Soru

Zorluk: ZorHans Morgenthau ve Siyasal Gerçekçiliğin Altı İlkesi

Bir uluslararası güvenlik zirvesinde söz alan bir diplomat, ülkesinin komşu coğrafyadaki ağır insan hakları ihlallerine karşı oluşturulan askeri yaptırım gücüne katılmayı reddetmiş ve şu ifadeleri kullanmıştır: "Bireyler kendi vicdani rahatlıkları için 'adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun' diyebilirler. Ancak devleti yönetenlerin, kaderini ellerinde tuttukları milyonlarca insanın varlığını tehlikeye atarak böyle soyut ve evrensel bir ahlak formülüne sığınma hakları yoktur."

Hans Morgenthau'nun "Siyasal Gerçekçiliğin Altı İlkesi" çerçevesinde değerlendirildiğinde, diplomatın bu tutumunu meşrulaştıran teorik ilke ve bu ilkenin Neorealizm'in (Yapısal Realizm) varsayımlarından ayrıştığı ontolojik dayanak aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

  1. Siyasi eylemin en üstün erdeminin ihtiyat (prudence) olduğu ilkesi; dış politikanın sistemik dayatmalardan ziyade, insanın doğasında var olan değişmez güç arzusu (animus dominandi) üzerinden açıklanmasıCevap
  2. B
    Devletlerin güvenliklerini sağlamak için ahlaki kuralları ihlal etmek zorunda oldukları ilkesi; rasyonel eylemlerin temel belirleyicisinin devletin içsel doğası değil, uluslararası sistemin anarşik yapısı olması
  3. C
    Uluslararası ortak değerlerin ulusal bekadan sonra geldiği ilkesi; uluslararası ilişkilerin mekanik bir sistem yerine, anarşik bir toplumun kurumsallaşmış normları etrafında şekillenmesi
  4. D
    Karar alıcıların evrensel değerleri ancak birey düzeyinde uygulayabileceği ilkesi; dış politikanın analizinde birey, devlet ve sistem analiz düzeylerinin birbirine indirgenemez bağımsız değişkenler kabul edilmesi
  5. E
    Ahlaki kuralların ancak ulusal çıkarlar ile mutlak kazançlar örtüştüğünde geçerli olacağı ilkesi; devletlerin salt güvenlik arayışı yerine uluslararası rejimler aracılığıyla toplam faydayı maksimize etme motivasyonu

Cevap

Siyasi eylemin en üstün erdeminin ihtiyat olduğu ilkesi ile dış politikanın insan doğasındaki güç arzusu üzerinden açıklanması birlikte verilmelidir.
Morgenthau'nun Siyasal Gerçekçilik teorisinin dördüncü ilkesi, soyut ve evrensel ahlaki buyrukların siyasi eyleme doğrudan yansıtılamayacağını iddia eder. Birey kendi vicdanı adına her türlü fedakarlığı ('isterse kıyamet kopsun') yapabilir, ancak devlet adamı ulusun varlığını koruma sorumluluğu taşır. Bu nedenle siyasette en üstün erdem evrensel ahlak değil, sonuçları tartarak hareket etmeyi gerektiren 'ihtiyat'tır (prudence). Neorealizm'den ayrılan ontolojik dayanağı ise, bu güç siyasetini sistemin anarşik yapısıyla değil, klasik realizmin temeli olan insanın özündeki güç arzusu (animus dominandi) ile açıklamasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki diplomatın argümanını Morgenthau'nun ilkeleriyle eşleştirme
Diplomat, evrensel ahlakın devlete uygulanamayacağını ve devletin temel sorumluluğunun ulusal beka olduğunu savunmaktadır.
Bu durum Morgenthau'nun 4. İlkesi olan 'evrensel ahlak ilkeleri ile siyasi eylem arasındaki gerilim' ve politikadaki en üstün erdemin 'ihtiyat' (prudence) olması ilkesine karşılık gelir.
2
Klasik Realizm ile Neorealizm arasındaki ontolojik farkı belirleme
Klasik realizm gücü insan doğasından (animus dominandi) alırken, Neorealizm gücü uluslararası anarşik sistemin yapısal bir zorunluluğu olarak açıklar.
Soru kökünde 'Neorealizmden ayrıştığı ontolojik dayanak' sorulduğu için açıklayıcı değişkenin anarşi değil, insan doğası olması gerekir.
3
Seçenekleri bu iki kritere göre eleme
Yalnızca ihtiyat (prudence) erdemini ve insan doğası (animus dominandi) dayanağını birlikte veren seçenek doğru kabul edilir.
Diğer seçenekler İngiliz Okulu, Neorealizm veya Neoliberalizm kavramlarını içermektedir.

Anahtar Kavram

Siyasal Gerçekçiliğin Altı İlkesi ve Klasik Realizmin Ontolojik Temeli
Tahmini Süre:2m 0s
Bu soruyu puanla