Sürdürülebilir Kalkınma

117 soru

Soru 41Soru

1972 Stockholm Konferansı'nda çevre koruma ve ekonomik kalkınma genellikle birbirine zıt kutuplar olarak görülmüşken; 1987 yılında yayımlanan 'Ortak Geleceğimiz' (Brundtland Raporu), bu iki alanı bütünleştiren bir paradigma değişikliği yaratmıştır.

Buna göre, Brundtland Raporu'nun literatüre kazandırdığı sürdürülebilir kalkınma anlayışının temel felsefesi ve merkezine aldığı ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden, günümüz kuşaklarının ihtiyaçlarının karşılanması

Cevap

Sürdürülebilir kalkınma, gelecek kuşakların ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden günümüz kuşaklarının ihtiyaçlarının karşılanmasıdır.
Doğru yanıt olan seçenek, Brundtland Raporu'nun (Ortak Geleceğimiz) literatüre kazandırdığı resmi ve en yaygın kabul gören tanımı içermektedir. Bu tanım, bugünkü kalkınma ihtiyaçları ile gelecek nesillerin yaşam hakları arasında bir denge (nesiller arası adalet) kurmayı hedefler.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel bağlamı değerlendirme
Stockholm (1972) sürecinden Brundtland (1987) sürecine geçişte çevre ve kalkınma arasındaki çatışmanın 'bütünleşme'ye dönüştüğü saptanmıştır.
Sorunun kökünde vurgulanan paradigma değişimini anlamak için bu tarihsel süreç kritiktir.
2
Tanım analizi yapma
Brundtland Raporu'nun merkezindeki 'ihtiyaç' ve 'nesiller arası adalet' kavramları belirlenmiştir.
Sürdürülebilir kalkınmanın en ayırt edici özelliği olan nesiller arası denge ilkesine ulaşmak hedeflenir.
3
Seçenekleri karşılaştırma
Raporun özgün tanımını içeren seçenek tespit edilmiştir.
Hatalı olan neoliberal, sıfır büyüme veya sadece koruma odaklı yaklaşımları elemek için doğru tanım ile kıyaslama yapılır.

Anahtar Kavram

Nesiller Arası Adalet ve Sürdürülebilir Kalkınma Tanımı

Daha Fazla Pratik

Brundtland Raporu'ndan sonra gelen 1992 Rio Zirvesi ve Gündem 21 belgelerinin bu tanımı nasıl somutlaştırdığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 42Soru

Yerel Gündem 21 (YG21) yaklaşımı, 1992 Rio Yeryüzü Zirvesi’nde kabul edilen ilkeler doğrultusunda sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin yerel aktörlerin etkin katılımıyla hayata geçirilmesini savunur. Türkiye’de 5393 sayılı Belediye Kanunu ile yasal bir zemine oturtulan "Kent Konseyleri", bu sürecin devamı ve kurumsallaşmış bir yapısı olarak değerlendirilmektedir. Buna göre, Kent Konseyi mekanizmasının Yerel Gündem 21 ruhuna uygun temel işleyiş mantığı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve toplumun tüm kesimlerinin katılımıyla yerel düzeyde "aşağıdan yukarıya" bir yönetişim ve ortaklık yapısı oluşturmak

Cevap

Sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve toplumun tüm kesimlerinin katılımıyla yerel düzeyde "aşağıdan yukarıya" bir yönetişim ve ortaklık yapısı oluşturmak
Kent Konseyleri, Yerel Gündem 21 ilkeleri doğrultusunda, yerel halkın ve sivil toplumun kent yönetimine katılımını sağlayan en önemli yönetişim aracıdır. Bu yapı, kararların sadece seçilmişler tarafından yukarıdan aşağıya değil, toplumun tüm paydaşları tarafından aşağıdan yukarıya doğru olgunlaştırılmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Yerel Gündem 21'in kökenini ve temel ilkelerini analiz etme
1992 Rio Zirvesi sonrası sürdürülebilirlik için yerel katılımın ve 'yönetişim' kavramının ön plana çıktığı belirlenir.
Soruda bahsedilen sürecin teorik çerçevesini anlamak için gereklidir.
2
Türkiye'deki yasal mevzuatla (5393 Sayılı Belediye Kanunu m. 76) ilişkilendirme
Yerel Gündem 21 (YG21) sürecinin Türkiye'de Kent Konseyleri yapısına evrildiği tespit edilir.
Teorik kavramın Türkiye'deki pratik ve hukuki karşılığını bulmak için önemlidir.
3
Yönetişim ve aşağıdan yukarıya planlama kavramlarını değerlendirme
Kent Konseylerinin sivil toplum ve yerel yönetimi bir araya getiren, karar alma süreçlerini demokratikleştiren yapısı doğru cevap olarak seçilir.
YG21 ruhunun en belirgin özelliğinin demokratik katılım olduğu bilgisinden hareket edilir.

Anahtar Kavram

Yerel Gündem 21 ve Kent Konseyi Yönetişim Modeli
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 43Soru

Birleşmiş Milletler (BM) çatısı altında düzenlenen küresel konferanslar, çevre sorunlarının uluslararası kamu yönetiminde kurumsallaşmasını ve sürdürülebilir kalkınma ilkesinin temel bir paradigma haline gelmesini sağlamıştır. Bu süreçteki dönüm noktaları ve bu konferansların çıktılarına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 2002 Johannesburg Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi'nde, küresel yoksulluğu azaltmaya yönelik sekiz temel amaçtan oluşan "Binyıl Kalkınma Hedefleri" (MDGs) kabul edilmiştir.

Cevap

Binyıl Kalkınma Hedefleri'nin (MDGs) 2002 Johannesburg Zirvesi'nde kabul edildiğini belirten ifade yanlıştır; bu hedefler 2000 yılındaki Binyıl Zirvesi'nde ilan edilmiştir.
Binyıl Kalkınma Hedefleri (BKH), 2000 yılında New York'ta düzenlenen Binyıl Zirvesi'nde kabul edilen Binyıl Bildirgesi'nin sonucudur. 2002 Johannesburg Sürdürülebilir Kalkınma Dünya Zirvesi ise Rio Zirvesi'nin 10. yılı (Rio+10) vesilesiyle toplanmış ve daha çok uygulama planı ile yoksulluk odaklı kalkınmaya yoğunlaşmıştır. Dolayısıyla BKH'nin 2002 zirvesinde kabul edildiği bilgisi tarihsel ve içeriksel olarak yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Adım 1: BM çevre konferanslarının kronolojik gelişimini analiz etmek.
Süreç 1972 Stockholm ile başlar, 1987 Brundtland Raporu ile teorik çerçeve kazanır, 1992 Rio ile eylem planlarına dönüşür.
Konferansların hangi yıllarda ve hangi isimlerle toplandığını bilmek temel ayrımı yapmayı sağlar.
2
Adım 2: Konferansların temel çıktılarını ve belgelerini eşleştirmek.
Stockholm-UNEP, Brundtland-Ortak Geleceğimiz, Rio-Gündem 21 ve Rio+20-Yeşil Ekonomi eşleşmeleri doğrudur.
Her zirvenin kendine has, literatüre kazandırdığı spesifik terimler ve kurumsal yapılar vardır.
3
Adım 3: Binyıl Kalkınma Hedefleri (BKH/MDGs) ile Sürdürülebilir Kalkınma Zirveleri arasındaki farkı ayırt etmek.
Binyıl Kalkınma Hedefleri (2000-2015 arası için) 2000 yılındaki Binyıl Zirvesi'nin ürünüdür; 2002 Johannesburg Zirvesi ise Rio'nun (1992) uygulama planına odaklanmıştır.
KPSS düzeyinde 2000 Binyıl Zirvesi ile 2002 Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi arasındaki fark kritik bir bilgi ayrımıdır.

