X ülkesinin Hazine Müsteşarlığı, yatırımcılara güven vermek amacıyla ihraç ettiği uzun vadeli tahvillerin şartnamesine 'her yıl bütçeden belirli bir ödeneğin anapara itfası için özel bir fona aktarılacağı' hükmünü koymuştur. İlerleyen yıllarda bütçe açıklarının artmasına rağmen Hazine, tahvil şartnamesindeki bu taahhüdünü yerine getirebilmek ve fonun bileşik faiz mekanizmasını işletmek adına, piyasadan fona sağlanan getiri oranından çok daha yüksek faiz oranlarıyla kısa vadeli yeni borçlar alarak fona kaynak aktarmaya devam etmiştir.
Tarihsel süreçte Dr. Richard Price'ın teorisine dayanan ve William Pitt uygulamalarında benzeri görülen 'akdi (sözleşmeli) amortisman sandığı' yaklaşımının en zayıf yönünü yansıtan bu durumun makroekonomik ve mali sonucu olarak aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi beklenir?
- Fona kaynak sağlamak amacıyla katlanılan yeni borçlanma faiz oranı, fonun elde ettiği bileşik getiri oranını aştığından kamu kesiminin toplam net borç yükü artar.Cevap
- BYeni kısa vadeli borçlarla fona kaynak sağlanması sayesinde, piyasada başarılı bir borç konsolidasyonu (tahkim) işlemi gerçekleştirilmiş olur.
- CEski tahvillerin fon aracılığıyla piyasadan çekilmesi işlemi, faiz yükünü kendiliğinden düşüren başarılı bir konversiyon (değiştirim) uygulaması olarak kayıtlara geçer.
- DBütçe açıklarına rağmen fona yapılan kesintisiz aktarımlar enflasyonist baskı yaratarak zımni (gizli) itfa mekanizmasını yatırımcı lehine çalıştırır.
- EAkdi amortisman sandıklarında fona kaynak aktarımı sözleşme gereği zorunlu olduğundan, iradi amortisman uygulamalarının aksine, fonun büyümesi borçlanma maliyetlerinden bağımsız olarak devlete mutlak kazanç sağlar.