Siyasal İdeolojiler
150 soru
Muhafazakâr siyasal düşünce geleneğinde otorite; bireylerin kendi çıkarlarını korumak için tasarladıkları rasyonel ve iradi bir sözleşmenin ürünü değil, toplumun doğal gelişimi içinde ortaya çıkan ve düzeni sağlayan bir unsurdur. Bu anlayışa göre otorite, bireylere kimlik kazandıran, onlara rehberlik eden ve toplumsal bütünlüğü sağlayan organik bir işleve sahiptir.
Buna göre, muhafazakâr düşüncenin otorite yaklaşımı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Bir siyaset bilimi araştırmacısı, devletin varlık nedeni ve işleyişi üzerine yaptığı çalışmada şu değerlendirmede bulunmuştur:
'Tarihsel süreç incelendiğinde devletin, tarafsız bir toplumsal sözleşmenin ürünü olmadığı görülür. O, maddi üretim koşullarının yarattığı çelişkilerin bir sonucudur. Siyasal iktidar olarak adlandırılan yapı, aslında ekonomik gücü elinde tutan zümrenin, mülksüz kitleler üzerindeki tahakkümünü meşrulaştıran ve sürdüren bir aygıttır. Dolayısıyla, nihai özgürleşme mevcut devlet yapısının iyileştirilmesiyle değil; bu yapının bir geçiş aşamasında kullanıldıktan sonra, sınıflı yapının ortadan kalkmasına paralel olarak kendiliğinden yok olmasıyla (sönümlenmesiyle) mümkündür.'
Bu araştırmacının analizinde savunduğu devlet kuramı, aşağıdaki siyasal ideolojilerden hangisinin temel tezleriyle doğrudan örtüşmektedir?
Ekolojizm ideolojisi içerisinde James Lovelock tarafından geliştirilen ve yerküreyi kendi kendini düzenleyen bütüncül bir organizma olarak kabul eden "Gaia Hipotezi", etik ve siyasi açıdan aşağıdakilerden hangisinin temel dayanağını oluşturur?
Pierre-Joseph Proudhon'un "Anarşi düzendir" () şeklindeki paradoksal ifadesi, anarşist düşüncenin toplumsal örgütlenme mantığını özetler. Bu yaklaşıma göre düzen, dışsal bir otorite tarafından dayatılan bir yapı değil, toplumun kendi iç dinamiklerinden doğan doğal bir sonuçtur. Buna göre, anarşist kuramda devletin ve cebri yasaların ortadan kalkmasıyla sağlanacak olan toplumsal düzenin temel dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?
Ekolojizm ideolojisi içerisinde yer alan ve modern sanayi toplumunun temel paradigmalarını sorgulayan "Derin Ekoloji" (Deep Ecology) yaklaşımı, çevresel krizin çözümünü mevcut siyasal ve ekonomik kurumlar içerisindeki teknik düzenlemelerde değil, insanın doğayla olan ontolojik ilişkisinin kökten değişmesinde görür. Bu bağlamda derin ekoloji; James Lovelock'un yerküreyi kendi kendini düzenleyen bütüncül bir sistem olarak tanımlayan "Gaia Hipotezi" ile paralellik göstererek, doğanın sadece insan refahı için bir kaynak deposu (araçsal değer) olmadığını savunur.
Buna göre; doğanın, insanların ihtiyaçlarından bağımsız olarak kendinden bir değere (içsel değer) sahip olduğunu ve insanın doğanın efendisi değil, sadece ekosistemin bir parçası olduğunu savunan temel felsefi yönelim aşağıdakilerden hangisidir?
Klasik Marksist yaklaşım, devletin yalnızca egemen sınıfın çıkarlarını koruyan bir aygıt olduğunu ve bu nedenle şiddet yoluyla tasfiye edilmesi gerektiğini ileri sürer. Buna karşılık, Eduard Bernstein gibi düşünürlerin teorik temellerini attığı ve zamanla Batı Avrupa siyasetinde kurumsallaşan farklı bir sol paradigma, devletin tarafsızlaşabileceğini ve demokratik yollarla ele geçirilip sınıfsal uzlaşma temelinde yeniden kurgulanabileceğini iddia etmiştir.
Bu bağlamda, bahsedilen yeni paradigmanın (sosyal demokrasinin) toplumsal değişime ve devletin rolüne ilişkin geliştirdiği, onu hem ortodoks Marksizmden hem de sosyal liberalizmden kesin olarak ayıran temel argüman aşağıdakilerden hangisidir?
