Siyasal İdeolojiler

150 soru

Soru 141Soru

Anarşist düşünce geleneği, liberalizmin temelini oluşturan "toplum sözleşmesi" teorisini, bireyin devredilemez iradesini yapay bir üst yapıya teslim ederek onu köleleştiren bir kurgu olarak niteler. Anarşistler, devletin zorlayıcı ve hiyerarşik yapısı yerine; bireylerin, yerel toplulukların ve üretici grupların gönüllü iş birliğiyle şekillenen, aşağıdan yukarıya doğru gelişen bir örgütlenme modelini savunurlar.

Buna göre, anarşist kuramda devletin yerini alması önerilen, bireysel özerklik ile toplumsal düzeni gönüllü anlaşmalar yoluyla birleştirmeyi hedefleyen temel ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Federalizm ve öz-yönetim

Cevap

Anarşist kuramda devletin yerine ikame edilmesi önerilen temel örgütlenme ilkesi 'Federalizm ve öz-yönetim'dir.
Federalizm ve öz-yönetim ilkesi, anarşizmin devlet aygıtına sunduğu en temel yapısal alternatiftir. Pierre-Joseph Proudhon'un 'anarşi düzendir' ifadesiyle vurguladığı üzere, toplumun siyasal bir merkezden değil, kendi içindeki fonksiyonel birimlerin (sendikalar, yerel komünler, kooperatifler) karşılıklı rızası ve sözleşmeleriyle koordine edilmesi amaçlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Anarşizmin devlet eleştirisini analiz edin.
Anarşizm devleti yapay, zorlayıcı ve birey özgürlüğünü kısıtlayan bir kurum olarak görür.
Toplum sözleşmesi kuramlarının (Hobbes, Locke, Rousseau) devleti meşrulaştırma çabalarına karşı çıkılır.
2
Alternatif düzenin nasıl kurulacağını belirleyin.
Düzenin yukarıdan aşağıya (devlet/yasalar) değil, aşağıdan yukarıya (gönüllü birlikler) kurulması gerektiği sonucuna varılır.
Bireysel özerkliğin korunması için otoritenin sadece teknik ve rasyonel alanla sınırlı kalması gerekir.
3
Uygun kavramsal eşleştirmeyi yapın.
Proudhon ve Bakunin gibi düşünürlerin savunduğu, yerel birimlerin rızasına dayalı 'federalizm' ve toplulukların kendi işlerini yürüttüğü 'öz-yönetim' kavramlarına ulaşılır.
Anarşist federalizm, devlet federasyonlarından farklı olarak hiyerarşi içermeyen bir ağ yapısını temsil eder.

Anahtar Kavram

Anarşist Federalizm ve Toplum Sözleşmesi Eleştirisi
Soru 142Soru

Mikhail Bakunin, Marksistlerin savunduğu 'proletarya diktatörlüğü'nün ve devlet aygıtının geçici bir araç olarak kullanılmasının, kaçınılmaz olarak yeni bir 'bilimsel-siyasi' seçkin tabaka ve baskıcı bir bürokrasi yaratacağını ileri sürmüştür. Bakunin'in bu yaklaşımıyla devletin her türlü biçimine karşı çıkarken vurguladığı temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Otoritenin ve hiyerarşinin, kimin adına veya hangi amaçla kullanılırsa kullanılsın doğası gereği özgürlüğü yok edici bir karaktere sahip olduğu

Cevap

Anarşist düşünceye göre otorite ve hiyerarşi, kimin tarafından ve hangi amaçla temsil edilirse edilsin, doğası gereği özgürlüğü kısıtlayan ve yozlaşmaya meyilli yapılardır.
Anarşist düşüncede devlet, sadece belli bir sınıfın baskı aracı değildir; hiyerarşik yapısı nedeniyle kendi başına bir tahakküm kaynağıdır. Bakunin'in eleştirisi, iktidarın (proletarya veya halk adına dahi olsa) kurumsallaştığı her durumda özgürlüğün yok olacağı ve yeni bir yönetici sınıfın (bürokrasinin) doğacağı gerçeğine dayanır. Bu nedenle, otorite ve hiyerarşi kavramları kimin elinde olursa olsun reddedilir.

