Kararı İlkesi çerçevesinde, yöneticilerin dürüstlük kuralına uygun, yeterli bilgiyle ve şirket menfaatini gözeterek aldıkları kararlardan dolayı, karar zararla sonuçlansa dahi sorumlu tutulmayacaklarını belirten ifade doğrudur.
Doğru ifade olan seçenek, 'İş Adamı Kararı İlkesi'ni tam olarak tanımlamaktadır. Bu ilkeye göre, bir yönetici karar alma sürecinde gereken özeni (bilgi toplama, dürüstlük, şirket menfaati) göstermişse, kararın sonucunda şirket zarar etse bile bu durum özen borcuna aykırılık teşkil etmez ve sorumluluk doğurmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Yönetim kurulunun devredilemez yetkilerini (TTK m. 375) analiz et.
Muhasebe düzeni, finansal planlama ve borca batıklık bildirimi gibi görevlerin devredilemeyeceği saptandı.
Yasanın emredici hükmü bu yetkilerin kurul uhdesinde kalmasını zorunlu kılar.
2
Yönetim kurulu üyelerinin özen standardını (TTK m. 369) değerlendir.
Ölçütün 'basiretli iş adamı' değil, 'tedbirli bir yönetici' olduğu belirlendi.
Yeni TTK, yöneticiler için daha profesyonel ve özgün bir özen ölçütü benimsemiştir.
3
İş Adamı Kararı İlkesinin (BJR) uygulama şartlarını kontrol et.
Dürüstlük, bilgi temini, menfaat çatışmasızlığı ve şirket yararı kriterleri varsa sorumluluğun doğmayacağı görüldü.
Ticari hayatın dinamizmi gereği yöneticilerin rasyonel risk almalarının hukuken korunması amaçlanır.

Anahtar Kavram

Anonim Şirket Yönetim Kurulunun Devredilemez Yetkileri ve İş Adamı Kararı İlkesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 3Soru

Kolektif şirket ortaklarının şirket borçlarından dolayı sorumluluğuna ve bu süreçte sahip oldukları savunma (def'i) haklarına ilişkin Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kolektif şirket alacaklıları, şirket borcu için şirketle birlikte ortaklar aleyhine de dava açabilirler; ancak şirket aleyhine yapılan icra takibi semeresiz kalmadıkça veya şirket sona ermiş olmadıkça ortaklar aleyhine icra takibi yapılamaz.

Cevap

Doğru cevap, alacaklıların şirketle birlikte ortaklara dava açabileceğini ancak icra takibi için öncelikle şirkete başvurunun sonuçsuz kalması gerektiğini belirten ifadedir.
Türk Ticaret Kanunu m. 237/1237/1 uyarınca kolektif şirket alacaklıları, şirket borcu için şirket tüzel kişiliği ile ortakları aynı davada birlikte dava edebilirler. Ancak icra (takip) aşamasında, şirket aleyhine yapılan takip semeresiz kalmadıkça (borç şirketten tahsil edilemedikçe) veya şirket sona ermiş olmadıkça ortağın şahsi malvarlığına başvurulamaz. Bu kural ortağın sorumluluğunun ikinci dereceden (subsidiyer) olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Sorumluluk sırasının tespiti
Kolektif şirket ortaklarının borçlardan sorumluluğunun 'ikinci dereceden' (subsidiyer) olduğu belirlendi.
Türk Ticaret Kanunu m. 237237 uyarınca, alacaklıların doğrudan ortağa icra takibi yapabilmesi için şirket aleyhindeki takibin sonuçsuz kalması şarttır.
2
Dava ve takip ayrımının analizi
Alacaklıların şirketle birlikte ortağı da dava edebileceği, ancak takibin ertelendiği saptandı.
Kanun koyucu, alacağın varlığının tespiti için dava açılmasına izin verirken, ortağın şahsi malvarlığına el atılmasını şirkete başvurunun başarısızlığına bağlamıştır.
3
Savunma haklarının kapsamının incelenmesi
Ortağın hem kişisel hem de şirkete ait def'ileri ileri sürebileceği teyit edildi.
Türk Ticaret Kanunu m. 237/2237/2 maddesi, ortağın şahsi savunmaları yanında şirketin sahip olduğu savunmaları da kullanabileceğini emreder.

Anahtar Kavram

Kolektif Şirketlerde Ortağın İkinci Dereceden (Subsidiyer) Sorumluluğu
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4Soru

Ortakları (A), (B) ve (C) olan bir kolektif şirkette, şirket sözleşmesiyle (A) ve (B) şirketi temsile yetkili kılınmıştır. Şirket sözleşmesine konulan ve ticaret siciline tescil ile ilan edilen bir maddeye göre; "Temsilciler, şirket adına 1.000.0001.000.000 TL'yi aşan işlemler için diğer tüm ortakların yazılı onayını almak zorundadır." Temsilci (A), diğer ortakların onayını almadan şirket adına üçüncü bir kişiyle 1.500.0001.500.000 TL tutarında bir ticari alım sözleşmesi imzalamıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, bu işlemin hukuki sonucuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miktar sınırlaması tescil ve ilan edilmiş olsa dahi iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden, yapılan sözleşme şirketi bağlar.