Liberal siyasal teorinin temel kabullerinden biri olan 'hakkın iyiye önceliği' ( ) ilkesi, devletin tarafsızlığı () düşüncesinin felsefi temelini oluşturur. Bu ilke uyarınca, modern bir liberal devlette siyasal ve hukuki düzenin kurgulanmasına ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
Liberal siyasal düşüncede "devletin tarafsızlığı" ilkesi, Klasik ve Sosyal Liberalizm tarafından farklı şekillerde yorumlanmaktadır. Sosyal (Modern) Liberalizm; devletin sadece yasalar önünde eşitliği sağlamakla (biçimsel tarafsızlık) yetinmeyip, bireylerin kendi yaşam planlarını hayata geçirebilmeleri için gerekli olan temel kapasitelerin gelişimine yönelik aktif müdahalelerde bulunması gerektiğini savunur. Buna göre, Sosyal Liberalizmin devlet müdahalesini "tarafsızlık" ilkesiyle uyumlu hale getiren temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
Siyaset bilimi literatüründe devlet-toplum ilişkileri incelenirken, 20. yüzyılda yükselen anti-demokratik rejimlerin tek tip olmadığı vurgulanır. Bilhassa İtalyan Faşizmi ve Alman Nasyonal Sosyalizmi, inşa ettikleri siyasal sistemin doğası gereği klasik otoriter yönetim modellerinden keskin bir biçimde ayrılırlar. Aynı zamanda, bu iki totaliter sistemin kendi içinde de "devlet" mefhumuna atfettikleri değer bağlamında ciddi farklılıklar bulunur.
Bu kavramsal çerçeveye göre, bahsedilen siyasal sistemlerin özellikleri ve birbirleriyle olan farklılıkları hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Bir ülkede anayasal sistem ve kamu yönetimi reformu tartışılırken, bir uzman şu değerlendirmeyi yapmıştır:
'Kurumlarımızın işleyişindeki aksaklıkları gidermek elzemdir. Ancak bu reformları yaparken, yüzyıllar içinde sınanarak günümüze ulaşmış ve toplumun dokusuna işlemiş yapıları bir gecede tasfiye edip, yerine sadece kâğıt üzerinde kusursuz görünen yepyeni bir sistem inşa etmek felaket getirir. Yapılması gereken, sistemin özünü ve tarihsel sürekliliğini koruyarak, yalnızca hastalıklı kısımları tedavi edecek pratik ve ılımlı adımlar atmaktır.'
Bu uzmanın değerlendirmesi, muhafazakâr siyaset teorisindeki hangi temel yaklaşımı yansıtmaktadır?
Karl Marx ve Friedrich Engels, Saint-Simon, Fourier ve Owen gibi düşünürlerin geliştirdiği sosyalist öğretileri "ütopik" olarak nitelendirmiş; kendi yaklaşımlarını ise bu öğretilerden yöntemsel bir kopuşla ayırarak "bilimsel" olarak tanımlamışlardır. Bu tanımlama, toplumsal yapının dönüşümünü ve devlet kurumunun işlevini açıklarken kullanılan nedensellik ilişkilerinde köklü bir değişikliğe işaret eder.
Buna göre, Bilimsel Sosyalizm öğretisinde toplumsal değişim ve devletin niteliğiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi bu kuramsal çerçeveye uygundur?
Sosyal demokrasi, başlangıçta Marksist düşünce içinde filizlenmiş olsa da, 19. yüzyılın sonlarından itibaren kapitalizme ve devlet aygıtına getirdiği yeni yorumlarla özerk bir ideolojik çizgiye evrilmiştir. Eduard Bernstein gibi düşünürlerin katkılarıyla şekillenen 'evrimci sosyalizm' tezleri, demokratik kurumların gücüne inanarak 'refah devleti' inşasını merkeze almıştır.
Buna göre, sosyal demokrasinin siyaset ve ekonomi yaklaşımını; kökenlerini aldığı klasik Marksizm'den ve zaman zaman karıştırıldığı sosyal liberalizmden ayıran en temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?
Feminist düşünce okulları, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin kaynağı ve çözüm yolları konusunda birbirlerinden ayrılırlar. Bir feminist yaklaşıma göre; devlet doğası gereği tarafsız bir hakemdir ve asıl sorun, kadınların kamusal alana (eğitim, siyaset, istihdam) katılımını engelleyen hukuki ve kurumsal bariyerlerdir. Bu nedenle, mevcut demokratik ve ekonomik sistemi bütünüyle yıkmak yerine yasal reformlar yapılarak, rasyonel bireyler olan kadınlara kamusal alanda fırsat eşitliği sağlanmalıdır.
