Soru

Zorluk: ZorTanzimat Fermanı (1839) ve Hukuk Devleti Anlayışı

Osmanlı İmparatorluğu'nda "hukuk devleti" anlayışının temelleri atılırken, iktidarın sınırlandırılma usulü ve bu sınırlandırmanın kaynağı büyük önem taşır. Padişahın mutlak yetkilerinin üzerine yeni bir "kanun üstünlüğü" fikrini inşa eden ve tebaanın "can, mal, ırz (namus) güvenliğini" güvence altına alan Tanzimat Fermanı'nın (1839) anayasal niteliği incelendiğinde, diğer anayasal metinlerden ayrılan karakteristik bir yapısı olduğu görülür.

Buna göre, Tanzimat Fermanı'nın anayasa tarihindeki yerini ve hukuk devleti bağlamındaki yapısal özgünlüğünü en doğru ifade eden yargı aşağıdakilerden hangisidir?

  1. A
    Padişahın, taşrada fiili egemenlik kuran âyanların siyasi gücünü tanıyarak merkezi otoritesini karşılıklı bir hukuki misak (antlaşma) yoluyla sınırlandırmış olmasıdır.
  2. Yerel güçlerle yapılan iki taraflı bir sözleşme olmaksızın ve doğrudan dış devletlerin diktesine dayanmadan, padişahın kendi tek taraflı iradesiyle (otosınırlama) kanun üstünlüğünü kabul etmesidir.Cevap
  3. C
    Avrupalı devletlerin diplomatik baskıları sonucunda, özellikle gayrimüslim tebaaya eşit siyasi haklar tanınarak egemenlik haklarının uluslararası güvence altına alınmasıdır.
  4. D
    Yeni Osmanlılar cemiyetinin yürüttüğü siyasal faaliyetler neticesinde, padişahın yasama yetkisini seçilmiş temsilcilerden oluşan bir meclise devrederek sınırlandırmasıdır.
  5. E
    Mutlakiyetçi devlet yapısının tamamen terk edilerek, padişahın yetkilerinin katı bir anayasal metin çerçevesinde ve kuvvetler ayrılığı ilkesiyle hükümete devredilmesidir.

Cevap

Yerel güçlerle yapılan iki taraflı bir sözleşme olmaksızın ve doğrudan dış devletlerin diktesine dayanmadan, padişahın kendi tek taraflı iradesiyle (otosınırlama) kanun üstünlüğünü kabul etmesidir.
Tanzimat Fermanı (1839), padişahın yetkilerini kendi iradesiyle sınırlandırdığı (otosınırlama) ve konulacak yeni kanunlara kendisinin de uyacağına yemin ettiği tek taraflı bir siyasal belgedir. Sened-i İttifak gibi iki taraflı bir sözleşme (misak) olmadığı gibi, Islahat Fermanı gibi doğrudan yabancı baskısına dayanan uluslararası bir tavizin sonucu da değildir. Padişahın, herkesin can, mal ve ırz güvenliğini teminat altına alması, kanunların şer'i ve örfi hukukun üzerinde modern anlamda bir 'kanun üstünlüğü' ilkesine doğru evrilişinin en net hukuki kanıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Tanzimat Fermanı'nın hukuki yapısını analiz et.
Tanzimat Fermanı, hukuki niteliği itibarıyla bir anayasa, antlaşma veya sözleşme değil; padişahın kendi kendine sınırlama getirdiği tek taraflı bir 'ferman'dır (Gülhane Hatt-ı Hümayunu).
Belgenin diğer Osmanlı anayasal metinlerinden usulen nasıl ayrıldığını tespit etmek.
2
Tanzimat Fermanı'nı önceki ve sonraki önemli siyasal metinlerle karşılaştır.
Öncesindeki Sened-i İttifak (1808) padişah ile âyanlar arasında bir misak (sözleşme) iken; sonrasındaki Islahat Fermanı (1856) Paris Antlaşması'nın bir gereği olarak dış baskıların ağır bastığı ve daha çok gayrimüslim tebaayı önceleyen bir belgedir.
Soruda istenen 'karakteristik yapıyı' ve 'diğerlerinden ayrılan yönü' netleştirmek.
3
Doğru yargıyı seçenekler arasından eşleştir.
Padişahın yerel güçlerle sözleşme yapmadan ve dış devletlerin doğrudan diktesi olmadan 'otosınırlama' yöntemiyle kanun üstünlüğünü kabul ettiğini vurgulayan seçenek doğru cevaptır.
Hukuk devleti ilkesine gidişte Tanzimat Fermanı'nın dayandığı temel meşruiyet mekanizması budur.

Anahtar Kavram

Otosınırlama ve Kanun Üstünlüğü (Tanzimat Fermanı'nın Hukuki Niteliği)
Bu soruyu puanla