Soru

Zorluk: OrtaNakit ve Pazarlanabilir Menkul Kıymet Yönetimi

Türkiye'de faaliyet gösteren bir Kamu İktisadi Teşebbüsü (KİT), dönemsel nakit akışlarındaki dalgalanmaları daha etkin yönetebilmek amacıyla likidite politikalarını revize etmektedir. Kurum, bir yandan kısa vadeli ödeme yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmeyi, diğer yandan da atıl fonların yaratacağı fırsat maliyetini en aza indirmeyi hedeflemektedir.

Bu kapsamda, nakit ve pazarlanabilir menkul kıymet yönetimi prensiplerine göre aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

  1. A
    Kurumun nakit dönüşüm döngüsünü kısaltarak likidite pozisyonunu güçlendirmesi için, ticari borçların vadesinden önce ödenmesi ve müşteri alacaklarının tahsilat süresinin uzatılması yönünde bir strateji izlenmelidir.
  2. B
    Günlük nakit akışlarının belirsiz olduğu durumlarda optimal nakit miktarını belirlemek için sabit nakit çıkışı varsayımına dayanan Miller-Orr modeli; nakit akışlarının kesin bilindiği durumlarda ise alt ve üst kontrol sınırları kullanan Baumol modeli tercih edilmelidir.
  3. C
    Kurumun sadece günlük rutin personel ve faaliyet ödemelerini karşılayabilmek amacıyla kasasında tuttuğu nakit ihtiyat güdüsünü yansıtırken; olağanüstü durumlara karşı tedbir almak amacıyla nakit tutması işlem güdüsüyle açıklanır.
  4. D
    Kurumun hazırlayacağı nakit bütçesinde, gelir tablosunda yer alan amortisman ve kıdem tazminatı karşılıkları gibi kalemler, fon akım analizlerindeki temel mantıkla birebir örtüşecek şekilde doğrudan nakit çıkışı yaratan unsurlar olarak sınıflandırılır.
  5. Nakit yönetiminde likidite ile kârlılık arasındaki ödünleşim (trade-off) dikkate alındığında; kurumun atıl fonlarını pazarlanabilir menkul kıymetlere yönlendirmesi fırsat maliyetini düşürerek kârlılığı artırırken, ani ödeme yükümlülüklerini karşılayamama riskini belirli ölçüde yükseltir.Cevap

Cevap

Nakit yönetiminde likidite ile kârlılık arasındaki ödünleşim dikkate alındığında; kurumun atıl fonlarını pazarlanabilir menkul kıymetlere yönlendirmesi fırsat maliyetini düşürerek kârlılığı artırırken, ani ödeme yükümlülüklerini karşılayamama riskini belirli ölçüde yükseltir.
Finansal yönetimde işletmeler 'ödeme aczine düşmeme (likidite)' ve 'sermayeden maksimum getiri sağlama (kârlılık)' gibi birbiriyle çelişen iki temel amaca sahiptir. Kârlılığı maksimize etmek isteyen bir kurum, kasasında atıl nakit tutmak yerine bu fonları repo, hazine bonosu veya finansman bonosu gibi pazarlanabilir menkul kıymetlere yatırır. Bu işlem, paranın boşta beklemesinden doğan fırsat maliyetini ortadan kaldırır. Ancak finansal piyasalardaki anlık dalgalanmalar veya kıymetlerin anında nakde çevrilememesi gibi durumlar, kurumun acil borçlarını ödeyememe (likidite riskini) ihtimalini artırır. Bu denge, doğru seçenekte eksiksiz biçimde ifade edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda sunulan dört temel nakit yönetimi prensibini (nakit döngüsü, nakit tutma güdüleri, Baumol/Miller-Orr modelleri ve likidite-kârlılık dengesi) analiz et.
Dört seçenekteki ifadelerin kasıtlı olarak ters veya hatalı kurgulandığı, bir seçeneğin ise temel finansal gerçekliği yansıttığı tespit edilir.
Çoklu konuyu kapsayan karma sorularda her bir ifadenin kendi içindeki teorik tutarlılığını doğrulamak zorunludur.
2
Likidite ve kârlılık arasındaki ödünleşim (trade-off) ilişkisini değerlendir.
Nakit tutmak güvenlidir (likidite tamdır) ancak getiri sağlamaz (kârlılık düşer). Atıl nakdi menkul kıymetlere yatırmak ise getiri sağlar (kârlılık artar) ancak anlık nakit ihtiyaçlarında işletmeyi zora sokabilir (likidite riski artar).
Çalışma sermayesi yönetiminin özünde bu iki zıt hedefin optimal noktada dengelenmesi yatmaktadır.

Anahtar Kavram

Nakit Yönetiminde Likidite - Kârlılık Ödünleşimi
Tahmini Süre:1m 30s
Bu soruyu puanla