Milli Gelir ve Büyüme

88 soru

Soru 61Soru

Türkiye ekonomisinde 19801980 yılından itibaren uygulanmaya başlanan dışa açık serbest piyasa modeli, ekonomik büyümenin karakterini ve kaynaklarını önemli ölçüde dönüştürmüştür. Özellikle 19891989 yılında sermaye hareketlerinin tam olarak serbestleşmesiyle (3232 Sayılı Karar) başlayan süreç, 19901990-20012001 yılları arasındaki büyüme performansını derinden etkilemiştir. Buna göre, Türkiye ekonomisinin 19901990-20012001 dönemi büyüme dinamikleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu dönemde büyüme performansı dış kaynak girişlerine (sıcak para) yüksek düzeyde bağımlı hale gelmiş; "dur-kalk" (stop-go) olarak adlandırılan istikrarsız bir büyüme yapısı ortaya çıkmıştır.

Cevap

Türkiye ekonomisinin 19901990-20012001 dönemi büyüme performansı, dış kaynak girişlerine bağımlı ve 'dur-kalk' karakterli istikrarsız bir yapı sergilemiştir.
Doğru cevap olan seçenek, Türkiye ekonomisinin 19901990-20012001 yılları arasındaki en belirgin özelliğini ifade etmektedir. Bu dönemde sermaye hareketlerinin serbestleşmesiyle birlikte, ekonomi dış kaynak girişlerine (sıcak para) aşırı duyarlı hale gelmiştir. Kaynak girişi olduğunda ekonomi hızla büyümüş, ancak sermaye kaçışıyla birlikte derin krizler ve küçülmeler yaşanmıştır. Bu istikrarsızlık literatürde 'dur-kalk' büyüme süreci olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
19801980 sonrası serbest piyasa ve 19891989 sermaye hesabı liberalizasyonu süreçlerini analiz et.
3232 Sayılı Karar ile Türkiye'nin finansal piyasalarının dünyaya tam entegre olduğu belirlendi.
Büyümenin finansman kaynağındaki değişimi anlamak için bu dönüm noktası kritiktir.
2
Liberalizasyon sonrası kısa vadeli sermaye (sıcak para) akımlarının etkisini değerlendir.
Sıcak para girişlerinin iç talebi körükleyerek geçici yüksek büyüme hızları yarattığı görüldü.
Büyümenin neden sürdürülebilir olmadığını açıklayan temel mekanizmadır.
3
Dönemin kriz yıllarını (1994,1999,20011994, 1999, 2001) büyüme verileriyle ilişkilendir.
Sermaye çıkışlarının yaşandığı yıllarda ekonominin çok sert (yüzde 66 ile 9.59.5 arası) küçüldüğü saptandı.
Büyümedeki oynaklığın (volatilite) kanıtı bu kriz yıllarındaki negatif büyüme rakamlarıdır.
4
Sonuçları sentezleyerek dönemin genel büyüme karakterini tanımla.
Dönemin 'dur-kalk' (stop-go) süreci olarak literatüre geçtiği teyit edildi.
Doğru seçeneğe ulaşmak için dönemin yapısal tanımı yapıldı.

Anahtar Kavram

1990-2001 Dönemi Büyüme Volatilitesi ve Dış Finansman Bağımlılığı

İpuçları

1
19901990-20012001 dönemindeki 1994,19991994, 1999 ve 20012001 krizlerini hatırlayın; bu yıllarda büyüme oranları nasıldı?
2
Finansal serbestleşme sonrası Türkiye'ye gelen kısa vadeli sermaye akımlarının (sıcak para) aniden ülkeden çıkması büyümeyi nasıl etkiler?
3
İstikrarsızlık ve krizler nedeniyle ekonominin bir yıl çok hızlı büyüyüp ertesi yıl sert küçülmesine 'dur-kalk' modeli denir.

Daha Fazla Pratik

2002 sonrası dönemdeki 'Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı' ile bu dönemin büyüme volatilitesini karşılaştıran verilere göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 62Soru

Türkiye ekonomisinde büyüme performansının tarihsel gelişimi incelendiğinde; 19301930-19391939 dönemi (Devletçi Sanayileşme Dönemi) ve 19631963-19801980 dönemi (Planlı İthal İkameci Dönem) büyüme stratejileri arasındaki temel benzerlik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sanayileşmenin iktisadi büyümenin motoru olarak görülmesi ve ithal ikameci bir yaklaşımın benimsenmesi

Cevap

Her iki dönemde de sanayileşmenin temel sürükleyici güç kabul edilmesi ve ithal ikameci politikaların izlenmesi
Doğru seçenek, her iki dönemin de 'sanayileşmeyi' büyümenin motoru olarak görmesi ve 'ithal ikamesi' (ithal edilen malların yurt içinde üretilmesi) stratejisini benimsemesidir. 19301930-19391939 dönemi Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı ile temel sanayi dallarını (dokuma, şeker, kağıt vb.) kurarken; 19631963-19801980 dönemi daha ileri aşama ithal ikamesi ile beyaz eşya ve otomotiv gibi dayanıklı tüketim mallarına odaklanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
19301930-19391939 döneminin iktisadi stratejisini belirle.
Bu dönemde 'Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı' uygulanmış ve temel tüketim mallarında dışa bağımlılığı azaltmak için (üç beyazlar, üç siyahlar) devlet eliyle sanayileşme hedeflenmiştir.
Dönemin karakteristik büyüme modelini anlamak için.
2
19631963-19801980 döneminin iktisadi stratejisini belirle.
Bu dönemde 'Beş Yıllık Kalkınma Planları' ile dayanıklı tüketim malları ve ara mallarda ithal ikamesi hedeflenmiş, sanayi sektörü korumacı önlemlerle desteklenmiştir.
Dönemler arası karşılaştırma yapabilmek için.
3
İki dönemi stratejik amaçlar bakımından karşılaştır.
Her iki dönem de 'içe dönük' ve 'sanayileşme odaklı' ithal ikameci modellerdir; ancak 19301930'lar temel ihtiyaçlara, 19601960'lar daha karmaşık sanayi ürünlerine odaklanmıştır.
Ortak yapısal özelliği saptamak için.

Anahtar Kavram

İthal İkameci Sanayileşme (İİS)

Daha Fazla Pratik

Türkiye ekonomisinde büyümenin 'negatif' olduğu kriz yıllarını (1994, 2001, 2009 vb.) ve bu krizlerin nedenlerini incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 63Soru

Türkiye'de gelir dağılımı eşitsizliğini ölçmek amacıyla kullanılan GiniGini katsayısının değer aralığı ve yorumlanmasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 00 ile 11 arasında değer alır ve 00 değeri gelirin toplumda tam eşit dağıldığını gösterir.

