Kişiler Hukuku

138 soru

Soru 1Soru

Ayırt etme gücüne sahip olan ve hakkında herhangi bir kısıtlama kararı bulunmayan 15 yaşındaki bir kişi, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkeme tarafından ergin kılınmıştır. Türk Medeni Kanunu (TMK) hükümleri uyarınca, bu işlemin ardından söz konusu kişinin fiil ehliyeti bakımından hukuki statüsüyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kişi, mahkemece ergin kılındığı andan itibaren tam fiil ehliyetine sahip olur.

Cevap

Mahkeme kararıyla ergin kılınan, ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan kişi tam fiil ehliyetine sahip olur.
Türk Medeni Kanunu uyarınca fiil ehliyetinin şartları ayırt etme gücü, erginlik ve kısıtlı olmamaktır. Olayda 15 yaşındaki kişi mahkeme kararıyla (kazai rüşt) ergin kılınmış, ayırt etme gücüne sahip olduğu ve kısıtlı olmadığı da belirtilmiştir. Bu üç şart bir araya geldiğinde kişi 'tam fiil ehliyetine' sahip olur ve kendi işlemleriyle borç altına girebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Fiil ehliyetinin kümülatif şartlarını belirleme.
Ayırt etme gücü, erginlik ve kısıtlı olmama.
Türk Medeni Kanunu m. 10 uyarınca tam ehliyet için bu üç şartın birlikte bulunması gerekir.
2
Olaydaki kişinin erginlik durumunu analiz etme.
Kişi 15 yaşını doldurmuş ve kazai rüşt yoluyla ergin kılınmıştır.
TMK m. 12 uyarınca 15 yaşını dolduran küçüğün mahkeme kararıyla ergin kılınması, onu hukuken ergin statüsüne taşır.
3
Diğer ehliyet şartlarının mevcudiyetini kontrol etme.
Ayırt etme gücü vardır ve kısıtlılık hali bulunmamaktadır.
Soruda kişinin ayırt etme gücüne sahip olduğu ve kısıtlı olmadığı açıkça belirtilmiştir.
4
Statüyü nihai olarak belirleme.
Tüm şartlar sağlandığı için kişi tam fiil ehliyetine sahiptir.
Eksik bir şart kalmadığı için kişi tam ehliyetli grubuna dahil olur.

Anahtar Kavram

Fiil Ehliyetinin Üç Temel Şartı: Ayırt Etme Gücü, Erginlik ve Kısıtlı Olmama
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 2Soru

Ayırt etme gücüne sahip olan ancak savurganlığı sebebiyle kısıtlanarak kendisine vasi atanan 2626 yaşındaki (A)(A), vasisinin rızası olmadan bir beyaz eşya mağazasından taksitle buzdolabı satın almıştır. Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre, (A)(A)'nın fiil ehliyeti yönünden sınıflandırılması ve yaptığı bu sözleşmenin hukuki akıbeti hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (A)(A) sınırlı ehliyetsizdir; yapılan sözleşme vasinin icazetine (onayına) kadar (A)(A)'yı bağlamaz.

Cevap

(A)(A) sınırlı ehliyetsizdir ve vasisi icazet (onay) verene kadar sözleşme kendisini bağlamaz.
Ayırt etme gücüne sahip kısıtlılar, hukukumuzda 'sınırlı ehliyetsiz' olarak sınıflandırılır. Bu kişilerin kendi başlarına yaptıkları borçlandırıcı işlemler yasal temsilcilerinin (vasi) onayına tabidir. Onay verilene kadar işlem diğer tarafı bağlarken, sınırlı ehliyetsizi bağlamaz; bu duruma 'tek taraflı bağlamazlık' denir.

Adım Adım Çözüm

1
Kişinin ehliyet grubunu belirleme
(A)(A), ayırt etme gücüne sahip bir kısıtlı olduğu için 'sınırlı ehliyetsiz' grubundadır.
Türk Medeni Kanunu'na göre ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar sınırlı ehliyetsiz olarak tanımlanır.
2
Yapılan işlemin niteliğini ve akıbetini değerlendirme
Taksitle buzdolabı alımı borçlandırıcı bir işlemdir ve 'yasak işlemler' kapsamında değildir; bu nedenle vasi onayı ile geçerlilik kazanabilir.
Sınırlı ehliyetsizlerin tek başlarına yaptıkları işlemler, yasal temsilcinin rızası (önceden) veya icazeti (sonraden) ile geçerli olur; aksi halde tek taraflı bağlamazlık söz konusudur.

Anahtar Kavram

Sınırlı Ehliyetsizlerin İşlem Yetkisi ve Tek Taraflı Bağlamazlık

İpuçları

1
Kişinin 'ayırt etme gücü' olması ile 'kısıtlı' olması arasındaki farka dikkat edin.

Daha Fazla Pratik

Sınırlı ehliyetsizlerin kesinlikle yapamayacağı 'yasak işlemler' konusunu tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 3Soru

Gerçek kişilerde hak ehliyetine (hak süjeliği) ilişkin genel ilkeler ve bu ehliyetin kazanılma anı göz önünde bulundurulduğunda, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hak ehliyeti, tam ve sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren kazanılan, herkese eşit olarak tanınmış pasif nitelikli bir ehliyettir.

