Milli Gelir ve Büyüme

88 soru

Soru 41Soru

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından her yıl gerçekleştirilen Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması kapsamında hesaplanan 'sürekli yoksulluk' oranı, bireylerin uzun süreli yoksulluk durumunu izlemek amacıyla kullanılmaktadır. Buna göre, bir bireyin referans yılında 'sürekli yoksulluk' riski altında kabul edilebilmesi için söz konusu yılda yoksulluk riski altında olmasının yanı sıra, aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmiş olması gerekmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geçmiş 33 yılın en az 22 yılında yoksulluk riski altında bulunması

Cevap

Bireyin referans yılında ve geçmiş üç yılın en az ikisinde yoksulluk riski altında olması durumudur.
Doğru cevap, TÜİK'in Avrupa Birliği standartlarıyla uyumlu 'sürekli yoksulluk' tanımını tam olarak yansıtmaktadır. Bu tanıma göre, eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin %60\%60’ı temel alınarak hesaplanan yoksulluk riski altında olanlardan, referans yılında ve önceki üç yılın en az ikisinde yoksul olanlar 'sürekli yoksul' olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Referans yılındaki durumu belirle.
Birey güncel yılda (referans yılı) yoksulluk sınırı altındadır.
Sürekli yoksulluk analizi güncel durumun tespitiyle başlar.
2
Geçmiş dönem verilerini incele.
Referans yılından önceki 33 yıl (t1,t2,t3t-1, t-2, t-3) kapsama alınır.
TÜİK ve Avrupa Birliği (Eurostat) standartları 44 yıllık bir panel verisi gerektirir.
3
Eşik değeri (frekans) kontrol et.
Geçmiş 33 yılın en az 22 yılında yoksulluk durumu saptanmalıdır.
Yoksulluğun kalıcı olup olmadığını anlamak için geçmiş dönemdeki sıklık kriteri uygulanır.

Anahtar Kavram

Sürekli Yoksulluk (Persistent Poverty)

Daha Fazla Pratik

TÜİK'in yoksulluk ölçümünde kullandığı 'maddi yoksunluk' (material deprivation) kriterlerinin (ısınma, tatil, protein ihtiyacı vb.) güncel sayısını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 42Soru

Türkiye ekonomisinin Cumhuriyet’in ilanından günümüze kadar geçirdiği yapısal dönüşüm süreci incelendiğinde; tarım, sanayi ve hizmetler sektörlerinin Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYHGSYH) içerisindeki payları ile toplam istihdamdaki ağırlıklarının seyri hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarım sektörünün milli gelir (GSYHGSYH) içerisindeki payı, istihdamdaki payına oranla çok daha hızlı ve belirgin bir azalış göstermiştir.

Cevap

Tarım sektörünün milli gelir içerisindeki payı, istihdamdaki payına oranla çok daha hızlı bir azalış göstermiştir.
Türkiye ekonomisinde sektörel dönüşümün en belirgin kanıtı, tarımın milli gelirdeki payının istihdamdaki payına göre çok daha radikal bir hızla düşmesidir. Bu durum, ekonominin sanayi ve özellikle hizmetler ağırlıklı bir yapıya evrildiğini, ancak işgücü piyasasının bu değişime aynı hızla uyum sağlayamadığını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Sektörel verilerin tarihsel eğilimini karşılaştırın.
Tarımın GSYHGSYH payı Cumhuriyet'in başında %40\%40 civarındayken bugün %6\%6 düzeyindedir. İstihdam payı ise %80\%80’lerden %1517\%15-17 düzeyine gerilemiştir.
Yapısal dönüşüm hızı, katma değer (gelir) ile işgücü (istihdam) arasındaki makasın nasıl kapandığını veya açıldığını anlamayı sağlar.
2
Sektörler arası verimlilik farklarını analiz edin.
Tarımın gelir payının istihdam payından çok daha düşük olması, tarım sektöründe gizli işsizlik ve düşük verimlilik olduğunu teyit eder.
Dönüşüm sürecinde sanayi ve hizmetler daha hızlı katma değer üretirken, işgücünün tarımdan bu sektörlere kayması daha yavaş gerçekleşmiştir.

Anahtar Kavram

Sektörel Yapısal Dönüşüm ve Verimlilik Makası
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 43Soru

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2016 yılında gerçekleştirdiği metodolojik revizyonla Avrupa Hesaplar Sistemi'ne (ESAESA 20102010) tam uyum sağlamış ve 2009 bazlı yeni GSYHGSYH serisini yayımlamaya başlamıştır. Aşağıdaki tabloda Türkiye ekonomisinin son yıllardaki büyüme performansına dair veriler yer almaktadır:

YılGSYH Büyüme Oranı (%)
202111,4
20225,5
20234,5

Bu metodoloji çerçevesinde, harcama yöntemiyle Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYHGSYH) hesaplamasında kullanılan bileşenler dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu hesaplama kalemleri arasında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dış âlem net faktör gelirleri

Cevap

Dış âlem net faktör gelirleri, Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYHGSYH) bileşeni değil, Gayrisafi Milli Hasıla (GSMHGSMH) hesaplamasında kullanılan bir geçiş kalemidir.
Doğru yanıt olan dış âlem net faktör gelirleri, bir ülkenin vatandaşlarının dışarıdan elde ettiği gelirler ile o ülkede yerleşik yabancıların dışarıya transfer ettiği gelirler arasındaki farktır. Bu kalem GSYHGSYH hesaplamasında değil, GSYHGSYH'den GSMHGSMH veya Gayrisafi Milli Gelir'e (GSMGGSMG) geçişte toplamsal bir öge olarak kullanılır.

Adım Adım Çözüm

1
Harcama yöntemiyle GSYHGSYH formülünü hatırla.
GSYH=C+I+G+(XM)+Stok Deg˘is¸imiGSYH = C + I + G + (X - M) + \text{Stok Değişimi}
Harcama yöntemi, bir ekonomideki toplam harcamaların (tüketim, yatırım, kamu ve net ihracat) toplamını esas alır.
2
Seçeneklerdeki kalemleri formül ile karşılaştır.
Hanehalkı tüketimi (CC), Sabit sermaye oluşumu (II), Devlet harcamaları (GG) ve Stok değişimleri formülde yer alırken, Dış âlem net faktör gelirleri (DANFGDANFG) yer almaz.
DANFGDANFG, üretim faktörlerinin mülkiyetine dayalı olan Milli Hasıla kavramıyla ilgilidir.
3
GSYHGSYH ve GSMHGSMH arasındaki ilişkiyi kur.
GSMH=GSYH+DANFGGSMH = GSYH + DANFG
Yurt içi hasılaya dış dünyadan gelen net gelirler eklendiğinde milli hasılaya ulaşılır.

