Marksist teoriyi Ortodoks ekonomik determinizmden kurtararak üstyapı kurumlarına ve ideolojiye odaklanan Neo-Marksist düşünce, uluslararası ilişkilerde güç ve hegemonya kavramlarını yeniden tanımlamıştır. Bu bağlamda, küresel sistemde egemenliğin sadece askeri ve ekonomik zorlamaya dayanmadığı; normlar, değerler ve uluslararası kurumlar aracılığıyla madun (bağımlı) kesimlerin onayının alındığı vurgulanır. Egemen sınıfların veya hegemonik devletlerin, kendi çıkarlarını tüm toplumun veya uluslararası sistemin ortak çıkarı gibi sunarak ideolojik meşruiyet sağladığı ve 'rıza'nın (consent) üretildiği, devletin zor aygıtlarının dışında kalan alan, Gramsciyen literatürde aşağıdakilerden hangisiyle ifade edilir?
- APolitik toplum
- BTarihsel blok
- Sivil toplumCevap
- DUluslararası toplum
- EDünya sistemi
Cevap
Gramsciyen yaklaşımda rızanın üretildiği ve ideolojik hegemonyanın inşa edildiği alan sivil toplumdur.
Antonio Gramsci'nin ve onu uluslararası ilişkilere uyarlayan Neo-Marksist düşünürlerin (örneğin Robert Cox) teorisinde hegemonya, 'zor' ve 'rıza'nın diyalektik bir birleşimidir. Zor, devletin 'politik toplum' (ordu, polis, hukuk sistemi) adı verilen aygıtlarıyla sağlanırken; rıza ve ideolojik meşruiyet, devletin doğrudan zorlayıcı olmayan 'sivil toplum' (medya, eğitim kurumları, sendikalar vb.) alanı üzerinden üretilir. Bu nedenle, madun sınıfların onayının alındığı ve ideolojik hegemonyanın inşa edildiği alan sivil toplumdur.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Gramsciyen Hegemonya ve Sivil Toplum