Bir tıp profesörü olan (P), üzerinde çalıştığı yeni bir genetik düzenleme yönteminin Türk Ceza Kanunu'nun "insan üzerinde deney" yasağı kapsamına girip girmediği konusunda tereddüt yaşamıştır. (P), konunun hukuki boyutunu netleştirmek amacıyla Sağlık Bakanlığı'nın ilgili bilimsel kuruluna ve Bakanlık hukuk müşavirliğine yazılı olarak başvurmuş; gelen resmi cevapta söz konusu yöntemin "tıbbi müdahale" kapsamında olduğu ve herhangi bir suç teşkil etmediği açıkça belirtilmiştir. Bu resmi görüşe güvenerek işlemi gerçekleştiren (P) hakkında daha sonra açılan davada, mahkeme söz konusu fiilin kanundaki yasak kapsamında olduğu ve suçun maddi unsurlarının oluştuğu kanaatine varmıştır. Bu olaydaki veriler ışığında, (P)'nin cezai sorumluluğuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düştüğü kabul edileceğinden (P) hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilir.Cevap
- B(P)'nin düştüğü hata suçun maddi unsurlarına (tipiklik) ilişkin bir hata olduğundan kasten hareket ettiği söylenemez ve taksirle sorumluluğu yoluna gidilir.
- CTıp profesörü olan (P)'nin sahip olduğu mesleki unvan ve özen yükümlülüğü nedeniyle hatası her halükarda kaçınılabilir niteliktedir; bu nedenle cezasında indirim yapılarak mahkûmiyet hükmü kurulur.
- DKanunu bilmemek mazeret sayılmayacağı için (P)'nin Sağlık Bakanlığı'ndan aldığı görüş hukuki bir değer taşımaz ve doğrudan kasten suçtan sorumlu tutulur.
- EOlayda hukuka uygunluk nedenlerinde sınırın aşılması söz konusudur ve (P)'nin fiili heyecan, korku veya telaş nedeniyle işleyip işlemediğine bakılarak cezasında indirime gidilir.