Osmanlı anayasallaşma sürecinin ilk somut belgesi olan 1876 Kanun-i Esasi, şeklen çift meclisli bir yasama organı kurmuş olsa da, sistemin işleyişinde mutlak monarşinin temel karakteristiklerini korumuştur. Nitekim yasama ve yürütme erkleri arasındaki ilişki, parlamenter sistemin aksine bütünüyle devlet başkanının üstünlüğüne dayanmaktaydı.
Aşağıdakilerden hangisi, 1876 Kanun-i Esasi'nin ilk (1909 değişiklikleri öncesi) metninde yer alan ve bu otoriter yapıyı yansıtan düzenlemelerden biridir?
- Yeni bir kanun taslağının mecliste görüşülebilmesi için öncelikle padişahın onayının ve izninin alınmasının zorunlu olmasıCevap
- BBakanlar Kurulu'nun (Heyet-i Vükela), yürüttüğü politikalardan dolayı padişaha değil doğrudan yasama organına karşı sorumlu tutulması
- CPadişahın meclisten geçen yasaları geri gönderme yetkisinin yalnızca bir defaya mahsus olmak üzere geciktirici veto ile sınırlandırılması
- DYasama organının feshedilebilmesi yetkisinin, yalnızca hükümet ile meclis arasındaki uyuşmazlıklarda ve Meclis-i Ayan'ın onayının alınması şartıyla kullanılabilmesi
- EMilletlerarası antlaşmaların, savaş veya barış kararlarının geçerlilik kazanabilmesi için mutlaka meclisin onayından geçmesi kuralı
Cevap
Doğru seçenek, yeni bir kanun taslağının mecliste görüşülebilmesi için öncelikle padişahın onayının ve izninin alınmasının zorunlu olmasını ifade eden seçenektir.
1876 Kanun-i Esasi'nin orijinal metnine göre yasama sürecinin başlaması bütünüyle padişahın iradesine bırakılmıştı. Milletvekillerinin veya bakanların yeni bir kanun teklif edebilmesi için öncelikle padişahtan izin almaları gerekmekteydi. İzin verilmesi halinde tasarı Şura-yı Devlet tarafından hazırlanıp meclise sunulurdu. Bu uygulama, yasama organının bağımsızlığını kısıtlayan ve padişah otoritesini merkeze alan en temel düzenlemelerden biridir. 1909 değişiklikleri ile bu kısıtlama kaldırılarak milletvekillerine doğrudan kanun teklif etme hakkı tanınmıştır.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
1876 Kanun-i Esasi ve 1909 Değişiklikleri Arasındaki Yetki Dengesi