Soru

Zorluk: ZorEnflasyonun Gelir Dağılımına Etkisi

Kamu maliyesi uzmanlarınca hazırlanan bir makroekonomik değerlendirme raporunda; ülkede uygulanan enflasyon hedeflemesi politikasının ciddi sapma gösterdiği ve yıllık enflasyonun %60 olarak gerçekleştiği belirtilmiştir. Aynı dönemde, işçi ve memur sendikalarıyla yapılan toplu sözleşmeler neticesinde, sabit gelirlilerin brüt nominal ücretlerine tam olarak gerçekleşen enflasyon oranında (%60) zam yapılmıştır. Ancak, gelir vergisi mevzuatında yer alan artan oranlı tarife dilimlerinin alt ve üst sınırları sabit bırakılarak enflasyona göre güncellenmemiştir.

Bu makroekonomik görünüm altında, sabit gelirlilerin durumu ve gelir dağılımı üzerindeki etkiye ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi kesin olarak doğrudur?

  1. Brüt nominal gelirleri enflasyonla aynı oranda artsa dahi, vergi dilimlerinin sabit kalması nedeniyle mali sürüklenmeye maruz kalacaklar ve ortalama vergi yükleri artacağından net reel harcanabilir gelirleri düşerek gelir dağılımında kayba uğrayacaklardır.Cevap
  2. B
    Brüt nominal ücret artışı enflasyon oranına eşitlendiği için reel satın alma güçleri eksiksiz korunacak, ancak enflasyon vergisi mekanizması sadece devletin reel vergi gelirlerini eritecektir.
  3. C
    Gelir vergisi dilimlerinin sabit kalması formül esnekliği aracı olarak çalışacak ve enflasyonist baskıları azaltarak ücretlilerin fonksiyonel gelir dağılımındaki payını otomatik olarak artıracaktır.
  4. D
    Nominal gelir artışı nedeniyle daha üst vergi dilimlerine geçilmesi, otomatik istikrar sağlayıcıların gelir dağılımını düzeltici etkisini tetikleyecek ve toplumdaki gelir eşitsizliğini azaltacaktır.
  5. E
    Sabit gelirlilerin enflasyon oranında zam alması enflasyon vergisini tamamen ortadan kaldıracak ve vergi dilimlerinin güncellenmemesi yalnızca rantiyelerin net gelirlerini düşürecektir.

Cevap

Brüt nominal gelirleri enflasyonla aynı oranda artsa dahi, vergi dilimlerinin sabit kalması nedeniyle mali sürüklenmeye maruz kalacaklar ve ortalama vergi yükleri artacağından net reel harcanabilir gelirleri düşerek gelir dağılımında kayba uğrayacaklardır.
Artan oranlı gelir vergisi tarifesinin uygulandığı ekonomilerde, enflasyonist dönemlerde vergi dilimlerinin (matrahların) enflasyon oranında güncellenmemesi mali sürüklenmeye (fiscal drag) neden olur. Kişilerin brüt maaşları enflasyon oranında artsa bile, artan nominal gelirleri onları daha yüksek vergi dilimlerine sokar. Bu durum, kişilerin marjinal ve ortalama vergi oranlarını artırır. Sonuç olarak, vergi kesintisi sonrası ele geçen net nominal ücret enflasyonun gerisinde kalır. Reel satın alma gücü azalan sabit gelirliler (ücretliler), milli gelirden aldıkları pay açısından kayba uğrar ve gelir dağılımı aleyhlerine bozulur.

Adım Adım Çözüm

1
Enflasyon ortamında nominal ve reel gelir farkını analiz etme
TÜFE %60 artarken brüt nominal ücret de %60 artmıştır. Dolayısıyla vergi öncesi brüt gelirin reel değeri sabit kalmıştır.
Ücretlilerin satın alma gücündeki değişimi bulmak için öncelikle brüt reel gelir durumunu tespit etmek gerekir.
2
Artan oranlı gelir vergisi ve sabit vergi dilimlerinin (mali sürüklenme) etkisini değerlendirme
Brüt gelir reel olarak artmamasına rağmen nominal olarak büyüdüğü için, güncellenmeyen (sabit bırakılan) vergi dilimlerinde daha üst basamaklara geçilir.
Net harcanabilir geliri bulmak için vergi sisteminin enflasyona karşı endekslenip endekslenmediği kontrol edilmelidir.
3
Gelir dağılımı üzerindeki nihai etkiyi belirleme
Kişinin ortalama vergi oranı artar. Vergi sonrasındaki net nominal ücret artışı %60'ın altında kalır. Enflasyon %60 olduğu için, net harcanabilir reel gelir düşer ve gelir dağılımı ücretli kesim aleyhine bozulur.
Enflasyon vergisinin ve mali sürüklenmenin birleşik etkisi, sabit gelirlilerin refah kaybına uğramasına neden olur.

Anahtar Kavram

Mali Sürüklenme (Fiscal Drag) ve Enflasyonun Bölüşüm Etkisi
Bu soruyu puanla