Anahtar Kavram

Harcama Yöntemiyle GSYH Bileşenleri ve GSYH-GSMH Ayrımı

İpuçları

1
Harcama yöntemi formülünü (C+I+G+XMC+I+G+X-M) hatırlayın.
2
GSYHGSYH coğrafi sınırlar içindeki üretimi, GSMHGSMH ise o ülke vatandaşlarının üretimini ölçer.

Daha Fazla Pratik

TÜİK'in gelir yöntemiyle GSYHGSYH hesaplamasında kullandığı 'işgücü ödemeleri' ve 'işletme artığı' gibi kalemleri inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 44Soru

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından her yıl gerçekleştirilen Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması'nda, bireylerin toplumun genel refah düzeyine göre durumunu belirlemek amacıyla 'göreli yoksulluk' sınırları hesaplanmaktadır. Bu hesaplama yöntemine göre, yoksulluk riskinin belirlenmesinde temel referans noktası olarak kabul edilen gösterge aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin belirli bir yüzdesi

Cevap

Göreli yoksulluk, toplumun genel gelir düzeyine göre belirlenen bir sınırdır ve Türkiye'de 'eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan geliri' referans alınarak hesaplanır.
TÜİK yoksulluk çalışmalarında, hanehalkı büyüklüğü ve kompozisyonunu dikkate alan 'eşdeğerlik ölçeği' kullanarak fert gelirlerini hesaplar. Bu gelirlerin küçükten büyüğe sıralanmasıyla tam ortada kalan 'medyan gelir' bulunur. Bu değerin belirlenen bir yüzdesi (genellikle %50 veya %60) yoksulluk sınırı olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Göreli yoksulluk kavramını tanımlayın.
Göreli yoksulluk, bireylerin toplumun ortalama refah düzeyinin belirli bir oranının altında kalması durumudur.
Bu tanım, yoksulluğu mutlak ihtiyaçlar yerine toplumsal refah paylaşımı üzerinden ele alır.
2
Hesaplamada kullanılan temel değişkeni belirleyin.
Referans değişken 'Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan geliri'dir.
Medyan (ortanca) değer, uç gelir gruplarından etkilenmediği için toplumun merkezini aritmetik ortalamadan daha sağlıklı temsil eder.
3
TÜİK'in uyguladığı oranları analiz edin.
Medyan gelirin %50'si ve %60'ı üzerinden iki farklı yoksulluk sınırı oluşturulur.
Farklı eşik değerler, yoksulluk riskinin derinliğini (şiddetini) farklı açılardan ölçmeye olanak tanır.

Anahtar Kavram

Eşdeğer Hanehalkı Kullanılabilir Fert Medyan Geliri
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 45Soru

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 20222022 yılı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması'ndan itibaren Avrupa Birliği normlarına uyum sağlamak amacıyla "şiddetli maddi yoksunluk" göstergesini revize ederek "maddi ve sosyal yoksunluk" göstergesini yayımlamaya başlamıştır. Bu yeni gösterge; 77 hanehalkı düzeyi ve 66 bireysel düzeyde olmak üzere toplam 1313 maddeden oluşmaktadır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi "maddi ve sosyal yoksunluk" göstergesinin hesaplanmasında kullanılan bireysel düzeydeki maddelerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eskimiş mobilyaları yenileyebilme

Cevap

Eskimiş mobilyaları yenileyebilme seçeneği, maddi ve sosyal yoksunluk göstergesinin hanehalkı düzeyindeki maddeleri arasında yer almaktadır.
TÜİK ve Eurostat metodolojisine göre "eskimiş mobilyaları yenileyebilme", hanehalkı düzeyinde sorgulanan 77 madde arasında yer alır. Bireysel düzeydeki 66 madde ise daha çok kişinin sosyal katılımı ve kişisel bakım ihtiyaçlarını (giysi, ayakkabı, internet, şahsi harcama, dışarıda yemek, boş zaman faaliyeti) kapsamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
TÜİK'in maddi ve sosyal yoksunluk göstergesindeki ayrımı belirle.
Gösterge 77 hanehalkı ve 66 bireysel madde olmak üzere toplam 1313 maddeden oluşur.
Hangi göstergenin hangi düzeyde ölçüldüğünü ayırt etmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki maddeleri hanehalkı ve birey ayrımına göre gruplandır.
Mobilya yenileme haneye ait bir harcamayken; giysi, ayakkabı, dışarıda yemek ve internet kullanımı birey bazlıdır.
Bireysel düzeyde olmayan maddeyi (hanehalkı düzeyindekini) bulmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Maddi ve Sosyal Yoksunluk (Material and Social Deprivation)

İpuçları

1
TÜİK'in 1313 maddelik yeni endeksinde bazı maddeler tüm haneyi, bazıları ise sadece bireyi ilgilendirir.
2
Mobilya, otomobil veya ısınma gibi giderler tüm hane halkı tarafından ortaklaşa kullanılır.
3
Ayakkabı veya giysi kişiye özelken, mobilya hanenin ortak demirbaşıdır; bu nedenle hanehalkı düzeyinde değerlendirilir.

Daha Fazla Pratik

Maddi ve sosyal yoksunluk hesaplamasında kullanılan diğer hanehalkı düzeyindeki maddeleri (otomobil, bir haftalık tatil vb.) gözden geçirin.

Alternatif Yöntem

Maddeyi düşünürken "Bu harcama sadece bir kişiyi mi yoksa evdeki herkesi mi etkiler?" sorusunu sormak ayrım yapmanıza yardımcı olabilir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 46Soru

Türkiye ekonomisinde 19501950-19531953 yılları arasında kaydedilen ortalama %11\%11'in üzerindeki yüksek büyüme hızının ardından, 19541954 yılında reel gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYHGSYH) yaklaşık %3-\%3 oranında gerçekleşerek küçülme yaşanmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarımsal üretimde iklim koşullarına bağlı olarak yaşanan ani ve şiddetli düşüş