Cevap

Gini katsayısı 00 ile 11 arasında değer alır ve 00 değeri gelirin tam eşit dağıldığını gösterir.
Doğru ifade, katsayının 00 ile 11 arasında değer aldığını ve 00 noktasının her bireyin toplam gelirden eşit pay aldığı 'tam eşitlik' durumunu temsil ettiğini belirten ifadedir.

Adım Adım Çözüm

1
Gini katsayısının tanımını ve değer aralığını hatırla.
Katsayı 00 (mutlak eşitlik) ile 11 (mutlak eşitsizlik) arasındadır.
Bu ölçüt, Lorenz eğrisi ile mutlak eşitlik doğrusu arasındaki alanın toplam üçgen alanına oranıdır.
2
Katsayının uç değerlerinin anlamını analiz et.
00 = Tam Eşitlik, 11 = Tam Eşitsizlik.
Eğer alan sıfır ise eğri doğru üzerindedir (eşitlik), alan maksimum ise eşitsizlik tamdır.

Anahtar Kavram

Gini Katsayısı Yorumlaması

Daha Fazla Pratik

Lorenz eğrisinin mutlak eşitlik doğrusundan uzaklaşmasının Gini katsayısını nasıl etkilediğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 64Soru

Türkiye ekonomisinin 19231923 yılından günümüze kadar geçirdiği yapısal dönüşüm süreci incelendiğinde, sektörel paylardaki değişimle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarım sektörünün GSYHGSYH içerisindeki payı tarihsel süreçte belirgin bir azalma eğilimi göstermiştir.

Cevap

Tarım sektörünün GSYH içerisindeki payının tarihsel süreçte azalma eğilimi göstermesi
Türkiye ekonomisinin 19231923 yılından bu yana geçirdiği en temel yapısal değişim, ekonominin tarımdan sanayi ve özellikle hizmetler sektörüne kaymasıdır. Bu süreçte tarım sektörünün milli gelir (GSYHGSYH) içindeki oransal payı istikrarlı bir şekilde azalmış, hizmetler sektörünün payı ise artarak ekonominin lokomotifi haline gelmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki (19231923) sektörel yapıyı belirleyin.
19231923 yılında tarım sektörü GSYHGSYH'nin yaklaşık %4040'ını oluştururken, istihdamın %8080'den fazlası bu sektördeydi.
Başlangıç noktasını anlamak dönüşümü analiz etmek için gereklidir.
2
Tarihsel süreci ve modern dönemi karşılaştırın.
Günümüzde tarım sektörünün GSYHGSYH içindeki payı %1010'un altına düşmüş, hizmetler sektörü ise %6060'ın üzerine çıkmıştır.
Sektörel paylardaki uzun vadeli eğilimi doğrulamak için veriler kullanılır.
3
Seçenekleri bu eğilime göre değerlendirin.
Tarım payının azalması en temel ve doğru yapısal dönüşüm özelliğidir.
Doğru sonucu belirlemek için yapılan son analiz.

Anahtar Kavram

Sektörel Yapısal Dönüşüm

Daha Fazla Pratik

Tarım sektörünün istihdam ve milli gelir payları arasındaki 'verimlilik makası' kavramını inceleyerek sektörel dönüşümün niteliğini daha derin analiz edebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 65Soru

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan 'Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması' verilerine göre, Türkiye'de yoksulluk ve yaşam standartlarına ilişkin bazı temel göstergeler aşağıdaki tabloda sunulmuştur:

Gösterge2022202220232023
Göreli Yoksulluk Oranı (Medyan gelirin %50'sine göre)%14,4\%14,4%13,9\%13,9
Maddi ve Sosyal Yoksunluk Oranı%28,4\%28,4%26,3\%26,3

Tablodaki veriler dikkate alındığında, Türkiye'de yoksulluk ve yaşam standartlarındaki değişimle ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumda maddi ve sosyal yoksunluk çeken bireylerin oranı bir önceki yıla göre azalma göstermiştir.

Cevap

Toplumda maddi ve sosyal yoksunluk çeken bireylerin oranı bir önceki yıla göre azalma göstermiştir.
Doğru cevap olan ifade, tablodaki sayısal verinin doğrudan yorumudur. Maddi ve sosyal yoksunluk oranı 20222022 yılında %28,4\%28,4 iken 20232023 yılında %26,3\%26,3 seviyesine gerilemiştir. Bu durum, toplumda belirtilen kriterlere göre yoksunluk çeken bireylerin oranının azaldığını kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki verilerin yönünü analiz etmek.
Göreli yoksulluk oranı %14,4'ten %13,9'a, maddi ve sosyal yoksunluk oranı ise %28,4'ten %26,3'e düşmüştür.
Zaman serisi verilerinde iyileşme veya kötüleşme eğilimini belirlemek için veriler karşılaştırılır.
2
Kavramsal tanımları kontrol etmek.
Maddi ve sosyal yoksunluk oranı, bireylerin temel ihtiyaçlarını karşılama kapasitesini ölçerken, göreli yoksulluk gelir dağılımına bağlı bir eşiktir.
Doğru yorum yapabilmek için oranlardaki düşüşün neyi temsil ettiğini anlamak gerekir.
3
Seçenekleri verilerle doğrulamak.
Maddi ve sosyal yoksunluk oranındaki düşüş, bu durumdaki bireylerin payının azaldığını doğrudan gösterir.
Tablodaki sayısal verilerin doğrudan sözel karşılığını bulmak en kesin çıkarımdır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Yoksulluk ve Yaşam Standartları Göstergeleri (Göreli Yoksulluk ve Maddi Yoksunluk)
Soru 66Soru

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan yoksulluk istatistiklerinde; yoksulluk sınırının altında kalan fertlerin gelirlerinin yoksulluk sınırından ne kadar uzak olduğunu, bir başka ifadeyle yoksulluğun şiddetini ve derinliğini ölçen gösterge aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yoksulluk açığı

Cevap

Yoksulluk açığı
Yoksulluk açığı, yoksulluk sınırının altında kalan bireylerin gelirlerinin bu sınıra olan mesafesinin toplam yoksulluk sınırına oranıdır. Bu değer arttıkça, yoksul bireylerin yoksulluk sınırından daha uzak (daha derin bir yoksulluk içinde) olduğu anlaşılır.