Anahtar Kavram

BM Çevre ve Kalkınma Konferansları Kronolojisi ve Belge Müktesebatı
Soru 44Soru

Küresel iklim rejimi; 19921992 tarihli Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS), 19971997 tarihli Kyoto Protokolü ve 20152015 tarihli Paris Anlaşması ile evrilerek günümüzdeki hukuki altyapısına kavuşmuştur. Türkiye'nin bu süreçteki konumu, ekonomik gelişmişlik düzeyi ile tarihsel sorumlulukları arasındaki denge arayışı nedeniyle nev-i şahsına münhasır bir gelişim göstermiştir.

Uluslararası iklim değişikliği rejiminin tarihsel gelişimi ve Türkiye'nin bu rejimler içerisindeki hukuki statüsüyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye, Kyoto Protokolü'nü 20042004 yılında BMİDÇS'ye taraf olmasıyla eş zamanlı olarak onaylamış ve protokolün birinci yükümlülük döneminde (20082008-20122012) emisyonlarını 19901990 seviyesine indirmeyi taahhüt etmiştir.

Cevap

Türkiye'nin Kyoto Protokolü'ne 2004 yılında taraf olduğu ve birinci yükümlülük döneminde emisyon azaltım taahhüdü verdiği yönündeki ifade yanlıştır.
Türkiye, Kyoto Protokolü'ne 20042004 yılında değil, TBMM'deki onay sürecinin ardından 20092009 yılında resmen taraf olmuştur. Ayrıca Türkiye, Ek-I ülkesi olmasına rağmen Kyoto'nun birinci yükümlülük döneminde emisyon azaltımına dair sayısal bir taahhüt vermemiştir; sadece sürece dahil olmuş ve mekanizmalardan yararlanma imkanı aramıştır. Bu nedenle bu ifade küresel rejimin kronolojisi ve Türkiye'nin konumu açısından yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin antlaşmalara taraf olma tarihlerini inceleyin.
Türkiye BMİDÇS'ye 20042004 yılında, Kyoto Protokolü'ne ise 20092009 yılında taraf olmuştur.
Tarihsel kronolojinin doğrulanması gerekmektedir.
2
Kyoto Protokolü kapsamındaki yükümlülükleri değerlendirin.
Türkiye, Kyoto'nun birinci yükümlülük dönemi olan 20082008-20122012 yılları arasında herhangi bir sayısal emisyon azaltım taahhüdü (Ek-B listesi hedefi) üstlenmemiştir.
Ülkelerin hangi antlaşmada ne tür yükümlülükler aldığının analizi.
3
Marakeş Kararları (COP7COP7) ve Türkiye'nin Ek listelerindeki yerini teyit edin.
Türkiye, 20012001 yılında Ek-II'den çıkarılmış, ancak sanayileşmiş ülkeleri temsil eden Ek-I listesinde 'özel şartları' tanınmış bir ülke olarak kalmıştır.
Türkiye'nin diplomatik başarısı olan bu özel statünün doğrulanması.
4
Paris Anlaşması mekanizmasını kontrol edin.
Paris Anlaşması NDC (Ulusal Katkı Beyanı) sistemine dayanır ve Türkiye bu anlaşmayı 20212021 yılında onaylamıştır.
Modern iklim rejiminin yapısının anlaşılması.

Anahtar Kavram

İklim değişikliği rejiminde Türkiye'nin diplomatik kronolojisi ve Kyoto/Paris mekanizmalarının yapısal farkları.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin 2021 yılında onayladığı Paris Anlaşması çerçevesindeki '2053 Net Sıfır Emisyon' hedefini ve Yeşil Kalkınma Devrimi stratejisini inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 45Soru

Birleşmiş Milletler'in 20302030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi kapsamında belirlenen "Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar" (SKA 1111) hedefi, kentleşme sürecini sadece fiziksel bir genişleme değil; toplumsal, ekonomik ve çevresel bir bütünlük olarak ele almaktadır. Bu doğrultuda, SKA 11.311.3 numaralı alt hedefte vurgulanan ve sürdürülebilir kentleşmenin "yönetimsel ve mekansal" boyutunu doğrudan tanımlayan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 20302030 yılına kadar tüm ülkelerde katılımcı, entegre ve sürdürülebilir insan yerleşimleri planlaması ile yönetim kapasitesinin güçlendirilmesi

Cevap

20302030 yılına kadar tüm ülkelerde katılımcı, entegre ve sürdürülebilir insan yerleşimleri planlaması ile yönetim kapasitesinin güçlendirilmesi yaklaşımı doğrudur.
Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'nın 11.311.3 maddesi, 20302030 yılına kadar tüm ülkelerde katılımcı, entegre ve sürdürülebilir insan yerleşimleri planlaması ile yönetim kapasitesinin artırılmasını hedefler. Bu hedef, kentleşmeyi sadece teknik bir inşa süreci değil, sosyal katılımı ve mekansal verimliliği temel alan bir yönetim meselesi olarak tanımlar.

Adım Adım Çözüm

1
SKA 11.311.3 alt hedefinin odak noktasını belirlemek.
Bu hedefin özellikle 'katılımcı', 'entegre' ve 'planlama' kavramlarına dayandığı saptanır.
Sürdürülebilir kentleşme, Milenyum Hedefleri'nden (MDG) farklı olarak şehirleri ilk kez müstakil bir amaçta ele almış ve nitelikli planlamayı şart koşmuştur.
2
Kentsel büyüme ile kentleşme arasındaki farkı ayırt etmek.
Kontrolsüz fiziksel genişlemenin (sprawl) sürdürülebilirliğe aykırı olduğu sonucuna ulaşılır.
Seçeneklerdeki 'çeperlere genişleme' vurgusu, SKA'nın verimli arazi kullanımı ilkesiyle çelişmektedir.
3
Kapsayıcılık ve katılım ilkelerini sorgulamak.
Merkeziyetçi veya sadece rant odaklı yaklaşımların SKA ilkeleriyle uyuşmadığı saptanır.
Sürdürülebilir kalkınmanın sosyal adalet boyutu, kararlara katılımı ve herkes için erişilebilirliği zorunlu kılar.

