Bir ülkede yürütülen siyasal davranış araştırmasında, belirli bir seçmen grubunun şu tutum ve davranışları sergilediği tespit edilmiştir:
I. "Seçimlerde hangi parti kazanırsa kazansın, temel devlet politikaları her zaman bir avuç seçkinin çıkarına göre belirleniyor; benim tek bir oyumun gidişatı değiştirmesi imkânsızdır."
II. "Siyasal aktörler iktidarda kalabilmek için kendi koydukları anayasal ve yasal kuralları sürekli ihlal ediyor, bu durum liyakat ve adalet ilkelerini tamamen işlevsiz kılıyor."
III. Bu kişiler, siyasal kurumlara yönelik bu ağır eleştirilerine rağmen; mahallelerindeki dayanışma ağlarında, sivil kooperatiflerde oldukça aktif rol almakta ve diğer vatandaşlarla güçlü bağlar kurmaktadır.
IV. Ayrıca, siyasal süreçlerden tamamen el çekmek yerine, alternatif sivil platformlarda tartışmalara katılmaya ve hak arama eylemlerinde bulunmaya devam etmektedirler.
Siyaset bilimi literatüründeki yabancılaşma ve güven kavramları dikkate alındığında, bu seçmen grubu hakkında yapılan aşağıdaki çıkarımlardan hangisi doğrudur?
- Melvin Seeman'ın tipolojisine göre siyasal güçsüzlük ve kuralsızlık boyutlarını tecrübe eden grup; yüksek sosyal güvenine karşın düşük siyasal güven duymakta, ancak eylemsellikleri itibarıyla henüz siyasal apati evresine geçmemiştir.Cevap
- BSistemin yasal işleyişine ve siyasal aktörlere yönelik inanç kaybı yaşanması, grubun meşruiyet krizini aşarak mutlak bir siyasal apati ve tepkisizlik durumu içine girdiğini göstermektedir.
- CSiyasal aktörlerin anayasal kuralları ihlal ettiğine dair algı, sistemin sadece yasallığını kaybettiğini ancak toplumsal dayanışmanın varlığı nedeniyle siyasal meşruiyetin hiçbir şekilde zedelenmediğini ortaya koymaktadır.
- DSeçkinlerin çıkarlarının korunduğuna dair inanç, elitist demokrasi teorisinin tamamen antidemokratik ve otoriter bir model olduğu gerçeğinden hareketle grupta siyasal anlamsızlık yaratmıştır.
- EGrubun sivil alanda kendi aralarında güçlü bir dayanışma ağı kurması, makro düzeydeki siyasal kurumlara olan güvensizliklerini telafi etmek amacıyla egemen kültürü tamamen yıkmayı hedefleyen bir siyasal alt kültür oluşturduklarını gösterir.