Cevap

Tarımsal üretimde iklim koşullarına bağlı olarak yaşanan ani ve şiddetli düşüş
Tarımsal üretimde iklim koşullarına bağlı olarak yaşanan düşüş, 1954 yılındaki daralmanın temel sebebidir. 1950-1953 arası 'Altın Yıllar' olarak bilinen yüksek büyüme dönemi, traktör sayısındaki artış ve olumlu hava koşullarıyla sürdürülmüş ancak 1954'teki şiddetli kuraklık bu süreci sekteye uğratmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
19501950-19531953 döneminin yapısal analizi
Bu dönemde büyüme; Marshall Planı desteğiyle tarımda makineleşme, yeni toprakların tarıma açılması ve uygun hava koşullarıyla desteklenmiştir.
Türkiye ekonomisinin o yıllarda tarıma olan bağımlılık düzeyini anlamak için gereklidir.
2
19541954 yılındaki özel durumun tespiti
Şiddetli bir kuraklık nedeniyle buğday üretimi bir önceki yıla göre yaklaşık %40\%40 oranında azalmıştır.
Üretimdeki bu büyük kaybın milli gelir üzerindeki doğrudan etkisini görmek için gereklidir.
3
Sektörel etkilerin toplam büyüme oranı ile ilişkilendirilmesi
Tarım sektörünün GSYH içindeki payı o dönemde çok yüksek olduğu için tarımdaki daralma toplam ekonomiyi küçültmüştür.
Küçülmenin temel nedeninin neden tarımsal şok olduğunu kanıtlamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Tarıma Dayalı Büyüme ve Hava Koşulları Şoku

İpuçları

1
1950'li yıllarda Türkiye ekonomisinin en büyük sektörü hangisiydi ve bu sektör doğa koşullarına ne kadar bağımlıydı?
2
1950-1953 arası Marshall Planı ile gelen traktörlerin etkisiyle üretim artmıştı; ancak 1954'te doğanın müdahalesi neyi değiştirmiş olabilir?
3
1954 yılındaki daralma, sanayi veya finans sektöründen değil, doğrudan toprak verimliliği ve hava durumu kaynaklı bir arz şokudur.

Daha Fazla Pratik

1954 daralmasının ardından 1958 yılındaki krizin nedenlerini ve 4 Ağustos kararlarını inceleyerek aradaki farkı karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 47Soru

Aşağıdaki tabloda Türkiye ekonomisine ait seçilmiş yıllardaki kişi başına GSYHGSYH değerleri cari ABD doları ve Satın Alma Gücü Paritesi (SAGPSAGP) cinsinden verilmiştir:

YılKişi Başına GSYHGSYH (Cari $)Kişi Başına GSYHGSYH (SAGPSAGP - Uluslararası $)
202120219.6619.66130.44930.449
2022202210.65510.65537.27437.274
2023202313.11013.11042.32842.328

Tablodaki veriler ve Türkiye ekonomisinin genel yapısı dikkate alındığında, SAGPSAGP cinsinden kişi başına gelirin cari dolar cinsinden değerlerden anlamlı düzeyde yüksek olmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye'deki genel fiyat düzeyinin referans ülke (ABD) fiyat düzeyinden daha düşük olması

Cevap

Türkiye'deki genel fiyat düzeyinin referans ülke (ABD) fiyat düzeyinden daha düşük olması
Satın Alma Gücü Paritesi (SAGPSAGP), ülkeler arasındaki fiyat düzeyi farklılıklarını gidererek bir birim paranın her ülkede aynı miktar mal ve hizmeti alabileceği varsayımına dayanır. Türkiye'de genel fiyat düzeyinin (özellikle ticaret dışı malların ve hizmetlerin) ABD gibi gelişmiş ülkelere göre daha düşük olması, aynı miktardaki gelirin Türkiye'de daha yüksek bir yaşam standardı sağlamasına neden olur. Bu yüzden SAGPSAGP ile hesaplanan kişi başı gelir, cari kurla hesaplanan nominal değerden çok daha yüksektir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilerin Karşılaştırılması
Tabloda SAGP cinsinden gelirin nominal gelirden yaklaşık 3-4 kat daha fazla olduğu görülmektedir.
Bu durum, aynı miktar doların Türkiye'de ABD'ye kıyasla daha fazla mal ve hizmet satın alabildiğini gösterir.
2
SAGP Mantığının Analizi
Satın Alma Gücü Paritesi, ülkeler arasındaki yaşam maliyeti ve fiyat düzeyi farklılıklarını düzeltmek için kullanılır.
Nominal GSYH, cari döviz kurlarıyla hesaplandığı için yerel fiyat avantajlarını yansıtmaz.
3
Sonuçlandırma
Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde fiyat düzeyinin düşük olması, SAGP gelirini nominal gelirin üzerine çıkarır.
Bir uluslararası doların satın aldığı sepet, Türkiye'de daha ucuza mal olmaktadır.

Anahtar Kavram

Satın Alma Gücü Paritesi (SAGP) ve Fiyat Düzeyi İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de GSYH ve GSMH arasındaki farkı, net dış alem faktör gelirleri üzerinden analiz eden soruları çözerek milli gelir kalemleri arasındaki farkları pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 48Soru

Türkiye ekonomisinin tarihsel gelişimi incelendiğinde, bazı yıllarda reel GSYHGSYH büyüme oranlarının negatif değerler aldığı ve üretimin mutlak olarak azaldığı görülmektedir. Aşağıdaki kriz yıllarının hangisinde yaşanan ekonomik daralma, temel olarak Türkiye'nin içsel makroekonomik dengesizliklerinden ziyade, küresel piyasalarda başlayan bir finansal krizin dış talep ve uluslararası sermaye hareketleri kanalıyla ülke ekonomisine sirayet etmesi sonucunda gerçekleşmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 20092009

Cevap

Küresel finansal krizin etkilerinin hissedildiği 2009 yılı
Türkiye ekonomisi 20092009 yılında %4,7\%4,7 oranında küçülmüştür. Bu küçülmenin temel nedeni, 20082008 yılında ABD'de başlayan ve tüm dünyaya yayılan küresel finans krizidir. Türkiye'de bu dönemde bankacılık krizi veya bütçe disiplinsizliği gibi içsel bir kriz tetikleyicisi olmamasına rağmen, gelişmiş ülkelerdeki talep daralması ihracatı vurmuş ve küresel likidite sıkışıklığı büyümeyi negatif etkilemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Krizin kaynağını analiz etme
Soruda belirtilen 'içsel dengesizliklerden ziyade küresel piyasa kaynaklı olma' ifadesi, krizin bir dış şok (external shock) olduğunu göstermektedir.
Türkiye ekonomisindeki krizleri içsel (1994, 2001) ve dışsal (2009) olarak ayırmak temel bir analiz yöntemidir.
2
Seçeneklerdeki yılların kriz karakterini belirleme
1994 ve 2001 krizleri bütçe açıkları ve bankacılık sorunları gibi içsel; 2009 ise küresel finans krizi kaynaklı dışsal bir krizdir.
Her kriz döneminin kendine has tetikleyici unsurları bulunmaktadır.
3
Doğru yılı saptama
2009 yılı, Türkiye'nin dış talep daralması nedeniyle Cumhuriyet tarihinin en belirgin 'dış kaynaklı' daralmalarından birini yaşadığı yıldır.
Küresel likidite daralması ve ihracat pazarlarındaki (özellikle AB) durgunluk bu yılın temel belirleyicisidir.