Anahtar Kavram

Sürdürülebilir Kentleşme ve Entegre Planlama (SKA 11.311.3)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 46Soru

1992 Rio Yeryüzü Zirvesi’nde kabul edilen Gündem 21’in "küresel düşün, yerel hareket et" felsefesi, Türkiye’deki yerel yönetim reformları sürecinde önemli bir kurumsallaşmaya temel oluşturmuştur. Özellikle yerel aktörlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve vatandaşların kentsel karar alma süreçlerine demokratik katılımını sağlamak üzere 5393 sayılı Belediye Kanunu ile yasal bir statüye kavuşturulan yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kent Konseyleri

Cevap

Kent Konseyleri, Yerel Gündem 21 programının Türkiye'deki en önemli kurumsal yansıması olup sivil katılımı esas alır.
Kent Konseyleri, 1992 Rio Zirvesi ile başlayan ve sürdürülebilir kalkınmanın yerel düzeyde katılım yoluyla sağlanmasını amaçlayan Yerel Gündem 21 sürecinin bir ürünüdür. Türkiye'de 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 76. maddesiyle yasal bir statü kazanmış, kentin paydaşlarının yönetime katılımını sağlayan birincil mekanizma haline gelmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası dayanağı belirle
1992 Rio Zirvesi ve Gündem 21
Yerel Gündem 21'in kökeni bu zirveye dayanır.
2
Türkiye'deki yasal düzenlemeyi analiz et
5393 sayılı Belediye Kanunu
Bu kanun, Yerel Gündem 21 ideallerini yerel mevzuata taşımıştır.
3
Kurumsal yapıyı tespit et
Kent Konseyleri
Belediye Kanunu'nun 76. maddesi doğrudan Kent Konseylerini katılımcılık aracı olarak tanımlar.

Anahtar Kavram

Yerel Gündem 21 ve Kent Konseyleri İlişkisi
Tahmini Süre:45s
Soru 47Soru

Sürdürülebilir kalkınma kavramı, kuramsal temelini oluşturan 1987 tarihli Brundtland Raporu'nda (Ortak Geleceğimiz); günümüz kuşaklarının ihtiyaçlarının, gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama imkanlarını kısıtlamadan karşılanması olarak formüle edilmiştir. Bu kavramın ekonomik, toplumsal ve çevresel boyutları arasındaki ilişki ve temel felsefesi göz önüne alındığında, aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sürdürülebilir kalkınma, ekolojik dengenin korunması adına ekonomik büyüme hedeflerinden tamamen vazgeçilmesini ve sanayileşmenin durdurulmasını öngören 'sıfır büyüme' modelini esas alır.

Cevap

Sürdürülebilir kalkınmanın ekonomik büyüme hedeflerinden tamamen vazgeçilmesini ve 'sıfır büyüme' modelini esas aldığını savunan ifade yanlıştır.
Sürdürülebilir kalkınma, sanayileşmeyi durdurmayı veya ekonomik büyümeden tamamen feragat etmeyi savunan bir 'sıfır büyüme' (zero growth) veya 'saf korumacılık' (preservationism) yaklaşımı değildir. Aksine, 1987 Brundtland Raporu'nun temel felsefesi, yoksulluğun giderilmesi için ekonomik büyümenin gerekli olduğunu ancak bu büyümenin ekolojik sınırlarla ve sosyal adaletle uyumlu hale getirilmesi (büyümenin niteliğinin değiştirilmesi) gerektiğini savunur.

Adım Adım Çözüm

1
Brundtland Raporu'ndaki temel tanımı analiz et.
Tanım, hem günümüzün ihtiyaçlarının karşılanmasını (kalkınma/büyüme) hem de gelecek kuşakların haklarının korunmasını (sürdürülebilirlik) içermektedir.
Kavramın sadece koruma değil, aynı zamanda bir 'kalkınma' modeli olduğunu anlamak gerekir.
2
Sürdürülebilir kalkınmanın üç boyutunu (ekonomik, sosyal, çevresel) değerlendir.
Bu üç boyutun birbirini dışlayan değil, birbirini tamamlayan unsurlar olduğu sonucuna varılır.
Sürdürülebilir kalkınma, bu üç alanın kesişim kümesini temsil eder.
3
Hatalı olan 'saf korumacılık' veya 'sıfır büyüme' yanılgısını tespit et.
Sürdürülebilir kalkınmanın büyümeyi durdurmayı değil, büyümenin niteliğini (kaynak verimliliği, yenilenebilir enerji vb.) değiştirmeyi hedeflediği belirlenir.
Kalkınma ve çevre arasındaki dengenin 'mutlak koruma' ile değil 'sürdürülebilir kullanım' ile sağlandığını doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Sürdürülebilir kalkınma, ekonomik büyüme, sosyal adalet ve çevresel koruma boyutlarının bütünleşik ve dengeli bir şekilde yönetilmesini hedefleyen bütüncül bir paradigmadır; mutlak bir korumacılık veya büyüme karşıtlığı değildir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 48Soru

Sürdürülebilirlik göstergeleri ve araçları, çevresel kaynakların yönetimi ile ekonomik kalkınma arasındaki dengenin izlenmesinde farklı metodolojik yaklaşımlar sunar. Özellikle 'Ekolojik Ayak İzi' gibi bütüncül göstergelerin, 'Stratejik Çevresel Değerlendirme' (SÇD) gibi yönetsel araçlarla entegre edilmesi, sürdürülebilirliğin sadece proje bazlı değil, politika ve planlama hiyerarşisinin en üst kademelerinde de sağlanmasını amaçlar.

Sürdürülebilirlik göstergelerinin hesaplanma yöntemleri ve yönetsel araçların işlevsel hiyerarşisi dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karbon ayak izi, ekolojik ayak izinin en büyük bileşeni olarak fosil yakıt kullanımından kaynaklanan CO2CO_2 salımlarının absorbe edilmesi için gereken orman alanını temsil eder; bu talebin bölgenin biyolojik kapasitesini aşması 'ekolojik açık' (ecological deficit) olarak nitelendirilir.

