Bir vergi dairesinde görevli memur, aralarında geçmişe dayalı husumet bulunan bir mükellefin gizli tutulması gereken ticari verilerini, mükellefin ticari rakiplerine kasten sızdırarak mükellefin ağır maddi zarara uğramasına neden olmuştur.
Bu durumda, meydana gelen zararın tazmini ve tarafların hukuki sorumluluğuyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- Mağdur mükellef, tazminat davasını Anayasa uyarınca idare aleyhine idari yargıda açmalıdır; idare ise ödediği tazminatı memurun kişisel kusuruna dayanarak rücu yoluyla memurdan talep eder.Cevap
- BEylemin görevle ilgisi olmayan kasti bir kişisel kusur olması nedeniyle, mağdurun tazminat davasını doğrudan memura karşı adli yargıda açması zorunludur.
- Cİdare, memurun kasten işlediği bu eylemden dolayı herhangi bir sorumluluk üstlenmez; tazminat sorumluluğu tamamen ve doğrudan ilgili memura aittir.
- Dİdarenin ödediği tazminat miktarını memurdan geri almak amacıyla açacağı rücu davası, uyuşmazlığın kaynağı bir idari eylem olduğu için idari yargı yerlerinde görülür.
- Eİdare, ödediği tazminatı ancak memurun 'hizmet kusuru' işlediğinin mahkemece tespiti halinde memurdan rücu yoluyla tahsil edebilir.
Cevap
Zarara uğrayan kişinin davayı idare aleyhine idari yargıda açması, idarenin ise ödediği bu tazminatı kasten zarar veren memura rücu etmesi gerekir.
Vergi memurunun ticari sırları sızdırması kasti bir 'kişisel kusur'dur; ancak bu eylem hizmet yürütüldüğü sırada ve hizmetin imkanları kullanılarak gerçekleşmiştir. Anayasa'nın 129. maddesinin 5. fıkrasına göre kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, ancak idare aleyhine açılabilir. İdare, mahkeme kararıyla tazminat ödedikten sonra, zararın oluşmasında kasten hareket eden memura bu tutarı rücu eder. Bu sistem hem mağdurun tazminat almasını garanti altına alır hem de kamu görevlisini doğrudan husumetlerden korur.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
İdarenin Sorumluluğunda Kişisel Kusur ve Rücu İlişkisi