Adım Adım Çözüm

1
Yoksulluk ölçütleri arasındaki farkı belirle.
Yoksulluk oranı 'yaygınlığı', yoksulluk açığı ise 'derinliği' ölçer.
Soruda 'yaygınlık' değil, 'şiddet ve derinlik' sorulmaktadır.
2
Yoksulluk açığının matematiksel tanımını hatırla.
Yoksulluk açığı, fertlerin gelirlerinin yoksulluk sınırından uzaklığının ortalamasını ifade eder.
Bu gösterge, yoksulların sınırı geçmek için ne kadar ek gelire ihtiyaç duyduklarını gösterir.
3
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu analiz et.
Gini ve Lorenz eşitsizlik ölçütüdür; maddi yoksunluk ise tüketim odaklıdır.
Analiz edilen tanım sadece yoksulluk açığı kavramıyla örtüşmektedir.

Anahtar Kavram

Yoksulluğun Yaygınlığı vs. Derinliği

İpuçları

1
Yoksulluğun sadece kaç kişi olduğunu değil, o kişilerin sınırın ne kadar altında olduğunu düşünen göstergeyi arayın.
2
Seçeneklerdeki kavramlardan hangisi 'açık' (fark) kelimesini içeriyor?
3
Yoksulluk oranı yaygınlığı, yoksulluk açığı ise şiddeti/derinliği ifade eder.

Daha Fazla Pratik

TÜİK'in %50 ve %60 medyan gelir eşiklerine göre yoksulluk oranlarındaki değişimleri incelemek bu konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 67Soru

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından Avrupa Birliği (Eurostat) standartlarına uyum süreci kapsamında yayımlanan "Yoksulluk veya Sosyal Dışlanma Riski Altındakiler" (AROPEAROPE) göstergesine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: AROPEAROPE göstergesi hesaplanırken hanehalkı gelirinin toplumdaki dağılım adaletini ölçen Gini katsayısı doğrudan bir çarpan veya ağırlıklandırma faktörü olarak formüle dahil edilmektedir.

Cevap

Toplumdaki gelir eşitsizliğini ölçen Gini katsayısının AROPEAROPE hesaplamasında doğrudan bir çarpan olarak kullanıldığı ifadesi yanlıştır.
Gini katsayısı, bir ekonomideki gelir dağılımı eşitsizliğini ölçen istatistiksel bir göstergedir ve 0 ile 1 arasında değer alır. AROPEAROPE (Yoksulluk veya Sosyal Dışlanma Riski Altındakiler) endeksi ise Eurostat standartlarında üç ayrı risk grubunun (gelir, maddi-sosyal imkanlar ve işgücü katılımı) birleşiminden oluşan bir 'fert sayısı' oranını ifade eder. Gini katsayısı bu riskli fertlerin sayısını belirleyen bir çarpan değildir; aksine yoksulluk ölçümlerinden bağımsız bir yapısal eşitsizlik göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
AROPEAROPE (Yoksulluk veya Sosyal Dışlanma Riski) göstergesinin tanımını analiz etme
Göstergenin üç temel bileşenden oluştuğu saptanır: Göreli yoksulluk (medyan gelirin %60'ı), şiddetli maddi ve sosyal yoksunluk (13 maddeden 7'si) ve çok düşük iş yoğunluğu (<%20).
Yoksulluğun sadece parasal değil, sosyal ve işgücü boyutlarını da içeren bütüncül bir gösterge olduğunu anlamak için gereklidir.
2
Teknik eşik değerlerini ve metodolojik detayları kontrol etme
TÜİK'in 20222022 güncellemesiyle maddi yoksunluğun 13 maddeye çıkarıldığı ve iş yoğunluğunun %20 sınırı ile ölçüldüğü doğrulanır.
Hard düzeydeki sorularda teknik detayların doğruluğunu test etmek ayırt ediciliği sağlar.
3
Yoksulluk göstergeleri ile eşitsizlik göstergeleri arasındaki farkı değerlendirme
Gini katsayısının Lorenz eğrisi üzerinden türetilen bir eşitsizlik ölçütü olduğu, oysa AROPEAROPE'un bir 'headcount' (kafa sayısı) bazlı risk ölçümü olduğu saptanır.
Kavramsal karmaşayı gidererek yanlış olan teknik ifadeyi belirlemek için kritik adımdır.

Anahtar Kavram

Yoksulluk ve Sosyal Dışlanma Riski (AROPEAROPE) Bileşenleri

İpuçları

1
Yoksulluk ölçümleri genellikle belirli bir sınırın altında kalanları sayarken, eşitsizlik ölçümleri toplumun tamamındaki dağılımın şekline bakar.
2
AROPEAROPE endeksinin alt bileşenlerini hatırlayın: Parasal yoksulluk, fiziksel yoksunluk ve istihdam eksikliği. Bu üçü arasında 'eşitsizlik katsayısı' yer almaz.
3
Gini katsayısı Lorenz eğrisine dayanır ve yoksulluk riskini hesaplarken bir çarpan olarak kullanılmaz; her ikisi de Türkiye Ekonomisi verilerinde ayrı başlıklardır.

Daha Fazla Pratik

TÜİK'in 20222022 yılında maddi yoksunluk göstergelerine eklediği 'sosyal' boyut kalemlerini (arkadaşlarla görüşme, boş zaman faaliyetleri vb.) inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 68Soru

Aşağıdaki tabloda Türkiye ekonomisinin 20022002-20072007 yılları arasındaki bazı temel makroekonomik verileri (yıllık yüzde değişim) verilmiştir:

YılGSYH Büyüme (%\%)Enflasyon (TÜFE %\%)
200220026,26,229,729,7
200320035,65,618,418,4
200420049,49,49,39,3
200520058,48,47,77,7
200620066,96,99,79,7
200720074,74,78,48,4

Bu verilere ve dönemin uygulanan iktisat politikalarına göre, 20022002-20072007 dönemi büyüme performansı ile ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yüksek büyüme oranlarına, fiyat istikrarı hedefi doğrultusunda gerçekleşen başarılı bir dezenflasyon süreci eşlik etmiştir.

