Anayasal iktisat yaklaşımının öncüleri J.M. Buchanan ve G. Tullock tarafından "Maliyetlerin Hesabı" (Calculus of Consent) eserinde geliştirilen modele göre; kolektif karar alma süreçlerinde optimal oylama kuralı, "karar alma maliyetleri" (uzlaşma çabası ve zaman) ile "dışsal maliyetlerin" (karara katılmayan azınlığın uğradığı refah kaybı) toplamını minimize eden noktada belirlenmektedir.
Bir ülkenin yeni mali anayasası hazırlanırken, vergi oranlarının artırılması gibi bireyler üzerinde yüksek dışsal maliyet (yoksunluk) yaratabilecek kararlar ile rutin kamu hizmetlerinin finansmanına yönelik olağan bütçe kararlarının oylama kuralları (çoğunluk eşikleri) tartışılmaktadır.
Bu teorik çerçeve dikkate alındığında, anayasa komisyonunun söz konusu iki farklı mali karar türü için benimsemesi gereken en rasyonel yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
- ADışsal maliyetlerin yüksek olduğu vergi politikalarında, maliyetleri minimize etmek için siyasal karar süreci tamamen devre dışı bırakılmalı ve yetki, kamu yararını maksimize edecek rasyonel bürokratlara devredilmelidir.
- BRutin kamu hizmetleri kaynak dağılımında etkinlik sağladığından yüksek dışsal maliyet yaratır ve oybirliği gerektirir; vergi artışları ise sadece gelir dağılımı amacına hizmet ettiğinden düşük çoğunluk eşiğiyle alınmalıdır.
- Vergi artışları gibi yüksek dışsal maliyet üreten kararlarda oybirliğine yaklaşan nitelikli çoğunluk eşiği benimsenmeli; rutin bütçe kararlarında ise aşırı karar alma maliyetlerinden kaçınmak için basit çoğunluğa yakın bir kural belirlenmelidir.Cevap
- DVergi oranlarının anayasal olarak nitelikli çoğunluğa bağlanması enflasyonist dönemlerde mali sürüklenmeyi otomatik olarak artıracağından, istisnasız tüm mali kararlar basit çoğunluğa tabi tutulmalıdır.
- EVergi politikaları, ekonomik istikrarı sağlamada geleneksel maliye yaklaşımının en temel müdahale aracı olduğundan, bu kararlar hiçbir anayasal kurala bağlanmadan doğrudan iktidarın ihtiyari esnekliğine bırakılmalıdır.