Mary Wollstonecraft ve Betty Friedan gibi düşünürlerin öncülük ettiği, bireysel haklar temelinde yükselen bu yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Siyaset bilimi literatüründe milliyetçiliğin ortaya çıkışı ve ulusun mahiyetine ilişkin farklı kuramsal yaklaşımlar bulunmaktadır. Bu yaklaşımlardan ilki; milliyetçiliği sanayileşme sürecinin zorunlu kıldığı kültürel homojenleşme, standart dil ve merkezi eğitim sistemiyle açıklarken; ikincisi, ulusu nesnel bağlardan ziyade bireylerin bir arada yaşama arzusuna ve siyasal iradesine dayanan "günlük bir plebisit" olarak nitelendirir.
Buna göre, sözü edilen bu iki yaklaşımın öncü isimleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?
Karl Marx, toplumsal formasyonların değişimini 'altyapı' ve 'üst yapı' arasındaki ilişki üzerinden kuramlaştırırken; maddi üretim güçlerinin gelişiminin, mevcut üretim ilişkileriyle (mülkiyet ilişkileriyle) kaçınılmaz bir çatışmaya girdiği noktayı vurgular. Marx'a göre bu süreç, basit bir hükümet değişikliği değil, bütün bir toplumsal yapının dönüşümünü simgeleyen 'toplumsal devrim' döneminin başlangıcıdır. Marx'ın tarihsel materyalist yaklaşımı çerçevesinde, söz konusu bu 'toplumsal devrim' sürecini başlatan temel dinamik aşağıdakilerden hangisidir?
Siyaset bilimi literatüründe devletin doğası ve geleceği üzerine yapılan tartışmalarda bir düşünür şu tezi öne sürmüştür:
*«Modern toplumlarda siyasal iktidarın asıl belirleyicisi üretim araçlarının mülkiyeti değil, örgütlenme yeteneğine sahip küçük bir azınlığın örgütsüz kitleler üzerindeki tahakkümüdür. Ekonomi kamulaştırılarak sosyalist bir sisteme geçilse dahi, yönetim aygıtını kontrol eden yeni bir elit (bürokrasi) kaçınılmaz olarak ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla devletin sönümleneceği ve sınıfsız bir toplumun kurulacağı öngörüsü, karmaşık örgütlerin doğasına aykırı bir ütopyadır.»*
Ortodoks Marksist kuramın tarihsel materyalizm ve devlet anlayışı dikkate alındığında, bu teze yönelteceği temel eleştiri aşağıdakilerden hangisidir?
1990'lı yıllardan itibaren feminist kuramda ağırlık kazanan 'kesişimsellik' (intersectionality) yaklaşımı; özellikle siyahi feministlerin ve sömürge sonrası çalışmaların etkisiyle, 'kadın' kategorisinin evrensel ve yekpare bir kimlik olarak ele alınmasını eleştirmiştir.
Bu perspektife göre, kadınların toplumsal konumunu analiz ederken düşülen temel metodolojik yanılgı aşağıdakilerden hangisidir?
Siyaset biliminde 'kamusal alan' ile 'özel alan' arasındaki sınırın nereden çizileceği, feminist siyaset teorisinin temel tartışma başlıklarından biridir. Birinci dalga feminizmin öncüleri olan Mary Wollstonecraft gibi düşünürlerin izinden giden liberal feminizm, kadınların kamusal alana (eğitim, siyaset, çalışma hayatı) eşit katılımını hedeflerken, devletin müdahale edemeyeceği bağımsız bir 'özel alan' (aile ve ev içi yaşam) kurgusunu büyük ölçüde korumuştur. Ancak 1960'larda yükselen İkinci Dalga içerisindeki radikal akımlar bu ayrımı şiddetle reddetmiştir.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi radikal feminizmin, liberal feminizmin benimsediği 'kamusal-özel alan' ayrımına yönelttiği temel yapısal eleştiriyi ifade etmektedir?
Anarşist düşünürler, özellikle Mikhail Bakunin ve Pierre-Joseph Proudhon, Aydınlanma döneminin "toplum sözleşmesi" kuramlarını "siyasal teoloji"nin modern bir biçimi olarak nitelendirmişlerdir. Bu çerçevede, Jean-Jacques Rousseau'nun "Genel İrade" (General Will) kavramı üzerinden kurgulanan demokratik egemenlik anlayışı da sert bir eleştiriye tabi tutulur. Anarşistlerin, Rousseau’nun "Genel İrade" kavramına dayanan devlet meşruiyetini reddetmelerindeki temel felsefi gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?
İtalyan Faşizmi'nde, "Her şey devlet içinde, hiçbir şey devlet dışında değil, hiçbir şey devlete karşı değil" şiarıyla somutlaşan "total devlet" anlayışı doğrultusunda; toplumdaki sınıf çatışmasını reddeden ve hem işçileri hem de işverenleri devlet denetimindeki mesleki birlikler çatısı altında birleştirerek siyasal ve ekonomik hayatı tek bir merkezden yönetmeyi amaçlayan model aşağıdakilerden hangisidir?