Osmanlı Devleti’nin son yüzyılında Tanzimat fermanı ile başlayan ve Cumhuriyet ile radikal bir kopuşa evrilen modernleşme süreci, toplumsal yapının temel birimi olan birey ve onun devlet ile olan ilişkisini yeniden tanımlamıştır. Tanzimat döneminde eski ve yeni kurumların bir arada bulunmasıyla karakterize edilen kurumsal düalizm (ikili yapı), Cumhuriyet döneminde yerini ulusal ve laik bir kurumsal monizme (tekil yapı) bırakmıştır. Bu doğrultuda, Cumhuriyet’in toplumsal yapıda gerçekleştirdiği bu kurumsal birleştirme ve laikleştirme hamlesinin birincil sosyolojik hedefi aşağıdakilerden hangisidir?
- Dinsel veya etnik cemaat mensubiyetini kamusal alandan tasfiye ederek, hukuki düzlemde tanımlanmış eşit 'vatandaşlık' kimliğini inşa etmekCevap
- BGeleneksel kurumların modern kurumlar üzerindeki denetimini artırarak toplumsal istikrarı sağlamak
- CCemaat yapılarını siyasal temsilin temel birimi haline getirerek parçalı bir toplumsal yapı inşa etmek
- DToplumsal değişmeyi devlet müdahalesi olmaksızın serbest piyasa koşullarına ve kendiliğinden gelişen süreçlere bırakmak
- ESadece askeri ve teknik alanlarda yenileşmeye giderek toplumsal değer sistemini ve geleneksel tabakalaşmayı korumak
Cevap
Dinsel veya etnik cemaat mensubiyetini kamusal alandan tasfiye ederek, hukuki düzlemde tanımlanmış eşit vatandaşlık kimliğini inşa etmek
Sosyolojik açıdan Cumhuriyet modernleşmesi, Osmanlı'nın parçalı millet sisteminden ulus-devlet yapısına geçişi temsil eder. Bu geçişin en kritik unsuru, bireyin dinsel cemaatlerin (ümmet/millet sistemi) bir parçası olarak tanımlandığı 'tebaa' konumundan, hukuk önünde eşit ve doğrudan devletle bağlı 'vatandaş' konumuna yükseltilmesidir. Kurumsal monizm (eğitim ve hukuk birliği), bu ortak kimliğin inşası için gerekli olan toplumsal ve kurumsal zemini sağlar.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Yapısal Monizm ve Vatandaşlık İnşası
Tahmini Süre:1m 30s