Türkiye'de Kamu Borçlanması

114 soru

Soru 101Soru

47494749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca, merkezi yönetim bütçesi kapsamında uygulanacak "Net Borç Kullanım Limiti" ve bu limitin artırılması süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Net borç kullanım limiti, ilgili yıl bütçe kanunundaki başlangıç ödenekleri toplamı ile tahmin edilen gelirler arasındaki farkı ifade eder ve bu limit yıl içinde Bakan tarafından %5\%5, ardından gerekmesi halinde Cumhurbaşkanı kararıyla ilave %5\%5 oranında artırılabilir.

Cevap

Net borç kullanım limiti, başlangıç ödenekleri ile tahmin edilen gelirler arasındaki fark olup; Bakan tarafından %5\%5 ve ardından Cumhurbaşkanı tarafından ilave %5\%5 oranında artırılabilir.
Doğru ifade, 47494749 sayılı Kanun'un 55. maddesinde yer alan tanımı tam olarak yansıtmaktadır. Net borç kullanım limiti, bütçe ödenekleri ile tahmin edilen gelirler arasındaki farktır. Bu limitin artırılmasında ilk yetki %5\%5 oranında Hazine ve Maliye Bakanı'na, ikinci aşamadaki %5\%5 oranındaki ilave artış yetkisi ise Cumhurbaşkanı'na aittir.

Adım Adım Çözüm

1
Net Borç Kullanımı kavramını tanımla.
Net Borç Kullanımı = (Yeni Borçlanma) - (Anapara Ödemesi).
Kanunun sınırlama getirdiği temel büyüklüğü anlamak için gereklidir.
2
Borçlanma Limitinin (Tavanının) nasıl hesaplandığını belirle.
Limit = Bütçe Başlangıç Ödenekleri - Tahmin Edilen Bütçe Gelirleri.
Başlangıçtaki yasal sınırın hangi veriler üzerinden oluşturulduğunu saptamak için.
3
Limit artırım yetkilerini ve oranlarını incele.
Bakan %5\%5 artırabilir; yetmezse Cumhurbaşkanı %5\%5 ilave artış yapabilir.
Yıl içindeki esneklik payının yasal sınırlarını ve yetkili makamları belirlemek için.

Anahtar Kavram

4749 Sayılı Kanun Kapsamında Net Borç Kullanım Limiti ve Artırım Yetkileri

Daha Fazla Pratik

4749 sayılı Kanun kapsamındaki 'Borç Üstlenim Anlaşmaları' ve 'Hazine Garantileri' limitlerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 102Soru

Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın kamu borç portföyünün risk profilini iyileştirmek amacıyla yürüttüğü stratejik yönetim kapsamında; belirli bir dönemde yoğunlaşan anapara ve faiz ödemelerinin (itfa yoğunlaşması) piyasa koşullarını bozmadan zamana yayılması ve likidite baskısının azaltılması amacıyla başvurulan yöntem ve bu yöntemin birincil olarak hedeflediği risk türü aşağıdakilerden hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Değişim İhalesi — Yeniden Finansman Riski

Cevap

Değişim İhalesi — Yeniden Finansman Riski eşleşmesi doğrudur çünkü bu işlem itfa yoğunlaşmalarını dağıtarak likidite krizini önlemeyi hedefler.
Doğru yanıt olan seçenek, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın aktif borç yönetimi stratejisini yansıtır. Değişim ihaleleri, vadesi dolmak üzere olan senetlerin henüz vadesi gelmeden piyasadan toplanıp yerine daha uzun vadeli senetlerin verilmesi işlemidir. Bu işlem, kamu borç portföyündeki 'itfa yoğunlaşmalarını' (belirli tarihlerdeki aşırı yükü) zamana yayarak, devletin borcunu döndürememe veya piyasada likidite sıkışıklığına yol açma riskini (yeniden finansman riski) minimize eder.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki temel sorunu tanımlayın.
Belirli bir dönemde yoğunlaşan ödemeler (itfa yoğunlaşması).
Hazine'nin aynı anda çok büyük bir borç ödemesi yapması, piyasadan büyük miktarda likidite çekilmesine ve borcun çevrilememesi riskine yol açar.
2
Kullanılan stratejik aracı belirleyin.
Değişim (Switch) İhalesi.
Hazine, yatırımcılara ellerindeki vadesi yaklaşan senetleri geri almayı ve karşılığında daha uzun vadeli senet vermeyi teklif ederek nakit çıkışını erteler.
3
Hedeflenen riski analiz edin.
Yeniden Finansman (Likidite) Riski.
Vadesi gelen borcun uygun maliyetle ve zamanında yeni borçla karşılanamama ihtimali 'yeniden finansman riski' olarak adlandırılır.

