Soru

Zorluk: Çok zorHans Morgenthau ve Siyasal Gerçekçiliğin Altı İlkesi

Hans Morgenthau, siyasal gerçekçiliğin beşinci ilkesinde, bir ulusun ahlaki emellerinin evrensel ahlak yasalarıyla özdeşleştirilmesine sert bir biçimde karşı çıkar. Ona göre, bir devletin kendi politikalarını 'evrensel bir doğru' veya 'tanrısal bir irade' olarak sunması, sadece entelektüel bir hata değil, uluslararası barış için de yıkıcı bir tehdittir. Bu ilke, devlet adamlarını diğer ulusları ahlaki bir yargılama yerine, güç üzerinden tanımlanmış çıkarlar temelinde anlamaya davet eder. Morgenthau’nun bu yaklaşımı dikkate alındığında, evrensel ahlaki normların dış politika kararlarında herhangi bir stratejik süzgeçten geçirilmeden mutlak bir rehber olarak kabul edilmesinin yaratacağı en temel sakınca aşağıdakilerden hangisidir?

  1. Diplomasi ve uzlaşı kültürünün yerini, karşı tarafı 'mutlak kötü' olarak kodlayan ve onu dönüştürmeyi amaçlayan ideolojik bir 'haçlı seferi' (crusading) mantığının alması.Cevap
  2. B
    Siyasetin kendine özgü mantığı olan özerk bir alan olmaktan çıkarak, tamamen bireysel vicdanın ve ahlaki yargıların bir alt dalı haline gelmesi sonucu kurumsal sürekliliğin kaybolması.
  3. C
    Devletlerin 'ulusal çıkar' kavramını bütünüyle terk ederek, uluslararası örgütlerin ve kolektif güvenlik rejimlerinin normatif baskısı altında egemenliklerini yitirmesi.
  4. D
    Uluslararası sistemin anarşik yapısının yerini 'ahlaki bir hegemonya'ya bırakmasıyla, güç dengesi (balance of power) mekanizmasının teknik olarak işlemez hale gelmesi.
  5. E
    Evrensel ahlaki normların uygulanması sürecinde rasyonel karar alma mekanizmalarının bozulmasıyla sistemin mutlak bir kaosa ve merkezi otorite boşluğuna sürüklenmesi.

Cevap

Diplomasi ve uzlaşı kültürünün yerini, karşı tarafı 'mutlak kötü' olarak kodlayan ve onu dönüştürmeyi amaçlayan ideolojik bir 'haçlı seferi' (crusading) mantığının alması.
Hans Morgenthau'nun beşinci ilkesi, bir ulusun kendi ahlaki değerlerini evrensel ahlak ilkeleriyle bir tutma eğilimini (crusading spirit) en büyük siyasal tehlike olarak görür. Eğer bir devlet, politikasını soyut ve mutlak ahlaki normlara dayandırırsa, rakibiyle pazarlık yapamaz hale gelir; çünkü ahlaki bir mutlaklık dünyasında uzlaşı 'kötülüğe taviz' olarak algılanır. Bu durum diplomasiyi imkansız kılarak çatışmaları ideolojik birer haçlı seferine dönüştürür.

Adım Adım Çözüm

1
Morgenthau'nun 5. ilkesinin temel argümanını analiz etmek.
İlke, ulusal ahlaki emeller ile evrensel ahlak yasaları arasındaki özdeşliği reddeder.
Morgenthau, devletlerin kendi çıkarlarını 'Tanrı'nın iradesi' veya 'evrensel iyilik' olarak paketlemesinin tehlikesine dikkat çeker.
2
Bu özdeşleştirmenin (ahlaki mutlakiyetçiliğin) politik sonucunu saptamak.
Bir devlet kendi davasını 'mutlak iyi' olarak görürse, rakibini 'mutlak kötü' olarak görür.
Bu durum, siyaseti rasyonel bir çıkar pazarlığı olmaktan çıkarıp, dini/ideolojik bir savaşa dönüştürür.
3
Diplomasi üzerindeki etkiyi değerlendirmek.
Uzlaşı (compromise) imkansız hale gelir.
Morgenthau'ya göre gerçekçilik, tüm ulusları güç peşinde koşan siyasi birimler olarak görerek aralarında 'yargılama' değil 'pazarlık' yapılabilmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Morgenthau'nun 5. İlkesi ve Ahlaki Emperyalizm Eleştirisi

Daha Fazla Pratik

Morgenthau'nun 4. ilkesindeki 'basiret' (prudence) kavramı ile 5. ilkedeki 'ahlaki evrenselcilik' eleştirisi arasındaki ilişkiyi inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Bu soruyu puanla