Vergi idaresi, bir mükellefin gayrimenkul satış kazancını piyasa rayiçlerinin oldukça altında beyan ettiğini, bu durumun iktisadi icaplara ve ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu iddia ederek re'sen vergi tarh etmiştir. Mükellef ise söz konusu taşınmazı, şirketin acil nakit ihtiyacı nedeniyle düşük bedelle sattığını savunmaktadır. Bu uyuşmazlığın çözümü noktasında sayılı Vergi Usul Kanunu’nun . maddesi uyarınca yapılacak hukuki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
- İktisadi ve ticari icaplara uymayan bir durumun varlığını iddia eden idare, bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür; mükellef ise yemin dışındaki her türlü delille aksini ispatlayabilir.Cevap
- BVergi kanunlarının yorumunda sadece lafzi yöntem esas alındığından, satış bedelinin düşüklüğü gibi iktisadi gerekçeler tarhiyatın dayanağı yapılamaz.
- CMükellef, acil nakit ihtiyacı içinde olduğunu ve işlemin gerçekliğini kanıtlamak amacıyla mahkeme huzurunda yemin ederek ispat külfetini yerine getirmiş sayılır.
- DVergi hukukunda kıyas yasağı uyarınca, kanunda açıkça belirtilmeyen hallerde emsal bedel üzerinden vergi istenmesi mülkiyet hakkının ihlali sayılır.
- EVergilendirmede gerçek mahiyet esas olduğundan, idarenin iddiası karşısında mükellef masumiyet karinesi gereği hiçbir ispat yükümlülüğü altında değildir.
Cevap
İktisadi ve ticari icaplara uymayan bir durumun varlığını iddia eden taraf (bu olayda idare) ispatla yükümlü olup, mükellef ise yemin hariç her türlü delille bu iddiaya karşı ispatta bulunabilir.
Vergi Usul Kanunu’nun . maddesine göre, vergilendirmede olayın gerçek mahiyeti esastır. Eğer bir taraf (idare veya mükellef), durumun iktisadi ve ticari icaplara, yani hayatın olağan akışına aykırı olduğunu iddia ediyorsa, ispat yükü o tarafa geçer. Olayda satış bedelinin düşüklüğünü iddia eden idare olduğu için ispat yükü idarededir. Ayrıca ispatta yemin yasaktır, diğer deliller serbesttir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Vergi Hukukunda Ekonomik Yaklaşım ve İspat Külfeti
Tahmini Süre:2m 0s