Anahtar Kavram

Hazine Borç Yönetimi ve Yeniden Finansman Riski

Daha Fazla Pratik

Hazine'nin 'Stratejik Ölçütler' kapsamında TL borçlanma payını artırarak hangi riski yönetmeyi hedeflediğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 103Soru

20012001 ekonomik krizi sonrası kamu finansmanında disiplini sağlamak amacıyla yürürlüğe giren 47494749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca; borçlanma limitine esas teşkil eden "net borç kullanımı" tutarının hesaplanmasında kullanılan yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İlgili mali yıl içindeki borçlanma hasılatından, aynı yıl içerisinde yapılan anapara ödemelerinin düşülmesi

Cevap

İlgili mali yıl içindeki borçlanma hasılatından, aynı yıl içerisinde yapılan anapara ödemelerinin düşülmesi suretiyle hesaplanan tutar
Doğru seçenek, 47494749 sayılı Kanun'un 5. maddesinde yer alan teknik tanımı tam olarak yansıtmaktadır. Kanuna göre bir mali yıl içerisinde yapılabilecek net borçlanma miktarı, o yılki toplam borçlanma gelirinden (hasılat), yapılan anapara geri ödemelerinin (itfa) çıkarılmasıyla elde edilen tutardır. Bu mekanizma, borç stokundaki net artışı bütçe sınırları içinde tutmayı amaçlar.

Adım Adım Çözüm

1
Kanuni tanımı belirlemek
47494749 sayılı Kanun'un 5. maddesine göre net borç kullanımı; borçlanma hasılatı eksi anapara ödemeleridir.
Yasal limitin ne kadarlık bir 'yeni' borç artışına izin verdiğini saptamak için bu hesaplama gereklidir.
2
Limit ile ilişkilendirmek
Net borç kullanımı, bütçe kanunuyla belirlenen (başlangıç ödenekleri - gelir tahminleri) farkını aşamaz.
Mali disiplin gereği, devletin net borç artışının bütçe açığı ile sınırlandırılması hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Net Borç Kullanımı ve Borçlanma Limiti
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 104Soru

Türkiye'de dış borç stokunun yapısı ve tarihsel gelişimi üzerine yapılan bir makroekonomik analizde, 20012001 krizi sonrası dönemde borcun hem borçlu (sektörel) hem de alacaklı (kreditör) kompozisyonunda radikal bir dönüşüm yaşandığı tespit edilmiştir. Bu yapısal dönüşüm süreci ve güncel veriler dikkate alındığında, dış borç stokunun karakteristiği hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dış borç stokunun alacaklı yapısı IMF gibi çok taraflı resmi kuruluşlardan özel piyasalara kaymış; borçlu yapısında özel sektörün payı artarken, toplam stokun büyük bölümü uzun vadeli bir yapı arz etmeye devam etmiştir.

Cevap

Dış borç stokunun alacaklı yapısının özel piyasalara kayması ve özel sektör payının artmasıyla birlikte uzun vadeli yapının korunması
Doğru ifade, Türkiye'nin dış borç stokunda son yirmi yılda yaşanan iki temel gerçeği yansıtmaktadır: Birincisi, alacaklıların resmi kuruluşlardan (IMF vb.) ziyade özel piyasa aktörlerine ve tahvil yatırımcılarına kaymasıdır. İkincisi ise, kamu kesiminin mali disiplin odağıyla dış borçlanmasını kontrol altında tutmasına karşın, özel sektörün yatırım ve finansman ihtiyaçları doğrultusunda dış borçluluk payının artmasıdır. Ayrıca stokun yapısal olarak uzun vadeli karakterini koruduğu verilerle sabittir.

