Türk Medeni Kanunu uyarınca, bir hakkın kazanılmasında iyiniyetin (subjektif iyiniyet) korunabilmesi için aranan "özen yükümlülüğü" ve "iyiniyet karinesi" arasındaki ilişki bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- İyiniyetin varlığı asıl olsa da, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.Cevap
- Bİyiniyet karinesi gereği, kişi ağır ihmaline rağmen bir hakkın kazanılmasını engelleyen kusuru bilmediğini ileri sürerek her durumda korunur.
- Cİyiniyet, hakların kullanılmasında ve borçların ifasında herkesin uyması gereken genel bir dürüstlük kuralıdır.
- Dİyiniyetli olduğunu iddia eden kişi, hakkın kazanılması anında özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispat etmekle mükelleftir.
- EHakkın kötüye kullanılması yasağı, subjektif iyiniyet karinesinin aksinin ispat edilmesine gerek duyulmayan tek haldir.
Cevap
İyiniyetin varlığının asıl olduğunu ancak bu durumun gerekli özenin gösterilmemesi halinde korunmayacağını belirten ifade doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasına göre, bir hakkın kazanılmasında iyiniyete hukuki bir sonuç bağlandığı durumlarda iyiniyetin varlığı asıldır (iyiniyet karinesi). Ancak aynı maddenin ikinci fıkrası bu korumaya bir sınır getirir: Eğer kişi, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermiş olsaydı söz konusu engeli/kusuru öğrenebilecek idiyse, artık iyiniyet korumasından yararlanamaz. Bu nedenle iyiniyetin varlığının asıl olması ile özen yükümlülüğü arasındaki dengeyi kuran ifade doğrudur.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Subjektif İyiniyet Karinesi ve Özen Yükümlülüğü Sınırı
Tahmini Süre:1m 15s