1987 yılında Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu tarafından yayımlanan "Ortak Geleceğimiz" (Brundtland Raporu), sürdürülebilir kalkınmayı küresel bir politika hedefi haline getirmiştir. Bu raporun, 1972 Stockholm Konferansı’ndan miras kalan çevreci anlayışa eklediği en özgün boyutlardan biri, yoksulluk ve çevresel bozulma arasındaki ilişkiyi tanımlama biçimidir. Buna göre, Brundtland Raporu’nun çevre sorunlarının çözümünde yoksulluğa bakış açısını aşağıdakilerden hangisi en doğru şekilde yansıtmaktadır?
- Yoksulluğu çevresel bozulmanın hem temel bir nedeni hem de bir sonucu olarak görüp, yoksullukla mücadelenin sürdürülebilir kalkınmanın ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulaması.Cevap
- BYoksulluğu sadece geri kalmış toplumların bir sorunu olarak tanımlayıp, çözümün bu toplumların modern üretim tekniklerinden tamamen vazgeçmesinde olduğunu savunması.
- C1980 sonrası neoliberal ekonomik modellerle uyumlu olarak, yoksulluğun ancak çevresel kısıtlamaların tamamen kaldırılmasıyla giderilebileceğini öne sürmesi.
- DÇevresel kirliliğin ana sorumlusunun yoksul kitlelerin bilinçsiz tüketimi olduğunu iddia ederek, sorumluluğu bireylerin eğitimine indirgemesi.
- EYoksulluğun çözümünü ekonomik büyümeden bağımsız olarak ele alıp, sadece doğal kaynakların mevcut nüfusa eşit dağıtılmasını yeterli görmesi.
Cevap
Doğru yanıt, yoksulluğu çevresel bozulmanın hem nedeni hem de sonucu olarak kabul ederek, yoksullukla mücadeleyi sürdürülebilir kalkınmanın merkezine yerleştiren seçenektir.
Brundtland Raporu'nun en temel katkılarından biri, yoksulluğu çevresel bozulmanın hem bir 'nedeni' (temel ihtiyaçları karşılamak için kaynakların tahribi) hem de bir 'sonucu' (bozulan çevrenin yoksulların geçim kaynaklarını yok etmesi) olarak tanımlamasıdır. Bu nedenle sürdürülebilir kalkınma, yoksulluğun ortadan kaldırılmasını çevresel hedeflerden ayrı tutamaz.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Brundtland Raporu ve Sürdürülebilir Kalkınmanın Bütünleşik Yaklaşımı
Tahmini Süre:1m 30s