Cevap

Karbon ayak izinin ekolojik ayak izi içindeki payı ve ekolojik açık kavramı ile olan ilişkisini açıklayan ifade doğrudur.
Ekolojik ayak izi hesaplamalarında karbon ayak izi, insanlığın doğa üzerindeki toplam talebinin yaklaşık %60'ını oluşturur. Metodolojik olarak bu salımların (temelde CO2CO_2) atmosferden temizlenmesi için ihtiyaç duyulan fotosentetik kapasite, yani orman alanı üzerinden hesaplanır. Bir bölgenin veya ülkenin sunduğu yenilenebilir kaynak miktarı (biyolojik kapasite), bu kaynaklara olan talepten (ayak izi) az olduğunda ortaya çıkan negatif duruma 'ekolojik açık' denir. Bu durum, o birimin doğal sermayesini tükettiğini ve sürdürülemez bir çizgide olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Ekolojik Ayak İzi bileşenlerini analiz et.
Ekolojik Ayak İzi; karbon tutma, tarım arazisi, otlak, orman, balıkçılık sahası ve yapılaşmış alan olmak üzere altı bileşenden oluşur.
Hesaplama metodolojisini anlamak için temel bileşenlerin bilinmesi gerekir.
2
Karbon ayak izinin mekansal karşılığını tanımla.
Karbon ayak izi, fosil yakıt salımlarının absorbe edilmesi için gereken küresel hektar (ghagha) cinsinden orman alanıdır.
Ekolojik ayak izi birimi alan (hektar) olduğu için her bileşen bir alan karşılığına dönüştürülmelidir.
3
Ayak izi ile biyolojik kapasiteyi karşılaştır.
Eğer ayak izi > biyolojik kapasite ise 'ekolojik açık' (deficit), ayak izi < biyolojik kapasite ise 'ekolojik rezerv' oluşur.
Sürdürülebilirlik düzeyi bu iki değerin farkı ile ölçülür.
4
Yönetsel araçların (SÇD/ÇED) hiyerarşisini kontrol et.
SÇD politika ve plan düzeyinde (üst kademe), ÇED ise proje düzeyinde (alt kademe) uygulanır.
Araçların uygulama ölçekleri arasındaki farkı ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Ekolojik Ayak İzi ve Biyolojik Kapasite Dengesi (Ekolojik Açık)

Daha Fazla Pratik

Stratejik Çevresel Değerlendirme (SÇD) Yönetmeliği ile ÇED Yönetmeliği arasındaki farkları 'kademeli planlama' ilkesi çerçevesinde inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 49Soru

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından kabul edilen 20302030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi, kentleşme olgusunu "kimseyi geride bırakmama" ilkesi doğrultusunda yeniden tanımlamıştır. Bu çerçevede "Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar" (SKASKA 1111) başlığı altında kentlerin daha kapsayıcı, güvenli, dirençli ve sürdürülebilir kılınması için çeşitli alt hedefler belirlenmiştir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi SKASKA 1111 kapsamında yer alan temel alt hedeflerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kentsel saçaklanmanın ekonomik verimlilik adına teşvik edilerek şehirlerin fiziksel büyüme hızının artırılması

Cevap

Kentsel saçaklanmanın ekonomik verimlilik adına teşvik edilerek şehirlerin fiziksel büyüme hızının artırılması
Doğru yanıt olan seçenek kentsel saçaklanmanın teşvik edilmesinden bahsetmektedir. Oysa SKA 11.3 hedefi, tüm ülkelerde katılımcı, bütünleşik ve sürdürülebilir insan yerleşimi planlaması ve yönetim kapasitesinin güçlendirilmesini amaçlar. Saçaklanma, kaynakların verimsiz kullanılmasına ve çevresel bozulmaya yol açtığı için sürdürülebilir şehir hedeflerinin arasında değil, karşısında yer alan bir olgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'nın (SKA) genel felsefesini analiz etme
SKA, ekonomik büyümenin çevresel sürdürülebilirlik ve sosyal adaletle dengelenmesini öngörür.
Yanlış seçeneğin sürdürülebilirlik ilkeleriyle çelişip çelişmediğini anlamak için gereklidir.
2
SKA 11 (Sürdürülebilir Şehirler) alt hedeflerini gözden geçirme
11. hedef; konut (11.1), ulaşım (11.2), planlama (11.3), mirasın korunması (11.4), afet direnci (11.5), çevre yönetimi (11.6) ve kamusal alanlar (11.7) gibi konuları kapsar.
Seçeneklerdeki ifadelerin resmi BM hedefleriyle uyumunu kontrol etmek için gereklidir.
3
Çelişkili kavramı tespit etme
"Kentsel saçaklanma" (sprawl), sürdürülebilir planlamanın (hedef 11.3) aksine, kontrolsüz ve verimsiz bir yayılmayı ifade eder.
Sürdürülebilirliğin fiziksel büyümeden ziyade yapısal ve niteliksel dönüşüme odaklandığı gerçeğiyle doğru sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar (SKA 11) Alt Hedefleri

Daha Fazla Pratik

SKA 11 ile Gündem 21 arasındaki yönetişim farklarını ve New Urban Agenda (Yeni Kentsel Gündem) ile ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:55s
Soru 50Soru

1987 yılında yayımlanan Brundtland Raporu'nda (Ortak Geleceğimiz) sürdürülebilir kalkınma; "günümüz kuşaklarının ihtiyaçlarını, gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden karşılayan kalkınma" olarak tanımlanmıştır. Raporda ayrıca bu kavramın; dünyanın yoksullarının temel ihtiyaçlarına öncelik verilmesi ve teknolojik/sosyal organizasyonun çevre üzerindeki sınırlamalarıyla uyumlu olması gerektiği vurgulanmıştır.

Buna göre, sürdürülebilir kalkınmanın bütüncül yapısı ve "nesiller arası adalet" ilkesi dikkate alındığında, bu yaklaşımın temel felsefesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi en kapsamlı ve doğru yorumdur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kalkınmanın; yoksulların temel gereksinimlerinin karşılanmasına öncelik verirken, teknolojik ve sosyal gelişimi ekosistemin taşıma kapasitesiyle uyumlu hale getirerek doğal sermayenin gelecek nesillere aktarılmasını sağlama sürecidir.

Cevap

Sürdürülebilir kalkınma; yoksulların ihtiyaçlarına öncelik veren, teknolojik ve sosyal yapıyı ekosistemin taşıma kapasitesiyle uyumlu kılan ve doğal sermayeyi gelecek kuşaklara aktaran bütüncül bir süreçtir.
Doğru yanıt olan ifade, Brundtland Raporu'ndaki tanımın iki kritik bileşenini (ihtiyaçlar ve sınırlılıklar) birleştirir. Rapora göre kalkınma; özellikle yoksulların ihtiyaçlarına öncelik vermeli (sosyal boyut) ve bunu yaparken teknolojik imkanlar ile toplumsal düzenin ekosistem üzerindeki baskısını, ekosistemin kendini yenileme kapasitesiyle (çevresel boyut) dengelemelidir. Bu denge sağlandığında 'nesiller arası adalet' yani doğal sermayenin gelecek kuşaklara aktarılması mümkün olur.