Adım Adım Çözüm

1
Dış borç stokunun borçlu (sektörel) dağılımını analiz etme
2000'li yıllardan itibaren özel sektör dış borç stokunun kamu kesimi dış borç stokunu geride bıraktığı belirlenir.
Finansal serbestleşme ve özel sektörün dış finansman imkanlarının artması borç yükünün sektörel dağılımını değiştirmiştir.
2
Alacaklı (kreditör) yapısını inceleme
Resmi alacaklıların (IMF, Dünya Bankası) payının azaldığı, özel alacaklıların (ticari bankalar, tahvil sahipleri) payının arttığı tespit edilir.
Türkiye'nin uluslararası kredi piyasalarına erişiminin artması ve IMF programlarının tamamlanması bu dönüşümü sağlamıştır.
3
Vade yapısını değerlendirme
Toplam dış borç stokunun yaklaşık %70-75'inin uzun vadeli, geri kalanının kısa vadeli olduğu görülür.
Dış borçlanma stratejisi, borç servis yükünü yaymak amacıyla uzun vadeli enstrümanlara öncelik vermektedir.

Anahtar Kavram

Dış Borç Stokunun Yapısal Dönüşümü
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 105Soru

Türkiye'de iç borç stokunun yapısı ve Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın borç yönetimi stratejileri dikkate alındığında; özellikle iç borçlanmanın vadesini uzatmak, yatırımcı tabanını genişletmek ve alıcılara enflasyon karşısında reel bir getiri garantisi sunmak amacıyla ihraç edilen, kupon ödemeleri ile anapara tutarı Tüketici Fiyat Endeksi'ndeki (TU¨FETÜFE) değişimlere göre güncellenen borçlanma aracı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: TÜFE'ye Endeksli Devlet Tahvilleri

Cevap

TÜFE'ye endeksli devlet tahvilleri, anapara ve kupon ödemelerini enflasyon oranına göre güncelleyerek yatırımcıya reel getiri sağlayan araçtır.
TÜFE'ye endeksli devlet tahvilleri, yatırımcının anaparasını ve faiz (kupon) gelirini enflasyonun aşındırıcı etkisine karşı korumak amacıyla tasarlanmıştır. Bu araçlar, Hazine'nin uzun vadeli borçlanabilmesine olanak tanırken yatırımcıya reel bir kazanç vaat eder.

Adım Adım Çözüm

1
Borç yönetiminin temel amacını analiz edin.
Maliyetin optimizasyonu ve risklerin (enflasyon, faiz, kur) yönetilmesi hedeflenmektedir.
Soruda belirtilen 'enflasyona karşı koruma' ve 'vade uzatma' hedefleri enstrüman seçimini belirler.
2
Belirtilen özelliklere sahip enstrümanı tanımlayın.
Kupon ve anaparanın TU¨FETÜFE değişimine göre güncellenmesi, enflasyon korumalı tahvillerin (TU¨FETÜFE'ye endeksli) temel özelliğidir.
Diğer değişken faizli senetler piyasa faizine duyarlıyken, bu senetler doğrudan satın alma gücünü korumayı hedefler.

Anahtar Kavram

Türkiye'de iç borç stokunun enstrüman yapısı içerisinde yer alan enflasyon korumalı tahvillerin (TU¨FETÜFE'ye endeksli) işleyişi ve stratejik önemi.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 106Soru

Türkiye'nin dış borç stokunun yapısı, borçlu sektör dağılımı ve vade kompozisyonu açısından 20002000’li yıllardan itibaren gözlemlenen değişimler dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dış borç stokunun borçlu bazında dağılımında özel sektörün payı kamu kesimine oranla artış göstermiş ve vade yapısında uzun vadeli borçların ağırlığı korunmuştur.