Adım Adım Çözüm

1
Bakunin'in Marksizm eleştirisini analiz et
Bakunin, devletin (proletarya adına bile olsa) korunmasının yeni bir yönetici sınıf (bürokrasi) yaratacağını savunur.
Anarşistler devletin bir araç değil, başlı başına bir kötülük (tahakküm kaynağı) olduğuna inanırlar.
2
Anarşizmin genel otorite reddini değerlendir
Otorite ve hiyerarşi reddi sadece kapitalist devletle sınırlı değildir; her türlü siyasi temsil ve emir-komuta zincirini kapsar.
İdealin bireyin iradesini kimseye devretmediği, yatay ve gönüllü bir örgütlenme olması gerekir.

Anahtar Kavram

Anarşist Otorite Reddi ve Devlet Eleştirisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 143Soru

Feminist siyaset kuramında, kadınların ezilmesinin temel kaynağını erkek egemenliğine dayalı 'ataerkillik' (patriarchy) yapısında gören; iktidar ilişkilerinin sadece devlet ve hukuk düzeyinde değil, özel alanda da (aile, ev içi yaşam ve cinsellik) işlediğini savunarak 'kişisel olan politiktir' (the personal is political) sloganını geliştiren feminist akım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Radikal Feminizm

Cevap

Radikal Feminizm; ataerkillik kavramını ve özel alanın politik niteliğini merkeze alarak 'kişisel olan politiktir' ilkesini savunur.
Radikal feminizm, 1960'ların sonunda 'İkinci Dalga' feminizmle birlikte güç kazanmış ve siyaset bilimindeki 'kamusal/özel alan' ayrımını reddetmiştir. Bu akıma göre kadınların ezilmesi, tarihteki en eski ve köklü sömürü biçimi olan ataerkilliktir. 'Kişisel olan politiktir' sloganı, aile içindeki güç ilişkilerinin, ev içi emeğin ve cinselliğin de birer siyasal mücadele alanı olduğunu vurgular. Bu yaklaşım, soruda tanımlanan tüm özellikleri (ataerkillik vurgusu ve özel alanın siyasallaştırılması) tam olarak karşılar.

Adım Adım Çözüm

1
Anahtar kavramların analizi
'Ataerkillik' (patriarchy) ve 'Kişisel olan politiktir' kavramları tespit edildi.
Soruda verilen bu kavramlar, feminist düşüncenin hangi ekolüne ait olduğunu belirlemek için ayırt edici ipuçlarıdır.
2
Özel alanın politikleştirilmesi teorisinin tespiti
Siyasetin sadece kamusal alanla (devlet, hukuk) sınırlı olmadığını, özel alanın da iktidar sahası olduğunu savunan akımın Radikal Feminizm olduğu belirlendi.
Radikal feminizm, geleneksel siyaset tanımını genişleterek aile ve cinsellik gibi alanları kuramsal çerçeveye dahil etmiştir.
3
Diğer akımlarla karşılaştırma
Liberal (reformist), Marksist (sınıf odaklı) ve Sosyalist (ikili sistem) yaklaşımlar elendi.
Sadece radikal feminizm ataerkilliği en temel sömürü biçimi olarak görür ve çözümü tüm toplumsal yapıların kökten dönüşümünde arar.

Anahtar Kavram

Radikal Feminizm ve Ataerkillik Kuramı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 144Soru

Ekolojizm ideolojisi bağlamında; doğanın kendi başına (içsel) bir değeri olduğunu reddederek onu yalnızca insan refahı, sağlığı ve geleceği için korunması gereken bir kaynak olarak gören; çevre krizini ise mevcut toplumsal ve ekonomik yapıda köklü bir dönüşüm yapmadan yasal reformlar ve teknolojik iyileştirmelerle aşmayı teklif eden yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sığ ekoloji

