Soru

Zorluk: Çok zorLaik Devlet İlkesi

1982 Anayasası’nda düzenlenen laik devlet ilkesi, din ve vicdan hürriyetinin kapsamı ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın anayasal statüsü ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuksal açıdan tam ve doğru bir açıklamadır?

  1. 1982 Anayasası'na göre; din ve vicdan hürriyetinin 'inanç' boyutu mutlak ve dokunulmaz bir nitelik taşırken, 'ibadet ve tören' boyutu Anayasa’nın 14. maddesindeki temel hakların kötüye kullanılması yasağına aykırı olmamak kaydıyla sınırlanabilir; ayrıca genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı görevlerini laiklik ilkesi doğrultusunda yerine getirir.Cevap
  2. B
    Laiklik ilkesi, ilk kez 1924 Anayasası'nın kabul edildiği orijinal metinde yer almış olup, 1982 Anayasası'nda da bu tarihsel süreklilik korunarak değiştirilemez ve değiştirilmesi dahi teklif edilemez bir hüküm olarak Başlangıç metninde düzenlenmiştir.
  3. C
    Diyanet İşleri Başkanlığı, laiklik ilkesinin bir gereği olarak din hizmetlerinin devletten tam olarak ayrılmasını sağlamak amacıyla, merkezi idarenin hiyerarşisi dışında kalan, özerk ve kamu tüzel kişiliğine sahip bir üst kurul olarak yapılandırılmıştır.
  4. D
    Anayasa'nın 24. maddesi uyarınca, her türlü din ve vicdan hürriyeti sınırlanabilir nitelikte olup; din kültürü ve ahlak öğretimi, eğitim kurumlarında sadece öğrencilerin veya kanuni temsilcilerinin isteğine bağlı olarak seçmeli ders statüsünde verilir.
  5. E
    1937 anayasa değişikliği ile hukuk sistemimize giren laiklik ilkesi uyarınca; devlet, ibadet hürriyetini her ne sebeple olursa olsun sınırlayamaz ve inanç hürriyeti ile ibadet hürriyeti arasında anayasal bir koruma farkı gözetilemez.

Cevap

Dini inanç hürriyetinin mutlak olduğunu, ibadet hürriyetinin ise Anayasa'nın 14. maddesi çerçevesinde sınırlanabileceğini belirten ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın genel idare içindeki konumunu doğru açıklayan ifade doğrudur.
Doğru açıklama, Anayasa m. 24 uyarınca dini inanç ve kanaat hürriyetinin mutlak olduğunu (sınırlanamayacağını), ancak ibadet, ayin ve törenlerin m. 14'teki temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılması yasağı çerçevesinde sınırlanabileceğini doğru saptamaktadır. Aynı zamanda m. 136 uyarınca Diyanet İşleri Başkanlığı'nın genel idare içindeki anayasal statüsünü ve laiklik ilkesine bağlılığını tam olarak ifade etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Laiklik ilkesinin anayasal kökenini teyit et.
Laiklik, 5 Şubat 1937 tarihinde 1924 Anayasası'nda yapılan değişiklikle anayasal bir ilke olmuştur.
Tarihsel gelişimi bilmek, seçeneklerdeki 1924 orijinal metin yanılgısını elemeyi sağlar.
2
Din ve vicdan hürriyetinin ikili yapısını analiz et.
İç dünyayı ilgilendiren inanç hürriyeti mutlaktır; dış dünyayı ilgilendiren ibadet hürriyeti ise sınırlanabilir.
Anayasa m. 24 ve m. 15 (çekirdek haklar) uyarınca inanç hürriyetine dokunulamaz.
3
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın idari statüsünü belirle.
Başkanlık, Anayasa'nın 136. maddesi uyarınca genel idare içinde yer alır ve laiklik ilkesine göre görev yapar.
Kurumun özerk bir kamu tüzel kişiliği olmadığını, doğrudan merkezi idare yapısı içinde olduğunu anlamak gerekir.
4
Doğru sentezi içeren seçeneği belirle.
İnanç/ibadet ayrımını ve Diyanet'in idari konumunu doğru birleştiren açıklama hukuksal olarak tamdır.
Soru, birden fazla maddenin (2, 24, 136) birlikte değerlendirilmesini gerektirmektedir.

Anahtar Kavram

1982 Anayasası'nda Laiklik ve Din Hürriyeti

Daha Fazla Pratik

Laiklik ilkesinin anayasal tarihimizdeki seyri için 1928 (Devletin dini İslamdır ibaresinin kaldırılması) ve 1937 (Laikliğin eklenmesi) tarihlerini ve 1982 Anayasası m. 24'teki sınırlama farklarını tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Bu soruyu puanla