Cevap

Dış borç stokunun borçlu bazında dağılımında özel sektörün payı zamanla artmış, vade yapısında ise uzun vadeli borçların ağırlığı korunmuştur.
Türkiye'nin dış borç stokunun tarihsel gelişimi incelendiğinde, 19801980 ve özellikle 20012001 sonrası dönemde borçlu profilinin kamu kesiminden özel sektöre doğru kaydığı görülmektedir. Ayrıca, borç yönetimi stratejileri gereği borcun vadesinin uzun tutulması hedeflenmiş ve stokun büyük bir kısmı uzun vadeli olarak kalmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Borçlu sektör analizi yapılması
20012001 sonrası dönemde özel sektörün dış borçlanma kapasitesinin arttığı görülür.
Ekonomik serbestleşme ve özel sektör yatırımlarının dış kaynakla finansmanı bu değişimin temel nedenidir.
2
Vade yapısının incelenmesi
Dış borç stokunun büyük kısmının uzun vadeli olduğu tespit edilir.
Dış borçlar genellikle proje finansmanı ve uzun vadeli yatırımlar için kullanıldığından vade yapısı buna uygundur.
3
Alacaklı yapısının değerlendirilmesi
Resmi alacaklıların payının azaldığı, özel alacaklıların payının arttığı görülür.
Uluslararası sermaye piyasalarına erişimin artması ve tahvil ihraçları bu dönüşümü sağlamıştır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Dış Borç Stokunun Yapısal Dönüşümü

İpuçları

1
20012001 sonrası dönemde özel şirketlerin ve bankaların yurt dışından kredi kullanma eğilimini düşünün.

Daha Fazla Pratik

İç borç stokunun vade ve faiz yapısındaki değişimleri inceleyerek dış borçla karşılaştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 107Soru

20012001 yılında yaşanan ekonomik kriz sonrasında yürürlüğe giren 47494749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun, borç yönetiminde mali disiplini sağlamak amacıyla kurumsal süreçlerde köklü değişiklikler yapmıştır. Kanun öncesi dönemde yatırım planlaması ile finansman imkanları arasındaki koordinasyon eksikliğini (DPT-Hazine dengesizliği) gidermek ve plansız borçlanmanın önüne geçmek amacıyla getirilen temel düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu yatırım projelerinin Devlet Yatırım Programı'na alınabilmesi için Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan finansman uygunluk görüşü alınmasının zorunlu hale getirilmesi

Cevap

Kamu yatırım projelerinin Devlet Yatırım Programı'na alınabilmesi için Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan finansman uygunluk görüşü alınmasının zorunlu hale getirilmesi
Doğru yanıt olan seçenek, 47494749 sayılı Kanun'un en temel kurumsal yeniliklerinden birini tanımlar. Kanun uyarınca, kamu idarelerinin dış finansman gerektiren projelerinin yatırım programına alınabilmesi için Hazine'den (güncel adıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı) finansman uygunluk görüşü alınması zorunludur. Bu düzenleme, geçmişte yaşanan plansız borç stokunun artışını engellemek için 'mali disiplin' ve 'tek elden yönetim' ilkeleri çerçevesinde getirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
20012001 öncesi durumun analizi
Yatırım planlayan DPT ile finansmanı sağlayan Hazine arasında kopukluk tespit edildi.
Eski sistemde yatırım programına alınan her projenin finansmanı Hazine üzerinde plansız bir yük oluşturmaktaydı.
2
47494749 sayılı Kanun'un kurumsal çözümünü belirleme
Hazine'nin 'finansman teyidi' veya 'uygunluk görüşü' mekanizması devreye girdi.
Yatırım programı ile borç yönetimi arasında eşgüdüm sağlanarak mali disiplin hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

4749 Sayılı Kanun ve Kurumsal Eşgüdüm (Finansman Uygunluk Görüşü)

Daha Fazla Pratik

4749 sayılı Kanun kapsamındaki 'Net Borç Kullanımı' limiti ve bu limitin artırılma oranlarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 108Soru

Türkiye'de 19801980 sonrası finansal serbestleşme sürecinde, kamu borçlanma stratejileri geleneksel yöntemlerden piyasa bazlı yöntemlere kaymıştır. Bu kapsamda 19851985 yılında ihale sistemine geçilmesiyle birlikte, kamu borçlanma maliyetlerinin (faiz oranlarının) belirlenmesinde esas alınan temel ölçüt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Finansal piyasalardaki fon arz ve talebi doğrultusunda oluşan piyasa dengesi

