Temsili bürokrasi kuramına göre, kamu kurumlarının personel kompozisyonunun toplumun demografik yapısını (cinsiyet, etnik köken, sosyal sınıf vb.) yansıtması 'pasif temsil' olarak tanımlanır. Ancak bu durumun, bürokratların kendi gruplarının çıkarları doğrultusunda politika üretmeleri anlamına gelen 'aktif temsil'e her zaman dönüşmediği görülmektedir.
Buna göre, pasif temsilin aktif temsile dönüşmesini engelleyen veya sınırlayan en temel faktör aşağıdakilerden hangisidir?
- Örgütsel sosyalleşme süreçlerinin, bürokratın grup kimliği yerine kurum kültürünü ve mesleki değerlerini ön plana çıkarmasıCevap
- BWeberyan 'ideal tip' bürokrasinin bir gereği olarak liyakat ilkesinin temsil ilkesinden her zaman daha üstün tutulması
- CSiyaset-yönetim dikotomisinin bir sonucu olarak bürokratların politika belirleme sürecinden tamamen dışlanmış olması
- DKamu tercihi teorisinde öngörüldüğü üzere bürokratların sadece kendi kişisel bütçelerini maksimize etmeye çalışmaları
- EBürokrasideki hiyerarşik kademelenmenin, alt düzeydeki personelin üst kademe kararlarına katılımını tamamen imkansız kılması
Cevap
Pasif temsilin aktif temsile dönüşmesini sınırlayan temel faktör örgütsel sosyalleşme süreçleridir.
Temsili bürokrasi literatüründe, Frederick Mosher ve diğer kuramcılar pasif temsilin otomatik olarak aktif temsile dönüşmediğini vurgularlar. Bunun en temel nedeni 'örgütsel sosyalleşme'dir. Bürokratlar kuruma girdikten sonra kurumun değerlerini, normlarını ve önceliklerini öğrenirler. Bu süreçte kendi toplumsal gruplarının (örneğin yoksul bir aileden gelmenin veya bir azınlık grubuna ait olmanın) değerlerinden uzaklaşıp bir 'kurum insanı' haline gelirler. Bu durum, onların temsil ettikleri gruplar lehine hareket etme potansiyellerini sınırlar.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Örgütsel Sosyalleşme ve Temsil Engeli
Daha Fazla Pratik
Aktif temsilin gerçekleşebilmesi için gereken 'takdir yetkisi' (discretion) kavramını ve bu yetkinin sokak düzeyi bürokratlar üzerindeki etkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s