Cevap

Miktar sınırlaması tescil ve ilan edilmiş olsa dahi iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden, yapılan sözleşme şirketi bağlar.
Kolektif şirketlerde temsil yetkisinin kapsamı ve sınırlandırılması TTK m. 233'te düzenlenmiştir. Kanun koyucu, ticari hayatın akışını ve üçüncü kişilerin güvenini korumak amacıyla temsil yetkisinin ancak iki şekilde sınırlandırılabileceğini ve bu sınırlandırmaların tescil/ilan edilmesi halinde üçüncü kişilere karşı ileri sürülebileceğini hükme bağlamıştır. Bu haller: 1) Temsil yetkisinin sadece bir şubeye özgülenmesi, 2) Temsil yetkisinin birden fazla kişi tarafından birlikte kullanılması (birlikte temsil). Soruda bahsi geçen miktar (parasal) sınırlaması bu iki istisna arasında yer almadığından, ticaret siciline tescil edilmiş olsa dahi iyiniyetli üçüncü kişileri bağlamaz ve yapılan işlem şirketi borç altına sokar.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki şirket türünün ve temsil yetkisine getirilen kısıtlamanın mahiyetinin saptanması.
Kolektif şirket ve miktar (parasal) sınırlaması.
Soruda temsilcilerin 1.000.0001.000.000 TL üzerindeki işlemler için onay alması gerektiği belirtilerek bir parasal limit getirilmiştir.
2
Parasal sınırlamanın üçüncü kişilere karşı geçerliliğinin Türk Ticaret Kanunu (TTK) çerçevesinde incelenmesi.
Şirketin yapılan işlemle bağlı olduğunun kabul edilmesi.
TTK m. 233 uyarınca temsil yetkisinin sınırlandırılması iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ancak yetkinin bir şubeye özgülenmesi veya birlikte kullanılması (birlikte temsil) halinde hüküm ifade eder. Miktar sınırlaması bu iki halden biri olmadığı için tescil edilse dahi üçüncü kişileri bağlamaz.

Anahtar Kavram

Kolektif Şirketlerde Temsil Yetkisinin Sınırlandırılması

Daha Fazla Pratik

Kolektif şirketlerde temsil yetkisinin kaldırılması (azli) usulünü ve bunun tescilinin etkilerini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve güncel mevzuat hükümleri uyarınca, anonim şirketlerin kuruluşu, sermaye yapısı ve tescilin hukuki sonuçları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş bulunan halka açık olmayan anonim şirketlerde başlangıç sermayesi en az 500.000500.000 Türk lirası olmalıdır.

Cevap

Kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş bulunan halka açık olmayan anonim şirketlerde başlangıç sermayesi en az 500.000500.000 Türk lirası olmalıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 332 uyarınca, esas sermaye sisteminde asgari sermaye 250.000250.000 TL iken, kayıtlı sermaye sistemini kabul eden halka açık olmayan anonim şirketlerde başlangıç sermayesi 500.000500.000 TL'den aşağı olamaz. Bu tutarlar 2024 yılı başı itibarıyla güncellenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Asgari sermaye tutarlarını kontrol et.
Esas sermaye sistemi için 250.000250.000 TL, kayıtlı sermaye sistemi için 500.000500.000 TL asgari limitler belirlenmiştir.
Güncel mevzuat değişikliklerinin (7887 sayılı Karar) takibi doğru cevaba ulaşmak için ilk adımdır.
2
Tescilin ve tacir sıfatının kazanılma anını değerlendir.
Tüzel kişilerde tescil kurucudur ve tacir sıfatı tescille başlar.
Gerçek kişiler ile tüzel kişiler arasındaki tacir sıfatı kazanma ayrımını netleştirmek gerekir.
3
Ayni sermaye şartlarını ve nakdi ödeme kurallarını incele.
Ayni sermayenin üzerinde takyidat olmamalı, nakit sermayenin ise 1/41/4'ü tescilden önce ödenmelidir.
Sermaye taahhüdünün geçerlilik şartlarını doğrulayarak yanlış seçenekleri elemek gerekir.

Anahtar Kavram

Anonim Şirketlerde Güncel Sermaye Limitleri ve Tescilin Hukuki Mahiyeti
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6Soru

AA, BB ve CC, bir bölgesel sanat festivali düzenlemek üzere yazılı olmayan bir anlaşma ile adi ortaklık kurmuşlardır. Ortaklık sözleşmesinde yönetim, temsil ve pay devrine ilişkin herhangi bir özel şart kararlaştırılmamıştır. Buna göre, söz konusu ortaklık ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümlerine göre doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ortaklık sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadığı için, her bir ortak yönetim yetkisine sahiptir ve olağan işlerde diğer ortakların itirazı olmadığı sürece tek başına işlem yapabilir.

Cevap

Sözleşmede aksine hüküm yoksa her ortağın yönetici sayılması ve olağan işlerde münferit işlem yetkisine sahip olması doğru bir ifadedir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 625. maddesine göre, ortaklık sözleşmesinde yönetimin kime ait olduğu kararlaştırılmamışsa, bütün ortaklar yönetme yetkisine sahiptir. Bu durumda her ortak, ortaklığın olağan işleri kapsamında diğer ortakların itirazı olmadığı sürece tek başına işlem yapabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Yönetim yetkisinin yasal dayanağının tespiti
Türk Borçlar Kanunu Madde 625 incelenir.
Adi ortaklıkta sözleşme ile özel bir yönetim planı belirlenmediğinde kanunun yedek hukuk kuralları devreye girer.
2
Münferit yönetim ve itiraz hakkı kuralının uygulanması
Yönetici olan her ortağın, diğer ortakların itiraz hakkı saklı kalmak kaydıyla olağan işlerde tek başına işlem yapabileceği belirlenir.
Ortaklığın işleyişini kolaylaştırmak amacıyla olağan işlerde oy birliği yerine itiraza kadar tek başına yetki tanınmıştır.