Cevap

Finansal piyasalardaki fon arz ve talebi doğrultusunda oluşan piyasa dengesi
Türkiye'de 19851985 yılında başlatılan ihale sistemi, devletin finansman ihtiyacını karşılarken ödeyeceği faizi piyasadaki serbest rekabet koşullarına bırakmıştır. Bu durum, kamu borçlanmasının piyasa disiplinine girmesini, şeffaflığın artmasını ve faiz oranlarının ekonomik gerçekleri (enflasyon beklentisi, risk primi vb.) yansıtmasını sağlamıştır. Bu yüzden finansal piyasalardaki fon arz ve talebi temel belirleyici haline gelmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
19801980 sonrası mali dönüşümü analiz etme
Türkiye'nin 19801980 sonrası serbest piyasa ekonomisine geçişiyle birlikte kamu finansmanında da piyasa araçlarına geçildiği tespit edilir.
Borçlanma politikalarındaki değişim, genel ekonomik reformların bir parçasıdır.
2
19851985 yılındaki ihale yöntemi reformunu değerlendirme
İhale yöntemi, faizlerin idari kararlarla (Hazine veya Merkez Bankası tarafından) belirlenmesi yerine piyasa aktörlerinin teklifleriyle belirlenmesi anlamına gelir.
Bu geçiş, borçlanmanın maliyetini piyasa gerçeklerine yaklaştırmayı hedefler.
3
Doğru fiyatlama mekanizmasını seçme
Faiz oranlarını belirleyen temel unsurun 'piyasa arz ve talebi' olduğu sonucuna varılır.
İhale sistemi özü itibarıyla bir piyasa fiyatlama mekanizmasıdır.

Anahtar Kavram

İhale Yöntemi ve Piyasa Disiplini

Daha Fazla Pratik

İhale yönteminin (Çoklu Fiyat vs. Tek Fiyat) borçlanma maliyeti ve 'kazananın laneti' üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 109Soru

Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından devlet iç borçlanma senetlerinin (DI˙BSDİBS) ikincil piyasa likiditesini artırmak ve borçlanma maliyetlerini makul seviyelerde tutmak amacıyla uygulanan "Piyasa Yapıcılığı Sistemi" kapsamında; piyasa yapıcı bankalara tanınan ve ihale günü yapılan rekabetçi ihalenin ardından, ihalede oluşan ortalama fiyat üzerinden belirli bir oranda ek alım yapabilme imkânı sağlayan hak aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Opsiyon kullanım hakkı

Cevap

Piyasa yapıcılığı sistemi dahilinde bankalara tanınan ve ihale sonrası ortalama fiyat üzerinden ek senet almalarını sağlayan yetki "opsiyon kullanım hakkı" olarak adlandırılır.
Piyasa Yapıcılığı Sistemi kapsamında, hazine ihalelerine katılan ve belirli yükümlülükleri üstlenen bankalara, ihale sonuçlandıktan sonra oluşan ortalama fiyat üzerinden ek senet alma imkânı tanınır. Bu hak teknik literatürde ve Hazine uygulamalarında 'opsiyon kullanım hakkı' (veya ihale sonrası opsiyonlu satış) olarak tanımlanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Piyasa Yapıcılığı sisteminin amacını belirle.
Sistem, DI˙BSDİBS piyasasında likiditeyi sağlamak ve Hazine ihalelerine düzenli katılımı teşvik etmek amacıyla kurulmuştur.
Borç yönetiminde operasyonel etkinliği artırmak için piyasa aktörlerine belirli avantajlar tanınması gerekir.
2
İhale sonrası mekanizmayı analiz et.
İhalede oluşan ortalama fiyat, rekabetçi olmayan teklifler ve piyasa yapıcı opsiyonları için baz teşkil eder.
Hazine, ihale sonrası piyasa yapıcılara bu fiyattan ek alım hakkı vererek finansman ihtiyacını daha stabil bir şekilde karşılar.
3
Kavramsal ayrımı yap.
Bu mekanizma ne bir borç yapılandırması (tahkim/konversiyon) ne de bir hak kullanımı (rüçhan) değil, operasyonel bir piyasa yapıcı avantajıdır.
Terimsel doğruluk, borç yönetimi sınavlarında en kritik ayırt edici faktördür.