Cevap

Hak ehliyeti, tam ve sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren kazanılan, herkese eşit olarak tanınmış pasif nitelikli bir ehliyettir.
Türk Medeni Kanunu (TMK) Madde 8 ve 28 uyarınca, hak ehliyeti her insanın sahip olduğu, hukuk düzeni içinde eşitlik ilkesine tabi olan ve kişinin haklara sahip olabilmesini ifade eden pasif bir ehliyettir. Bu ehliyet, tam ve sağ doğmak kaydıyla ceninin ana rahmine düştüğü andan itibaren hüküm ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Hak ehliyetinin tanımını ve niteliğini belirle.
Hak ehliyeti, hak ve borç sahibi olabilme kapasitesidir. Kişinin bizzat işlem yapmasını gerektirmediği için 'pasif ehliyet' olarak adlandırılır.
Fiil ehliyeti ile hak ehliyeti arasındaki temel farkı ortaya koymak için.
2
Hak ehliyetinin kazanılma anını mevzuat çerçevesinde değerlendir.
Türk Medeni Kanunu madde 28'e göre kişilik tam ve sağ doğumla başlar, ancak hak ehliyeti ana rahmine düşüldüğü andan itibaren (sağ doğum şartıyla) kazanılır.
Ceninin haklarını koruyan retroaktif (geçmişe etkili) kazanım kuralını tespit etmek için.
3
Hak ehliyetine hakim olan temel ilkeleri kontrol et.
Madde 8 uyarınca 'Genellik' ve 'Eşitlik' ilkeleri geçerlidir. Herkes hak ehliyetine sahiptir ve hukuk düzeni içinde eşittir.
Sınırlamaların veya ayrımcılık iddialarının hukuki geçerliliğini denetlemek için.

Anahtar Kavram

Hak Ehliyetinin Pasifliği, Genelliği ve Ceninin Durumu
Tahmini Süre:50s
Soru 4Soru

Kuvvetli bir ölüm tehlikesi içinde kaybolan kişi hakkında mahkemece verilen gaiplik kararı ve bu kararın hukuki sonuçlarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ölüm tehlikesi nedeniyle gaipliğine karar verilen kişinin mirasçıları, mirası teslim aldıkları tarihten itibaren on yıl veya gaip yüz yaşına varıncaya kadar teminat göstermekle yükümlüdürler.

Cevap

Ölüm tehlikesi nedeniyle gaipliğine karar verilen kişinin mirasçıları, mirası teslim aldıkları tarihten itibaren on yıl veya gaip yüz yaşına varıncaya kadar teminat göstermekle yükümlüdürler.
Türk Medeni Kanunu'nun 584. maddesine göre, ölüm tehlikesi içinde kaybolanların mirasçıları on yıl, uzun süreden beri haber alınamayanların mirasçıları ise on beş yıl ve her hâlde gaibin yüz yaşına varmasına kadar teminat göstermekle yükümlüdürler. Bu nedenle on yıl ve yüz yaş kuralını içeren ifade doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Gaiplik türüne göre bekleme sürelerini belirleme
Ölüm tehlikesi için 1 yıl, uzun süre haber alamama için 5 yıl beklenmelidir.
TMK Madde 33 gereği uygulama süreleri farklıdır.
2
Gaiplik kararının evliliğe etkisini analiz etme
Evlilik kendiliğinden sona ermez, fesih talebi şarttır.
Ölüm karinesinden farklı olarak gaiplik durumunda aile birliğinin korunması önceliklidir.
3
Miras teminat sürelerini kontrol etme
Ölüm tehlikesinde 10 yıl, uzun süre haber alamamada 15 yıl (ve her hâlde 100 yaş) kuralı geçerlidir.
TMK Madde 584 uyarınca mirasçıların hakları teminata bağlanmıştır.

Anahtar Kavram

Gaipliğin Maddi ve Şekli Şartları ile Hukuki Sonuçları

Daha Fazla Pratik

Ölüm karinesi ile gaiplik arasındaki yetki (idari/adli) farklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 5Soru

Türk Medeni Kanunu'na göre, bir kimsenin adının başkası tarafından haksız yere kullanılması durumunda, bu haksız kullanıma son verilmesini (saldırının durdurulmasını) isteyen kişinin açması gereken dava aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Men davası

Cevap

Türk Medeni Kanunu uyarınca adın haksız kullanımına son verilmesini sağlayan dava men davasıdır.
Türk Medeni Kanunu madde 26 uyarınca, adı haksız olarak kullanılan kişi bu kullanıma son verilmesini isteyebilir. Hukuk terminolojisinde devam eden bir saldırının durdurulması ve haksız kullanıma son verilmesi talebi 'men davası' ile gerçekleştirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuki durumun tespiti
Bir kimsenin adının rızası dışında ve haksız yere başkası tarafından kullanılması durumu (saldırı) saptanır.
Dava türünün belirlenmesi için öncelikle ihlalin niteliği anlaşılmalıdır.
2
İlgili kanun maddesinin uygulanması
Türk Medeni Kanunu madde 26/2 uyarınca adı haksız kullanılan kişinin 'son verilmesini' isteme hakkı olduğu görülür.
Adın korunmasıyla ilgili özel hüküm olan madde 26, saldırıya karşı başvurulacak yolları düzenler.
3
Dava türünün isimlendirilmesi
Haksız kullanıma son verme (saldırıyı durdurma) talebi 'men davası' olarak adlandırılır.
Hukuk terminolojisinde devam eden bir saldırıyı durdurmaya yönelik dava türü men davasıdır.