Anahtar Kavram

Adi Ortaklıkta Kanuni Yönetim Yetkisi ve Sınırları

Daha Fazla Pratik

Adi ortaklıkta 'olağan dışı' işlemler için gereken karar nisaplarını ve temsil yetkisinin karine olarak kime ait olduğunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7Soru

Üç ortak bir araya gelerek kolektif şirket kurmak amacıyla şirket sözleşmesini hazırlamış ve noter huzurunda imzalamışlardır. Ancak sözleşme henüz ticaret siciline tescil ve ilan edilmeden önce, ortaklardan biri şirket adına bir ticari mal alımı gerçekleştirmiş ve borçlanmıştır. Şirketin henüz tüzel kişilik kazanmadığı bu aşamada doğan borçla ilgili ortakların hukuki sorumluluğu hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ortaklar, tescilden önce şirket adına girişilen yükümlülüklerden dolayı üçüncü kişilere karşı adi şirket hükümlerine göre doğrudan, sınırsız ve müteselsilen sorumludur.

Cevap

Ortakların, tescilden önce şirket adına girişilen yükümlülüklerden dolayı üçüncü kişilere karşı adi şirket hükümlerine göre doğrudan, sınırsız ve müteselsilen sorumlu oldukları seçenek doğrudur.
Kolektif şirketler, ticaret siciline tescil edilmeleriyle tüzel kişilik kazanırlar. Tescilden önceki dönemde ortaklık, Türk Borçlar Kanunu'ndaki adi şirket hükümlerine tabidir. Adi şirketlerde ise ortaklar, ortaklık adına yapılan işlemlerden dolayı üçüncü kişilere karşı doğrudan ve müteselsilen sorumludur. Kolektif şirkete özgü olan 'önce şirkete, sonra ortağa başvurulması' (ikinci dereceden sorumluluk) kuralı ancak tescil gerçekleştikten sonra doğan borçlar için geçerlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Tescil öncesi hukuki statünün belirlenmesi
Tescilden önce kolektif şirket henüz tüzel kişilik kazanmamıştır ve 'Adi Şirket' olarak kabul edilir.
Türk Ticaret Kanunu uyarınca ticaret şirketleri ancak ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanırlar.
2
Sorumluluk türünün tespiti
Adi şirket hükümlerine göre ortaklar, şirket borçlarından dolayı doğrudan ve müteselsilen sorumludur.
Tüzel kişilik olmadığından 'ikinci dereceden (subsidiary)' sorumluluk kuralı işlemez; alacaklı doğrudan ortaklara gidebilir.
3
Sonuçlandırma
Ortaklar tescil öncesi borçlar için sınırsız, doğrudan ve müteselsil sorumluluk altındadır.
TTK m. 214 uyarınca tescil öncesi işlemlerden doğan sorumluluk doğrudan ve müteselsildir.

Anahtar Kavram

Kolektif şirketlerde tüzel kişiliğin tescil ile kazanılması ve tescil öncesi işlemlerden doğan doğrudan müteselsil sorumluluk.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8Soru

Bir adi komandit şirkette komanditer ortak olan (A), şirketi yöneten komandite ortakların işletmenin mutad (olağan) işleri dışında kalan önemli bir taşınmaz alımına karşı çıkmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca, komanditer ortak (A)'nın bu itirazı ve şirketteki konumu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Komanditer ortak, işletmenin olağan dışı nitelikteki işlerine itiraz etme hakkına sahiptir ancak şirketi yönetim ve temsil yetkisi bulunmamaktadır.

Cevap

Komanditer ortak, işletmenin olağan dışı nitelikteki işlerine itiraz etme hakkına sahiptir ancak şirketi yönetim ve temsil yetkisi bulunmamaktadır.
Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca, komanditer ortaklar şirket yönetiminden dışlanmış olsalar da, şirketin iştigal konusu dışında kalan veya olağan işlerin sınırlarını aşan (olağan dışı) işlemler söz konusu olduğunda itiraz etme yetkisine sahiptirler. Bu yetki, ortağın sınırlı sorumluluk statüsünü koruyan bir denetim mekanizmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Komanditer ortağın yönetim yetkisinin genel kuralını belirleme.
Komanditer ortaklar şirketi yönetemez ve temsil edemezler.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) uyarınca, komandit şirketlerde yönetim ve temsil yetkisi kural olarak sınırsız sorumlu olan komandite ortaklara aittir.
2
İtiraz hakkının hukuki sınırlarını ve kapsamını inceleme.
Komanditer ortak, yöneticilerin yaptığı olağan dışı işlemlere itiraz edebilir.
TTK m. 309/2 hükmüne göre, komanditer ortaklar işletmenin mutad (olağan) işleri dışındaki kararlara itiraz edebilirler; ancak bu durum onlara yönetim yetkisi kazandırmaz.