Anahtar Kavram

Türkiye Ekonomisinde İçsel ve Dışsal Kriz Ayrımı
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 49Soru

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan milli hesaplar istatistiklerinde, Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYHGSYH) hesaplanırken üretim, harcama ve gelir yöntemleri kullanılmaktadır. 'Gelir yöntemi' (income approach) ile GSYHGSYH hesaplamasında kullanılan temel bileşenler dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu hesaplama sürecinde doğrudan bir kalem olarak yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dış âlem net faktör gelirleri

Cevap

Dış âlem net faktör gelirleri, GSYH hesaplamasının bir bileşeni değil, GSYH'den GSMH'ye geçişi sağlayan denkleştirici bir kalemdir.
Dış âlem net faktör gelirleri, bir ülkenin yerleşik unsurlarının dış dünyadan elde ettiği gelirler ile yerleşik olmayanların o ülkeden elde ettiği gelirlerin farkıdır. Bu kalem, coğrafi sınırları temel alan Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYHGSYH) hesaplamasına dahil edilmez; aksine GSYHGSYH değerini Gayrisafi Milli Hasıla (GSMHGSMH) değerine dönüştürmek için kullanılır.

Adım Adım Çözüm

1
Gelir yönteminin bileşenlerini tanımla
Gelir yöntemiyle GSYHGSYH = İşgücü ödemeleri + Üretim ve ithalat üzerindeki net vergiler + Gayrisafi işletme artığı + Karma gelir.
TÜİK ve Avrupa Hesaplar Sistemi (ESA 2010) standartlarına göre yurt içi hasıla, üretim faktörlerinin elde ettiği bu gelirlerin toplamından oluşur.
2
GSYH ve GSMH arasındaki farkı analiz et
GSMH=GSYH+Dıs\c A^lem Net Fakto¨r GelirleriGSMH = GSYH + Dış\ Âlem\ Net\ Faktör\ Gelirleri
GSYH coğrafi sınırları (yurt içi) esas alırken, GSMH mülkiyet (millilik) esasını temel alır. Dış âlem net faktör gelirleri bu iki kavram arasındaki köprüdür.
3
Seçenekleri karşılaştır
Dış âlem net faktör gelirleri, 'yurt içi' hasılanın bir parçası değil, 'milli' hasılaya ulaşmak için eklenen/çıkarılan bir kalemdir.
Soruda doğrudan GSYH'nin gelir yöntemiyle hesaplanmasındaki bileşenler sorulduğu için dış âlem gelirleri kapsam dışı kalır.

Anahtar Kavram

Gelir Yöntemiyle GSYH Hesaplama Bileşenleri
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 50Soru

Türkiye ekonomisinde 19231923 yılından günümüze kadar geçen tarihsel süreçte; tarım, sanayi ve hizmetler sektörlerinin üretim (GSYH) ve istihdam yapıları arasındaki dönüşüm dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi bu süreci doğru yansıtmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarım sektörünün milli gelir içindeki payı, istihdam payına oranla çok daha keskin bir düşüş göstermiş; bu durum sektördeki düşük işgücü verimliliğinin sürdüğünü ortaya koymuştur.

Cevap

Tarım sektörünün milli gelir içindeki payının istihdam payına göre daha keskin bir düşüş göstermesi, sektördeki düşük işgücü verimliliğinin ve yapısal dönüşümün asimetrik doğasının bir sonucudur.
Türkiye ekonomisinin dönüşüm sürecinde tarımdan hizmetler ve sanayiye doğru bir kayma yaşanmıştır. Ancak tarım sektöründeki çözülme üretimde çok daha hızlı gerçekleşmiş, istihdamın tarımdan kopuşu ise daha yavaş olmuştur. Bu durum, tarımda çalışan nüfusun ürettiği katma değerin düşüklüğünü ve dolayısıyla düşük işgücü verimliliğini yansıtan en temel göstergedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel verileri analiz et
1923'te tarımın GSYH payı yaklaşık %40, istihdam payı ise %90 civarındaydı.
Başlangıç noktasını belirlemek dönüşümün hızını ölçmek için gereklidir.
2
Sektörel payların güncel durumunu karşılaştır
Günümüzde (2020'li yıllar) tarımın GSYH payı %6 civarına, istihdam payı ise %15-17 civarına gerilemiştir.
Sektörler arasındaki büyüme farklarını tespit etmek için veriler karşılaştırılır.
3
Azalış hızlarını ve verimliliği yorumla
Tarımın GSYH payı yaklaşık 7 kat azalırken, istihdam payı yaklaşık 5-6 kat azalmıştır; bu asimetri 'yapısal gecikme' olarak adlandırılır.
İstihdamın üretimden daha yavaş kayması, tarımsal verimliliğin diğer sektörlere göre düşük kaldığını kanıtlar.

Anahtar Kavram

Sektörel Yapısal Dönüşüm ve Verimlilik Asimetrisi

İpuçları

1
Türkiye'de tarımın milli gelirdeki payının mı yoksa istihdamdaki payının mı daha yüksek olduğunu hatırlayın.
2
Bir sektörde çalışan sayısı çok ama ürettiği değer az ise o sektörde verimlilik düşüktür. Tarım sektörü bu tanıma uymaktadır.

Daha Fazla Pratik

Türkiye ekonomisinde 'hizmetleşme' (servitization) eğiliminin nedenlerini ve erken sanayisizleşme riskini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 51Soru

Türkiye ekonomisinde Cumhuriyet’in ilanından günümüze kadar geçen süreçte tarım, sanayi ve hizmetler sektörlerinin üretim (GSYH) ve istihdam yapılarında köklü bir dönüşüm yaşanmıştır. Bu yapısal dönüşüm süreci ve güncel veriler dikkate alındığında, sektörlerin ekonomideki ağırlıklarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmetler sektörü, hem GSYH içindeki payı hem de toplam istihdamdaki ağırlığı bakımından diğer sektörleri geride bırakarak ekonominin en büyük bileşeni haline gelmiştir.