Anahtar Kavram

Adın Korunması Davaları (Men, Tespit, Tazminat)
Tahmini Süre:45s
Soru 6Soru

Ayırt etme gücüne sahip olan ancak henüz ergin olmamış veya ergin olduğu hâlde kısıtlanmış kişiler, Türk Medeni Kanunu'ndaki fiil ehliyeti sınıflandırmasına göre aşağıdakilerden hangisi kapsamında yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sınırlı ehliyetsizler

Cevap

Sınırlı ehliyetsizler kategorisinde yer alırlar.
Sınırlı ehliyetsizler grubu, ayırt etme gücüne sahip olan ancak fiil ehliyetinin diğer şartları olan erginlik veya kısıtlı olmama şartlarını taşımayan kişileri (ayırt etme gücü olan küçükler ve kısıtlılar) kapsar.

Adım Adım Çözüm

1
Kişinin ayırt etme gücü olup olmadığını belirleyin.
Soruda kişinin ayırt etme gücüne sahip olduğu belirtilmiştir.
Ehliyet sınıflandırmasında ilk temel kriter ayırt etme gücüdür.
2
Kişinin erginlik ve kısıtlılık durumunu kontrol edin.
Kişinin ergin olmadığı veya kısıtlı olduğu belirtilmiştir.
Ayırt etme gücü varken ergin olmama veya kısıtlı olma durumu kişiyi 'sınırlı ehliyetsiz' grubuna sokar.

Anahtar Kavram

Sınırlı ehliyetsizlerin ayırt etme gücüne sahip olması ancak yaş veya kısıtlılık engeline takılması.

Daha Fazla Pratik

Sınırlı ehliyetsizlerin yasal temsilcilerinin rızasıyla bile yapamayacağı yasak işlemleri (vakıf kurma, bağış yapma, kefil olma) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 7Soru

Bir sanatçı, bir magazin dergisinin kendisinin özel konutunun bahçesinde gizlice çekilmiş fotoğraflarını yarınki sayısında yayımlayacağını öğrenmiştir. Henüz yayımlanmamış olan bu fotoğrafların yayımlanmasını engellemek isteyen sanatçının, kişilik haklarını korumak amacıyla açması gereken dava aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saldırı tehlikesinin önlenmesi davası

Cevap

Henüz gerçekleşmemiş ancak gerçekleşme tehlikesi olan bir saldırıya karşı 'saldırı tehlikesinin önlenmesi davası' açılmalıdır.
Kişilik haklarına yönelik bir saldırı henüz gerçekleşmemiş fakat gerçekleşeceği kesin veya kuvvetle muhtemel ise, bu saldırının önüne geçmek için 'saldırı tehlikesinin önlenmesi davası' açılır. Sorudaki olayda magazin dergisinin fotoğrafları ertesi gün yayımlayacağı öğrenilmiştir, yani saldırı henüz başlamamış ancak ciddi bir tehdit aşamasındadır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki saldırının aşamasını belirlemek.
Fotoğraflar henüz yayımlanmadığı için bir saldırı tehlikesi (tehdidi) mevcuttur.
Dava türü, saldırının başlayıp başlamadığına veya bitip bitmediğine göre belirlenir.
2
Türk Medeni Kanunu'ndaki (TMK m. 25) ilgili hükmü uygulamak.
TMK 25 uyarınca 'önleme davası' (tecavüzün önlenmesi), beklenen saldırılar için öngörülmüştür.
Kişilik haklarının korunmasında koruyucu davalar saldırının kronolojik seyrine göre ayrılmıştır.

Anahtar Kavram

Kişilik Haklarını Koruyan Davaların Türleri ve Şartları
Soru 8Soru

Türk Medeni Kanunu uyarınca kişiliğin başlangıcı ve hak ehliyetinin kazanılmasına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar; çocuk, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak hak ehliyetine sahip olur.

Cevap

Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar; çocuk, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak hak ehliyetine sahip olur.
Türk Medeni Kanunu'nun 28. maddesine göre, hukuk sistemimizde kişilik 'tam ve sağ doğum' ile başlar. Ancak hak ehliyeti bakımından istisnai bir durum öngörülmüştür; çocuk eğer sağ doğarsa, hak ehliyeti ana rahmine düştüğü andan itibaren başlamış sayılır. Bu durum özellikle miras hukukunda ceninin haklarının korunması açısından kritiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Kişiliğin başlangıç anını belirle
TMK Madde 28/1 uyarınca kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu (anadan tamamen ayrıldığı) anda başlar.
Hukuk süjesi olmanın temel şartı doğumun tamamlanmış olmasıdır.
2
Hak ehliyetinin kazanılma anını ve şartını incele
TMK Madde 28/2 uyarınca çocuk, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren hak ehliyetine sahiptir.
Cenin, ileride sağ doğması durumunda geçmişe etkili olarak haklara sahip kılınarak korunmaktadır.

Anahtar Kavram

Kişilik ve Hak Ehliyeti Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Ceninin hak ehliyetini kazanması için gereken 'sağ doğum' şartının miras paylaşımındaki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 9Soru

Türk Medeni Kanunu uyarınca, gerçek kişilerin kendi işlemleriyle hak edinebilme ve borç altına girebilme yeteneğini ifade eden 'fiil ehliyeti' ve bu ehliyetin şartları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kişi, tam ve sağ doğmak şartıyla ana rahmine düştüğü andan itibaren hem hak ehliyetini hem de fiil ehliyetini kazanmış sayılır.