Adım Adım Çözüm

1
Brundtland Raporu'ndaki tanımı analiz etme
Tanımın sadece 'gelecek kuşaklar' ile sınırlı olmadığı, aynı zamanda 'mevcut yoksulların ihtiyaçları' ve 'çevresel sınırlar' vurgusunu içerdiği görülür.
Sürdürülebilir kalkınmanın sadece çevresel değil, sosyal ve ekonomik bir adalet arayışı olduğunu anlamak için gereklidir.
2
Nesiller arası adalet kavramını boyutlarla ilişkilendirme
Ekonomik verimlilik, sosyal adalet ve çevresel koruma boyutlarının birbirini dışlamadan, bir bütün olarak yönetilmesi gerektiği sonucuna varılır.
Kavramın 'üçlü sacayağı' (triple bottom line) yapısını doğrulamak için gereklidir.
3
Yanlış yaklaşımları (ekonomik büyüme odaklılık veya saf korumacılık) eleme
Sadece ekonomik büyümeye odaklanan veya kalkınmayı tamamen reddeden seçeneklerin raporun felsefesiyle uyuşmadığı belirlenir.
Sürdürülebilir kalkınmanın dengeli ve entegre yapısını ayırt etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Sürdürülebilir Kalkınmanın Üç Boyutu ve Nesiller Arası Adalet
Soru 51Soru

Sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ne ölçüde ulaşıldığını izlemek ve değerlendirmek amacıyla kullanılan göstergeler; ekonomik, çevresel ve sosyal boyutları yansıtan verilerden oluşmaktadır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi sürdürülebilirliğin sosyal boyutuna ait bir gösterge olarak değerlendirilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumun eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim düzeyi

Cevap

Toplumun eğitim ve sağlık hizmetlerinden yararlanma düzeyini gösteren veri, sürdürülebilir kalkınmanın sosyal boyutuyla ilgili bir göstergedir.
Sürdürülebilir kalkınma; ekonomik büyüme, çevresel koruma ve sosyal gelişme olmak üzere üç sacayağı üzerine kuruludur. Eğitim, sağlık, cinsiyet eşitliği ve gelir dağılımı gibi insani gelişmişliği ölçen veriler, sürdürülebilirliğin 'sosyal' boyutunun en temel göstergeleri arasında yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Sürdürülebilir kalkınmanın üç temel boyutunu (ekonomik, çevresel, sosyal) hatırla.
Sosyal boyutun insan refahı, adalet ve temel hizmetlere erişimle ilgili olduğu saptanır.
Göstergeyi doğru kategoriye yerleştirmek için kavramsal ayrım yapılmalıdır.
2
Seçeneklerdeki verileri bu boyutlarla eşleştir.
Karbon ve ekolojik ayak izi çevresel; GSYİH ekonomik; eğitim ve sağlık erişimi ise sosyal boyuta aittir.
Her bir göstergenin neyi ölçtüğünü anlamak doğru cevabı bulmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Sürdürülebilirliğin Üç Boyutu (Ekonomik, Çevresel, Sosyal) ve İlişkili Göstergeler
Soru 52Soru

1992 Rio Yeryüzü Zirvesi’nde kabul edilen Gündem 21 belgesi doğrultusunda şekillenen "Yerel Gündem 21" (YG21) sürecinin en belirgin ve temel niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yerel aktörlerin ve sivil toplumun yönetişim anlayışı çerçevesinde karar süreçlerine ortak edilmesi

Cevap

Yerel Gündem 21 sürecinin en belirgin özelliği, yerel aktörlerin ve sivil toplumun yönetişim ilkeleri doğrultusunda karar alma süreçlerine katılımının sağlanmasıdır.
Yerel Gündem 21 (YG21), 1992 Rio Konferansı'nda kabul edilen Gündem 21 belgesinin 28. bölümüne dayanır. Bu sürecin temel amacı, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmak için yerel düzeyde 'yönetişim' modelini hayata geçirmektir. Bu modelde; belediyeler, sivil toplum kuruluşları, özel sektör ve vatandaşlar karar alma süreçlerinde bir araya gelerek kentin geleceğini planlar. Bu nedenle, yerel aktörlerin ve sivil toplumun sürece ortak edilmesi en temel özelliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Yerel Gündem 21'in kökenini belirleyin.
1992 Rio Yeryüzü Zirvesi ve 'Küresel Düşün, Yerel Hareket Et' ilkesi.
Sürecin temel felsefesini anlamak için uluslararası dayanağını bilmek gerekir.
2
Uygulama yöntemini analiz edin.
Katılımcılık ve yönetişim (governance).
Yerel Gündem 21, kararların sadece belediye yönetimi veya merkezi idarece değil, halkla birlikte alınmasını öngörür.
3
Doğru tanımı seçeneklerle eşleştirin.
Yerel aktörlerin sürece ortak edilmesi seçeneği doğrudur.
Sivil toplum ve yerel paydaşların katılımı, bu sürecin ayırt edici unsurudur.

Anahtar Kavram

Yerel Gündem 21 ve Katılımcı Yönetişim

İpuçları

1
Bu sürecin mottosu olan 'Küresel Düşün, Yerel Hareket Et' ilkesini düşünün.
2
Türkiye'de bu sürecin sonucunda belediyelerde kurulan 'Kent Konseyleri'nin amacını hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de Yerel Gündem 21 uygulamalarının 5393 sayılı Belediye Kanunu ile 'Kent Konseyi'ne nasıl dönüştüğünü inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 53Soru

19871987 yılında Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu tarafından yayımlanan "Ortak Geleceğimiz" (Brundtland Raporu), sürdürülebilir kalkınma kavramını küresel siyasetin merkezine taşımıştır. Bu raporun sunduğu kuramsal çerçeve ve sürdürülebilirliğin boyutları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi sürdürülebilir kalkınma anlayışını doğru bir şekilde ifade etmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sürdürülebilir kalkınma; ekonomik canlılık, sosyal hakkaniyet ve çevresel koruma bileşenlerini entegre ederek, günümüz ihtiyaçlarını karşılarken gelecek kuşakların yaşam kalitesini güvence altına almayı hedefler.

Cevap

Sürdürülebilir kalkınma; ekonomik canlılık, sosyal hakkaniyet ve çevresel koruma bileşenlerini entegre ederek, günümüz ihtiyaçlarını karşılarken gelecek kuşakların yaşam kalitesini güvence altına almayı hedefleyen yaklaşımdır.
Doğru seçenek, sürdürülebilir kalkınmanın Brundtland Raporu'ndaki özünü yansıtmaktadır. Bu anlayış; ekonomik gelişme, sosyal adalet ve çevresel korumanın birbirinden ayrılamayacağını savunur. Ayrıca 'günümüz ihtiyaçları' ile 'gelecek kuşakların hakları' arasında kurulan denge (kuşaklararası adalet), kavramın temel ahlaki ve hukuki dayanağını oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Brundtland Raporu'nun (19871987) temel tanımını hatırla.
Sürdürülebilir kalkınma, bugünkü kuşakların ihtiyaçlarının, gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden karşılanmasıdır.
Tanımın en kritik unsuru 'kuşaklararası adalet' (intergenerational equity) vurgusudur.
2
Sürdürülebilirliğin üç temel boyutunu (Triple Bottom Line) analiz et.
Ekonomik (verimlilik/büyüme), Sosyal (adalet/katılım) ve Çevresel (koruma/limitler).
Bu üç boyut birbirini dışlayan değil, birbirini tamamlayan unsurlardır.
3
Seçeneklerdeki yanlış yaklaşımları ele.
Sadece çevreyi savunan, sadece büyümeyi savunan veya gelecek kuşakları yok sayan ifadeler elenir.
Doğru ifade, bu üç boyutun entegrasyonunu ve zamanlararası adaleti içermelidir.