Anahtar Kavram

Komanditer ortağın sınırlı yönetim ve müdahale yetkisi

İpuçları

1
Komanditer ortak kural olarak yönetime katılamaz ama parası tehlikeye girdiğinde 'dur' diyebilir mi?
2
İşletmenin günlük (olağan) işleri ile önemli (olağan dışı) işleri arasında bir ayrım yapın.

Daha Fazla Pratik

Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde komanditer ortakların denetim haklarının anonim şirket pay sahipliği haklarına benzerliğini inceleyin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 9Soru

Halka açık olmayan bir anonim şirketin yönetim kurulu, şirketin gelecekteki nakit akışını yönetmek ve vergi stratejilerini belirlemek amacıyla, 'finansal planlama ve muhasebe sisteminin tasarımı ile işleyişi' konusundaki tüm yetkilerini profesyonel bir danışmanlık firmasına beş yıllığına devretmiştir. Diğer taraftan, yönetim kurulu başkanı, diğer yönetim kurulu üyelerine bilgi vermeden ve herhangi bir piyasa analizi veya fizibilite raporu hazırlatmadan, şirketin yedek akçelerinin büyük bir kısmıyla yüksek riskli bir girişim sermayesine yatırım yapmış; ancak bu yatırım kısa sürede başarısızlıkla sonuçlanarak şirketi ağır bir finansal krize sokmuştur.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri ve 'İş Adamı Kararı' (Business Judgment Rule) ilkeleri ışığında, yukarıdaki olayla ilgili yapılan hukuki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şirketin yönetimi için gerekli finansal planlama düzeninin kurulması yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görevleri arasında olduğundan bu yetkinin tam devri geçersizdir; yatırım kararında ise rasyonel verilere dayanılmadığı için 'iş adamı kararı' ilkesi kapsamında sorumluluktan kurtulmak mümkün değildir.

Cevap

Şirketin finansal planlama düzeninin kurulması yönetim kurulunun devredilemez yetkilerinden biri olduğu için devri geçersizdir; ayrıca hazırlıksız ve piyasa analizsiz alınan yatırım kararı 'iş adamı kararı' korumasından yararlanamaz.
Türk Ticaret Kanunu'nun 375. maddesi, muhasebe ve finansal planlama için gerekli düzenin kurulmasını yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görevleri arasında saymıştır. Bu nedenle bu yetkinin profesyonel bir firmaya 'tam yetkiyle' devri hukuken geçersizdir. Diğer yandan, doktrinde ve yargı kararlarında kabul edilen 'İş Adamı Kararı' ilkesi, bir yöneticinin ancak yeterli bilgiye dayalı, rasyonel ve dürüstçe aldığı kararlar için sorumluluktan muafiyet sağlar. Olayda başkanın hiçbir analiz yapmadan karar alması, bu ilkenin korumasını ortadan kaldırır.

Adım Adım Çözüm

1
TTK 375. madde kapsamında devredilemez yetkileri belirle.
Finansal planlama ve muhasebe düzeninin kurulması devredilemez bir yetkidir.
Yasanın amir hükmü bu yetkinin yönetim kurulunun tekelinde olduğunu belirtir.
2
'İş Adamı Kararı' (Business Judgment Rule) şartlarını değerlendir.
Karar yeterli bilgiye dayanmadığı ve rasyonel süreçler işletilmediği için koruma sağlanmaz.
Bu ilke, yöneticinin sadece dürüst, bilgili ve rasyonel kararlarını yargı denetiminden korur.
3
TTK 369. maddedeki özen yükümlülüğü ile ilişkilendir.
Başkanın araştırmasız yatırımı 'tedbirli bir yöneticinin özeni' standardına aykırıdır.
Yöneticiler şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı içinde gözetmek zorundadır.

Anahtar Kavram

Anonim Şirket Yönetim Kurulunun Devredilemez Yetkileri ve Tedbirli Yönetici Özeni

Daha Fazla Pratik

TTK 375. maddede sayılan diğer devredilemez yetkileri (müdürlerin atanması, yönetim organizasyonu vb.) gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 10Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na göre, anonim şirket genel kurul kararları aleyhine açılacak iptal davası, karar tarihinden itibaren en geç ne kadar süre içinde açılmalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 3 ay

Cevap

Anonim şirket genel kurul kararlarının iptali için açılacak dava, karar tarihinden itibaren 3 ay içinde açılmalıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 445. maddesine göre, anonim şirket genel kurul kararlarının kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olması durumunda pay sahipleri veya yönetim kurulu tarafından karar tarihinden itibaren 3 ay içinde iptal davası açılabilir. Bu süre hak düşürücü niteliktedir.

Adım Adım Çözüm

1
İptal davasının yasal dayanağını tespit edin.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) Madde 445.
Genel kurul kararlarının iptali için öngörülen hak düşürücü süre bu maddede düzenlenmiştir.
2
Kanunda belirtilen süreyi belirleyin.
Karar tarihinden itibaren 3 ay.
Kanun koyucu, şirket kararlarının sürüncemede kalmaması için kısa bir hak düşürücü süre öngörmüştür.