Cevap

Hizmetler sektörünün hem GSYH hem de istihdamda en yüksek paya sahip olduğu gerçeği, Türkiye ekonomisinin güncel yapısal özelliğini yansıtmaktadır.
Türkiye ekonomisi, klasik bir gelişmekte olan ülke trendi izleyerek tarım odaklı bir yapıdan hizmetler ve sanayi odaklı bir yapıya dönüşmüştür. Güncel veriler, hizmetler sektörünün ekonominin hem üretim hem de iş sağlama kapasitesi bakımından tartışmasız lideri olduğunu doğrulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel eğilimi analiz et.
1923'te GSYH'nin yaklaşık %40'ı tarımdan gelirken, günümüzde bu pay %6'lara düşmüştür.
Yapısal dönüşüm tarımdan kopuşu zorunlu kılar.
2
Hizmetler sektörünün konumunu değerlendir.
Hizmetler sektörü GSYH'de %65-70, istihdamda ise %55-60 bandında bir ağırlığa sahiptir.
Modern ekonomilerde katma değer ve işgücü odağı hizmetlere kayar.
3
Tarım ve sanayi sektörlerindeki istihdam-üretim makasını kontrol et.
Tarımın istihdam payı > GSYH payı (düşük verimlilik); Sanayinin GSYH payı ≈ İstihdam payı.
Sektörel verimlilik farklarını anlamak için bu oranların karşılaştırılması gerekir.

Anahtar Kavram

Sektörel Yapısal Dönüşüm (Tarım → Sanayi/Hizmetler)

İpuçları

1
Türkiye'de hangi sektörün milli gelirin yarıdan fazlasını ürettiğini düşünün.
2
Tarım sektöründe çalışan sayısının çok olmasına rağmen elde edilen gelirin düşük kaldığını (verimlilik farkı) hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Sektörel verimlilik farklarını analiz etmek için GSYH payını istihdam payına oranlayarak sektörlerin 'nispi verimlilik endekslerini' hesaplayabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 20s
Soru 52Soru

Türkiye'nin milli hesaplar sisteminde, üretim yaklaşımı ile elde edilen "temel fiyatlarla toplam katma değer" büyüklüğünden, piyasa fiyatlarıyla Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYHGSYH) değerine ulaşmak için yapılması gereken düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ürünler üzerinden alınan vergilerin eklenmesi ve ürünlere yönelik sübvansiyonların çıkarılması

Cevap

Piyasa fiyatlarıyla Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'ya ulaşmak için temel fiyatlarla toplam katma değere ürünler üzerinden alınan vergiler eklenmeli ve ürünlere yönelik sübvansiyonlar çıkarılmalıdır.
Doğru yanıt olan seçenek, temel fiyatlarla ifade edilen üretim değerini tüketicinin karşılaştığı piyasa fiyatına dönüştürmek için gerekli olan yasal düzenlemeyi (vergi ekleme ve sübvansiyon çıkarma) tam olarak yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Fiyat kavramlarının tanımlanması
Temel fiyat, üreticinin ürettiği mal veya hizmet birimi başına eline geçen net tutarı; piyasa fiyatı ise tüketicinin ödediği nihai tutarı ifade eder.
Milli gelir hesaplamalarında hangi fiyat türünden hangisine geçileceğini anlamak için başlangıç noktasını belirlemek gerekir.
2
Vergi ve sübvansiyon etkisinin analizi
Ürün üzerindeki vergiler (KDV, ÖTV vb.) piyasa fiyatını yükseltirken, sübvansiyonlar (desteklemeler) piyasa fiyatını düşürür.
Üretim maliyetinden (temel fiyat) tüketici fiyatına (piyasa fiyatı) geçişte devletin piyasa üzerindeki etkisini hesaba katmak zorunludur.
3
Matematiksel formülasyon
GSYHpiyasa=Katma Deg˘ertemel+U¨ru¨n VergileriU¨ru¨n Su¨bvansiyonlarıGSYH_{piyasa} = \sum Katma\ Değer_{temel} + Ürün\ Vergileri - Ürün\ Sübvansiyonları denklemi elde edilir.
TÜİK'in üretim yöntemiyle GSYH hesaplama standardı bu formüle dayanmaktadır.

Anahtar Kavram

Temel Fiyat ve Piyasa Fiyatı Ayrımı

İpuçları

1
Temel fiyat, ürünün fabrikadan çıkış fiyatı gibi düşünülebilir; piyasa fiyatı ise raftaki fiyattır.
2
Fabrika çıkış fiyatından raf fiyatına geçerken ödediğiniz KDV'yi ve devletin o ürüne yaptığı desteği düşünün.
3
Raftaki fiyat (piyasa fiyatı) daima vergi dahil, sübvansiyon hariç tutardır.

Daha Fazla Pratik

TÜİK'in gelir yöntemiyle GSYH hesaplamasında kullanılan bileşenleri (işgücü ödemeleri, işletme artığı vb.) tekrar etmeniz faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 53Soru

Türkiye ekonomisinde bir takvim yılı içerisinde Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYHGSYH) büyüme oranının, yıllık nüfus artış oranının altında kaldığı bir durumda, diğer değişkenler sabitken aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kişi başına düşen reel GSYHGSYH'nin bir önceki yıla göre azalması

Cevap

Ekonomik büyüme oranının nüfus artış oranından düşük olması, kişi başına düşen reel GSYH'nin azalması sonucunu doğurur.
Kişi başına düşen reel gelir, toplam ekonomik büyüme ile nüfus artışı arasındaki farka dayanır. Eğer bir ekonomi büyüyor olsa bile, bu büyüme hızı nüfusun artış hızından yavaş kalıyorsa, mevcut pasta (gelir) daha fazla kişi arasında paylaşılacağı için birey başına düşen miktar azalacaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Kişi başına GSYH formülünü hatırla.
Kişi başına GSYH=Toplam GSYHNu¨fusGSYH = \frac{\text{Toplam } GSYH}{\text{Nüfus}}
Değişkenler arasındaki matematiksel ilişkiyi anlamak için temel formül gereklidir.
2
Pay ve payda arasındaki değişim hızlarını karşılaştır.
Paydaki (GSYHGSYH) artış hızı < Paydadaki (Nüfus) artış hızı
Soruda verilen kısıtları matematiksel eşitsizliğe dökerek sonucu öngörmek amaçlanır.
3
Oranın yönünü belirle.
Paydadaki artış daha baskın olduğu için toplam oran (kişi başına düşen miktar) küçülür.
Artış hızları arasındaki fark, ortalama refah düzeyindeki değişimin yönünü belirler.