Cevap

Ekonomik büyümenin, enflasyonun tek haneli rakamlara gerilediği bir dezenflasyon süreciyle birlikte gerçekleşmesi
Doğru seçenek, tablodaki verileri en net şekilde özetlemektedir. 20022002 sonrasında uygulanan 'Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı' ve sonrasındaki reformlar sayesinde Türkiye, yüksek büyüme oranlarını yakalarken aynı zamanda kronik yüksek enflasyondan kurtulmuş ve enflasyon tek haneli rakamlara inmiştir. Bu süreç iktisat literatüründe 'başarılı bir istikrar ve büyüme bileşimi' olarak değerlendirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki büyüme ve enflasyon verilerini yıllar itibarıyla karşılaştırın.
20022002-20072007 arasında GSYH büyümesi ortalama %6,8\%6,8 gibi yüksek bir seviyede gerçekleşirken, TÜFE enflasyonu %29,7\%29,7'den %8,4\%8,4'e gerilemiştir.
Dönemin temel makroekonomik karakteristiğini belirlemek için temel göstergeler arasındaki korelasyonu anlamak gerekir.
2
Dönemin uygulanan iktisat politikalarını (Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı) hatırlayın.
TCMB'nin araç bağımsızlığı, örtük ve açık enflasyon hedeflemesi ve sıkı mali disiplin programın temel sütunlarıdır.
Verilerdeki iyileşmenin hangi yapısal reformlarla sağlandığını doğrulamak gerekir.
3
Seçeneklerdeki sektörel, mali ve dış ticaretle ilgili iddiaları analiz edin.
Tarımın payının artması, bütçe disiplininin gevşemesi, cari fazla verilmesi veya işsizliğin %5\%5 altına inmesi dönemin gerçekleriyle uyuşmamaktadır.
Yanlış varsayımları eleyerek en kapsayıcı ve doğru açıklamaya ulaşmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

2002-2007 Dönemi Büyüme ve Dezenflasyon İlişkisi

İpuçları

1
Tablodaki enflasyon sütunundaki genel eğilime odaklanın.
2
Türkiye'nin 20042004 ve 20052005 yıllarında hem büyüme rekorları kırdığını hem de enflasyonu tek haneye indirdiğini hatırlayın.
3
Mali disiplin ve enflasyon hedeflemesi rejiminin bu dönemdeki etkilerini düşünün.

Daha Fazla Pratik

2002 sonrası dönemdeki büyümenin neden 'istihdamsız büyüme' olarak adlandırıldığını ve verimlilik artışlarının bu süreçteki rolünü araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 69Soru

Türkiye ekonomisinde Cumhuriyet'in kuruluşundan günümüze kadar geçen süreçte üretim (GSYHGSYH) ve işgücü (istihdam) yapısındaki sektörel değişimler analiz edildiğinde, bu dönüşümün karakteristiğine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye ekonomisindeki sektörel dönüşüm; tarımsal ağırlıklı yapıdan önce tam olgunlaşmış bir sanayi yapısına, ardından hizmetler toplumuna geçiş şeklinde 'ardışık ve doğrusal' bir seyir izlemiştir.

Cevap

Türkiye ekonomisindeki sektörel dönüşümün 'ardışık ve doğrusal' bir seyir izlediğini savunan ifade yanlıştır.
Doğru yanıt olan seçenek, Türkiye ekonomisinin gelişimini klasik (doğrusal) kalkınma aşamalarıyla açıklamaktadır. Oysa Türkiye, sanayi sektörünün milli gelir içindeki payı %25-30 bandını kalıcı olarak aşamadan (olgunlaşmadan), hizmetler sektörünün baskın hale geldiği bir yapıya bürünmüştür. Bu durum literatürde 'erken hizmetleşme' veya 'sanayisizleşme riski' olarak tartışılmaktadır; dolayısıyla dönüşüm ardışık ve doğrusal değildir.

Adım Adım Çözüm

1
GSYHGSYH ve istihdam paylarının tarihsel gelişimini karşılaştırın.
Tarımın payı her iki kategoride de düşmüş, hizmetler sektörü ise her ikisinde de birinci sıraya yükselmiştir.
Dönüşümün yönünü belirlemek için temel verilerin analizi gerekir.
2
Sektörler arası geçişin hızını ve verimlilik farklarını analiz edin.
Üretimdeki pay değişiminin istihdamdaki değişimden daha hızlı olduğu ve tarımda verimlilik düşüklüğünün sürdüğü görülür.
Yapısal dönüşümün dinamiklerini anlamak için verimlilik farkları kritiktir.
3
Dönüşümün kalkınma literatüründeki 'doğrusal model' ile uyumunu kontrol edin.
Türkiye'nin sanayileşme sürecini tam tamamlamadan hizmetler ağırlıklı bir yapıya geçmesi, sürecin ardışık olmadığını kanıtlar.
Soru kökündeki yanlış ifadeyi tespit etmek için teorik modellerle gerçekliğin kıyaslanması gerekir.

Anahtar Kavram

Türkiye Ekonomisinde Yapısal ve Sektörel Dönüşümün Karakteristiği

Daha Fazla Pratik

TÜİK verileri ışığında tarım ve sanayi sektörlerinin son 10 yıldaki istihdam ve üretim payı değişimlerini güncel kriz dönemleri (2008, 2018, 2020) bazında inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 70Soru

Türkiye ekonomisinde dalgalı kur rejimine geçilmesine neden olan ve reel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYHGSYH) yaklaşık %6\%6 oranında daraldığı 'Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı' ile sonuçlanan büyük ekonomik kriz hangi yılda yaşanmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 20012001

Cevap

20012001 yılı, Türkiye ekonomisinde dalgalı kur rejimine geçişin ve Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'nın başlangıç yılıdır.
Doğru cevap olan seçenek, Türkiye ekonomisinde Şubat 20012001'de patlak veren finansal krizin yılını ifade eder. Bu kriz, sabit kur rejiminden (çapalı kur) dalgalı kur rejimine geçilmesine ve ekonominin reel olarak %5,7\%5,7 (yaklaşık %6\%6) daralmasına yol açmıştır. Kriz sonrası yapısal reformları içeren programın adı ise 'Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'dır.

Adım Adım Çözüm

1
Krizin temel özelliklerini belirle.
Dalgalı kur rejimine geçiş ve yaklaşık %6\%6 daralma (tam değer %5,7\%5,7).
Soruda verilen ipuçlarının hangi kriz yılına ait olduğunu ayırt etmek gerekir.
2
İstikrar programı ismini kontrol et.
"Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı" (GEGPGEGP).
GEGP, Kemal Derviş tarafından 20012001 krizinden sonra hazırlanan ve yapısal reformları içeren programdır.

