Türk vergi hukukunda mükellefiyetin tesisi ve vergi ödevlerinin yerine getirilmesi bakımından sayılı Vergi Usul Kanunu’nda () yer alan "vergi ehliyeti" ve "temsil" hükümleriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- AVergi mükellefi olabilmek için Türk Medeni Kanunu’na göre tam fiil ehliyetine sahip olmak ve kısıtlı olmamak temel bir şarttır.
- Vergi ehliyeti fiil ehliyetinden bağımsızdır; dolayısıyla hak ehliyetine sahip olan küçükler ve kısıtlılar da vergi mükellefi olabilirler.Cevap
- CKüçüklerin veya kısıtlıların vergi borçlarını kendi mal varlıklarından ödeyen kanuni temsilcilerin, ödedikleri bu tutarlar için mükellefe rücu etme hakkı bulunmamaktadır.
- DKanuni temsilciler, temsil ettikleri kişilerin tüm vergi borçlarından ve cezalarından, borcun asıl mükellefin varlığından tahsil edilip edilemediğine bakılmaksızın doğrudan ve birinci dereceden sorumludur.
- EVergi hukukunda temsil sadece kanuni temsilciler aracılığıyla sağlanabilir; iradi temsilcilerin (vekillerin) vergi dairesi önünde işlem yapma yetkisi yoktur.
Cevap
Vergi ehliyeti için medeni hukuktaki fiil ehliyeti şart değildir; dolayısıyla hak ehliyetine sahip olan küçükler ve kısıtlılar da vergi mükellefi olabilirler.
Doğru ifadeye göre vergi ehliyeti, Türk Medeni Kanunu'nda yer alan fiil ehliyetinden (reşit olma, ayırt etme gücü vb.) bağımsızdır. Madde açıkça mükellefiyet için kanuni ehliyetin şart olmadığını belirtir. Bu nedenle, bir bebek veya kısıtlı bir birey, örneğin miras yoluyla bir taşınmaz elde ettiğinde emlak vergisi mükellefi olabilir; ancak bu mükellefiyete ilişkin ödevler veli veya vasisi olan kanuni temsilcileri tarafından yerine getirilir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Vergi Ehliyetinin Bağımsızlığı İlkesi
Daha Fazla Pratik
Kanuni temsilcilerin sorumluluğunda 'kusur' şartının aranıp aranmadığı ve Danıştay kararlarının bu konudaki yaklaşımı incelenebilir.
Tahmini Süre:1m 30s