Türkiye'de 1989 yılında 32 Sayılı Karar ile sermaye hareketlerinin serbestleştirilmesinin ardından, 1990'lı yıllar boyunca kamu kesimi finansman açıklarının kapatılmasında uygulanan borçlanma stratejisi, ekonomiyi kırılgan bir yapıya sürüklemiştir. Bu dönemde Hazine'nin borçlanma vadelerinin giderek kısalmasına ve iç borç stokunun bir "borç sarmalına" (ponzi türü finansman) dönüşmesine yol açan temel makroekonomik finansman politikası tercihi aşağıdakilerden hangisidir?
- Bütçe açıklarının finansmanında, yüksek reel faiz ve baskılanmış döviz kuru aracılığıyla yurt içine çekilen kısa vadeli spekülatif yabancı sermayeye (sıcak para) dayalı iç borçlanma politikasının izlenmesiCevap
- BMerkez Bankası kısa vadeli avans kullanımının yasal bir düzenlemeyle tamamen kaldırılarak, Hazine'nin tüm finansman ihtiyacını zorunlu olarak sığ iç piyasalardan karşılaması
- CBorç stokunun çevrilememesi riski karşısında olağanüstü borç yönetimi araçlarına başvurularak, piyasadaki kısa vadeli iç borçların tek taraflı kararlarla uzun vadeye konsolide (tahkim) edilmesi
- DAçıkların finansmanında iç borçlanma ihaleleri yerine yalnızca enflasyon vergisi (monetizasyon) yoluna gidilerek, tahvil ve bono piyasasından borçlanmanın fiilen durdurulması
- EHazine ihalelerinde başabaş altı (iskontolu) ihraç yönteminin tamamen terk edilip, yatırımcı talebini düşürerek sistemi tıkayan primli (başabaş üstü) ihraç yöntemine geçilmesi
Cevap
1990'lı yıllarda Türkiye'deki borç sarmalının temel nedeni, yüksek reel faiz ve düşük kur (baskılanmış kur) politikasıyla ülkeye çekilen kısa vadeli spekülatif sermayeye (sıcak para) dayalı bir iç borçlanma döngüsünün benimsenmiş olmasıdır.
1989 yılında 32 Sayılı Karar ile sermaye hareketleri serbest bırakıldıktan sonra, 1990'lı yıllarda Türkiye'nin uyguladığı temel finansman stratejisi 'yüksek reel faiz - düşük kur' ikilemine dayanıyordu. Bütçe açıklarını finanse etmekte zorlanan Hazine, iç piyasadan borçlanabilmek için reel faizleri yükseltti. Aynı zamanda döviz kurunun enflasyon oranında artmasını engelleyerek yabancı yatırımcılara büyük bir 'arbitraj' olanağı sağladı. Bu durum kısa vadeli spekülatif sermaye (sıcak para) girişini hızlandırdı ve devletin iç borçlanma ihalelerine olan talebi canlı tuttu. Ancak bedeli çok ağır oldu: Hazine'nin borçlanma vadeleri aşırı kısaldı (birkaç aya kadar düştü), borçların anapara ve faizi ancak daha yüksek faizli yeni borçlarla ödenebildi (ponzi finansmanı) ve Türkiye ekonomisi yapısal bir borç sarmalının içine hapsoldu.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
1990'lar İç Borç Sarmalı ve Sıcak Para Politikası