Anahtar Kavram

Sürdürülebilir Kalkınmanın Üç Sütunu ve Kuşaklararası Adalet
Soru 54Soru

Küresel iklim rejimi kapsamında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS), Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması'nın getirdiği yükümlülük yapıları ile Türkiye'nin bu süreçteki konumu değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: BMİDÇS’nin Ek-I listesinde yer alan Türkiye, 1997'de kabul edilen Kyoto Protokolü’ne ancak 2009 yılında taraf olmuş; 2015 tarihli Paris Anlaşması ile de tüm ülkeler için esnek bir yapı sunan 'Ulusal Katkı Beyanı' (NDC) sistemi üzerinden yükümlülük üstlenmiştir.

Cevap

BMİDÇS'nin Ek-I listesinde bulunan Türkiye, Kyoto Protokolü'ne 2009'da taraf olmuş ve Paris Anlaşması ile NDC (Ulusal Katkı Beyanı) mekanizmasına dahil olmuştur.
Doğru ifade, Türkiye'nin BMİDÇS Ek-I statüsünü, Kyoto Protokolü'ne 2009'daki geç katılımını ve Paris Anlaşması'nın temel taşı olan NDC mekanizmasına dahil oluşunu doğru kronoloji ve kavramlarla açıklamaktadır. Türkiye, 2021 yılında Paris Anlaşması'nı onaylayarak bu küresel sistemin tam parçası haline gelmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
BMİDÇS ve Türkiye'nin statüsünü belirle
Türkiye sözleşmeye 2004'te taraf olmuş, Ek-I listesinde yer almış ancak Ek-II'den çıkarılmıştır.
Türkiye'nin uluslararası iklim rejimindeki başlangıç noktasını netleştirmek gerekir.
2
Kyoto Protokolü sürecini analiz et
Kyoto 1997'de kabul edilmiş, 2005'te yürürlüğe girmiş; Türkiye ise 2009'da taraf olmuştur.
Sözleşmenin kabul, yürürlük ve Türkiye'nin katılım tarihlerini ayırt etmek önemlidir.
3
Paris Anlaşması ve NDC mekanizmasını değerlendir
Paris Anlaşması 'aşağıdan yukarıya' bir sistem kurmuş ve her ülkenin kendi kapasitesine göre 'Ulusal Katkı Beyanı' (NDC) vermesini öngörmüştür.
Kyoto'nun katı hedef yapısı ile Paris'in esnek yapısı arasındaki farkı anlamak gerekir.
4
Seçenekleri karşılaştır
Doğru seçeneğin tüm kronolojik ve kavramsal bilgileri (Ek-I, 2009 katılımı, NDC sistemi) kapsadığı teyit edilir.
Hatalı tarih veya kavram içeren seçenekleri elemek için son kontrol yapılır.

Anahtar Kavram

İklim rejimi antlaşmalarının (UNFCCC, Kyoto, Paris) yükümlülük sistematiği ve Türkiye'nin katılım kronolojisi.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin Paris Anlaşması sonrası güncellediği 'Ulusal Katkı Beyanı' (NDC) hedeflerini ve emisyon ticaret sistemi (ETS) kurma çalışmalarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 55Soru

Küresel iklim değişikliği ile mücadele kapsamında oluşturulan uluslararası rejimlerin (BMİDÇS, Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması) hukuki yapıları, getirdikleri yükümlülükler ve Türkiye'nin bu süreçteki konumu dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kyoto Protokolü, emisyon azaltım hedeflerini ülkelerin kendi rızasıyla belirlediği "aşağıdan yukarıya" (bottomupbottom-up) bir yaklaşımla kurgularken; Paris Anlaşması, taraf ülkelere protokol metniyle merkezi olarak dikte edilen (tepeden inme) emisyon kotalarını esas almaktadır.

Cevap

Kyoto Protokolü'nün "aşağıdan yukarıya" bir yöntem benimsediğini, Paris Anlaşması'nın ise "tepeden inme" olduğunu savunan ifade yanlıştır.
Doğru yanıt olan ifadede yer alan yöntemler tam tersi şekilde kurgulanmıştır. Kyoto Protokolü gelişmiş ülkeler (EkIEk-I) için bağlayıcı ve merkezi hedefler koyan "tepeden inme" (topdowntop-down) bir rejimken; Paris Anlaşması, her ülkenin kendi imkanları ölçüsünde katkı beyan ettiği (NDCNDC) "aşağıdan yukarıya" (bottomupbottom-up) bir rejimdir.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası iklim rejimlerinin yapısal modellerini karşılaştırın.
Kyoto Protokolü (19971997), gelişmiş ülkeler için merkezi olarak belirlenmiş emisyon hedefleri içeren "tepeden inme" (topdowntop-down) bir modeldir.
Kyoto, sadece sanayileşmiş ülkelerin emisyonlarını belirli bir oranda azaltmasını zorunlu kılmıştır.
2
Paris Anlaşması'nın (20152015) yöntemini inceleyin.
Paris Anlaşması, ülkelerin kendi kapasitelerine göre belirledikleri "Ulusal Katkı Beyanları" (NDCNDC) üzerinden işleyen "aşağıdan yukarıya" (bottomupbottom-up) bir modeldir.
Küresel katılımı artırmak için ülkelerin kendi hedeflerini belirlemesine izin verilmiştir.
3
Türkiye'nin rejimlerdeki statüsünü kontrol edin.
Türkiye 20012001 Marakeş kararıyla EkIIEk-II'den çıkmış, Kyoto'ya 20092009'da, Paris'e ise 20212021'de onay vererek katılmıştır.
Türkiye, kalkınmakta olan ülke statüsünü ve özel koşullarını korumaya çalışarak süreçlere dahil olmuştur.

Anahtar Kavram

Küresel İklim Rejimlerinin Mimari Farklılıkları (Top-down vs. Bottom-up)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 56Soru

Sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin planlama sürecine entegre edilmesini sağlayan araçlardan biri olan Stratejik Çevresel Değerlendirme (SÇD), geleneksel proje bazlı Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin kapsam ve zamanlama açısından yetersiz kaldığı alanları doldurmak üzere geliştirilmiştir. Bu iki sürdürülebilirlik aracının hiyerarşik yapısı, işlevsel farkları ve uygulama esasları dikkate alındığında, SÇD hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: SÇD, üst ölçekli plan ve programların kümülatif etkilerini analiz ederek, çevresel limitlerin planlama hiyerarşisinin en başında dikkate alınmasını sağlayan proaktif bir araçtır.