Anahtar Kavram

Türkiye Ekonomisinde 20012001 Krizi ve Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı

İpuçları

1
Bu krizde 'Kara Çarşamba' olarak bilinen Anayasa kitapçığı fırlatma olayı tetikleyici olmuştur.
2
Krizin ardından Kemal Derviş ekonominin başına getirilmiştir.
3
Sabit kur rejiminin terk edilip serbest döviz kuruna geçildiği ve GEGPGEGP programının ilan edildiği yıldır.

Daha Fazla Pratik

20012001 krizinin bankacılık sektörü üzerindeki etkilerini ve BDDKBDDK'nın bu dönemdeki rolünü incelemek konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Tahmini Süre:45s
Soru 71Soru

Türkiye'de hanehalkı gelirlerinin dağılımını analiz eden bir ekonomist, bir yıl sonu raporu için aşağıdaki tabloyu oluşturmuştur:

Gelir Grupları (Yüzde 20'lik paylar)Toplam Gelirden Alınan Pay (\%)
Birinci \%20 (En yoksul)6,06,0
İkinci \%2010,510,5
Üçüncü \%2015,015,0
Dördüncü \%2021,521,5
Beşinci \%20 (En zengin)47,047,0

Bu verilere dayanarak hesaplanan P80/P20P80/P20 (veya S80/S20S80/S20) oranı ve gelir dağılımı yorumuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: P80/P20P80/P20 oranı yaklaşık 7,87,8’dir ve bu oran önceki döneme göre düşüş gösterirse gelir dağılımında bir iyileşme olduğu söylenebilir.

Cevap

P80/P20P80/P20 oranının yaklaşık 7,87,8 olduğu ve bu orandaki düşüşün gelir dağılımında iyileşmeyi temsil ettiği ifade edilen seçenek doğrudur.
Doğru seçenek, P80/P20P80/P20 oranının tanımına ve hesaplamasına tam olarak uygundur. Tabloya göre en yüksek gelirli grubun payı (%47,0)(\%47,0), en düşük gelirli grubun payına (%6,0)(\%6,0) bölündüğünde çıkan 7,837,83 sonucu yaklaşık 7,87,8 olarak ifade edilmiştir. Türkiye ekonomisi literatüründe bu oranın küçülmesi, en zengin ve en yoksul arasındaki makasın daraldığını, dolayısıyla gelir dağılımının daha adil bir yapıya kavuştuğunu (iyileştiğini) gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
P80/P20P80/P20 (S80/S20) oranının tanımı ve formülü belirlenir.
Formül: (En zengin %20\%20’lik grubun payı) / (En yoksul %20\%20’lik grubun payı)
Bu ölçüt, gelir dağılımındaki uç noktalar arasındaki farkı analiz eder.
2
Tablodaki veriler formüle uygulanır.
47,0/6,0=7,833...47,0 / 6,0 = 7,833...
Matematiksel katsayıyı bulmak için tablodaki paylar kullanılır.
3
Katsayının anlamı ve değişim yönü yorumlanır.
Düşük oran = Daha az eşitsizlik / Yüksek oran = Daha çok eşitsizlik
Zengin ve yoksul arasındaki kat farkı azaldıkça gelir dağılımı adaletine yaklaşılır.

Anahtar Kavram

S80/S20 (P80/P20) Oranı ve Gelir Eşitsizliği Analizi

Daha Fazla Pratik

Lorenz eğrisi üzerinde bu yüzde 20'lik payların nasıl gösterildiğini ve Gini katsayısı hesaplanırken kullanılan 'A' ve 'B' alanlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 72Soru

Türkiye ekonomisinde tarım, sanayi ve hizmetler sektörlerinin toplam üretim (GSYHGSYH) ve işgücü (istihdam) içindeki ağırlıklarının zaman içindeki değişimi 'yapısal dönüşüm' olarak adlandırılmaktadır. Bu dönüşüm süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi Türkiye ekonomisinin karakteristik bir özelliğini yansıtır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarım sektörünün katma değer (GSYHGSYH) içindeki payındaki azalışın, bu sektörün toplam istihdamdaki payındaki azalıştan daha belirgin ve hızlı gerçekleşmiş olması

Cevap

Tarım sektörünün katma değer (GSYHGSYH) içindeki payındaki azalışın, istihdam payındaki azalıştan daha hızlı gerçekleşmesi doğru bir tespittir.
Türkiye ekonomisinin tarihsel gelişiminde tarım sektörünün milli gelir içindeki payı, teknolojik gelişme ve sanayileşme ile birlikte çok hızlı bir düşüş kaydetmiştir. Ancak, kırsal nüfusun kentlere göç etmesine rağmen işgücünün tarımdan kopuş hızı, üretimin gerileme hızına yetişememiştir. Bu durum, tarım sektöründe çok sayıda insanın az bir katma değer üretmesine, yani düşük işgücü verimliliğine ve gizli işsizliğe neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin sektörel dönüşüm trendlerini analiz etme
Tarımın payı düşerken, sanayi ve özellikle hizmetlerin payı artmaktadır.
Yapısal dönüşüm, kaynakların düşük verimli sektörlerden (tarım) yüksek verimli sektörlere (sanayi/hizmetler) kaymasıdır.
2
GSYH ve İstihdam payları arasındaki makası değerlendirme
Tarımın GSYH payı yaklaşık %6 iken istihdam payı %15-17 civarındadır.
Milli gelir payındaki düşüşün istihdamdaki düşüşten hızlı olması, tarımda düşük işgücü verimliliğine ve yapısal bir probleme işaret eder.

Anahtar Kavram

Sektörel Verimlilik Makası ve Yapısal Dönüşüm
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 73Soru

Türkiye ekonomisinin Cumhuriyet'in kuruluşundan günümüze kadar geçen tarihsel gelişim süreci ve yapısal dönüşümü dikkate alındığında, sektörel paylarda yaşanan değişimle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarım sektörünün milli gelir içindeki payındaki azalış, sanayi sektöründeki artıştan daha hızlı gerçekleşmiş; tarımdan serbest kalan pay büyük oranda hizmetler sektörü tarafından absorbe edilmiştir.