Anahtar Kavram

Piyasa Yapıcılığı Sistemi ve Opsiyon Mekanizması

Alternatif Yöntem

Piyasa yapıcıların bu hakkı genellikle 'Rekabet Dışı Teklif' (ROTROT) süreciyle bağlantılı olarak kullandığını hatırlamak, kavramın ihale süreciyle olan bağını güçlendirir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 110Soru

20252025 mali yılı bütçe uygulama sürecinde, başlangıçta öngörülen finansman ihtiyacının ekonomik konjonktür nedeniyle artması sonucunda bütçe kanunu ile belirlenen borçlanma tavanının yetersiz kalabileceği değerlendirilmiştir. Kamu finansmanı mevzuatı çerçevesinde, borç yönetiminin sürekliliğini sağlamak amacıyla kanuni limitin artırılması yoluna gidilmesi kararlaştırılmıştır.

Buna göre, 47494749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca; net borç kullanım limitinin en fazla %55 oranında artırılabilmesi ve bu artışın da yetersiz kalması durumunda ilave %55 oranında bir artışın daha yapılabilmesi için karar almaya yetkili olan makamlar aşağıdakilerden hangisinde sırasıyla ve doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hazine ve Maliye Bakanı - Cumhurbaşkanı

Cevap

Hazine ve Maliye Bakanı'nın ilk %5'lik artırım yetkisine sahip olduğu, bu tutarın yetmemesi durumunda ise ilave %5'lik artırım için Cumhurbaşkanı'nın yetkili olduğu seçenek doğrudur.
Doğru cevap, 47494749 sayılı Kanun'un 55. maddesinde açıkça belirtildiği üzere; net borç kullanım limitinin %55 oranında artırılmasında Hazine ve Maliye Bakanı'nın, bu artışın yetmemesi durumunda yapılacak ilave %55 oranındaki artışta ise Cumhurbaşkanı'nın yetkili olduğunu ifade eden seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Borçlanma limiti artırımına ilişkin kanuni dayanağın tespit edilmesi.
47494749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 55. maddesi incelenir.
Türkiye'de merkezi yönetim borçlanma limitleri ve bu limitlerin artırılma usulü bu kanunla düzenlenmiştir.
2
Yıl içi limit artırım yetkisindeki kademeli yapının belirlenmesi.
Kanuna göre net borç kullanım limiti yıl içinde en fazla %55 oranında Bakan tarafından artırılabilir. Bu miktar yetmezse, ilave %55 oranında artış yapma yetkisi Cumhurbaşkanı'na geçer.
Bütçe disiplini çerçevesinde yürütmeye kademeli ve sınırlı bir yetki devri öngörülmüştür.

Anahtar Kavram

Net Borç Kullanım Limiti Artırım Yetkisi

Alternatif Yöntem

Limit artırım mekanizmasını 'Bakan (+%5) → Cumhurbaşkanı (+%5)' şeklinde bir hiyerarşik basamak olarak kodlamak, bu tarz soruların hızlı çözümünü sağlar.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 111Soru

47494749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca; Bakanlık tarafından herhangi bir dış finansman kaynağından sağlanan dış finansmanın, genel bütçe dışındaki kurum ve kuruluşlara, dış finansman kaynağının koşullarıyla veya Bakanlıkça belirlenecek koşullarla aynen veya farklı şartlarla aktarılması işlemi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dış borcun ikrazı

Cevap

Dış borcun ikrazı
Dış borcun ikrazı, 47494749 sayılı Kanun'da Bakanlık tarafından dış kaynaklardan sağlanan finansmanın genel bütçe dışındaki kurumlara (belediyeler, KİT'ler vb.) belirli koşullarla aktarılması olarak tanımlanmıştır. Bu işlemde Hazine asıl borçlu sıfatıyla parayı alır ve ardından ikraz (on-lending) yoluyla ilgili kuruluşa kullandırır.