Cevap

Hak ehliyeti ile fiil ehliyetinin başlangıç anlarını aynı kabul eden ifade yanlıştır çünkü fiil ehliyeti doğumla değil, belirli şartların (erginlik, ayırt etme gücü, kısıtlı olmama) tamamlanmasıyla kazanılır.
Hak ehliyeti, Türk Medeni Kanunu Madde 28 uyarınca tam ve sağ doğmak şartıyla ana rahmine düşüldüğü anda kazanılır. Ancak fiil ehliyeti, bir kişinin kendi fiilleriyle hak edinebilmesi ve borç altına girebilmesi için gerekli olan aktif bir yetenektir. Fiil ehliyetinin kazanılması için kişinin ayırt etme gücüne sahip olması, ergin (reşit) olması ve kısıtlı olmaması (TMK m. 10) şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Dolayısıyla fiil ehliyetinin de ana rahmine düşmeyle başladığını savunan ifade hukuken yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Fiil ehliyeti şartlarını tanımla
Ayırt etme gücü + Erginlik + Kısıtlı olmama
TMK Madde 10 uyarınca fiil ehliyetinin üç temel unsuru vardır.
2
Hak ehliyeti ile karşılaştır
Hak ehliyeti ana rahminde (sağ doğmak şartıyla) başlar.
TMK Madde 28 uyarınca hak ehliyeti pasif bir ehliyettir ve kişilikle birlikte başlar.
3
Yanlış olan önermeyi belirle
Fiil ehliyetinin ana rahminde başladığını söyleyen ifade hatalıdır.
Fiil ehliyeti aktif bir ehliyettir ve belirli bir olgunluk gerektirir.

Anahtar Kavram

Fiil ehliyeti ve hak ehliyeti arasındaki farklar ile fiil ehliyetinin kazanılma şartları.

İpuçları

1
Soruda pasif bir ehliyet olan 'hak ehliyeti' ile aktif bir yetki olan 'fiil ehliyeti' arasındaki ayrımı dikkate alın.
2
Fiil ehliyeti için kişinin belirli bir zihinsel olgunluğa (ayırt etme gücü) ve belirli bir yaşa (erginlik) ulaşmış olması gerektiğini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Fiil ehliyeti bakımından sınırlı ehliyetsizlerin (ayırt etme gücü olan küçük ve kısıtlılar) yapamayacağı 'yasaklı işlemler' (vakıf kurma, kefalet, bağışlama) konusuna çalışarak bilginizi pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 10Soru

Türk Medeni Kanunu uyarınca, bir gerçek kişinin kendi fiilleriyle hak edinebilmesi ve borç altına girebilmesi için gerekli olan fiil ehliyetinin şartları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fiil ehliyeti, kişinin sağ ve tam doğması şartıyla ana rahmine düştüğü andan itibaren kazanılır.

Cevap

Fiil ehliyetinin sağ ve tam doğmak şartıyla ana rahmine düşüldüğü andan itibaren kazanıldığını belirten ifade yanlıştır; zira bu durum hak ehliyetinin tanımıdır.
Fiil ehliyeti, kişinin kendi işlemleriyle hak kazanabilmesi ve borç altına girebilmesidir. Türk Medeni Kanunu'na göre fiil ehliyetinin şartları; ayırt etme gücüne sahip olmak, ergin olmak ve kısıtlı olmamaktır. Oysa 'sağ ve tam doğmak şartıyla ana rahmine düşüldüğü andan itibaren' kazanılan ehliyet, hak ehliyetidir. Hak ehliyeti pasif bir ehliyettir ve her insanda bulunur; fiil ehliyeti ise aktif bir ehliyettir ve belirli şartlara bağlıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Fiil ehliyetinin şartlarını tanımlayın.
Fiil ehliyeti için; ayırt etme gücü, erginlik ve kısıtlı olmama şartları aranır.
Türk Medeni Kanunu madde 10 uyarınca bu üç şartın bir arada bulunması gerekir.
2
Hak ehliyeti ile fiil ehliyetini karşılaştırın.
Hak ehliyeti pasif bir ehliyettir ve doğumla başlar; fiil ehliyeti ise aktif bir ehliyettir ve belirli olgunluk seviyeleri gerektirir.
Öğrencinin iki temel ehliyet türünün başlangıç noktalarını ayırt etmesi beklenir.
3
Seçeneklerdeki 'erginlik' istisnalarını kontrol edin.
Evlenme ve mahkeme kararının (kazai rüşt) ergin kıldığını doğrulayın.
Erginlik şartının sadece yaşla sınırlı olmadığını teyit etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Fiil Ehliyetinin Şartları (TMK m. 10)

İpuçları

1
Fiil ehliyeti aktif bir yetenektir, hak ehliyeti ise pasiftir.
2
Bir kişinin 'kendi kendine' imza atıp borca girebilmesi için gereken şartları düşünün.

Daha Fazla Pratik

Fiil ehliyeti bakımından kişilerin sınıflandırılması (tam ehliyetli, sınırlı ehliyetli vb.) konusuna göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 11Soru

Türk Medeni Kanunu uyarınca, bir gerçek kişinin kendi işlemleriyle hak edinebilmesi ve borç altına girebilmesi için gerekli olan fiil ehliyetinin şartlarına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: On altı yaşını doldurmuş bir kimsenin mahkeme izniyle evlenmesi sonucunda kazandığı erginlik statüsü, fiil ehliyeti için aranan 'erginlik' şartını sağlar ve bu statü evliliğin sona ermesi durumunda da korunmaya devam eder.