Cevap

Türkiye'nin sektörel dönüşüm sürecinde tarım payındaki azalışın sanayi tarafından değil, ağırlıklı olarak hizmetler sektörü tarafından karşılanması
Türkiye ekonomisinde 19231923’ten günümüze yaşanan en temel yapısal değişim, tarımın payının hızla azalmasıdır. Ancak bu azalma gelişmiş sanayi ülkelerindeki gibi sadece sanayiye kaymamış; sanayi payı belirli bir seviyede kalırken asıl artış hizmetler sektöründe gerçekleşmiştir. Bu durum, tarımdan çıkan işgücü ve katma değerin büyük oranda hizmetler sektörü tarafından absorbe edildiğini doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhuriyet döneminden günümüze tarım sektörünün payını analiz et.
Tarımın GSYH içindeki payı %40\%40’lardan %6\%6-%7\%7 seviyelerine gerilemiştir.
Sanayileşme ve modernleşme süreci tarımın göreceli önemini azaltmıştır.
2
Sanayi ve hizmetler sektörlerinin bu değişimdeki rolünü karşılaştır.
Sanayinin payı kademeli artıp %20\%20-%25\%25 bandında durağanlaşırken, hizmetler payı %60\%60’ın üzerine çıkmıştır.
Türkiye ekonomisi 'hizmetleşme' (tertiarization) sürecine girmiştir.
3
Doğru yapısal dönüşüm ifadesini belirle.
Tarımdan kopan payın büyük kısmının hizmetler sektörüne kaydığı sonucuna ulaşılır.
Türkiye'nin büyüme modeli sanayiden ziyade hizmet odaklı bir dönüşüm sergilemiştir.

Anahtar Kavram

Sektörel Yapısal Dönüşüm ve Hizmetleşme Eğilimi
Soru 74Soru

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan milli hesaplar verilerinde, Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYHGSYH) gelir yöntemi ile hesaplanırken; 'İşgücü Ödemeleri' ve 'Üretim ve İthalat Üzerindeki Vergiler (Sübvansiyonlar Hariç)' kalemleri ile birlikte temel bir bileşen olarak dikkate alınan unsur aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gayrisafi İşletme Artığı ve Karma Gelir

Cevap

Gayrisafi İşletme Artığı ve Karma Gelir
TÜİK tarafından uygulanan ESA 2010 standartlarında gelir yöntemi ile GSYH hesaplanırken; emeğin karşılığı olan 'İşgücü Ödemeleri', devletin payı olan 'Üretim ve İthalat Üzerindeki Vergiler (Sübvansiyonlar hariç)' ve sermaye ile girişimcinin payını kapsayan 'Gayrisafi İşletme Artığı / Karma Gelir' kalemleri toplanır.

Adım Adım Çözüm

1
Gelir yöntemi bileşenlerini tanımla.
GSYH=I˙s¸gu¨cu¨ O¨demeleri+U¨retim ve I˙thalat U¨zerindeki Vergiler (Net)+Gayrisafi I˙s¸letme Artıg˘ı / Karma GelirGSYH = \text{İşgücü Ödemeleri} + \text{Üretim ve İthalat Üzerindeki Vergiler (Net)} + \text{Gayrisafi İşletme Artığı / Karma Gelir}
Milli gelir hesaplamasında gelir yöntemi, üretim sürecine katılan üretim faktörlerinin elde ettiği tüm gelirlerin toplamına dayanır.
2
Eksik bileşenin içeriğini analiz et.
Gayrisafi İşletme Artığı ve Karma Gelir
Sermaye sahiplerinin ve kendi hesabına çalışanların (karma gelir) elde ettiği getiriler bu başlık altında toplanır.

Anahtar Kavram

Gelir Yöntemi ile GSYH Hesaplaması (ESA 2010)

Daha Fazla Pratik

Harcama yöntemi bileşenlerini (Tüketim, Yatırım, Kamu Harcamaları, Net İhracat) gözden geçirerek yöntemler arası farkları pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 75Soru

Türkiye ekonomisinin 19801980 sonrası dışa açılma süreci, artan dış borçlanma ve yabancı sermaye girişleri dikkate alındığında; Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYHGSYH) ile Gayrisafi Milli Hasıla (GSMHGSMH) arasındaki ilişkiye dair aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dış alem net faktör gelirlerinin genellikle negatif seyretmesi nedeniyle GSYHGSYH değeri GSMHGSMH değerinden daha büyüktür.

Cevap

Dış alem net faktör gelirlerinin genellikle negatif olması nedeniyle Gayrisafi Yurt İçi Hasıla değerinin Gayrisafi Milli Hasıla değerinden büyük olması doğrudur.
Türkiye ekonomisinde dış borç stoku ve doğrudan yabancı yatırımların yoğunluğu nedeniyle dışarıya yapılan faiz ve kar payı ödemeleri, dışarıdan gelen gelirlerden fazladır. Bu durum Dış Alem Net Faktör Gelirlerinin (DANFG) negatif olmasına, dolayısıyla yurt içinde yaratılan toplam katma değerin (GSYHGSYH), vatandaşların sahip olduğu faktörlerle elde ettiği gelirden (GSMHGSMH) daha büyük çıkmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramsal tanımların yapılması
GSMH=GSYH+s¸ Alem Net Fakto¨r Gelirleri (DANFG)GSMH = GSYH + \text{Dış Alem Net Faktör Gelirleri (DANFG)}
Hasıla kavramları arasındaki temel matematiksel ilişkiyi kurmak gerekir.
2
Türkiye'nin ekonomik yapısının analizi
DANFG<0\text{DANFG} < 0
Türkiye'nin dış borç faiz ödemeleri ve yabancı şirketlerin kar transferleri, yurt dışındaki Türk vatandaşlarının getirdiği gelirlerden fazladır.
3
Sonucun belirlenmesi
GSYH>GSMHGSYH > GSMH
DANFG negatif olduğunda, yurt içinde üretilen değer (GSYH), vatandaşların elde ettiği toplam gelirden (GSMH) daha büyük olur.

Anahtar Kavram

Hasıla Kavramları Arasındaki Fark (GSYH vs GSMH)
Soru 76Soru

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yoksulluk ve gelir dağılımı istatistiklerinin oluşturulmasında, hanehalkı toplam kullanılabilir gelirinin hane büyüklüğü ve kompozisyonuna göre düzeltilerek hanehalkları arasında karşılaştırılabilir hale getirilmesi amacıyla "eşdeğer hanehalkı kullanılabilir geliri" hesaplanmaktadır.

Güncel hesaplamalarda ve Avrupa Birliği normlarına uyum sürecinde kullanılan "Yenilenmiş (Modifiye) OECD Ölçeği" kapsamında, hanehalkı fertlerine atanan katsayılar (ağırlıklar) aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hanehalkı referans kişisi için 1,01,0; 1414 yaş ve üzerindeki diğer her bir fert için 0,50,5; 1414 yaşından küçük her bir fert için 0,30,3 katsayısı kullanılır.

