Thomas Hobbes, *Leviathan* adlı eserinde insanların doğuştan getirdiği eşitlik ve rekabet hırsının, üstün bir otoritenin yokluğunda "herkesin herkese karşı savaşı" ile sonuçlandığı bir doğa durumu tasvir eder. Klasik Realistler bu felsefi temeli uluslararası sisteme uyarlayarak, devletlerin dış politika davranışlarını açıklayan temel bir varsayım oluşturmuşlardır.
Buna göre, Hobbes’un "doğa durumu" tasvirinden hareketle Klasik Realizm’in uluslararası sisteme dair geliştirdiği temel çıkarım aşağıdakilerden hangisidir?
- İnsan doğasındaki bencil dürtülerin, merkezi bir otoritenin yokluğunda uluslararası alanı kaçınılmaz bir güç mücadelesi sahasına dönüştürmesiCevap
- BUluslararası sistemdeki çatışmanın, devletlerin iç rejim özelliklerinden bağımsız olarak sadece yapısal anarşiden kaynaklanması
- CDevletlerin, güvenlik ikilemini aşmak için uluslararası hukuk normlarını ve kolektif güvenlik mekanizmalarını rasyonel olarak öncelemesi
- DGüç dengesinin, sistemdeki büyük güçlerin kapasite artırımı sonucu kendiliğinden ve mekanik bir şekilde oluşması
- EUluslararası anarşinin, devletlerin birbirlerini düşman olarak tanımlamasına dayanan sosyal bir inşa süreci olması
Cevap
İnsan doğasındaki bencil dürtülerin, merkezi bir otoritenin yokluğunda uluslararası alanı kaçınılmaz bir güç mücadelesi sahasına dönüştürmesi
Klasik Realizm, Hobbes'un birey için öngördüğü 'doğa durumu' tasvirini devletler arasındaki ilişkiye yansıtır. Doğru cevapta belirtildiği üzere, uluslararası sistemde üst bir otoritenin yokluğu (anarşi), insan doğasından kaynaklanan bencil ve hükmetme odaklı dürtülerin kısıtlanamamasını sağlar. Bu durum uluslararası politikayı kaçınılmaz bir güç mücadelesi ve savaş alanı haline getirir. Klasik realistler için nedensellik hiyerarşisinde 'insan doğası' (birey düzeyi) her zaman 'sistem yapısından' (anarşi) önceliklidir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
İnsan Doğası Merkezli Realizm (Ontolojik Temel)