Cevap

On altı yaşını doldurmuş bir kimsenin mahkeme izniyle evlenmesi sonucunda kazandığı erginlik statüsü, fiil ehliyeti için aranan 'erginlik' şartını sağlar ve bu statü evliliğin sona ermesi durumunda da korunmaya devam eder.
Türk Medeni Kanunu'na göre evlenme kişiyi ergin kılar. Olağanüstü evlenme yaşı olan 16 yaşını dolduranlar hakim izniyle evlendiklerinde erginlik statüsü kazanırlar. Bu şekilde kazanılan erginlik, evliliğin ölüm, boşanma veya butlan gibi nedenlerle sona ermesi durumunda dahi hukuken korunur ve kişi fiil ehliyetinin erginlik şartını sağlamaya devam eder.

Adım Adım Çözüm

1
Fiil ehliyetinin kurucu şartlarını belirle.
Fiil ehliyeti için ayırt etme gücü, erginlik ve kısıtlı olmama şartları kümülatif olarak gereklidir.
Türk Medeni Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca bu üç şarttan birinin eksikliği tam ehliyetli olmayı engeller.
2
Erginlik türlerini ve etkilerini analiz et.
Normal erginlik (18 yaş), evlenme ile erginlik ve mahkeme kararı ile erginlik (kazai rüşt) mevcuttur.
Kanun, belirli yaş sınırları ve hukuki olaylarla kişiye kendi fiilleriyle hak edinme yetkisi tanıyan erginlik statüsünü verir.
3
Evlenme ile kazanılan erginliğin sürekliliğini kontrol et.
Evlenme ile kazanılan erginlik statüsü kalıcıdır; evliliğin sona ermesi bu hukuki statüyü geri almaz.
Hukuki istikrar ilkesi ve kazanılmış hakların korunması gereği, evlenme ile kazanılan rüşt statüsü korunur.

Anahtar Kavram

Fiil Ehliyetinin Kümülatif Şartları ve Erginlik Statüsünün Kazanılması
Soru 12Soru

Kuvvetli bir ölüm tehlikesi içinde kaybolan ve kendisinden bir daha haber alınamayan (A)'nın eşi (B), olay anında hâmiledir. Olaydan yedi ay sonra çocuk (C) sağ ve tam olarak doğmuştur. (A) hakkında gaiplik kararı verilmesi ve bu durumun hukuki sonuçlarına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (A) hakkında gaiplik kararı verildiğinde, kişiliği ölüm tehlikesinin gerçekleştiği andan itibaren sona ermiş sayılır ve bu tarihte ana rahminde olan (C), sağ ve tam doğmak kaydıyla (A)'ya mirasçı olur.

Cevap

Gaiplik kararının geriye etkili sonuç doğurması ve çocuğun sağ doğmak kaydıyla ana rahmine düştüğü andan itibaren hak ehliyetine sahip olması nedeniyle, (A)'nın kişiliği kaza anında sona ermiş sayılır ve bu tarihte ana rahminde olan (C) mirasçı olur.
Türk Medeni Kanunu'na göre gaiplik kararı, ölüm tehlikesinin gerçekleştiği günden başlayarak sonuç doğurur (geriye etkililik). Bu tarih itibarıyla ana rahminde olan çocuk (C), sağ ve tam doğmak kaydıyla hak ehliyetini hamileliğin başlangıcına kadar götürebildiği için mirasın açıldığı an hayatta sayılır ve (A)'ya mirasçı olur.

Adım Adım Çözüm

1
Gaiplik davası şartlarının ve bekleme süresinin analizi
Kuvvetli ölüm tehlikesi durumunda 1 yıl (TMK m. 33), uzun süre haber alamama durumunda 5 yıl bekleme süresi vardır.
Olayda uçak kazası gibi kuvvetli bir ölüm tehlikesi olduğu için 1 yıllık süre uygulanmalıdır.
2
Kişiliğin sona erme anının tespiti
Gaiplik kararı verildiğinde, hukuki sonuçlar ölüm tehlikesinin gerçekleştiği günden itibaren başlar (TMK m. 35/2).
Gaiplik kararının geriye etkili (retrospektif) olması kanuni bir zorunluluktur.
3
Cenin (nasciturus) hak ehliyetinin değerlendirilmesi
Çocuk, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren hak ehliyetini kazanır (TMK m. 28).
Mirasın açıldığı anda ana rahminde olan çocuk, sağ ve tam doğduğunda mirasçı sıfatını kazanmış olur.
4
Sentez ve Karşılaştırma
Kişilik geriye dönük olarak kaza anında sona ererken, çocuk o an ana rahminde olduğu için mirasçı olur.
TMK m. 28, 35 ve 582 hükümlerinin birleşik uygulaması bu sonucu doğurur.

Anahtar Kavram

Gaipliğin Geriye Etkili Sonuçları ve Ceninin Hak Ehliyeti

Alternatif Yöntem

Olaydaki tarihleri bir zaman çizelgesi üzerinde işaretleyerek kararın 'geriye yürüyen etkisini' (T3 -> T1) ve ceninin 'hak ehliyetini kazandığı anı' (T0) görselleştirmek, karmaşık seçenekleri elemeyi kolaylaştırır.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 13Soru

Türk Medeni Kanunu'na göre, gerçek kişilerin kendi fiilleriyle hak edinebilme ve borç altına girebilme iktidarını ifade eden fiil ehliyetinin şartları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fiil ehliyeti için aranan erginlik şartı; yaş erginliği, evlenme veya mahkeme kararıyla (kazai rüşt) kazanılabilir ve evlenme yoluyla kazanılan erginlik, evliliğin boşanma ile sona ermesi durumunda kaybedilmez.