Cevap

Hanehalkı referans kişisi için 1,01,0, 1414 yaş ve üzerindeki diğer fertler için 0,50,5 ve 1414 yaşından küçük fertler için 0,30,3 katsayısının uygulandığı seçenektir.
Doğru cevap olan seçenekte verilen katsayılar, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) yoksulluk analizlerinde kullandığı resmi metodolojidir. Bu yöntemde ilk yetişkine 1,01,0 katsayısı verilirken, hanehalkının diğer üyelerinin tüketim ağırlıkları daha düşük tutularak hanedeki ortak yaşamın getirdiği tasarruflar hesaba katılır.

Adım Adım Çözüm

1
Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir gelirinin tanımını analiz etmek.
Hanehalkı gelirinin, hanenin tüketim ihtiyacını etkileyen fert sayısı ve yaş yapısına göre düzeltilmesi gerektiği anlaşılır.
Farklı büyüklükteki hanelerin (örneğin tek başına yaşayan bir birey ile 5 kişilik bir aile) refah düzeyini karşılaştırabilmek için standart bir ölçek gereklidir.
2
Yenilenmiş (Modifiye) OECD ölçeği değerlerini hatırlamak.
İlk yetişkin (referans kişi) için 1,01,0 tam puan verilirken, ilave yetişkinler ve 1414 yaş üstü çocuklar için 0,50,5, küçük çocuklar için 0,30,3 ağırlığı atanır.
Hane içindeki ortak kullanım (kira, elektrik, ısınma gibi) sayesinde kişi sayısı arttıkça maliyetlerin doğrusal artmadığı (ölçek ekonomileri) gerçeği yansıtılır.

Anahtar Kavram

Eşdeğer Hanehalkı Kullanılabilir Geliri ve Modifiye OECD Ölçeği

Daha Fazla Pratik

Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan geliri üzerinden hesaplanan %50 ve %60'lık göreli yoksulluk sınırlarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 77Soru

Türkiye ekonomisinin Cumhuriyet'in ilk yıllarından günümüze kadar geçirdiği yapısal dönüşüm süreci dikkate alındığında, günümüzde Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) içerisinde en yüksek paya sahip olan sektör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmetler

Cevap

Günümüz Türkiye ekonomisinde Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) içerisinde en yüksek paya sahip olan sektör hizmetler sektörüdür.
Hizmetler sektörünün günümüzde GSYH içindeki en büyük paya sahip olması, Türkiye ekonomisinin geçirdiği yapısal dönüşümün en temel göstergesidir. Ticaret, ulaştırma, konaklama ve finans gibi alt kolların gelişmesiyle bu sektör ekonominin baskın gücü haline gelmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Sektörel dönüşüm trendini analiz etme
Cumhuriyet'in ilk yıllarında GSYH'nin %40'ından fazlasını oluşturan tarım sektörü, sanayileşme ve modernleşme ile pay kaybetmiştir.
Gelişmekte olan ekonomilerde katma değeri yüksek sektörlere geçiş doğaldır.
2
Güncel verilerle sektör ağırlıklarını karşılaştırma
Hizmetler sektörü (ticaret, ulaştırma, bankacılık vb.) GSYH'nin yarısından fazlasını, sanayi yaklaşık dörtte birini, tarım ise %10'dan azını oluşturmaktadır.
Türkiye ekonomisi artık 'hizmet odaklı' bir ekonomik yapı sergilemektedir.

Anahtar Kavram

Sektörel Yapı ve Yapısal Dönüşüm
Soru 78Soru

Türkiye İstatistik Kurumu (TU¨I˙KTÜİK), milli hesaplar sisteminde reel ekonomik büyüme oranlarını hesaplarken Avrupa Hesaplar Sistemi (ESAESA 20102010) standartları gereği geçmişte uygulanan "sabit baz yılı" (19981998 veya 20092009 gibi) yöntemini terk etmiştir. Yeni sistemde, her yılın üretim hacmi bir önceki yılın fiyatlarıyla ağırlıklandırılarak hesaplanmakta ve bu yıllık değişimler birbirine eklemlenerek zaman serileri oluşturulmaktadır. TU¨I˙KTÜİK tarafından güncel olarak kullanılan ve reel büyüme verilerinin temelini oluşturan bu endeksleme yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zincirleme hacim endeksi

Cevap

Türkiye İstatistik Kurumu'nun güncel metodolojisinde reel GSYH büyümesini ölçmek için kullandığı yöntem zincirleme hacim endeksidir.
Zincirleme hacim endeksi, her yılın bir önceki yıl fiyatlarıyla değerlendirilmesi ve bu oranların birbirine eklemlenmesi esasına dayanır. TÜİK, 2016 yılındaki metodolojik revizyonla birlikte reel GSYH büyümesini hesaplamak için bu yöntemi temel standart olarak benimsemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Metodolojik değişimi analiz etme
TÜİK, 2016 yılında ESA 2010 standartlarına uyum sağlayarak sabit baz yılı yöntemini bırakmıştır.
Sabit baz yılı yöntemi, baz yılından uzaklaşıldıkça fiyat yapısındaki değişimleri yansıtmada yetersiz kalmaktadır.
2
Ağırlıklandırma yapısını belirleme
Yeni sistemde her yılın ağırlığı, bir önceki yılın fiyatları (t1t-1) kullanılarak belirlenmektedir.
Bu sayede güncel üretim yapısı ve fiyat değişimleri daha hassas bir şekilde ölçülebilir.
3
Endeksleme tekniğini isimlendirme
Yıllık hacim değişimlerinin birbirine bağlanmasıyla oluşan bu sisteme "Zincirleme Hacim Endeksi" denir.
Reel büyüme rakamları bu endeks serisi üzerinden yüzde değişim olarak hesaplanır.

Anahtar Kavram

TÜİK'in milli gelir hesaplamalarında reel büyüme ölçümü için kullandığı Zincirleme Hacim Endeksi metodolojisi.

İpuçları

1
TÜİK'in 2016 yılındaki büyük revizyonunda reel büyüme hesaplama tekniğinin değiştiğini hatırlayın.
2
Yeni yöntemde sabit bir baz yılı yerine her yılın 'bir önceki yıl fiyatlarıyla' ağırlıklandırılması esastır.
3
Bu yöntemin adı, verilerin birbirine bir zincir gibi eklenmesinden gelmektedir.