Anahtar Kavram

Kişi Başına Düşen Gelir ve Büyüme İlişkisi

İpuçları

1
Kişi başına düşen geliri bir pastanın dilim büyüklüğü gibi düşünün.
2
Pastanın büyüme hızı, sofraya oturan kişi sayısının artış hızından yavaşsa dilimler ne olur?

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin 2000'li yıllardaki nüfus artış hızı ile reel büyüme rakamlarını karşılaştırarak kişi başına gelirin dolar bazlı seyrini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 54Soru

Türkiye ekonomisinde, özellikle 1980 sonrası dışa açılma ve finansal serbestleşme süreciyle belirginleşen, Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYHGSYH) değerinin Gayrisafi Milli Hasıla (GSMHGSMH) değerinden genellikle daha yüksek çıkması aşağıdakilerden hangisiyle açıklanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dış alem net faktör gelirlerinin negatif seyretmesi sonucunda dışarıya yapılan faktör ödemelerinin dışarıdan elde edilen faktör gelirlerinden fazla olması

Cevap

Dış alem net faktör gelirlerinin negatif seyretmesi sonucunda dışarıya yapılan faktör ödemelerinin dışarıdan elde edilen faktör gelirlerinden fazla olması
Doğru yanıt, Türkiye'nin dış alem net faktör gelirlerinin (DANFG) negatif olması durumunu açıklamaktadır. GSMH=GSYH+DANFGGSMH = GSYH + DANFG formülüne göre, Türkiye dışarıya (faiz, kâr transferi vb.) dışarıdan gelenden (işçi gelirleri vb.) daha fazla ödeme yaptığı için DANFGDANFG negatif çıkar ve bu durum GSYHGSYH'nin GSMHGSMH'den büyük olmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
GSYH ve GSMH arasındaki kavramsal ilişkiyi belirle.
GSMH=GSYH+Dıs\c Alem Net Fakto¨r Gelirleri (DANFG)GSMH = GSYH + Dış\ Alem\ Net\ Faktör\ Gelirleri\ (DANFG)
İki kavram arasındaki farkın tek kaynağı, ülke sınırları dışındaki vatandaşların gelirleri ile ülke içindeki yabancıların gelirleri arasındaki dengedir.
2
Türkiye'nin DANFG (Net Dış Alem Faktör Gelirleri) yapısını analiz et.
DANFG < 0 (Negatif)
Türkiye'de dış borç faiz ödemeleri, kâr transferleri ve mülkiyet gelirleri çıkışı; yurt dışındaki işçilerin gönderdiği gelirlerden daha yüksektir.
3
Negatif DANFG değerinin eşitliğe etkisini hesapla.
GSYH>GSMHGSYH > GSMH
Eğer DANFGDANFG negatif ise, GSYHGSYH değerinden bir miktar çıkarıldığında GSMHGSMH elde edilir, bu da GSYHGSYH değerinin daha büyük olduğunu gösterir.

Anahtar Kavram

Gayrisafi Yurt İçi Hasıla ile Gayrisafi Milli Hasıla arasındaki temel fark, Dış Alem Net Faktör Gelirleri'dir (DANFGDANFG).

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin kriz yıllarındaki (20012001, 20092009) büyüme hızlarını ve bu dönemlerdeki kişi başına gelir değişimlerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 55Soru

Türkiye'de gelir dağılımı eşitsizliğini ölçmek amacıyla TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) tarafından kullanılan yöntemlerden biri olan S80/S20S80/S20 oranı hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumun en yüksek gelire sahip %20’lik grubunun toplam gelirden aldığı payın, en düşük gelire sahip %20’lik grubun aldığı paya bölünmesiyle hesaplanır.

Cevap

Toplumun en yüksek gelire sahip %20’lik grubunun toplam gelirden aldığı payın, en düşük gelire sahip %20’lik grubun aldığı paya bölünmesiyle hesaplanır.
Doğru ifade, S80/S20S80/S20 oranının tanımını vermektedir. Bu ölçüt, TÜİK'in 'Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması' kapsamında en zengin %20 ile en yoksul %20 arasındaki uçurumu basitçe ortaya koymak için kullandığı en temel göstergedir.

Adım Adım Çözüm

1
Toplumdaki fertlerin gelirlerini küçükten büyüğe sıralayarak %20'lik beş eşit gruba (kuintil) ayırın.
Nüfus %20'lik dilimlere bölünmüş olur.
Oranın pay ve paydasını oluşturacak grupları belirlemek için.
2
En üstteki %20'lik grubun toplam gelirden aldığı payı (S80S80), en alttaki %20'lik grubun payına (S20S20) bölün.
Bir kat sayı elde edilir.
En zengin ve en yoksul arasındaki gelir farkının kat düzeyinde ölçülmesi için.
3
Elde edilen katsayıyı yorumlayın.
Katsayı 1'e yaklaştıkça eşitlik artar, büyüdükçe eşitsizlik artar.
Gelir dağılımındaki adaletin yönünü saptamak için.

Anahtar Kavram

S80/S20S80/S20 oranı (Yüzde 20'lik Gruplara Göre Gelir Dağılımı)

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de son yıllardaki Gini katsayısı ve S80/S20 oranlarındaki değişim trendlerini (artış mı azalış mı olduğu) güncel TÜİK bültenlerinden kontrol etmek sınavda avantaj sağlayabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 56Soru

Türkiye ekonomisinin 19601960-19801980 yılları arasındaki büyüme performansı ve uygulanan temel iktisadi strateji ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İthal ikameci sanayileşme stratejisi benimsenmiş ve büyüme büyük ölçüde iç talebe dayalı olarak gerçekleşmiştir.

