Türkiye'de 'lu yıllarda kamu yönetimi teşkilatlanması, hem "Umumi Müfettişlikler" gibi geniş yetkili bölge idarelerinin tesisi hem de "parti-devlet bütünleşmesi" politikalarıyla şekillenmiştir. Özellikle yılında yayımlanan bir genelge ile İçişleri Bakanı'nın aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Sekreteri, valilerin ise bulundukları illerde CHP il başkanı olması kararlaştırılmıştır.
Bu idari düzenlemenin mülki idare sistemi üzerindeki en temel sonucu aşağıdakilerden hangisidir?
- İdari hiyerarşi ile siyasi denetimin mülki makamlarda birleşerek bürokrasinin partizan bir karakter kazanması ve yürütmenin yerel düzeyde mutlak kontrolünün sağlanmasıCevap
- BUmumi Müfettişlerin yetkilerinin yerel yönetimlere (belediyelere) devredilerek merkezi idarenin taşra üzerindeki vesayet denetiminin zayıflatılması
- CCHP'nin altı temel ilkesinin yılında Anayasa'ya girmesiyle birlikte valilerin merkezi hükümetten bağımsız, yarı-yargısal bir statü kazanması
- DValilerin yetkilerinin sadece iktisadi alanla sınırlandırılarak illerdeki siyasi temsilin ve asayiş yetkisinin tamamen belediye meclislerine bırakılması
- ETBMM Başkanlığı ile Başbakanlık makamlarının birleştirilerek mülki idare amirlerinin sadece yasama organına karşı sorumlu tutulması
Cevap
İdari hiyerarşi ile siyasi denetimin mülki makamlarda birleşmesi sonucunda bürokratik tarafsızlık ilkesinin yerini parti ideolojisiyle bütünleşmiş bir yönetim anlayışına bırakmasıdır.
Doğru yanıt, düzenlemesinin bürokrasinin tarafsızlığını sona erdirerek siyasi ve idari denetimi mülki makamlarda tekleştirdiğini belirten seçenektir. Bu süreçle birlikte vali, hem devletin hiyerarşik temsilcisi hem de partinin siyasi lideri haline gelmiştir. Bu durum kamu yönetiminde 'partizan bürokrasi' ve 'mutlak merkeziyetçilik' sonuçlarını doğurmuştur.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Parti-Devlet Bütünleşmesi (1936 İdari Reformu)