Cevap

Fiil ehliyetinin şartlarından olan erginliğin kazanılma yolları ve kazanılan bu statünün (evlilik sona erse dahi) kalıcı olduğunu belirten ifade doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'na göre fiil ehliyeti için ayırt etme gücü, erginlik ve kısıtlı olmamak şartları aranır. Erginlik; on sekiz yaşın doldurulmasıyla (yasal erginlik), evlenmeyle veya mahkeme kararıyla (kazai rüşt) kazanılabilir. Özellikle evlenme yoluyla kazanılan erginlik, evlilik boşanma veya butlanla sona erse dahi kişinin kazanmış olduğu erginlik statüsünü etkilemez.

Adım Adım Çözüm

1
Fiil ehliyetinin üç temel şartını hatırla.
1. Ayırt etme gücü (sezginlik), 2. Erginlik (rüşt), 3. Kısıtlı olmamak.
Tam fiil ehliyeti için bu üç şartın kümülatif olarak bir arada bulunması gerekir.
2
Erginlik (Maturity) türlerini analiz et.
Normal erginlik (18 yaş), Evlenme erginliği (olağan 17, olağanüstü 16) ve Kazai rüşt (15 yaş + mahkeme kararı).
Soruda erginlik şartının kapsamı sorgulanmaktadır.
3
Kazanılan erginliğin sürekliliğini değerlendir.
Evlenme yoluyla veya mahkeme kararıyla kazanılan erginlik geri dönülemez (kalıcı) bir statüdür.
Hukuki işlemlerin geçerliliğini korumak ve kişisel durum sicilindeki istikrarı sağlamak için bu kural esastır.

Anahtar Kavram

Fiil Ehliyetinin Şartları ve Erginlik Türleri

Daha Fazla Pratik

Sınırlı ehliyetsizlerin yapması yasak olan işlemleri (bağışlama, vakıf kurma, kefalet) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 14Soru

Ayırt etme gücüne sahip olan 1717 yaşındaki (A), yasal temsilcisinin haberi ve rızası olmaksızın bir teknoloji mağazasından taksitle oyun konsolu satın almıştır.

Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre, (A)'nın fiil ehliyeti yönünden dahil olduğu grup ve gerçekleştirdiği işlemin hukuki akıbeti aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sınırlı ehliyetsizdir - İşlem askıda hükümsüzdür.

Cevap

Söz konusu kişi sınırlı ehliyetsizdir ve yaptığı işlem yasal temsilcisinin onayı alınana kadar askıda hükümsüzdür.
Kişi ayırt etme gücüne sahip olduğu halde henüz ergin olmadığı için 'sınırlı ehliyetsiz' kategorisindedir. Bu gruptakilerin kendilerini borç altına sokan işlemleri (taksitle alışveriş gibi) yasal temsilcilerinin rızasıyla yapmaları gerekir. Rıza alınmadan yapılan bu işlem 'tek taraflı bağlamazlık' veya diğer adıyla 'askıda hükümsüzlük' yaptırımına tabidir; yani temsilci onay verene kadar işlem geçerlilik kazanmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Kişinin ehliyet durumunu tespit etme
Ayırt etme gücü var + Reşit değil (17 yaş) = Sınırlı Ehliyetsiz
Türk Medeni Kanunu'na göre ayırt etme gücü olan ancak ergin olmayanlar sınırlı ehliyetsizdir.
2
İşlemin niteliğini belirleme
Taksitle satın alma = Borçlandırıcı işlem
Sınırlı ehliyetsizlerin karşılıksız kazanma veya kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar dışındaki borçlandırıcı işlemleri temsilci iznine tabidir.
3
Hukuki sonucu belirleme
Askıda hükümsüzlük (Tek taraflı bağlamazlık)
Yasal temsilcinin rızası olmadan yapılan borçlandırıcı işlemler, temsilci onay verene (icazet) kadar hüküm doğurmaz.

Anahtar Kavram

Sınırlı ehliyetsizlerin işlem ehliyeti ve tek taraflı bağlamazlık (askıda hükümsüzlük) ilkesi.
Soru 15Soru

Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre, bir kimsenin kişilik haklarına yönelik hukuka aykırı bir saldırı başlamış ve bu saldırı hâlen devam etmekte ise; söz konusu saldırının bitirilmesini amaçlayan dava aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saldırıya son verilmesi (durdurma) davası

Cevap

Saldırıya son verilmesi (durdurma) davası
Türk Medeni Kanunu'na göre, kişilik hakkına yapılan saldırı başlamış ve devam ediyorsa, hak sahibi saldırıya son verilmesini (durdurulmasını) isteyebilir. Bu dava, mevcut hukuka aykırılığın ortadan kaldırılmasını hedefler.

Adım Adım Çözüm

1
Saldırının zaman dilimini belirle.
Saldırı başlamış ve hâlen devam etmektedir.
Dava türünü seçmek için saldırının hangi aşamada olduğu (gelecek, şu an, geçmiş) kritiktir.
2
Amacı analiz et.
Amacı mevcut saldırıyı bitirmektir.
Eğer amaç tazminat olsaydı parasal bir talep, amaç sadece hukuka aykırılığı belirlemek olsaydı tespit istenirdi.
3
Uygun dava türünü eşleştir.
Devam eden saldırılar için 'durdurma' davası açılır.
Türk Medeni Kanunu madde 25 uyarınca, saldırı devam ediyorsa son verilmesi istenir.