Anahtar Kavram

Genel Kurul Kararlarının İptali Davası Süresi
Tahmini Süre:45s
Soru 11Soru

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde, bir oluşumun "şirket" (ortaklık) olarak nitelendirilmesi için gerekli olan unsurlar ve genel hükümler dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şirketi diğer hukuki birleşmelerden ve mülkiyet yapılarından ayıran en temel kıstas, ortakların ortak amaca ulaşmak için birlikte çaba gösterme iradesini ifade eden "affectio societatis" unsurudur.

Cevap

Şirketi diğer yapılardan ayıran temel unsur, ortakların ortak amaca ulaşmak için birlikte çaba gösterme iradesini ifade eden "affectio societatis" unsurudur.
Şirket kavramının en temel ve ayırıcı unsuru olan "affectio societatis", ortakların ortak amaca ulaşmak adına aktif bir şekilde iş birliği yapma ve birbirini denetleme iradesidir. Bu unsur, şirketi basit bir mülkiyet ortaklığından veya tesadüfi birleşmelerden ayıran sübjektif bir kriterdir.

Adım Adım Çözüm

1
Şirket kavramının tanımı ve unsurlarını hatırlayın.
Şirket; kişi, sözleşme, sermaye, ortak amaç ve müşterek çaba (affectio societatis) unsurlarından oluşur.
Bir topluluğun şirket sayılması için bu beş unsurun bir arada bulunması gerekir.
2
Şirketi iş ortaklığı veya elbirliği mülkiyeti gibi yapılardan ayıran özelliği belirleyin.
Affectio societatis, ortakların sadece kâr payı almak için değil, amaca ulaşmak için aktif ve eşit bir iradeyle çalışmalarıdır.
Bu unsur, şirketin sübjektif ve ayırıcı unsurudur.
3
Seçeneklerdeki hukuki hataları (tüzel kişilik, sermaye türü, sorumluluk) analiz edin.
Adi şirketin tüzel kişiliği yoktur, emek sermaye olabilir ve tüm şirketlerde ortak amaç şarttır.
Hukuki kavramların doğru tanımlanması yanlış seçeneklerin elenmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Şirket Unsurları ve Affectio Societatis

Daha Fazla Pratik

Adi şirket ve ticaret şirketleri arasındaki farkları tüzel kişilik ve sorumluluk açısından tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 12Soru

Avukat Canan, Deniz ve Esra, bir enerji santrali projesinin hukuki danışmanlığını yürütmek amacıyla bir adi ortaklık kurmuşlardır. Ortaklık sözleşmesinde Deniz 'yönetici ortak' olarak belirlenmiş, ancak dış ilişkideki temsil yetkisinin sınırlarına dair herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Deniz, ortaklık faaliyeti kapsamında üçüncü bir kişiden büro malzemesi satın almış ve borcun ortaklık adına ödeneceğini beyan etmiştir. Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca, bu borcun ifasından sorumluluk ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ortaklar, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlenilen bu borçtan dolayı alacaklıya karşı müteselsilen ve tüm malvarlıklarıyla sorumludurlar.

Cevap

Ortaklar, ortaklık çerçevesindeki borçlardan dolayı üçüncü kişilere karşı müteselsilen ve tüm malvarlıklarıyla sorumlu olurlar.
Türk Borçlar Kanunu'nun 637. maddesine göre, yönetim yetkisi kendisine bırakılan ortağın ortaklığı temsil yetkisine de sahip olduğu kabul edilir. Aynı kanunun 638. maddesi ise ortakların, ortaklık çerçevesinde üstlenilen borçlardan dolayı üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olduklarını açıkça düzenlemiştir. Olayda Deniz yönetici ortak olduğu için yaptığı işlem diğer ortakları bağlar ve hepsinin müteselsil sorumluluğuna yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Yönetim ve temsil yetkisi arasındaki ilişkiyi tespit etme
Deniz'in yönetici ortak olması, TBK m. 637/2 uyarınca temsil yetkisine de sahip olduğu karinesini doğurur.
Adi ortaklıkta yönetim yetkisi, aksine bir hüküm yoksa temsil yetkisini de kapsar.
2
Dış ilişkide sorumluluk rejimini belirleme
Yapılan işlem ortaklık amacıyla ve temsil yetkisine dayalı olduğu için TBK m. 638/3 uyarınca müteselsil sorumluluk doğar.
Adi ortaklıkta ortaklar, ortaklık borçlarından dolayı şahsen, sınırsız ve müteselsilen sorumludurlar.

Anahtar Kavram

Adi Ortaklıkta Temsil Karinesi ve Müteselsil Sorumluluk
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 13Soru

Türk Ticaret Kanunu uyarınca, bir veya birkaç ortağın şirket alacaklılarına karşı bir kolektif şirket ortağı, diğerlerinin ise bir anonim şirket pay sahibi gibi sorumlu olduğu ve sermayesi paylara bölünen ticaret şirketleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şirketin kurulabilmesi için ortak sayısının en az 55 olması ve bunlardan en az birinin komandite ortak olması şarttır.

