Vergi ceza hukukunda "cezaların şahsiliği" ilkesi ile tüzel kişilerin ceza sorumluluğu arasındaki ilişki dokkate alındığında; bir anonim şirketin kanuni temsilcisinin Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinde yazılı kaçakçılık fiillerinden birini işleyerek vergi ziyaına sebebiyet vermesi ve bu durumun idarece tespit edilmesinden sonra, ancak henüz ceza kesilmeden önce kanuni temsilcinin vefat etmesi halinde hukuki durumla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- Fiili işleyen temsilci öldüğü için hapis cezası düşer; ancak vergi ziyaı cezasının muhatabı tüzel kişi mükellef olduğundan, bu ceza şirket adına kesilir ve takip edilir.Cevap
- BCezaların şahsiliği ilkesi uyarınca, fiili işleyen temsilci vefat ettiği için hem hapis cezası hem de vergi ziyaı cezası herhangi bir işlem yapılmaksızın ortadan kalkar.
- CTemsilcinin ölümüyle hapis cezası düşerken, vergi ziyaı cezası kanuni temsilcinin mirasçılarına intikal eder ve mirasın reddedilmemesi durumunda onlardan tahsil edilir.
- DKaçakçılık fiili şahsi bir kusur teşkil ettiğinden, vergi ziyaı cezası şirket yerine ölen temsilcinin terekesinden öncelikle tahsil edilmeye çalışılır.
- ECeza henüz kesinleşmediği için 'kanunilik' ilkesi gereği fiil sahipsiz kalır ve hem vergi aslı hem de fer'i olan vergi cezaları terkin edilir.
Cevap
Fiili işleyen kanuni temsilcinin ölümüyle hapis cezasının düşmesi, ancak vergi ziyaı cezasının borçlusu tüzel kişilik olduğu için bu cezanın şirket adına takip edilmesi gerektiğini belirten seçenek doğrudur.
Vergi Usul Kanunu m. 333 uyarınca, tüzel kişilerin kanuni temsilcilerinin kaçakçılık suçlarını işlemesi durumunda hapis cezası fiili işleyen temsilciye verilirken, vergi ziyaı cezası tüzel kişi mükellef adına kesilir. VUK m. 372 gereği ölüm cezayı düşürür; ancak burada temsilcinin ölümü sadece kendisine yönelik hapis cezasını düşürür, cezanın asıl muhatabı olan anonim şirketin vergi ziyaı cezası sorumluluğu devam eder.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Tüzel Kişilerde Ceza Sorumluluğu ve Şahsilik Ayrımı