Anahtar Kavram

Kişilik Haklarını Koruyan Davaların Türleri
Tahmini Süre:45s
Soru 16Soru

Türk Medeni Kanunu (TMK) uyarınca, bir gerçek kişinin kendi fiilleriyle hak edinebilme ve borç altına girebilme yeteneğini ifade eden 'fiil ehliyeti' ve bu ehliyetin şartları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hak ehliyetinin kazanılması için aranan tam ve sağ doğmuş olma şartı, fiil ehliyeti için de kanunda sayılan kurucu bir unsurdur.

Cevap

Hak ehliyetinin kazanılması için gerekli olan tam ve sağ doğmuş olma şartının fiil ehliyeti için de zorunlu bir unsur olduğunu belirten ifade yanlıştır.
Türk Medeni Kanunu'nun 10. maddesine göre ayırt etme gücüne sahip ve ergin olan kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır. 'Tam ve sağ doğmuş olmak' ise kanunun 28. maddesinde düzenlenen hak ehliyetinin (kişiliğin) başlangıcına ilişkin bir şarttır. Dolayısıyla hak ehliyeti şartının fiil ehliyeti şartı olarak nitelendirilmesi hukuken yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Fiil ehliyetinin yasal şartlarını hatırlayın.
TMK m. 10'a göre fiil ehliyetinin üç şartı vardır: Ayırt etme gücü, Erginlik ve Kısıtlı olmamak.
Soruda hangi ifadenin yanlış olduğu sorulmaktadır, bu nedenle önce doğru şartların bilinmesi gerekir.
2
Hak ehliyeti ile fiil ehliyeti arasındaki farkı analiz edin.
Tam ve sağ doğmuş olmak hak ehliyetinin (medeni haklardan yararlanma) şartıdır. Fiil ehliyeti ise bu hakları bizzat kullanma yeteneğidir.
Öğrencilerin en sık düştüğü hata, kişiliğin başlangıcı ile fiil ehliyetinin şartlarını birbirine karıştırmaktır.
3
Seçenekleri bu bilgilerle karşılaştırın.
Hak ehliyeti şartının fiil ehliyeti şartı olarak sunulması mantıksal ve hukuki bir hatadır.
Yanlış olan önermeyi tespit etmek için kavramsal sınırların net çizilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Fiil Ehliyeti ve Hak Ehliyeti Ayrımı

İpuçları

1
Fiil ehliyetinin üç ana şartı (ayırt etme gücü, erginlik, kısıtlı olmamak) ile kişiliğin başlangıç şartlarını ayırt edin.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 17Soru

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, kişisel durum sicillerinin tutulması, bu sicillerdeki aleniyet ilkesi ve kayıtların düzeltilmesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kişisel durum sicillerinin tutulmasından doğan zararlardan Devlet, memurunun kusuru bulunmasa dahi sorumludur.

Cevap

Kişisel durum sicillerinin tutulmasından doğan zararlardan Devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluktur; bu nedenle memurun kusuru olmasa dahi Devlet tazminatla yükümlüdür.
Türk Medeni Kanunu'nun 38. maddesi uyarınca, kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan zararlar Devletçe tazmin edilir. Bu sorumluluk, sicil memurunun kişisel kusuru bulunmasa dahi doğan bir kusursuz sorumluluk hâlidir. Devlet, ödediği tazminat için kusurlu memura rücu hakkına sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Devletin sorumluluğunun niteliğini belirle.
Türk Medeni Kanunu m. 38 uyarınca Devlet, sicilin tutulmasından doğan zararlardan kusursuz sorumludur.
Sicil hizmetinin kamu düzenini ilgilendiren önemi nedeniyle devletin organizasyon sorumluluğu öngörülmüştür.
2
Kayıtların düzeltilmesi usulünü kontrol et.
Düzeltme ancak mahkeme kararı (Asliye Hukuk) ile yapılabilir.
Resmi sicillerin güvenilirliğini korumak için idari müdahale yerine yargısal denetim şart koşulmuştur.
3
Aleniyet ilkesinin sınırlarını analiz et.
Aleniyet mutlak değil, sınırlıdır; hukuki yarar şartı aranır.
Kişisel verilerin gizliliği ve özel hayatın korunması ilkesi gereği herkesin her kaydı incelemesi engellenmiştir.

Anahtar Kavram

Devletin Kusursuz Sorumluluğu (TMK m. 38)

Daha Fazla Pratik

Kişisel durum sicilinin resmi belge niteliğini ve TMK m. 7 uyarınca ispat gücünü inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 18Soru

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca ad üzerindeki hakkın korunması ve adın değiştirilmesi kurumları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adın haksız kullanımına karşı açılacak olan "men" (durdurma) davası özünde bir haksız fiil sorumluluğuna dayandığından; bu davanın dinlenebilmesi için davalının kusurlu olması ve davacının bir zarara uğramış olması zorunludur.

Cevap

Adın haksız kullanımına karşı açılacak olan men (durdurma) davasının dinlenebilmesi için davalının kusurlu olması ve davacının bir zarara uğramış olması zorunlu değildir.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır; çünkü ad üzerindeki hak mutlak bir kişilik hakkıdır. Bu hakkın haksız yere kullanılmasını durdurmak (men) veya önlemek amacıyla açılan davalar, bir haksız fiil tazminat davası değildir. Bu nedenle, saldırıyı gerçekleştiren kişinin kusurlu olması veya saldırı sonucunda davacının ekonomik/manevi bir zarara (kayba) uğramış olması davanın açılabilmesi için şart değildir. Sadece hakkın ihlal edilmiş olması yeterlidir.