Cevap

Sığ ekoloji yaklaşımı, antropozantrik (insan merkezli) karakteri ve mevcut düzen içindeki reformist tutumuyla soruda verilen özellikleri tam olarak karşılamaktadır.
Sığ ekoloji, çevre sorunlarını mevcut ekonomik ve siyasi sistemin temel yapılarını sarsmadan, rasyonel bir yönetim, yeni teknolojiler ve çevresel vergiler gibi araçlarla çözmeyi amaçlar. Bu yaklaşımın odağında insanın hayatta kalması ve refahı yer aldığı için 'insan merkezli' (antropozantrik) olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki anahtar kavramları (insan merkezcilik, reformist yaklaşım, mevcut yapıdaki iyileştirmeler) analiz edin.
Bu özelliklerin radikal bir değişim yerine 'çevrecilik' (environmentalism) olarak da bilinen yaklaşıma işaret ettiği belirlenir.
Siyaset biliminde çevre sorunlarına yönelik iki ana ayrım olan sığ ve derin ekolojinin temel farklarını ayırt etmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki yaklaşımların ontolojik temellerini (insan vs. doğa merkezli) karşılaştırın.
Sığ ekolojinin 'insan merkezli', derin ekolojinin ise 'doğa merkezli' olduğu saptanır.
Ekolojizm içindeki en temel felsefi ayrım, yaşamın odağına neyin yerleştirildiğidir.
3
Çözüm yöntemi olarak sunulan 'yasal reform ve teknoloji' vurgusunu değerlendirin.
Bu vurgunun sistem dışı bir devrim değil, sürdürülebilir kalkınma odaklı bir düzenleme olduğu sonucuna varılır.
Sığ ekoloji, kapitalist modernleşmeyi reddetmek yerine onu yeşillendirmeyi hedefler.

Anahtar Kavram

Sığ Ekoloji (Environmentalism) ve Antropozantrizm ayrımı.

İpuçları

1
Bu yaklaşım, doğayı 'korunması gereken bir müze' değil, 'insanlık için bir yaşam desteği' olarak görür.
2
Mevcut düzeni (kapitalizm, sanayi toplumu) yıkmak yerine onu yasal düzenlemelerle iyileştirmeye çalışır.
3
Arne Naess'in yaptığı ayrımdaki 'sığ' (shallow) olanı düşünün.

Daha Fazla Pratik

Sığ ekolojinin temel ekonomik aracı olan 'Sürdürülebilir Kalkınma' kavramını ve bunun Derin Ekoloji tarafından neden eleştirildiğini araştırınız.
Tahmini Süre:50s
Soru 145Soru

Marksist kuramda 'artı-değer' kavramı, kapitalist üretim tarzındaki sömürü mekanizmasının temelini oluşturur. Bu teoriye göre, işçinin üretim sürecinde yarattığı toplam değer ile emeğinin karşılığı olarak aldığı ücret arasındaki farka sermaye sahibi tarafından el konulması, sınıflı toplum yapısının ekonomik temelini belirler.

Buna göre Marksizm, söz konusu sömürü ilişkisini kökten sona erdirmek için aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesini zorunlu bir ön koşul olarak görmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üretim araçları üzerindeki özel mülkiyetin kaldırılarak kolektif mülkiyete geçilmesi

Cevap

Üretim araçları üzerindeki özel mülkiyetin kaldırılarak kolektif mülkiyete geçilmesi
Klasik Marksizm'e göre sömürü (artı-değere el konulması), üretim araçlarının özel mülkiyetine dayanan kapitalist üretim ilişkilerinin doğal bir sonucudur. Bu sömürünün sona ermesi, sistem içi iyileştirmelerle (vergi, sosyal yardım vb.) değil, ancak 'altyapı' olan mülkiyet ilişkilerinin kökten değişmesi ve üretim araçlarının kolektif hale getirilmesiyle mümkündür.

Adım Adım Çözüm

1
Artı-değer (surplus value) kavramını analiz etme
Artı-değerin, işçinin yarattığı değer ile aldığı ücret arasındaki fark olduğu ve sömürünün bu noktada gerçekleştiği tespit edilir.
Marksist sömürü teorisinin merkezini anlamak için gereklidir.
2
Sömürünün altyapısal nedenini belirleme
Bu sömürünün, üretim araçlarının (fabrikalar, toprak, makine vb.) mülkiyetinin belirli bir sınıfta toplanmasından kaynaklandığı görülür.
Marksizm'de altyapı (ekonomi) üst yapıyı (siyaset, hukuk) belirler.
3
Çözüm yöntemini diğer ideolojilerle karşılaştırarak seçme
Reformist (sosyal demokrat) veya piyasacı (liberal) çözümler mülkiyet yapısını değiştirmediği için elenir; tek kökten çözüm mülkiyetin toplumsallaştırılmasıdır.
Marksizm'in devrimci ve yapısal dönüşüm hedefinin saptanması sağlanır.