Cevap

Türkiye'nin 19601960-19801980 dönemi, ithal ikameci sanayileşme stratejisinin uygulandığı ve büyümenin iç talebe dayalı olduğu dönemdir.
Doğru seçenek, 19601960-19801980 döneminin en temel iktisadi karakteri olan ithal ikameci sanayileşmeyi ve iç talebe dayalı büyüme yapısını eksiksiz tanımlamaktadır. Bu dönemde Türkiye, dış ticaret açığını ve döviz ihtiyacını yönetmek için yerli sanayiyi gümrük vergileri ve kotalarla korumuş, kamu yatırımları ve planlama aracılığıyla sanayileşmeyi hızlandırmaya çalışmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemi tanımlayan ana stratejiyi belirleme.
19601960-19801980 dönemi Türkiye ekonomi tarihinde 'İthal İkameci Sanayileşme' (İİS) stratejisinin hakim olduğu 'Planlı Dönem' olarak adlandırılır.
Soruda verilen tarih aralığı, 19611961 Anayasası sonrası kurulan DPT ve 19631963'te başlayan Beş Yıllık Kalkınma Planları ile örtüşmektedir.
2
Stratejinin büyüme üzerindeki etkisini analiz etme.
İİS stratejisi, yerli sanayiyi korumacı duvarlar ardında geliştirmeyi ve iç talebi canlandırarak büyümeyi amaçlar.
Bu dönemde ihracat teşvik edilmemiş, aksine ithalat kısıtlanarak yerli üretimin iç pazara hitap etmesi sağlanmıştır.

Anahtar Kavram

İthal İkameci Sanayileşme (İİS)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 57Soru

Türkiye ekonomisinde büyüme verileri tarihsel olarak analiz edildiğinde; dışsal şoklar, döviz darboğazları ve siyasi istikrarsızlıklar gibi nedenlerle reel GSYHGSYH büyüme hızının bazı yıllarda negatif değerler aldığı görülmektedir. İkinci Dünya Savaşı dönemi (1940-1945) verileri hariç tutulduğunda, Türkiye ekonomisinin yıllık bazda reel GSYHGSYH açısından üst üste iki yıl daralma (negatif büyüme) yaşadığı tek kriz süreci aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1979 - 1980

Cevap

1979-1980 yılları, Türkiye ekonomisinin İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde üst üste iki yıl daralma yaşadığı tek kriz dönemidir.
Doğru yanıt olan 1979-1980 dönemi, Türkiye ekonomisinin 1940-1945 savaş yılları bir kenara bırakıldığında, üretimde mutlak azalışın (negatif büyüme) ardışık iki takvim yılına yayıldığı tek kriz sürecidir. 1979 yılında %0,6\%0,6 ve 1980 yılında %1,1\%1,1 oranında küçülme gerçekleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kriz yıllarının yıllık büyüme oranlarını karşılaştırın.
1979 (%0,6\%-0,6) ve 1980 (%1,1\%-1,1) verilerine ulaşılır.
Soruda istenen 'üst üste iki yıl daralma' kriterini doğrulamak için yıllık verilerin kontrol edilmesi gerekir.
2
Diğer majör kriz yıllarını (1994, 2001, 2009) inceleyin.
Bu krizlerin tek yıllık olduğu ve takip eden yıllarda pozitif büyüme yaşandığı görülür.
Daralmanın süresini belirleyerek hatalı seçenekleri elemek gerekir.
3
1979-1980 döneminin nedenlerini analiz edin.
İkinci petrol şoku, döviz darboğazı ve siyasi belirsizliklerin birleşerek iki yıllık bir küçülmeye yol açtığı teyit edilir.
Dönemsel özelliklerin büyüme verileriyle örtüştüğünü doğrulamak analiz gücünü artırır.

Anahtar Kavram

Türkiye Ekonomisinde Negatif Büyüme (Daralma) Yılları ve Sürekliliği

Alternatif Yöntem

Majör kriz yıllarını (1994, 1999, 2001, 2009) ezberleyip bunların her birinin tekil (yıllık) krizler olduğunu, sadece 1970'lerin sonunun kronik bir daralma süreci olduğunu hatırlamak pratik bir yoldur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 58Soru

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan "Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması" kapsamında, Avrupa Birliği normlarına uyum süreciyle birlikte takip edilen "Yoksulluk veya Sosyal Dışlanma Riski Altında Olanlar" (AROPEAROPE) göstergesinin temel bileşenlerinden biri olan "Çok Düşük İş Yoğunluğu" kriterinin hesaplanma yöntemiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hanehalkındaki yetişkinlerin (186418-64 yaş, öğrenciler ve emekliler hariç) referans yılında toplam çalışma potansiyellerinin %20\%20 ve daha azını çalışarak geçirmeleri durumunu ifade eder ve 0640-64 yaş arasındaki nüfusu kapsar.

Cevap

Çok düşük iş yoğunluğu; hanehalkındaki 186418-64 yaş arası yetişkinlerin referans yılında potansiyel çalışma sürelerinin %20\%20 ve daha azını çalışarak geçirmeleri durumunu ifade eder ve bu durumdan etkilenen 0640-64 yaş nüfusu kapsar.
Doğru ifade, TÜİK'in Avrupa Birliği standartlarıyla uyumlu AROPEAROPE göstergesindeki metodolojiyi yansıtmaktadır. İş yoğunluğu, hanehalkındaki yetişkinlerin (186418-64 yaş, öğrenciler ve çalışamayacak durumdakiler hariç) referans yılındaki potansiyel çalışma sürelerinin %20\%20 ve daha azını fiilen çalışarak geçirmeleridir. Bu ölçüm, yoksulluk riski altındaki nüfusun iş gücü piyasasıyla bağını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
AROPEAROPE (Yoksulluk veya Sosyal Dışlanma Riski) göstergesinin yapısını analiz et.
AROPEAROPE üç bileşenden oluşur: Göreli yoksulluk (gelir bazlı), şiddetli maddi ve sosyal yoksunluk ve çok düşük iş yoğunluğu.
Sorunun hangi gösterge seti içinde yer aldığını anlamak için gereklidir.
2
"Çok Düşük İş Yoğunluğu" bileşeninin teknik tanımını incele.
Bu bileşen, hanehalkındaki yetişkinlerin (186418-64 yaş) fiili çalışma aylarının, çalışabilecekleri potansiyel aylara oranlanmasıdır.
Göstergenin temel hesaplama mantığını belirlemek için kullanılır.
3
Eşik değeri ve kapsamı kontrol et.
Oran %20\%20 (0,20≤ 0,20) veya altındaysa hanehalkı bu kapsamda değerlendirilir. Veri raporlaması 0640-64 yaş arası fertler için yapılır.
Doğru seçeneği diğer çeldiricilerden (farklı oranlar veya yaş grupları) ayırmak için kritiktir.