Adım Adım Çözüm

1
TMK m. 26 ve 27 hükümlerini analiz etme
Adın korunması (m. 26) ve değiştirilmesi (m. 27) için farklı hukuki şartlar öngörülmüştür.
Dava türlerini ve hak düşürücü süreleri belirlemek için gereklidir.
2
Men davasının hukuki niteliğini değerlendirme
Ad üzerindeki hak bir mutlak haktır. Mutlak haklara yönelik saldırıları durdurmak için açılan men davasında kusur ve zarar aranmaz.
Tazminat davası ile koruma davası arasındaki temel farkı ayırt etmek için gereklidir.
3
Tazminat şartlarını kontrol etme
TMK m. 26/2 uyarınca maddi ve manevi tazminat ancak haksız kullanan "kusurlu" ise talep edilebilir.
Kusur şartının hangi talep türleri için geçerli olduğunu saptamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Adın korunması davalarında (men/tespit) kusur ve zarar aranmazken, tazminat davalarında genel hükümler uyarınca kusur şartının aranması.

Daha Fazla Pratik

Adın korunması davalarında yetkili ve görevli mahkemeleri (Davacının yerleşim yeri - Asliye Hukuk) tekrar ediniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 19Soru

Vesayet altına alınmış olan (V), yerleşme niyetiyle oturduğu İstanbul'daki ikametinden ayrılarak tedavi amacıyla Bursa'daki bir rehabilitasyon merkezine yatırılmıştır. (V)'nin vesayet makamı ise Ankara'dadır. Bu durumla ilgili Türk Medeni Kanunu'nun yerleşim yeri (ikametgâh) düzenlemeleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kısıtlıların yerleşim yeri bağlı oldukları vesayet makamının bulunduğu yer olduğu için (V)'nin yerleşim yeri Ankara'dır.

Cevap

Vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri, bağlı oldukları vesayet makamının bulunduğu yerdir; bu nedenle (V)'nin yerleşim yeri Ankara'dır.
Türk Medeni Kanunu'nun 2121. maddesi uyarınca, vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri, bağlı oldukları vesayet makamının bulunduğu yerdir. Olayda vesayet makamı Ankara'da olduğu için, kişinin Bursa'da bir rehabilitasyon merkezinde kalması bu durumu değiştirmez.

Adım Adım Çözüm

1
Kişinin hukuki durumunu belirlemek
Kişi vesayet altındadır (kısıtlıdır).
Yasal yerleşim yeri kurallarının uygulanıp uygulanmayacağını tespit etmek için.
2
Yasal yerleşim yeri kuralını uygulamak
TMK m. 21 gereği yerleşim yeri vesayet makamının (Ankara) bulunduğu yerdir.
Vesayet altındakiler için kanun koyucu özel bir yerleşim yeri tayin etmiştir.
3
İstisnai durumları değerlendirmek
Sağlık kurumunda bulunmak yerleşim yerini değiştirmez (TMK m. 19/3).
Tedavi amaçlı ayrılışların iradi yerleşim yeri değişikliği yaratmayacağını teyit etmek için.

Anahtar Kavram

Yasal Yerleşim Yeri ve Süreklilik İlkesi

Daha Fazla Pratik

Velayet altındaki çocukların yerleşim yeri ile ilgili TMK m. 21/1 düzenlemesini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 20Soru

Türk Medeni Kanunu'nun ad üzerindeki hakkın korunması ve adın değiştirilmesine ilişkin hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir kimsenin adının başkası tarafından haksız olarak kullanılması durumunda, bu haksızlığı gidermek amacıyla başvurulması gereken hukuki yol adın değiştirilmesi davasıdır.

Cevap

Bir kimsenin adının başkası tarafından haksız yere kullanılması hâlinde başvurulacak yolun adın değiştirilmesi davası olduğunu belirten ifade yanlıştır.
Adın korunması (TMK m. 26) ve adın değiştirilmesi (TMK m. 27) farklı hukuki durumlara hizmet eder. Bir kimsenin adının başkası tarafından haksız yere kullanılması durumunda açılacak dava 'adın korunması' davasıdır. Adın değiştirilmesi davası ise kişinin kendi mevcut adını haklı sebeplerle (gülünç olması, kötü tanınması vb.) değiştirmek istemesi durumunda açılır. Bu nedenle, haksız kullanımı gidermek için adın değiştirilmesi davasına başvurulacağı ifadesi hukuken yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuki kurumları tanımla
Türk Medeni Kanunu m. 26 adın korunmasını, m. 27 ise adın değiştirilmesini düzenler.
İki kurumun amaçları ve başvuru şartları birbirinden tamamen farklıdır.
2
Adın korunması davasının şartlarını incele
Başkası tarafından haksız kullanım söz konusudur. Son verme, tespit (belirleme), önleme (men) ve durdurma (ref) talepleri ileri sürülebilir.
Ad üzerindeki mutlak hakkın ihlalini sona erdirmek hedeflenir.
3
Adın değiştirilmesi davasının şartlarını incele
Kişinin kendi adını değiştirmek istemesi ve bunun için 'haklı bir sebep' sunması gerekir.
Adın değiştirilmesi, başkasının haksız kullanımını durdurmak için değil, kişinin kendi kimlik bilgilerini güncellemesi için bir yoldur.

Anahtar Kavram

Adın Korunması Davaları ile Adın Değiştirilmesi Kurumu Arasındaki Farklar
Sayfa 1 / 7Sonraki
Kişiler Hukuku Alıştırma Soruları — KPSS Hukuk | Examkin