Anahtar Kavram

Altyapı-Üst yapı İlişkisi ve Üretim Araçlarının Mülkiyeti

Alternatif Yöntem

Siyasal ideolojileri 'Altyapıya müdahale edenler' (Marksizm) ve 'Sadece üst yapıya/bölüşüme müdahale edenler' (Sosyal Demokrasi/Liberalizm) şeklinde gruplandırarak eleme yapabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 146Soru

Bilimsel sosyalizm (Marksizm) anlayışında devlet, ütopik sosyalistlerin aksine toplumu ahlaki bir çağrıyla dönüştürecek tarafsız bir araç olarak değil, tarihsel süreçte belirli bir ekonomik yapının ürünü olarak görülür. Bu yaklaşıma göre, Marksist kuramda devletin temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sınıf çatışmalarını uzlaştırmak yerine, egemen sınıfın diğer sınıflar üzerindeki tahakkümünü organize eden bir baskı aygıtı olması.

Cevap

Sınıf çatışmalarını uzlaştırmak yerine, egemen sınıfın diğer sınıflar üzerindeki tahakkümünü organize eden bir baskı aygıtı olması.
Marksist kuramda devlet, ekonomik altyapı tarafından belirlenen bir üstyapı kurumudur. Bu teoriye göre devlet, toplumsal sınıflar arasında denge kuran tarafsız bir yapı değil; üretim araçlarına sahip olan egemen sınıfın, diğer sınıflar üzerindeki baskısını yasallaştıran ve sürdüren bir mekanizmadır. Bu durum, 'burjuvazinin ortak işlerini yürüten bir komite' tanımıyla da pekiştirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Altyapı-Üstyapı ilişkisini analiz et.
Marksizm'de üretim ilişkileri (altyapı), devlet ve hukuk gibi kurumları (üstyapı) belirler.
Devletin doğasını anlamak için onun hangi ekonomik temele dayandığını tespit etmek gerekir.
2
Devletin sınıfsal karakterini belirle.
Devlet, üretim araçlarına sahip olan sınıfın (burjuvazi), mülksüz sınıfı (proletarya) kontrol altında tutma aracıdır.
Marksist teoriye göre devlet tarafsız değildir; aksine sınıf egemenliğinin kurumsallaşmış halidir.

Anahtar Kavram

Sınıf Tahakkümü Olarak Devlet
Soru 147Soru

Siyaset bilimci Hans Kohn, milliyetçilik ideolojisini tarihsel ve sosyolojik gelişimine göre 'Batı' ve 'Batı dışı' (Doğu) olmak üzere iki temel tipolojiye ayırmıştır. Batı tipi milliyetçilik; İngiltere ve Fransa örneklerinde görüldüğü üzere rasyonel, siyasal ve sivil bir karakter taşırken; Doğu tipi milliyetçilik, Alman romantizminden beslenen kültürel ve etnik bir temele dayanmaktadır.

Buna göre, Kohn'un sınıflandırmasında 'Batı tipi (sivil) milliyetçilik' anlayışının ulusu temellendirdiği ana eksen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ortak siyasal değerler ve anayasal vatandaşlık bağı

Cevap

Batı tipi (sivil) milliyetçilik anlayışı ulusu, ortak siyasal değerler ve anayasal vatandaşlık bağı ekseninde tanımlar.
Hans Kohn'un tipolojisinde 'Batı tipi' milliyetçilik, siyasal bir topluluk anlayışına dayanır. Bu modelde ulus, bireylerin ortak bir anayasal çerçevede, aynı hak ve ödevlere sahip vatandaşlar olarak bir arada yaşama iradesini temsil eder. Dolayısıyla, etnik veya kültürel aidiyetten ziyade 'siyasal değerler' ve 'vatandaşlık bağı' kurucu unsurdur.

