Siyasal yabancılaşma sürecinde bireyin, siyasal katılım faaliyetlerini (oy verme, tartışma vb.) demokratik bir hakkın icrası veya özgürleştirici bir eylem olarak görmekten çıkıp; sadece sosyal baskıdan kaçınma veya ekonomik beklentiler gibi dışsal ödüllere ulaşmak için katlanılması gereken 'araçsal bir faaliyet' olarak algılaması, Melvin Seeman’ın tipolojisinde hangi boyutla açıklanır ve bu durumun 'siyasal güven' üzerindeki yansıması nedir?
- Kendine yabancılaşma; bu durum siyasal güvenin 'yaygın (diffuse)' niteliğini zayıflatarak katılımı sadece kısa vadeli çıkarlara dayalı araçsal bir sürece dönüştürür.Cevap
- BAnlamsızlık; bireyin siyasal olayların karmaşıklığı nedeniyle rasyonel tercih yapamaması sonucunda sisteme duyulan özel güvenin (specific trust) artmasına neden olur.
- CGüçsüzlük; bireyin siyasal kararları etkileme kapasitesinin olmadığını düşünerek siyasal güvenin yerini tamamen sosyal güvenin (social trust) almasıdır.
- DKuralsızlık; siyasal hedeflere ulaşmada etik dışı yolların zorunlu görülmesi sonucunda siyasal meşruiyetin toplumsal inançtan koparak sadece yasallığa indirgenmesidir.
- EYalıtılmışlık; bireyin toplumun egemen siyasal değerlerini paylaşmaması nedeniyle siyasal güvenin yerini tamamen siyasal apatiye bırakmasıdır.
Cevap
Kendine yabancılaşma; bu durum siyasal güvenin 'yaygın (diffuse)' niteliğini zayıflatarak katılımı sadece kısa vadeli çıkarlara dayalı araçsal bir sürece dönüştürür.
Kendine yabancılaşma (self-estrangement), bireyin yaptığı faaliyetin kendi içinde bir ödül/anlam taşımaması, sadece dışsal bir ödül için araç olarak kullanılması durumudur. Demokratik katılımın içselleştirilmediği bu durumda, sistemin temel değerlerine duyulan 'yaygın güven' (diffuse trust) erozyona uğrar ve katılım sadece kısa vadeli fayda odaklı bir nitelik kazanır.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Kendine Yabancılaşma ve Yaygın Güven İlişkisi
Tahmini Süre:2m 30s