Anahtar Kavram

AROPE ve Çok Düşük İş Yoğunluğu

İpuçları

1
AROPEAROPE göstergesi, yoksulluğu sadece gelir üzerinden değil, sosyal dışlanma ve iş gücü piyasasına katılım üzerinden de ölçer.
2
İş yoğunluğu hesaplanırken yetişkinlerin bir yıl içindeki 'aylık' çalışma süreleri, çalışabilecekleri maksimum aya (genellikle 1212 ay) oranlanır.
3
Bu gösterge için kritik eşik değeri %20\%20’dir; yani potansiyel sürenin beşte birinden az çalışılması 'çok düşük iş yoğunluğu' olarak kabul edilir.

Daha Fazla Pratik

TÜİK'in yayımladığı maddi ve sosyal yoksunluk kriterlerinin 2022 yılındaki güncellenmiş halini (1313 madde) inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 59Soru

Türkiye ekonomisinin Cumhuriyet’in ilanından günümüze kadar olan tarihsel süreçteki büyüme performansı ve bu performansın dönemler itibarıyla sergilediği yapısal özellikler dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 19301930-19391939 dönemi, dünya genelinde yaşanan Büyük Buhran'ın olumsuz etkilerine rağmen Türkiye'nin devletçilik politikası ve Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı sayesinde sanayi sektörü öncülüğünde yüksek ve istikrarlı büyüme oranları yakaladığı bir süreçtir.

Cevap

19301930-19391939 döneminde Türkiye ekonomisinin dünya genelindeki kriz ortamına rağmen devletçilik ve sanayi planları ile yüksek büyüme kaydettiği ifadesi doğrudur.
19301930-19391939 dönemine ilişkin açıklama doğrudur; çünkü Türkiye, Büyük Buhran'ın yıkıcı etkilerine rağmen devletin bizzat yatırımcı rolü üstlendiği Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı ile sanayi üretimini ve milli geliri istikrarlı bir şekilde artırmayı başarmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
19301930-19391939 döneminin iktisadi koşullarının analiz edilmesi.
Bu dönemde dünyada Büyük Buhran yaşanırken, Türkiye'de Devletçilik ilkesi kabul edilmiş ve Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı (19341934-19381938) uygulanmıştır.
Dönemin büyüme dinamiklerini anlamak için uygulanan temel politikayı belirlemek gerekir.
2
Dönemin büyüme verilerinin küresel konjonktürle kıyaslanması.
Gelişmiş ülkeler %2020-3030 oranında daralırken, Türkiye sanayi yatırımları sayesinde yüksek pozitif büyüme oranları yakalamıştır.
Türkiye'nin bu dönemdeki özgün başarısını teyit etmek için kıyaslama yapılır.
3
Diğer dönemlerin yapısal özelliklerinin yanlışlanması.
19501950'ler dışa bağımlılık, 19701970'ler petrol krizi ve darboğaz, 19801980 sonrası dışa açılma, 20022002 sonrası ise yüksek büyüme ile karakterizedir.
Seçenekler arasındaki kavramsal ve tarihsel farkları ortaya koyarak doğru yanıta ulaşılır.

Anahtar Kavram

Türkiye Ekonomisinde Devletçilik Dönemi Büyüme Dinamikleri

Daha Fazla Pratik

Türkiye ekonomisinde büyümenin negatif olduğu yılları (19451945, 19541954, 19581958, 19791979, 19801980, 19941994, 19991999, 20012001, 20092009) ayrıca çalışmanız tavsiye edilir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 60Soru

Türkiye ekonomisinin Cumhuriyet dönemindeki reel büyüme performansı incelendiğinde, bazı yıllarda gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYHGSYH) azaldığı ve ekonomik daralmalar yaşandığı görülmektedir. Bu daralma yılları ve nedenleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 20092009 yılındaki küçülme, yerli bankacılık sistemindeki yapısal sermaye yetersizliği ve banka iflasları sonucunda ortaya çıkan iç finansal krizden kaynaklanmıştır.

Cevap

20092009 yılındaki küçülmenin bankacılık sistemindeki yapısal sorunlardan kaynaklandığını belirten ifade yanlıştır; bu daralma küresel finansal krizin dış ticaret ve sermaye akımları üzerindeki etkisinden kaynaklanmıştır.
Doğru yanıt olan seçenek, 20092009 yılındaki küçülmenin nedenini yanlış açıklamaktadır. Türkiye ekonomisi 20092009 yılında yaklaşık %4,8\%4,8 oranında daralmış olsa da, bu durumun nedeni yerli bir bankacılık krizi değildir. Aksine, 20012001 krizi sonrası yapılan yapısal reformlar sayesinde bankacılık sektörü kriz döneminde oldukça sağlam kalmıştır. Küçülmenin temel nedeni, küresel kriz nedeniyle Türkiye'nin en büyük ticaret ortaklarında (özellikle ABAB ülkeleri) yaşanan durgunluk ve buna bağlı olarak dış talebin (ihracatın) bıçak gibi kesilmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
20092009 yılı küçülmesinin nedenini analiz edin.
20082008 sonunda başlayan Küresel Finansal Kriz, Türkiye'nin dış ticaret ortaklarında talebi düşürmüştür.
20092009 daralması (%4,8\%4,8) tamamen dışsal bir şokun sonucudur.
2
Türkiye bankacılık sektörünün 20092009'daki durumunu değerlendirin.
20012001 krizi sonrası yapılan reformlar sayesinde Türkiye'deki bankalar 20092009 krizini oldukça dirençli karşılamış, herhangi bir banka iflası yaşanmamıştır.
İçsel bir finansal kriz değil, reel sektör ve dış talep odaklı bir daralma söz konusudur.
3
Diğer yıllardaki daralma nedenlerini doğrulayın.
19271927 ve 19541954 yıllarında tarım; 19791979-19801980 ve 19941994 yıllarında ise makroekonomik dengesizlikler ve döviz krizleri belirleyici olmuştur.
Bu yılların daralma nedenleri literatürdeki tarihsel verilerle örtüşmektedir.

Anahtar Kavram

Türkiye Ekonomisinde Daralma Yıllarının Nedenleri

İpuçları

1
Türkiye'de bankacılık sektörü hangi büyük krizden sonra radikal bir değişim ve denetim sürecine girmiştir?
2
20092009 daralması ile 20012001 daralmasını karşılaştırın; birinde bankalar krizin kaynağıyken diğerinde oldukça dirençlidirler.
3
20082008-20092009 Küresel Finansal Krizi'nin Türkiye'ye etkisini 'ihracat' ve 'dış talep' penceresinden düşünün.

Daha Fazla Pratik

Türkiye ekonomisinde Cumhuriyet tarihinde reel GSYHGSYH'nin üst üste iki yıl daraldığı tek dönemin nedenlerini ve sonuçlarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 3 / 5Sonraki