Adım Adım Çözüm

1
Hans Kohn'un milliyetçilik tipolojisini analiz edin.
Kohn, milliyetçiliği 'Batı' (sivil/siyasi) ve 'Doğu' (etnik/kültürel) olarak ikiye ayırır.
Sivil ve etnik milliyetçilik arasındaki temel farkın neye dayandığını saptamak gerekir.
2
Sivil milliyetçiliğin kurucu unsurlarını değerlendirin.
Sivil modelde ulus; etnik köken, dil veya din farkı gözetmeksizin aynı anayasal düzene bağlı olan vatandaşlar topluluğudur.
Soruda sorulan 'Batı tipi' modelin kapsayıcı ve siyasal niteliğini belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Sivil (Siyasi) Milliyetçilik

Daha Fazla Pratik

Ernest Renan'ın 'sübjektif ulus' tanımı ile Hans Kohn'un 'sivil milliyetçilik' kavramı arasındaki benzerlikleri inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 148Soru

Siyaset biliminde liberalizm ve demokrasi kavramları arasındaki teorik ayrım, iktidarın kaynağı ile sınırları arasındaki farka dayanır. Demokrasi 'iktidar kimin elindedir?' sorusuyla ilgilenirken, liberalizm asıl olarak 'iktidarın yetki sınırları nerede biter?' sorusuna odaklanır. Buna göre, liberal düşüncenin bir yönetim biçimi olarak demokrasiye eklemlediği ve iktidarın her türlü eyleminin bireysel temel hak ve özgürlüklerle sınırlandırılması gerektiğini savunan temel ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anayasalcılık

Cevap

Anayasalcılık, liberalizmin demokrasiye kattığı, iktidarın yetkilerini hukuk yoluyla sınırlayan ve bireysel özgürlükleri güvence altına alan temel ilkedir.
Anayasalcılık ilkesi, iktidarın yetki alanını önceden belirlenmiş genel ve soyut kurallarla sınırlandırarak, bireyler için dokunulmaz bir özgürlük alanı yaratır. Liberal siyaset teorisinde bu, yönetilenlerin yönetenlere karşı korunmasının en temel güvencesidir.

Adım Adım Çözüm

1
İktidarın kaynağı ve sınırları arasındaki ayrımı yapma
Demokrasinin 'kim yönetmeli' (halk), liberalizmin ise 'nasıl yönetilmeli' (sınırlı) sorusuna odaklandığı saptandı.
Liberalizmin temel amacının iktidarı sınırlamak olduğunu anlamak için bu ayrım gereklidir.
2
İktidarı sınırlayan temel hukuki-siyasi mekanizmayı belirleme
Bireysel hakların korunması için iktidarın hukuk kurallarıyla (anayasa) bağlanması gerektiği sonucuna varıldı.
Anayasalcılık, iktidarın keyfiyetini önleyen ve 'hukukun üstünlüğünü' kurumsallaştıran araçtır.

Anahtar Kavram

Anayasalcılık ve Sınırlı Devlet

İpuçları

1
Liberalizm her zaman 'iktidarın sınırlandırılması' ve 'bireyin korunması' ile ilgilenir.
2
Demokrasi çoğunluğun iradesini temsil ederken, bu ilke azınlıkta kalan bireyin haklarını çoğunluğa karşı hukukla korur.

Daha Fazla Pratik

Klasik liberalizmin sınırlı devlet anlayışı ile sosyal liberalizmin müdahaleci devlet anlayışı arasındaki farkları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 149Soru

Siyasal ideolojiler içerisinde yer alan feminist kuramlar, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin kaynağına ve çözüm yollarına yönelik farklı perspektifler geliştirmiştir. Bu bağlamda; Mary Wollstonecraft gibi düşünürlerin öncülüğünde, kadınların erkeklerle aynı akıl yürütme kapasitesine sahip rasyonel bireyler olduğunu vurgulayan, sorunun kaynağını sistemin yapısında değil yasalardaki ve eğitimdeki fırsat eşitsizliğinde gören ve mevcut siyasal düzen içerisinde reformlar yoluyla ilerlemeyi savunan feminist akım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Liberal Feminizm

