Bir ülkede atıl üretim kapasitesinin bulunduğu ve efektif talep yetersizliğinin yaşandığı bir konjonktürde, hükümet imalat sektörünü canlandırmak amacıyla iki farklı kamu harcaması politikası kurgulamıştır. Birinci politikada, marjinal tüketim eğilimi yüksek olan dar gelirli gruplara yönelik koşulsuz nakdi yardımların artırılması planlanmıştır. İkinci politikada ise, sanayi tesislerinin girdi maliyetlerini hafifletmek üzere doğrudan işletmelere yönelik spesifik fiyat sübvansiyonları uygulanması öngörülmüştür.
Kamu harcamalarının ekonomik etkileri teorisi çerçevesinde, söz konusu politikaların üretim hacmi ve yapısı üzerindeki yansımalarına ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
- Birinci politika harcanabilir geliri yükseltip efektif talebi uyararak üretimi dolaylı olarak artırırken; ikinci politika işletmelerin üretim maliyetlerini düşürerek arz kararlarını doğrudan teşvik eder.Cevap
- BUygulamaların finansmanı için borçlanmaya gidilmesi durumunda, atıl kapasitenin varlığına bakılmaksızın artan kamu fon talebi, özel kesim yatırımlarını tam olarak dışlayarak (crowding-out) reel üretimi kesinlikle daraltır.
- CEkonomide atıl kapasite bulunması nedeniyle her iki harcama türü de mal ve hizmet arzını anında artıramayacağından, kaçınılmaz olarak enflasyonist baskı yaratır ve reel üretim hacmi değişmez.
- DBirinci politika hanehalkına yapıldığı için Rozenberg sınıflandırmasına göre gerçek (reel) harcama niteliği taşıyıp üretimi doğrudan artırırken, ikinci politika gerçek olmayan bir aktarımdır.
- EBirinci politika kapsamında yapılan yardımlar devlet açısından bir karşılık (hizmet veya mal) gerektirmediğinden, milli gelir veya üretim düzeyi üzerinde herhangi bir çarpan etkisi veya canlanma yaratmaz.
Cevap
Birinci politika harcanabilir geliri yükseltip efektif talebi uyararak üretimi dolaylı olarak artırırken; ikinci politika işletmelerin üretim maliyetlerini düşürerek arz kararlarını doğrudan teşvik eder.
Kamu harcamalarının üretim üzerindeki etkileri incelendiğinde; devletin sosyal transfer niteliğindeki harcamaları (birinci politika), bireylerin satın alma gücünü artırıp tüketim talebini canlandırarak üretim kararlarını dolaylı yoldan etkiler. Sübvansiyonlar (ikinci politika) ise üretici firmaların katlandığı maliyetleri aşağı çekerek doğrudan daha fazla üretim yapmalarını teşvik eder. Ayrıca ekonomide atıl kapasitenin bulunması, her iki politikanın da reel üretimi artırıcı yönde (dışlama etkisine veya aşırı enflasyona yol açmadan) başarılı olmasına imkan tanır.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Sosyal ve Ekonomik Transferlerin Üretim Üzerindeki Etki Mekanizmaları