Adım Adım Çözüm

1
Kanun kapsamındaki hukuki tanımları inceleyin.
47494749 sayılı Kanun'un 33. maddesinde borç yönetimine ilişkin temel kavramlar tanımlanmıştır.
Soruda sorulan işlemin yasal çerçevesini belirlemek gerekir.
2
İşlemin taraflarını ve akışını analiz edin.
Bakanlık (Hazine) dış kaynağı alır ve genel bütçe dışındaki bir kuruma (KİT, belediye vb.) aktarır.
Kaynağın mülkiyetinin ve yükümlülüğün geçiş şekli tanımı belirler.
3
Tanımları karşılaştırarak doğru terimi seçin.
Kaynağın aynen veya farklı şartlarla aktarılması ifadesi 'Dış borcun ikrazı' tanımıyla tam olarak örtüşmektedir.
İkraz, Hazinenin bir aracı (on-lender) gibi davranarak dış borcu başka kurumlara kullandırmasıdır.

Anahtar Kavram

Dış Borcun İkrazı (On-lending)

İpuçları

1
Bu işlemde Hazine bir 'aracı' gibi hareket ederek aldığı krediyi başka bir kuruluşa devretmektedir.
2
Kelime anlamı 'ödünç verme' veya 'borçlandırma' olan terimi düşünün.

Daha Fazla Pratik

İkraz ile borç üstlenimi arasındaki farkları tablo üzerinde incelemek bu iki kavramın karışmasını engeller.
Tahmini Süre:50s
Soru 112Soru

Türkiye'de 19801980 sonrası kamu borçlanma politikalarında bütçe açıklarının finansmanında "monetizasyon" (para basarak finansman) yönteminden vazgeçilerek piyasadan borçlanma stratejisinin benimsenmesi sürecinde; Hazine'nin Merkez Bankası kaynaklarını (kısa vadeli avans) kullanımını kademeli olarak sınırlayan ve 19971997 yılındaki yasal değişikliğe zemin hazırlayan temel kurumsal gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 19941994 Hazine - TCMB Protokolü

Cevap

19941994 yılında imzalanan Hazine - TCMB Protokolü
Doğru yanıt olan 19941994 Hazine - TCMB Protokolü, Türkiye'de bütçe açıklarının Merkez Bankası kaynakları (monetizasyon) ile finanse edilmesi alışkanlığına son verilmesindeki en önemli adımdır. Bu protokol ile Hazine'nin bütçe ödeneklerinin belli bir yüzdesi kadar kullanabildiği kısa vadeli avans imkanı kademeli olarak azaltılmış ve nihayetinde 19971997 yılında Merkez Bankası Kanunu'nda yapılan değişiklikle avans kullanımı tamamen yasaklanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram Analizi
Monetizasyon (parasal finansman), bütçe açıklarının Merkez Bankası'ndan borç alınarak kapatılmasıdır.
Soruda bu uygulamadan vazgeçilme sürecindeki dönüm noktası sorulmaktadır.
2
Tarihsel Süreç İncelemesi
Hazine, 19901990'lara kadar bütçe gelirlerinin belirli bir oranına kadar Merkez Bankası'ndan 'kısa vadeli avans' kullanabiliyordu.
Bu durumun 19941994 yılındaki ekonomik kriz sonrası disipline edilmesi gerekmiştir.
3
Düzenlemenin Tespiti
19941994 yılında imzalanan protokol ile avans kullanımı kademeli olarak düşürülmüş, 19971997 yılında yapılan kanun değişikliğiyle de bu imkan tamamen kaldırılmıştır.
Soruda belirtilen 'kademeli sınırlama' ve '19971997 değişikliğine zemin hazırlama' kriterleri bu protokole işaret eder.