Daha Fazla Pratik

ESA 2010 revizyonuyla birlikte Ar-Ge harcamalarının ara tüketimden yatırıma (GSFSO) dahil edilmesi konusunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 79Soru

Türkiye'de gelir dağılımı adaletsizliği ve yoksullukla mücadelede devletin en önemli müdahale araçlarından biri sosyal transferlerdir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından gerçekleştirilen 'Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması' kapsamında; sosyal transferlerin yoksulluk üzerindeki etkisini ölçmek amacıyla, bu transferler hariç tutulduğunda ve dahil edildiğinde ortaya çıkan yoksulluk oranları karşılaştırmalı olarak analiz edilmektedir.

Buna göre, Türkiye ekonomisinde sosyal transferlerin (emekli ve dul-yetim aylıkları dahil) yoksulluk oranını düşürücü etkisi incelendiğinde, bu azalmaya en büyük katkıyı sağlayan transfer türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Emekli ve dul-yetim aylıkları

Cevap

Türkiye ekonomisinde yoksulluk oranını düşürmede en yüksek kapasiteye sahip sosyal transfer kalemi 'Emekli ve dul-yetim aylıkları' olarak belirlenmiştir.
Doğru yanıt olan seçenek, Türkiye'deki sosyal güvenlik sisteminin büyüklüğünü ve bu sistemden yapılan ödemelerin (emekli aylıkları) hanehalkı toplam gelirindeki ağırlığını yansıtmaktadır. TÜİK verilerine göre, yoksulluk oranındaki düşüşün yaklaşık %80\%80'i emekli ve dul-yetim aylıklarından, kalan %20\%20'si ise diğer sosyal yardımlardan kaynaklanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Sosyal transfer kavramının yoksulluk ölçümündeki yerini tanımlama.
TÜİK, sosyal transferleri 'emekli ve dul-yetim aylıkları' ile 'diğer sosyal transferler' (aile, çocuk, konut, eğitim yardımları vb.) şeklinde iki ana grupta ele alır.
Yoksulluk oranındaki düşüşün hangi kaynaktan geldiğini saptamak.
2
Transferler öncesi ve sonrası verileri karşılaştırma.
Sosyal transferlerin tamamı hariç tutulduğunda yoksulluk oranı yaklaşık %35%40\%35 - \%40 bandındayken, emekli aylıkları dahil edildiğinde bu oran yaklaşık %18%20\%18 - \%20 düzeyine gerilemektedir.
Emekli aylıklarının hanehalkı geliri üzerindeki baskın etkisini görmek.
3
Diğer transferlerin etkisini analiz etme.
Emekli aylıkları dışındaki diğer sosyal transferler (yardımlar) dahil edildiğinde yoksulluk oranı ek olarak yalnızca yaklaşık 44 ila 55 puan daha düşerek %14%15\%14 - \%15 seviyelerine inmektedir.
Yardım niteliğindeki transferlerin emekli aylıklarına göre ikincil etkide kaldığını doğrulamak.

Anahtar Kavram

Sosyal Transferlerin Yoksulluk Üzerindeki Yeniden Dağıtım Etkisi

İpuçları

1
Türkiye'de sosyal güvenlik sisteminden yapılan en büyük düzenli ödemeyi düşünün.
2
TÜİK yoksulluk verilerinde sosyal transferler; 'emekli aylıkları' ve 'diğer yardımlar' olarak ikiye ayrılır.
3
Sosyal transferlerin yoksulluğu azaltma kapasitesinin büyük bir kısmı, yaşlılık ve emeklilik döneminde sağlanan sürekli gelirlerden gelmektedir.

Daha Fazla Pratik

Gini katsayısının sosyal transferler öncesi ve sonrası değerlerini inceleyerek gelir dağılımı adaletindeki değişimi analiz edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 80Soru

Türkiye ekonomisinde gelir dağılımı göstergelerini analiz eden bir uzman, son yayımlanan TU¨I˙KTÜİK verilerinde GiniGini katsayısının azaldığını ve toplumun en zengin %20\%20'lik grubunun gelirinin en yoksul %20\%20'lik grubun gelirine oranı olan S80/S20S80/S20 katsayısının düştüğünü tespit etmiştir.

Bu verilere göre, Türkiye'deki gelir dağılımı yapısı ile ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumun en yüksek ve en düşük gelirli kesimleri arasındaki göreli gelir farkı azalmıştır.

Cevap

Toplumun en yüksek ve en düşük gelirli kesimleri arasındaki göreli gelir farkı azalmıştır.
Verilen senaryoda hem GiniGini katsayısının hem de S80/S20S80/S20 oranının azalması, Türkiye ekonomisinde gelir dağılımının daha dengeli hale geldiğini ifade eder. S80/S20S80/S20 oranındaki düşüş, toplumun en zengin kesiminin gelirinin en yoksul kesime oranla azaldığını, yani aradaki uçurumun daraldığını doğrudan gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
GiniGini katsayısının yönünü belirle.
GiniGini katsayısı 00 ile 11 arasında değer alır; 00'a yaklaşması gelir dağılımında tam eşitliğe yaklaşıldığını, 11'e yaklaşması ise eşitsizliğin arttığını gösterir. Katsayının azalması adaletin iyileştiği anlamına gelir.
Eşitsizlik ölçütlerinin temel yorumunu yapmak.
2
S80/S20S80/S20 oranını analiz et.
Bu oran, en üstteki %20\%20'lik grubun toplam gelirden aldığı payın en alttaki %20\%20'lik grubun payına bölünmesidir. Oranın düşmesi, zengin ve yoksul arasındaki uçurumun azaldığını gösterir.
Zengin-yoksul farkı göstergesini yorumlamak.
3
Göstergeleri Lorenz eğrisi ile ilişkilendir.
Gelir dağılımı iyileştiğinde (Gini azaldığında), Lorenz eğrisi 4545^\circ'lik mutlak eşitlik doğrusuna yaklaşır.
Geometrik gösterim ve katsayı arasındaki ilişkiyi kurmak.

Anahtar Kavram

Gelir Dağılımı Ölçütleri (Gini ve S80/S20)

İpuçları

1
GiniGini katsayısının sıfıra yaklaşması gelir dağılımının iyileştiğini mi yoksa kötüleştiğini mi gösterir?
2
S80/S20S80/S20 oranı, en zengin %20\%20'nin gelir payının en yoksul %20\%20'ye bölünmesidir. Bu oranın küçülmesi payın mı yoksa paydanın mı daha hızlı arttığını düşündürür?

Daha Fazla Pratik

Gini katsayısı ile Lorenz eğrisi arasındaki alanın (A alanı) büyümesi gelir dağılımını nasıl etkiler?
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 4 / 5Sonraki
Milli Gelir ve Büyüme Alıştırma Soruları — KPSS İktisat — Sayfa 4 | Examkin