Anayasal düzeyde 'imtiyaz yasağı' olarak da karşılık bulan vergilemede genellik ilkesi; din, dil, ırk veya sınıf ayrımı yapılmaksızın mali gücü olan her sujenin vergi kapsamına alınmasını öngörür. Bu ilkenin muafiyet ve istisnalar ile olan ilişkisi ve kapsamı dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- Vergi sisteminde yer alan muafiyet ve istisnalar, bu ilkenin teknik birer uygulama aracı niteliğinde olup sosyal veya mali politikalar gereği öngörüldüklerinde anayasal ilkeye aykırı sayılmazlar.Cevap
- BGenellik ilkesi, ödeme gücü aynı olanların aynı miktarda vergi ödemesini ifade eden 'yatay adalet' kavramı ile teorik olarak tamamen aynı anlama gelmektedir.
- CGenellik ilkesi gereği vergi yükünün belirlenmesinde kişilerin sadece subjektif durumları dikkate alınmalı, objektif unsurlar (konu bakımından genellik) devre dışı bırakılmalıdır.
- Dİlke uyarınca, vergilerin tarh ve tahakkuk zamanlarının mükellef tarafından önceden kesin olarak bilinmesi, vergilemede genellik ilkesinin en temel uygulama şartıdır.
- EGenellik ilkesi, devletin sadece mali amaçlarla vergi toplamasını zorunlu kılarak verginin iktisadi veya sosyal bir müdahale aracı olarak kullanılmasını tamamen engeller.
Cevap
Vergi sisteminde yer alan muafiyet ve istisnalar, genellik ilkesinin teknik birer istisnası olup sosyal veya ekonomik gerekçelere dayandıklarında ilkeye aykırılık teşkil etmezler.
Vergilemede genellik ilkesi, hiçbir kişi veya zümreye vergi konusunda imtiyaz tanınmamasını (imtiyaz yasağı) ve ödeme gücü olan herkesin vergiye tabi olmasını ifade eder. Ancak bu ilke mutlak değildir. Vergi kanunlarında yer alan muafiyet (kişiye yönelik) ve istisnalar (konuya yönelik), sosyal adalet, ekonomik büyüme veya maliye politikası gereği öngörüldüklerinde genellik ilkesini zedelemezler. Bunlar sistemin teknik birer parçası olarak kabul edilir ve haklı bir nedene dayandıkları sürece anayasal olarak geçerlidir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Vergilemede Genellik ve İstisnalar Arasındaki Uyum