Emre yazılı bir poliçenin lehtarı olan Aslı, vadesi geldiğinde senet bedelini kendisi adına tahsil etmesi için poliçeyi arkadaşı Burak'a vermek istemiştir. Üçüncü kişilerin Burak'ın yetkisini sorgulamasını istemeyen Aslı, poliçenin üzerine 'bedeli tahsil içindir' veya benzeri bir kayıt düşmek yerine, herhangi bir kayıt koymaksızın tam ciro (temlik cirosu) yaparak senedi Burak'a devretmiştir (inançlı ciro). Daha sonra Burak, Aslı ile aralarındaki bu özel anlaşmaya aykırı hareket ederek, senedi ticari bir borcuna karşılık iyiniyetli üçüncü kişi Cengiz'e ciro ve teslim yoluyla devretmiştir.
Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- ABurak'a yapılan cironun asıl amacı tahsil yetkisi vermek olduğundan, bu işlem kanunen 'tahsil cirosu' olarak kabul edilir ve Cengiz senedi devralmakla yalnızca Aslı adına tahsil yetkilisi sıfatını kazanır.
- BBurak inanç anlaşmasına aykırı davranıp yetkisini aşarak senedi devrettiği için yapılan son ciro işlemi kendiliğinden geçersiz sayılır ve Aslı senedi Cengiz'den her zaman geri isteyebilir.
- Dış görünüşü itibarıyla tam bir temlik cirosu yapılmış olduğundan, senedi iyiniyetle devralan Cengiz mülkiyet hakkını kazanır ve Aslı inanç anlaşmasına dayalı iddialarını Cengiz'e karşı ileri süremez.Cevap
- DKıymetli evrak hukukunda inançlı (gizli) ciro yapılması yasaklandığından, Aslı'nın yaptığı bu işlem poliçenin kambiyo senedi niteliğini sona erdirir.
- ECengiz poliçenin mülkiyetini şeklen kazanmış olsa da, Burak'ın Aslı'ya karşı olan vekâlet görevini kötüye kullanması nedeniyle Aslı'nın Cengiz'e karşı ileri süreceği nispi def'iler mutlak def'i niteliğine dönüşür.
Cevap
Dış görünüşü itibarıyla tam bir temlik cirosu yapılmış olduğundan, senedi iyiniyetle devralan Cengiz mülkiyet hakkını kazanır ve Aslı inanç anlaşmasına dayalı iddialarını Cengiz'e karşı ileri süremez.
Kıymetli evrak hukukunda, tahsil amacıyla verilmek istenen bir poliçenin üzerine tahsil cirosu kaydı düşülmeyip şeklen temlik cirosu yapılarak devredilmesine 'inançlı ciro' veya 'gizli tahsil cirosu' denir. Dış görünüşü itibarıyla bu işlem bir temlik cirosu olduğundan, senedi devralan kişi senedin maliki sıfatını şeklen kazanır ve geniş tasarruf yetkisine sahip olur. Bu kişi senedi aralarındaki inanç anlaşmasına aykırı olarak iyiniyetli bir üçüncü kişiye devrederse, üçüncü kişi senedin mülkiyetini geçerli olarak kazanır. Kıymetli evrakın soyutluk ilkesi ve def'ilerin sınırlandırılması kuralı gereği, ilk devreden kişi ile devralan arasındaki inanç anlaşması (nispi def'i), senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmeyen (iyiniyetli) üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez. Bu sebeple Cengiz senedin meşru hamili olur.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
İnançlı Ciro ve İyiniyetli Üçüncü Kişilerin Korunması