Anahtar Kavram

Monetizasyonun Sona Ermesi ve Kısa Vadeli Avans Sınırı
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 113Soru

Türkiye'de 19801980 sonrası dönemde kamu borçlanma politikalarında yaşanan en temel yapısal dönüşüm, borçlanma maliyetlerinin (faiz oranlarının) belirlenme yönteminde gerçekleşmiştir. 19801980 öncesi dönemde Hazine tarafından "idari karar" ile sabitlenen faiz oranlarından vazgeçilerek, borçlanma maliyetlerinin piyasa disiplini içerisinde belirlenmesini sağlayan temel uygulama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 19851985 yılında başlatılan Devlet İç Borçlanma Senedi (DI˙BSDİBS) ihale sistemi

Cevap

19851985 yılında başlatılan Devlet İç Borçlanma Senedi (DI˙BSDİBS) ihale sistemi, Türkiye'de borçlanma maliyetlerinin piyasa koşullarında belirlendiği yeni bir dönemi başlatmıştır.
Türkiye'de 19801980 sonrası ekonomi politikalarının merkezinde "piyasalaşma" yer alır. Kamu borçlanmasında bu durumun en net göstergesi, faizlerin Hazine yerine ihale yoluyla piyasa aktörleri (arz-talep) tarafından belirlenmesidir. 19851985 yılında başlayan DI˙BSDİBS ihaleleri, finansal piyasaların derinleşmesini sağlamış ve idari faiz yönetiminden piyasa fiyatlamasına geçişi simgelemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
19801980 öncesi durumun analizi
Hazine faiz oranlarını tek taraflı (idari karar) olarak belirliyor ve Merkez Bankası kaynaklarını (monetizasyon) yoğun kullanıyordu.
Sürecin başlangıç noktasını anlamak için tarihsel bağlam gereklidir.
2
19801980 sonrası değişimin tespiti
2424 Ocak 19801980 kararlarıyla finansal serbestleşme başlamış, faizlerin piyasa tarafından belirlenmesi hedeflenmiştir.
Politika değişikliğinin temel amacını belirlemek için gereklidir.
3
Uygulamanın belirlenmesi
19851985 yılında ilk kez düzenlenen ihalelerle, ihaleye katılanların teklifleri doğrultusunda "piyasa faiz oranı" oluşmuştur.
Soruda sorulan somut mekanizmayı tanımlar.

Anahtar Kavram

Finansal Serbestleşme ve Piyasa Bazlı Borçlanma
Soru 114Soru

47494749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun hükümleri uyarınca; Hazine garantileri, dış borcun ikrazı ve borç üstleniminden kaynaklanan ödemelerin yapılması ve takibi amacıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bünyesinde oluşturulan hesap aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Risk Hesabı

Cevap

Hazine garantileri ve borç üstlenimi gibi riskli işlemlerden kaynaklanan ödemelerin yönetildiği hesap 'Risk Hesabı'dır.
Doğru cevap olan Risk Hesabı, 47494749 sayılı Kanun'un 1313. maddesi ile düzenlenmiş olup; Hazine garantileri, dış borcun ikrazı ve borç üstleniminden kaynaklanan yükümlülüklerin karşılanması, izlenmesi ve bu işlemlerden elde edilen gelirlerin (garanti ücretleri vb.) toplanması amacıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdinde açılmış olan özel bir hesaptır.

Adım Adım Çözüm

1
47494749 sayılı Kanun'un kapsamındaki risk yönetimi araçlarını belirle.
Hazine garantileri, ikrazlı borçlar ve borç üstlenimi Hazine için potansiyel yükümlülük (koşullu borç) oluşturur.
Bu yükümlülükler bütçede doğrudan bir ödenek olarak yer almaz, gerçekleştiğinde ödenmesi gerekir.
2
Bu risklerin takibi için kurulan yasal mekanizmayı hatırla.
Kanun, bu tür beklenmedik ödemelerin bütçe disiplinini bozmaması için TCMB nezdinde özel bir hesap öngörmüştür.
Garantilerin nakde dönüşmesi durumunda hızlı ve merkezi bir ödeme kanalı gereklidir.
3
Doğru terminolojiyi seç.
Bu mekanizmanın adı 'Risk Hesabı'dır.
İlgili Kanun'un 1313. maddesinde bu hesap açıkça tanımlanmıştır.

Anahtar Kavram

Risk Yönetimi ve Risk Hesabı

Daha Fazla Pratik

Risk Hesabı'na aktarılan gelir kalemlerini (garanti ücreti, ikraz ücreti vb.) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 6 / 6
Türkiye'de Kamu Borçlanması Alıştırma Soruları — KPSS Maliye — Sayfa 6 | Examkin