Soru

Zorluk: ZorKamu Harcamalarının Gelir Dağılımına Etkisi

Devletin mal ve hizmet alımlarından oluşan reel harcamaları, piyasadaki faktör talebini ve dolayısıyla faktör fiyatlarını değiştirerek birincil (fonksiyonel) gelir dağılımını doğrudan etkiler. Emek arzının esnek olduğu bir ekonomide, kamu otoritesinin sabit bir bütçe kısıtı altında eğitim ve sosyal bakım hizmetleri (ağırlıklı olarak emek-yoğun) kalemlerindeki ödenekleri daraltıp, açığa çıkan bu kaynağı yüksek teknoloji ve donanım gerektiren savunma ve güvenlik (ağırlıklı olarak sermaye-yoğun) alımlarına bütünüyle kaydırması durumunda, faktör piyasaları kanalıyla gelir dağılımında ortaya çıkması beklenen teorik dinamik aşağıdakilerden hangisidir?

  1. Piyasada emeğe olan nispi talep azalırken sermayeye olan talep artar; bu durum fonksiyonel dağılımda ücretlerin payını daraltıp kâr ve faiz payını genişleterek kişisel gelir dağılımındaki dikey adaletsizliği derinleştirir.Cevap
  2. B
    Savunma hizmetleri tam kamusal mal niteliğinde olduğundan kaynak tahsisinde makroekonomik etkinlik sağlanır ve bu durum piyasa mekanizması aracılığıyla tüm toplumsal katmanlara eşit refah artışı sağlayarak yatay adaleti tesis eder.
  3. C
    Harcama kompozisyonundaki bu değişim yalnızca devletin sektörel büyüklüklerini etkilediği için üretim faktörleri arasındaki fonksiyonel bölüşüm sabit kalır, ancak transfer mekanizması çalışmadığından ikincil (kişisel) dağılımda düzelme görülür.
  4. D
    Geleneksel maliye yaklaşımının tarafsızlık ilkesi gereğince, asli devlet görevlerine yapılan bu zorunlu kaynak aktarımı piyasadaki faktör fiyatlarını bozmaz ve gelir dağılımı üzerinde tamamen yansız (nötr) bir etki doğurur.
  5. E
    Sermaye yoğun savunma harcamalarının çarpan katsayısı yapısal olarak daha yüksek olduğundan toplam talep hızla genişler ve yaratılan ek istihdam hacmi sayesinde emeğin milli gelirden aldığı pay otonom olarak yükselir.

Cevap

Piyasada emeğe olan nispi talebin azalıp sermayeye olan talebin artmasıyla, fonksiyonel dağılımda ücretlerin payının daralması ve kişisel gelir dağılımında dikey adaletsizliğin derinleşmesi beklenir.
Doğru yanıt, reel kamu harcamalarının kompozisyon değişiminin mikroekonomik temellerini doğru analiz etmektedir. Devlet, mal ve hizmet alımlarıyla doğrudan bir faktör alıcısıdır. Eğitim gibi emek-yoğun bir alandan, savunma teçhizatı gibi sermaye-yoğun bir alana kaynak aktarıldığında, ekonomide emeğe olan toplam talep azalırken sermayeye olan talep artar. Bu durum, fonksiyonel gelir dağılımında emek gelirlerinin (ücretlerin) payını düşürür. Sermaye sahipliği çoğunlukla yüksek gelir gruplarının elinde bulunduğundan, sermaye gelirlerinin artması kişisel gelir dağılımında eşitsizliği (dikey adaletsizliği) doğrudan artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Kamu harcamalarındaki yapısal değişimin yönünü analiz et.
Bütçe kaynakları emek-yoğun alanlardan (eğitim/sosyal) sermaye ve teknoloji-yoğun alanlara (savunma/donanım) kaydırılmaktadır.
Sorudaki senaryonun temel kurgusu faktör yoğunluklarındaki bu değişimdir.
2
Harcama kaymasının faktör piyasalarındaki (birincil bölüşüm) etkisini belirle.
Devletin emek talebi düşerken, sermaye talebi artar. Bu durum sermayenin getirisini (kâr/faiz) artırırken, emeğin getirisini (ücret) baskılar.
Reel kamu harcamaları piyasada doğrudan faktör talebi yaratır. Hangi faktöre yönelik alım artarsa, o faktörün nispi fiyatı yükselir.
3
Birincil bölüşümdeki değişimin ikincil (kişisel) gelir dağılımına yansımasını değerlendir.
Sermaye mülkiyeti toplumda genellikle üst gelir gruplarında toplandığı için, sermaye gelirlerinin artması ve ücretlerin baskılanması gelir uçurumunu büyütür.
Fonksiyonel dağılım ile kişisel dağılım arasındaki bağ, üretim faktörlerinin mülkiyet yapısı üzerinden kurulur. Bu süreç dikey adaleti bozar.

Anahtar Kavram

Reel Kamu Harcamalarının Fonksiyonel ve Kişisel Gelir Dağılımına Etkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Bu soruyu puanla