İlçe Nüfus Müdürlüğünde görevli memur, yaptığı bir işlem sırasında sistemsel bir aksaklık ve kendi dikkatsizliği neticesinde sağ olan (A)'nın siciline "ölü" kaydı düşmüştür. Bu maddi hata nedeniyle banka hesaplarına bloke konulan ve planladığı ticari bir işlemi gerçekleştiremeyerek maddi zarara uğrayan (A), uğradığı zararın tazminini talep etmek istemektedir.
Türk Medeni Kanunu'nun kişisel durum sicillerine ilişkin hükümleri dikkate alındığında, bu olaydaki hukuki sorumluluk ve dava süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- AÖlüm kaydının düzeltilebilmesi ve tazminat istenebilmesi için olayda ölüm karinesi bulunmadığından, (A)'nın öncelikle gaiplik kararının iptalini talep etmesi gerekir.
- BOrtada bir kişilik hakkı ihlali söz konusu olduğundan, tazminat talep edilebilmesi için öncelikle saldırının tespiti ve durdurulması davasının sonuçlanmış olması ön şarttır.
- Kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devlet kusursuz sorumlu olduğundan, tazminat davası Devlete karşı adli yargıda açılır.Cevap
- DMemurun sicil kaydını düşerken herhangi bir kastı bulunmuyorsa ve subjektif iyiniyetli ise, Devletin tazminat sorumluluğu doğmaz.
- EKişisel durum sicillerinde de tapu siciline güven ilkesi geçerli olduğundan, bu davayı ancak kayda güvenerek işlem yapan iyiniyetli üçüncü kişiler açabilir.
Cevap
Kişisel durum sicilinin hatalı tutulmasından doğan zararlardan Devlet kusursuz sorumlu tutulur ve dava adli yargı mercilerinde görülür.
Türk Medeni Kanunu'nun 38. maddesine göre, kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devlet kusursuz sorumludur. Bu düzenleme uyarınca, zarara uğrayan kişi doğrudan Devlete (Hazineye) karşı adli yargıda (Asliye Hukuk Mahkemesi) dava açmalıdır. Kanun koyucu, nüfus hizmetlerinin idari niteliğine bakmaksızın bu uyuşmazlıkları özel hukukun alanına (adli yargıya) bırakmıştır. Devlet, zararı tazmin ettikten sonra kusuru bulunan memura rücu edebilir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Kişisel Durum Sicilinin Tutulmasından Doğan Devletin Kusursuz Sorumluluğu