Anarşist düşünce geleneğinde, özellikle Proudhon’un federalizm anlayışı ve Bakunin’in devlet eleştirisi ekseninde, 'temsil' (representation) ilkesine yönelik köklü bir kuşku hakimdir. Onlara göre, bireyin kendi iradesini bir başkasına devretmesi, yalnızca teknik bir yetkilendirme değil, bireyin ahlaki özerkliğinden feragat ederek hiyerarşik bir sisteme boyun eğmesi anlamına gelir. Bu perspektiften hareketle, anarşizmin liberal demokrasinin temel dayanağı olan 'toplumsal sözleşme' ve 'temsiliyet' mekanizmalarına yönelttiği temel itiraz aşağıdakilerden hangisidir?
- ASiyasal meşruiyetin sadece sayısal bir çoğunluğa dayanmasının, toplumdaki azınlık grupların haklarını kurumsal güvencesiz bırakması
- BDevletin, üretim araçlarını elinde bulunduran sınıfların çıkarlarını korumak üzere örgütlenmiş zorlayıcı bir sınıfsal aygıt olması
- İradenin bölünemez ve devredilemez niteliği gereği, temsil mekanizmasının bireyi 'özne' olmaktan çıkarıp hiyerarşik bir tahakkümün nesnesi kılmasıCevap
- DToplumsal sözleşmenin, insanların doğa durumundaki doğal ve barışçıl eğilimlerini bastırarak devletin mutlak egemenliğini tesis etmesi
- ETemsil mekanizmalarının, rasyonel kamuoyu oluşturma süreçlerini engelleyerek bürokratik elitlerin iktidarını pekiştirmesi
Cevap
İradenin bölünemez ve devredilemez niteliği gereği, temsil mekanizmasının bireyi 'özne' olmaktan çıkarıp hiyerarşik bir tahakkümün nesnesi kılması yönündeki tespittir.
Anarşist düşüncede özgürlük, bireyin kendi iradesini hiçbir kurum veya kişiye ipotek etmemesi durumudur. Temsili demokrasi, bireyin kendi adına karar verme yetkisini bir temsilciye devretmesini gerektirdiğinden, Proudhon ve Bakunin gibi düşünürlere göre bu durum özgürlüğün sağlanması değil, hiyerarşik bir tahakküm ilişkisinin meşrulaştırılmasıdır. İradenin devredilemezliği, anarşizmin liberalizmden koptuğu en temel noktadır.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
İradenin Devredilemezliği ve Ahlaki Özerklik