Cevap

Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde en az beş ortak bulunması ve bunlardan en az birinin komandite olması kanuni bir zorunluluktur.
Türk Ticaret Kanunu'nun 565. maddesine göre, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin kurulabilmesi için ortak sayısının beşten az olmaması gerekir ve bu ortaklardan en az birinin komandite (sınırsız sorumlu) olması şarttır. Bu durum, şirketin hem şahıs hem de sermaye şirketi unsurlarını barındıran yapısının bir gereğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Şirket türünün ve hukuki niteliğinin belirlenmesi
Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket (SPBK), bir sermaye şirketidir.
Soruda tanımlanan yapı, sermayenin paylara bölündüğü ve ortakların farklı sorumluluk rejimlerine tabi olduğu SPBK modelidir.
2
Kuruluş şartlarının ve ortaklık yapısının analiz edilmesi
TTK Madde 565 uyarınca; en az 55 ortak ve en az 11 komandite ortak şartı bulunur.
Kanun koyucu, bu şirket türünün hibrit yapısını korumak için asgari ortak sayısı ve ortak niteliği (komandite/komanditer) ayrımını zorunlu kılmıştır.

Anahtar Kavram

Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit Şirket Kuruluş Esasları

Daha Fazla Pratik

Adi komandit şirket ile sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket arasındaki 'şahıs şirketi - sermaye şirketi' ayrımını ve bunun sonuçlarını (asgari sermaye, denetim, temsil) tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 14Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, anonim şirketlerin kuruluşu ve sermaye yapısı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Esas sermaye sistemini kabul eden anonim şirketlerde en az esas sermaye tutarı 250.000250.000 TL, kayıtlı sermaye sistemini kabul eden halka açık olmayan anonim şirketlerde ise başlangıç sermayesi en az 500.000500.000 TL'dir.

Cevap

Esas sermaye sisteminde asgari sermaye 250.000250.000 TL, kayıtlı sermaye sisteminde ise başlangıç sermayesi en az 500.000500.000 TL'dir.
Doğru olan ifade, esas sermaye sistemi ile kayıtlı sermaye sistemindeki güncel asgari sermaye tutarlarını belirten ifadedir. 6102 sayılı TTK ve ilgili düzenlemeler uyarınca, 1 Ocak 2024 tarihinden itibaren anonim şirketler için asgari esas sermaye 250.000250.000 TL'ye, kayıtlı sermaye sistemindeki başlangıç sermayesi ise 500.000500.000 TL'ye çıkarılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Asgari sermaye tutarlarını kontrol et.
Esas sermaye sistemi için 250.000250.000 TL, kayıtlı sermaye sistemi başlangıcı için 500.000500.000 TL limitleri doğrudur.
Güncel mevzuat (TTK ve ilgili Cumhurbaşkanı Kararı) uyarınca 1 Ocak 2024'ten itibaren bu limitler geçerlidir.
2
Tüzel kişilik kazanma anını değerlendir.
Tüzel kişilik tescil ile kazanılır.
Ticaret siciline tescil, ticaret şirketlerinin kuruluşu için kurucu (ihdasi) niteliktedir.
3
Sermaye ödeme şartlarını incele.
Nakdi payların tescilden önce en az 1/41/4'ü ödenmelidir.
TTK m. 344 uyarınca nakden taahhüt edilen payların bedellerinin en az yüzde yirmibeşi (1/41/4) tescilden önce ödenir; geri kalanı ise tescilden sonraki 24 ay içinde ödenir.

Anahtar Kavram

Anonim Şirketlerde Asgari Sermaye ve Kuruluş İlkeleri
Tahmini Süre:45s
Soru 15Soru

(X) Anonim Şirketi’nin genel kurul toplantısına, pay sahibi olmadığı halde pay sahibiymiş gibi görünen bir kişi katılmış ve alınan kararda oy kullanmıştır. Toplantıda hazır bulunan pay sahibi, söz konusu karara olumsuz oy vermiş ancak muhalefet şerhini tutanağa geçirtmeden toplantıdan ayrılmıştır.

Buna göre, söz konusu pay sahibinin bu karara karşı iptal davası açması ile ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pay sahibi, yetkisiz bir kişinin toplantıya katılarak oy kullanmasının kararın alınmasında etkili olduğunu ileri sürerek, muhalefetini tutanağa geçirtmemiş olsa dahi karar tarihinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir.

Cevap

Toplantıda hazır bulunan ancak muhalefetini tutanağa geçirtmeyen pay sahibi, yetkisiz bir kişinin katılımının kararın alınmasında etkili olduğunu ileri sürerek karar tarihinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir.
Türk Ticaret Kanunu'na göre, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin karara katılmış bulunmaları bir iptal sebebidir. Toplantıda hazır bulunan pay sahibi normalde muhalefetini tutanağa geçirtmek zorundadır; ancak bu yetkisiz katılımın kararın alınmasında etkili olduğunu ileri sürüyorsa, muhalefet şerhi düşmemiş olsa dahi 3 aylık süre içinde dava açabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Dava hakkı sahiplerinin ve şartlarının belirlenmesi
TTK 446/1-a uyarınca kural olarak toplantıda hazır bulunan pay sahibinin olumsuz oy vermesi ve muhalefetini tutanağa geçirtmesi gerekir.
İptal davasında 'muhalefet şerhi' genel bir dava şartıdır.
2
İstisnai hallerin (TTK 446/1-b) değerlendirilmesi
Çağrının usulsüzlüğü, gündemin ilanı hatası veya yetkisiz kişilerin katılımı durumunda, bu aykırılıklar sonuca etkili ise şerh şartı aranmaz.
Ağır usul hatalarında pay sahibinin korunması amacıyla kanun şerh şartını gevşetmiştir.
3
Süre ve usul kontrolü
Dava karar tarihinden itibaren 3 ay içinde açılmalıdır.
3 aylık süre hak düşürücü niteliktedir ve kamu düzenine ilişkindir.