Cevap

SÇD, üst ölçekli plan ve programların kümülatif etkilerini analiz ederek, çevresel limitlerin planlama hiyerarşisinin en başında dikkate alınmasını sağlayan proaktif bir araçtır.
Doğru yanıt olan ifade, SÇD'nin en temel iki özelliğini (proaktiflik ve kümülatif etki analizi) vurgular. SÇD, projeler henüz ortaya çıkmadan plan ve program aşamasında 'taşıma kapasitesi' ve 'çevresel limitler' gibi kavramları karar sürecine dahil ettiği için proaktiftir. Ayrıca birden fazla projenin toplamda oluşturacağı kümülatif etkileri analiz edebilmesi, onu dar kapsamlı ÇED'den ayıran en büyük avantajdır.

Adım Adım Çözüm

1
SÇD ve ÇED arasındaki ölçek farkını analiz etme
SÇD'nin politika, plan ve program (PPP) düzeyinde; ÇED'in ise proje düzeyinde olduğu saptanır.
Sürdürülebilirlik araçlarının hiyerarşik konumlarını belirlemek için gereklidir.
2
Zamanlama ve yaklaşım biçimini değerlendirme
SÇD'nin proaktif (karar aşamasında), ÇED'in ise genellikle reaktif (tasarım aşamasında) olduğu sonucuna varılır.
Sürdürülebilirlik ilkelerinin ne kadar erken devreye girdiğini anlamak için kritiktir.
3
Etki analizinin kapsamını inceleme
SÇD'nin kümülatif ve geniş ölçekli etkileri, ÇED'in ise yerel ve münferit etkileri ele aldığı belirlenir.
Sürdürülebilirlik göstergelerinin hangi derinlikte işlendiğini ayırt etmeyi sağlar.
4
Doğru senteze ulaşma
SÇD'nin kümülatif etkileri yöneten ve hiyerarşinin başında yer alan proaktif bir araç olduğu doğrulanır.
Sürdürülebilirlik yönetiminin temel amacına en uygun tanım budur.

Anahtar Kavram

Kademelenme (Tiering) ve Stratejik Çevresel Değerlendirme (SÇD) Fonksiyonu

Alternatif Yöntem

SÇD'yi 'önleyici hekimlik', ÇED'i ise 'cerrahi müdahale' olarak kodlayarak, SÇD'nin hastalığı oluşmadan (stratejik düzeyde) engelleme işlevini hatırlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 57Soru

19871987 yılında yayımlanan ve 'Ortak Geleceğimiz' adıyla bilinen Brundtland Raporu'nda sürdürülebilir kalkınma; 'günümüz kuşaklarının ihtiyaçlarının, gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden karşılanması' şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanım ve sürdürülebilir kalkınmanın temel mantığı çerçevesinde, aşağıdaki yaklaşımlardan hangisi bu kavramın kapsadığı 'üçlü sacayağı' (ekonomik, sosyal ve çevresel boyutlar) arasındaki ilişkiyi en doğru şekilde açıklar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekonomik gelişme, toplumsal adalet ve çevresel koruma amaçlarını birbirini tamamlayan ve eş zamanlı gözetilmesi gereken unsurlar olarak görmek.

Cevap

Ekonomik gelişme, toplumsal adalet ve çevresel koruma amaçlarını birbirini tamamlayan ve eş zamanlı gözetilmesi gereken unsurlar olarak görmek
Sürdürülebilir kalkınma, Brundtland Raporu'ndan itibaren tek boyutlu bir 'koruma' anlayışından çıkıp; ekonomik verimlilik, sosyal eşitlik ve ekolojik dengeyi aynı potada eriten bütüncül bir model haline gelmiştir. Doğru yanıt, bu üç boyutun eş zamanlı ve birbirini tamamlayıcı nitelikte olduğunu belirterek kavramın temel felsefesini doğru yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Brundtland Raporu'ndaki sürdürülebilir kalkınma tanımını analiz et.
Tanım, hem günümüzün hem de geleceğin ihtiyaçlarını gözetmeyi (kuşaklararası adalet) şart koşar.
Kavramın zamansal ve etik çerçevesini anlamak için bu analiz gereklidir.
2
Kavramın üç temel boyutunu (ekonomik, sosyal, çevresel) birbirleriyle olan ilişkisi açısından değerlendir.
Sürdürülebilirliğin 'üçlü sacayağı' modeline göre, bu boyutlardan birinin ihmal edilmesi sistemin çökmesine neden olur.
Boyutların birbiriyle çatışan değil, birbirini destekleyen unsurlar olduğunu belirlemek gerekir.
3
Seçenekleri bu bütüncül ve kuşaklararası denge ilkesine göre test et.
Sadece bir boyuta odaklanan veya boyutlar arası dengeyi bozan yaklaşımlar elenir; entegrasyonu savunan ifade doğru kabul edilir.
KPSS formatında kavramsal tutarlılığı en yüksek olan seçeneğe ulaşmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Sürdürülebilir Kalkınmanın Üç Boyutu ve Bütüncül Yapısı
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 58Soru

19721972 Stockholm Konferansı'nda çevre ve kalkınma arasındaki ilişki, gelişmiş ülkelerin çevre kaygısı ile gelişmekte olan ülkelerin kalkınma önceliği arasında derin bir kutuplaşmaya sahne olmuş; çevre koruma genellikle ekonomik büyümenin önünde bir engel olarak görülmüştür. 19871987 yılında yayımlanan Brundtland Raporu (Ortak Geleceğimiz) ise bu tarihsel tıkanıklığı aşmak için sürdürülebilir kalkınma kavramını sistemleştirerek yeni bir paradigma inşa etmiştir. Buna göre, Brundtland Raporu'nun getirdiği bu yeni yaklaşım çerçevesinde, kalkınma ve çevre ilişkisine dair aşağıdakilerden hangisi raporun temel felsefesini yansıtmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kalkınmayı sadece niceliksel ekonomik büyüme olarak değil; çevresel koruma, ekonomik verimlilik ve sosyal eşitliği birbirine bağımlı kılan, gelecek kuşakların haklarını güvence altına alan niteliksel bir sentez olarak ele alması.

Cevap

Brundtland Raporu'nun temel felsefesi, kalkınmayı çevresel koruma, ekonomik verimlilik ve sosyal eşitlik boyutlarıyla bütünleştirerek gelecek kuşakların ihtiyaçlarını gözetmektir.
Doğru yanıt olan seçenek, Brundtland Raporu'nun getirdiği en büyük yeniliği ifade etmektedir. Bu yenilik, kalkınmayı sadece Gayri Safi Milli Hasıla artışı gibi niceliksel bir büyüme olarak değil; sosyal adalet, çevresel sürdürülebilirlik ve kuşaklararası eşitlik gibi değerlerle harmanlanmış niteliksel bir dönüşüm olarak tanımlamasıdır. Rapor, Stockholm Konferansı'ndaki "çevre mi, kalkınma mı?" ikilemini "çevre ile birlikte kalkınma" şeklinde çözmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Stockholm (19721972) ve Brundtland (19871987) yaklaşımları arasındaki farkı belirleyin.
Stockholm'de çevre ve kalkınma çatışan unsurlar olarak görülürken, Brundtland bu ikisini birbiriyle uyumlu hale getiren sürdürülebilir kalkınma kavramını sistemleştirmiştir.
Sorunun kökünde belirtilen tarihsel değişimi anlamak için bu kıyaslama gereklidir.
2
Brundtland Raporu'nun (Ortak Geleceğimiz) sürdürülebilir kalkınma tanımını hatırlayın.
Tanım: "Günümüz ihtiyaçlarının, gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden karşılanmasıdır."
Kuşaklararası adalet kavramı bu tanımın çekirdeğini oluşturur.
3
Kalkınmanın boyutlarını analiz edin.
Rapor; ekonomik, çevresel ve sosyal (eşitlik/adalet) boyutların birbirinden ayrılamaz olduğunu vurgular.
Gerçek sürdürülebilirliğin ancak bu üç boyutun senteziyle mümkün olduğu raporun temel tezidir.

