Soru

Zorluk: Zor1980 Sonrası Borçlanma Politikaları

Türkiye'de 1989 yılında 32 Sayılı Karar ile sermaye hareketlerinin serbestleştirilmesinin ardından, 1990'lı yıllar boyunca kamu kesimi finansman açıklarının kapatılmasında uygulanan borçlanma stratejisi, ekonomiyi kırılgan bir yapıya sürüklemiştir. Bu dönemde Hazine'nin borçlanma vadelerinin giderek kısalmasına ve iç borç stokunun bir "borç sarmalına" (ponzi türü finansman) dönüşmesine yol açan temel makroekonomik finansman politikası tercihi aşağıdakilerden hangisidir?

  1. Bütçe açıklarının finansmanında, yüksek reel faiz ve baskılanmış döviz kuru aracılığıyla yurt içine çekilen kısa vadeli spekülatif yabancı sermayeye (sıcak para) dayalı iç borçlanma politikasının izlenmesiCevap
  2. B
    Merkez Bankası kısa vadeli avans kullanımının yasal bir düzenlemeyle tamamen kaldırılarak, Hazine'nin tüm finansman ihtiyacını zorunlu olarak sığ iç piyasalardan karşılaması
  3. C
    Borç stokunun çevrilememesi riski karşısında olağanüstü borç yönetimi araçlarına başvurularak, piyasadaki kısa vadeli iç borçların tek taraflı kararlarla uzun vadeye konsolide (tahkim) edilmesi
  4. D
    Açıkların finansmanında iç borçlanma ihaleleri yerine yalnızca enflasyon vergisi (monetizasyon) yoluna gidilerek, tahvil ve bono piyasasından borçlanmanın fiilen durdurulması
  5. E
    Hazine ihalelerinde başabaş altı (iskontolu) ihraç yönteminin tamamen terk edilip, yatırımcı talebini düşürerek sistemi tıkayan primli (başabaş üstü) ihraç yöntemine geçilmesi

Cevap

1990'lı yıllarda Türkiye'deki borç sarmalının temel nedeni, yüksek reel faiz ve düşük kur (baskılanmış kur) politikasıyla ülkeye çekilen kısa vadeli spekülatif sermayeye (sıcak para) dayalı bir iç borçlanma döngüsünün benimsenmiş olmasıdır.
1989 yılında 32 Sayılı Karar ile sermaye hareketleri serbest bırakıldıktan sonra, 1990'lı yıllarda Türkiye'nin uyguladığı temel finansman stratejisi 'yüksek reel faiz - düşük kur' ikilemine dayanıyordu. Bütçe açıklarını finanse etmekte zorlanan Hazine, iç piyasadan borçlanabilmek için reel faizleri yükseltti. Aynı zamanda döviz kurunun enflasyon oranında artmasını engelleyerek yabancı yatırımcılara büyük bir 'arbitraj' olanağı sağladı. Bu durum kısa vadeli spekülatif sermaye (sıcak para) girişini hızlandırdı ve devletin iç borçlanma ihalelerine olan talebi canlı tuttu. Ancak bedeli çok ağır oldu: Hazine'nin borçlanma vadeleri aşırı kısaldı (birkaç aya kadar düştü), borçların anapara ve faizi ancak daha yüksek faizli yeni borçlarla ödenebildi (ponzi finansmanı) ve Türkiye ekonomisi yapısal bir borç sarmalının içine hapsoldu.

Adım Adım Çözüm

1
1989 yılındaki 32 Sayılı Karar'ın etkisini analiz et.
Sermaye hareketlerinin (finansal hesapların) serbestleştirilmesi, yabancı sermayenin Türkiye piyasalarına giriş çıkışını serbest hale getirmiştir.
Bu durum, Hazine'ye bütçe açıklarını dış kaynak girişleriyle (sıcak para) finanse etme olanağı tanımıştır.
2
1990'lı yıllardaki faiz ve kur politikasının iç borçlanmaya etkisini değerlendir.
Hazine iç borçları çevirebilmek için reel faizleri çok yüksek tutmuş, aynı zamanda döviz kurlarının enflasyon oranında artmasına izin vermeyerek (düşük kur) yabancı yatırımcılar için büyük bir arbitraj fırsatı yaratmıştır.
Yatırımcılar döviz getirip yüksek faizli TL cinsi devlet tahvili/bonosu almış, vade sonunda yüksek TL getirisini düşük kurdan tekrar dövize çevirerek olağanüstü kârlar elde etmiştir.
3
Bu finansman tercihinin vade yapısına ve borç stokuna olan nihai etkisini belirle.
Sıcak paraya olan aşırı bağımlılık ve yüksek risk primi, Hazine'nin uzun vadeli borçlanamamasına neden olmuş, vadeler birkaç aya kadar inmiş ve faiz ödemeleri bütçeyi yutarak sistemi 'ponzi' karakterli bir borç sarmalına sürüklemiştir.
Ana para ve faiz ödemelerinin, sürekli daha yüksek faizli yeni borçlarla kapatılmaya çalışılması vadeyi bozmuş ve sarmalı derinleştirmiştir.

Anahtar Kavram

1990'lar İç Borç Sarmalı ve Sıcak Para Politikası
Bu soruyu puanla