Cevap

Kadınların rasyonel bireyler olduğunu savunarak yasal reformlar ve fırsat eşitliği yoluyla mevcut sistem içinde iyileşme hedefleyen akım Liberal Feminizmdir.
Doğru cevap olan Liberal Feminizm, Aydınlanma Çağı'nın akılcılık ve bireysel haklar ilkelerini kadınlara teşmil eder. Bu yaklaşıma göre kadınlar rasyonel varlıklardır ve toplumsal konumlarındaki düşüklük biyolojik değil, eğitim eksikliği ve adaletsiz yasalardan kaynaklanır. Bu nedenle, mevcut demokratik-liberal sistem içinde yapılacak hukuki düzenlemeler ve fırsat eşitliği yeterli görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Anahtar kavramları belirleyin
Rasyonellik, bireysel haklar, yasal reformlar ve eğitimde fırsat eşitliği kavramları tespit edildi.
Bu kavramlar liberal siyaset teorisinin temel taşlarıdır.
2
Sistemik yaklaşımı analiz edin
Kuramın mevcut düzeni yıkmak yerine 'reformist' bir iyileştirme öngördüğü anlaşıldı.
Radikal ve sosyalist feminizmlerden ayrılan en temel nokta, sistemin özünde mi yoksa uygulamada mı (yasalar) sorun olduğudur.
3
Tarihsel referansla eşleştirin
Mary Wollstonecraft ve 'Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi' (A Vindication of the Rights of Woman) eseriyle örtüşen Liberal Feminizm doğru seçenek olarak belirlendi.
Wollstonecraft, feminizmin ilk dalgasındaki liberal damarın en önemli temsilcisidir.

Anahtar Kavram

Liberal Feminizm ve Reformizm
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 150Soru

Siyaset bilimi literatüründe milliyetçilik; ulusal kimliğin kaynağına göre 'sivil (siyasal)' ve 'etnik (kültürel)' olmak üzere iki temel kategoride ele alınmaktadır. Sivil milliyetçilik modeli, özellikle Fransız İhtilali sonrası gelişen ve 'anayasal vatandaşlık' kavramını merkeze alan bir yaklaşımdır.

Buna göre, sivil milliyetçilik anlayışı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ulusa aidiyet, ortak bir siyasal iradeye ve anayasal vatandaşlık bağlarına dayalıdır.

Cevap

Sivil milliyetçilik anlayışına göre ulusa aidiyet, ortak bir siyasal iradeye ve anayasal vatandaşlık bağlarına dayanmaktadır.
Sivil milliyetçilikte ulus, ortak bir toprak parçası üzerinde yaşayan ve aynı anayasal düzene sadakatle bağlı olan bireylerin oluşturduğu siyasal bir topluluktur. Bu modelde ulusal kimlik, kişinin etnik kökeninden ziyade rasyonel bir tercih ve hukuk sistemi içindeki vatandaşlık bağı ile tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Sivil milliyetçiliğin temel dayanağını tanımla.
Sivil milliyetçilik, ulusu etnik köken yerine siyasal kurumlar, hukuk ve ortak gelecek iradesi üzerine inşa eder.
Modelin ayırt edici özelliği 'vatandaşlık' ve 'anayasa' vurgusudur.
2
Etnik milliyetçilik ile karşılaştır.
Etnik model soy ve kültür birliğini esas alırken, sivil model siyasal sadakati esas alır.
Ulusun bir 'kan bağı' mı yoksa 'siyasal sözleşme' mi olduğu ayrımı cevaba götürür.
3
Seçenekleri bu kriterlere göre ele.
Ortak siyasal irade ve anayasal bağı vurgulayan ifade sivil modelle tam örtüşür.
Sivil milliyetçilikte devlet, siyasal bir çerçeve sunarak ulusal kimliği oluşturur.

Anahtar Kavram

Sivil (Siyasal) Milliyetçilik ve Anayasal Vatandaşlık
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 8 / 8
Siyasal İdeolojiler Alıştırma Soruları — KPSS Kamu Yönetimi — Sayfa 8 | Examkin