Anahtar Kavram

Anonim Şirketlerde Genel Kurul Kararlarının İptali ve Dava Hakkının İstisnaları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 16Soru

60986098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen adi şirketlerin hukuki niteliği ve tüzel kişiliği dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adi şirketlerin tüzel kişiliği bulunmadığından, bağımsız bir hak ve borç ehliyetleri de yoktur.

Cevap

Adi şirketlerin tüzel kişiliği bulunmadığından, bağımsız bir hak ve borç ehliyetleri de yoktur.
Adi şirketlerin Türk hukukunda bağımsız bir tüzel kişiliği yoktur. Tüzel kişiliği olmayan bir yapının ise Medeni Kanun anlamında hak ehliyeti ve buna bağlı olarak borç ehliyeti veya dava (taraf) ehliyeti bulunamaz. Tüm işlemler hukuken ortaklar tarafından veya ortaklar adına gerçekleştirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Adi şirketin tüzel kişilik durumunu belirlemek
Adi şirketlerin tüzel kişiliği yoktur.
Türk Borçlar Kanunu'nda adi şirketlerin tüzel kişiliğe sahip olduğuna dair bir hüküm bulunmamakta, aksine kişi topluluğu niteliği vurgulanmaktadır.
2
Tüzel kişilik yokluğunun ehliyet üzerindeki sonuçlarını analiz etmek
Şirketin bağımsız bir hak ve taraf ehliyeti bulunmaz.
Hak ehliyeti sadece gerçek ve tüzel kişilere tanınmış bir yetkidir; adi şirket bu iki kategoriden birine girmediği için kendi adına hak kazanamaz.

Anahtar Kavram

Adi şirketin tüzel kişiliğinin bulunmaması ve bunun hukuki sonuçları
Tahmini Süre:45s
Soru 17Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na (TTK) göre anonim şirket yönetim kurulunun yetki devri ve üyelerin hukuki sorumluluğu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yönetim kuruluna ait olan 'finansal planlama sisteminin kurulması' yetkisi, şirketin işleyişini kolaylaştırmak amacıyla esas sözleşmede yapılacak bir değişiklikle Genel Kurula devredilebilir.

Cevap

Finansal planlama sisteminin kurulması yetkisinin esas sözleşme ile Genel Kurula devredilebileceğini belirten ifade yanlıştır.
Doğru cevap olan finansal planlama sisteminin kurulması yetkisine dair ifade yanlıştır; çünkü 6102 sayılı TTK m. 375 uyarınca bu yetki yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez (organlar arası devir yasağı) yetkileri arasındadır. Esas sözleşmede aksine bir hüküm olsa dahi, bu yetki Genel Kurul tarafından kullanılamaz veya yönetim kurulu bu sorumluluktan kurtulamaz.

Adım Adım Çözüm

1
TTK m. 375'te düzenlenen devredilemez ve vazgeçilemez yetkilerin analiz edilmesi.
Yönetim kurulunun; üst düzey yönetim, teşkilatlanma, muhasebe ve finansal planlama, müdürlerin atanması, üst düzey gözetim, defterlerin tutulması ve borca batıklık bildirimi gibi yetkilerinin devredilemez olduğu saptandı.
Yasanın amir hükmü gereği bu yetkiler yönetim kurulunun sorumluluk merkezini oluşturur.
2
'Vazgeçilemez' ifadesinin hukuki kapsamının değerlendirilmesi.
Bu yetkilerin sadece yönetim kurulunun kendi alt birimlerine (müdürlere) değil, aynı zamanda esas sözleşme değişikliği ile Genel Kurul gibi diğer organlara da devredilemeyeceği anlaşıldı.
Vazgeçilemezlik ilkesi, yetkinin organlar arası yetki dağılımını koruyan emredici bir kural olduğunu gösterir.
3
Yanlış seçeneğin işaretlenmesi.
Finansal planlamanın Genel Kurula devredilebileceğini iddia eden ifadenin TTK m. 375'e açıkça aykırı olduğu sonucuna varıldı.
Maddi hukuk kuralları ile seçenekteki iddia çelişmektedir.

Anahtar Kavram

Anonim Şirket Yönetim Kurulunun Devredilemez ve Vazgeçilemez Yetkileri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 18Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na göre, anonim şirket genel kurulunda 'esas sözleşmenin değiştirilmesine' ilişkin bir karar alınabilmesi için, kanunda veya esas sözleşmede aksine daha ağır bir nisap öngörülmediği takdirde aranan toplantı nisabı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şirket sermayesinin yarısını temsil eden pay sahiplerinin veya temsilcilerinin hazır bulunması

Cevap

Esas sözleşme değişikliği kararları için kanunda öngörülen genel toplantı nisabı, şirket sermayesinin yarısının temsil edilmesidir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 421. maddesi uyarınca, anonim şirket esas sözleşmesini değiştiren kararlar, kanunda veya esas sözleşmede daha ağır bir nisap öngörülmediği takdirde, şirket sermayesinin yarısının temsil edildiği genel kurulda alınır.