Anahtar Kavram

Brundtland Raporu ve Sürdürülebilir Kalkınmanın Üç Boyutu
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 59Soru

Birleşmiş Milletler bünyesinde 19721972 Stockholm Konferansı ile başlayan ve 19921992 Rio Zirvesi ile kurumsallaşan küresel çevre yönetişimi sürecinde, 20122012 yılında düzenlenen Rio+2020 Konferansı'nın (Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı) en belirgin kurumsal çıktısı ve odak noktası aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 19921992 Rio Zirvesi'nde kurulan Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu'nun (CSD) lağvedilerek yerine "Yüksek Düzeyli Siyasi Forum"un (HLPF) kurulması ve "Yeşil Ekonomi" kavramının merkezi tema olarak işlenmesi.

Cevap

Rio+2020 konferansının temel çıktısı, 19921992'de kurulan Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu'nun (CSD) yerini alan "Yüksek Düzeyli Siyasi Forum"un (HLPF) ihdası ve "Yeşil Ekonomi" yaklaşımının vurgulanmasıdır.
Doğru yanıt olan seçenek, 20122012 Rio+2020 konferansının en kritik kurumsal başarısını ifade etmektedir. Bu zirvede, küresel çevre yönetişimini daha etkili hale getirmek amacıyla Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu'nun (CSD) yerine Yüksek Düzeyli Siyasi Forum (HLPF) kurulmuş ve "sürdürülebilir kalkınma ve yoksulluğun ortadan kaldırılması bağlamında yeşil ekonomi" kavramı ana strateji olarak benimsenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Konferansların kronolojik ve kurumsal gelişimini analiz etmek.
Rio+2020 konferansının 20122012 yılında, Rio Zirvesi'nin 2020. yılında düzenlendiği tespit edildi.
Konferansların tarihsel sırasını bilmek, çıktıların birbirine karıştırılmasını önler.
2
Rio+2020 Konferansı'nın (Gelecek Bizim/The Future We Want) temel belgelerini incelemek.
Zirvenin iki temel teması olduğu görüldü: Sürdürülebilir kalkınma bağlamında yeşil ekonomi ve sürdürülebilir kalkınmanın kurumsal çerçevesinin güçlendirilmesi.
Konferansın odak noktasını belirlemek, doğru seçeneği bulmayı sağlar.
3
Kurumsal çerçeve değişikliğini doğrulamak.
19921992'den beri faaliyet gösteren Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu'nun (CSD) yerine daha üst düzey ve yetkili bir yapı olan Yüksek Düzeyli Siyasi Forum'un (HLPF) kurulmasına karar verildiği netleşti.
Kurumsal dönüşüm, kamu yönetimi sorularında en çok sorgulanan teknik ayrıntıdır.

Anahtar Kavram

Rio+2020 Konferansı ve Kurumsal Yönetişim
Soru 60Soru

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) ve bu sözleşmeye dayalı uluslararası iklim rejimleri kapsamında, Türkiye'nin hukuki statüsü ve yükümlülüklerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye, 19921992 yılında kabul edilen BMİDÇS'nin hem Ek-II hem de Ek-IIII listesinde yer almasına rağmen, 20012001 yılında Marakeş'te düzenlenen 77. Taraflar Konferansı'nda (COP7COP7) alınan karar ile Ek-IIII listesinden çıkarılmış ve "özel şartları" tanınmış bir Ek-II ülkesi olarak 20042004 yılında sözleşmeye taraf olmuştur.

Cevap

Türkiye, 1992 yılında BMİDÇS'nin hem Ek-I hem de Ek-II listesinde yer alırken, 2001 Marakeş Kararı ile Ek-II'den çıkarılmış ve özel şartlı Ek-I ülkesi olarak 2004'te taraf olmuştur.
Türkiye, 1992 yılında BMİDÇS kabul edildiğinde OECD üyesi olması nedeniyle hem Ek-I (Sanayileşmiş Ülkeler) hem de Ek-II (Gelişmiş Ülkeler/Finansal Yükümlüler) listelerine dahil edilmiştir. Ancak gelişmekte olan bir ekonomi olduğu gerekçesiyle itirazlarda bulunmuş, 2001 yılındaki Marakeş COP7 toplantısında alınan 26/CP.7 kararıyla Ek-II listesinden çıkarılması ve Ek-I içerisinde özel şartlarının tanınması kabul edilmiştir. Bu hukuki kazanımın ardından 24 Mayıs 2004'te sözleşmeye taraf olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin BMİDÇS (1992) başlangıç konumunu değerlendir
Türkiye başlangıçta hem sanayileşmiş ülkeler (Ek-I) hem de finansman yükümlüsü ülkeler (Ek-II) arasında yer alıyordu.
Sözleşme taslağı hazırlanırken Türkiye OECD üyesi olduğu için bu listelere otomatik olarak dahil edilmişti.
2
Türkiye'nin statü değişikliği talebini ve sonucunu analiz et
2001 yılında Marakeş'te yapılan COP7 toplantısında Türkiye'nin adı Ek-II'den silindi.
Türkiye gelişmişlik düzeyinin diğer Ek-II ülkeleriyle aynı olmadığını savunarak 'özel şartlarının' tanınmasını talep etti.
3
Sözleşmeye taraf olma tarihini doğrula
Türkiye sözleşmeye 24 Mayıs 2004 tarihinde resmen taraf oldu.
Marakeş kararından sonra iç hukuk onay süreci tamamlanarak katılım belgesi BM'ye sunuldu.
4
Kyoto ve Paris Anlaşması'ndaki teknik detayları ele
Türkiye'nin Kyoto'da hedefi yoktu; Paris'teki %41 hedefi ise referans senaryodan azaltımdır.
Kavramsal karmaşayı önlemek için 'mutlak azaltım' ile 'artıştan azaltım' farkına dikkat edilmelidir.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin İklim Rejimindeki Özel Şartlı Ek-I Statüsü

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi ile Paris Anlaşması arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 3 / 6Sonraki
Sürdürülebilir Kalkınma Alıştırma Soruları — KPSS Kamu Yönetimi — Sayfa 3 | Examkin