Uluslararası ilişkiler teorisinde, devletlerin saldırgan bir niyet taşımaksızın sadece kendi güvenliklerini korumaya yönelik attıkları adımların, diğer aktörler tarafından bir tehdit olarak algılanması ve genel bir güvensizlik sarmalına yol açması 'güvenlik ikilemi' (security dilemma) olarak adlandırılır. Bu trajik sürecin ortaya çıkmasındaki temel yapısal (ontolojik) neden aşağıdakilerden hangisidir?
- Uluslararası sistemin anarşik yapısı nedeniyle devletlerin birbirlerinin gelecekteki niyetlerinden asla emin olamamasıCevap
- BDevlet yöneticilerinin kişisel hırsları ve rasyonel olmayan karar alma süreçleri
- CDevletlerin iş birliği süreçlerinde her zaman mutlak kazanç yerine göreli kazanç peşinde koşması
- DUluslararası örgütlerin devletler arasındaki uyuşmazlıkları çözecek yasal otoriteden yoksun olması
- Eİnsan doğasındaki güç elde etme tutkusunun siyasal eylemlerin temel belirleyicisi olması
Cevap
Uluslararası sistemin anarşik yapısı nedeniyle devletlerin birbirlerinin gelecekteki niyetlerinden asla emin olamaması
Güvenlik ikileminin ontolojik temeli uluslararası sistemin anarşik yapısıdır. Merkezi bir otoritenin yokluğu, devletlerin birbirlerinin gerçek niyetlerinden (savunma mı saldırı mı?) asla emin olamamasına (uncertainty) yol açar. Bu belirsizlik ortamında, bir devletin güvenliğini artırmak için yaptığı her savunma hamlesi, rakibi tarafından bir tehdit olarak algılanır ve silahlanma sarmalı tetiklenir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Güvenlik İkilemi ve Anarşi
İpuçları
1
Bu kavramın John Herz tarafından neden bir 'yapısal trajedi' olarak adlandırıldığını düşünün.
2
Devletlerin birbirlerinin gelecekteki hamlelerini tahmin edememesi durumu hangi yapısal koşuldan kaynaklanır?
3
Doğru cevap, anarşik sistemde devletlerin karşı karşıya kaldığı 'niyet belirsizliği' (uncertainty of intentions) vurgusunu yapmalıdır.
Daha Fazla Pratik
Robert Jervis'in 'Saldırı-Savunma Dengesi' (Offense-Defense Balance) kavramının güvenlik ikileminin şiddetini nasıl etkilediğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s