Adım Adım Çözüm

1
Karar türünün belirlenmesi
Soru, anonim şirketlerde 'esas sözleşme değişikliği' kararı için aranan genel nisabı sormaktadır.
Türk Ticaret Kanunu'nda olağan kararlar ile esas sözleşme değişikliği kararları farklı nisaplara tabidir.
2
İlgili kanun maddesinin (TTK 421) uygulanması
TTK m. 421/1 uyarınca, aksine hüküm yoksa esas sözleşme değişikliği kararları sermayenin yarısının temsil edildiği kurulda alınır.
Şirketin anayasası niteliğindeki esas sözleşmenin değiştirilmesi, olağan kararlara göre daha yüksek bir katılım (yarısı) gerektirir.
3
Diğer nisaplarla karşılaştırma
Sermayenin 1/4'ü olağan toplantı (m. 418), 1/3'ü ise ilk toplantıda sağlanamayan esas sözleşme değişikliğinin ikinci toplantısı içindir.
Karıştırma riskini önlemek için alternatif nisapların hangi durumlarda uygulandığını ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Esas Sözleşme Değişikliği Toplantı Nisabı

İpuçları

1
Esas sözleşme değişikliği, şirketin temel yapısını değiştirdiği için olağan kararlardan daha yüksek bir katılım gerektirir.

Daha Fazla Pratik

Esas sözleşme değişikliği kararlarının tescil ve ilanının hukuki niteliğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 19Soru

61026102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na göre, bir anonim şirket genel kurul toplantısında hazır bulunan ve alınan karara olumsuz oy veren bir pay sahibinin, bu karara karşı iptal davası açabilmesi için yerine getirmesi gereken kanuni şart aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karara muhalif kalarak bu muhalefetini tutanağa geçirtmiş olması

Cevap

Toplantıda hazır bulunan pay sahibinin iptal davası açabilmesi için karara muhalif kalarak bu muhalefetini tutanağa geçirtmiş olması gerekir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 445445. maddesine göre, toplantıda hazır bulunan pay sahiplerinin genel kurul kararına karşı iptal davası açabilmesi için karara muhalif kalmaları (olumsuz oy vermeleri) ve bu muhalefetlerini toplantı tutanağına geçirtmeleri gerekmektedir. Bu iki şartın bir arada gerçekleşmesi, dava açma ehliyeti için zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Pay sahibinin toplantıya katılım durumunu tespit edin.
Pay sahibi toplantıda hazır bulunmaktadır.
Toplantıda hazır bulunanlar ile bulunmayanlar için dava açma şartları farklılık gösterir.
2
Oy verme işleminin niteliğini kontrol edin.
Pay sahibi karara olumsuz (muhalif) oy vermiş olmalıdır.
Karara olumlu oy veren bir pay sahibi kural olarak dürüstlük kuralı gereği o kararın iptalini isteyemez.
3
Muhalefetin belgelendirilmesi şartını uygulayın.
Muhalefetin toplantı tutanağına şerh düşülmesi gerekir.
61026102 sayılı TTK m. 445445 uyarınca bu şart, dava açma hakkının kullanılması için zorunludur.
4
Hak düşürücü süreyi hatırlayın.
Dava, karar tarihinden itibaren 33 ay içinde açılmalıdır.
İptal davası için öngörülen kanuni sürenin takibi hak kaybını önlemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

İptal davası açma şartları
Tahmini Süre:45s
Soru 20Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, ticaret şirketlerinde gerçekleştirilen birleşme, bölünme veya tür değiştirme gibi yapısal değişiklikler hukuki olarak hangi anda geçerlilik kazanır ve hüküm doğurur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşlemin ilgili ticaret siciline tescil edildiği anda

Cevap

Yapısal değişiklikler ticaret siciline tescil edildiği anda hukuki geçerlilik kazanır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca birleşme (m. 152), bölünme (m. 179) ve tür değiştirme (m. 189) işlemleri ticaret siciline tescil ile geçerlilik kazanır. Bu işlemler için tescil kurucu bir öneme sahiptir; yani tescil yapılmadan yapısal değişiklik hukuken tamamlanmış sayılmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Yapısal değişikliğin (birleşme, bölünme veya tür değiştirme) aşamalarını belirleyin.
Süreç; hazırlık (sözleşme/plan), onay (genel kurul) ve kesinleşme (tescil) aşamalarından oluşur.
Hukuki geçerlilik anını saptamak için sürecin hangi aşamada tamamlandığını bilmek gerekir.
2
Türk Ticaret Kanunu'ndaki tescilin etkisini değerlendirin.
Kanun, bu tür temel yapısal değişikliklerin 'tescil ile' hüküm doğuracağını açıkça düzenlemiştir.
Tescil, bu işlemler için açıklayıcı değil, kurucu (kurucu/ihdasi) bir etkiye sahiptir.

Anahtar Kavram

Ticaret siciline tescilin kurucu (ihdasi) etkisi

Daha Fazla Pratik

Şirket türleri arasındaki hangi geçişlerin (örneğin limitet şirketten anonim şirkete) hukuken mümkün olduğunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Sayfa 1 / 8Sonraki
Şirketler Hukuku Alıştırma Soruları — KPSS Hukuk | Examkin