Uluslararası ilişkiler teorisinde 'Ütopik Liberalizm' olarak da adlandırılan İdealist yaklaşım, savaşın önlenebilmesi için rasyonaliteye, ahlaki normlara ve Milletler Cemiyeti gibi hukuki kurumların inşasına dayanır. Bu paradigmanın entelektüel zemininde yer alan Norman Angell, 'Büyük Yanılsama' adlı çalışmasında savaşın ekonomik açıdan rasyonel olmadığını kanıtlama gayretindeyken; Woodrow Wilson ve Kellogg-Briand Paktı gibi girişimler bu düşünceyi siyasal ve hukuki zemine taşımıştır. Ancak E.H. Carr, 'Yirmi Yıl Krizi' eserinde bu düşünsel yapının 'olgulardan ziyade arzulara' dayandığını belirterek 'Çıkarların Uyumu' (Harmony of Interests) ilkesini reddeder.
E.H. Carr'ın bu reddedişinin arkasındaki temel mantık silsilesi düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisi İdealizmin 'ütopizm' olarak görülmesinin ana gerekçesini en iyi açıklar?
- AUluslararası sistemde devletlerin iş birliği yapmalarının önündeki temel engelin 'mutlak kazanç' (absolute gains) arayışı olduğunu savunan Neoliberal tezi görmezden gelmeleri.
- Güçlü ve statükocu devletlerin, kendi ulusal çıkarlarını 'evrensel ahlak' ve 'dünya barışı' kılıfı altında sunarak değişimi isteyen devletleri ahlak dışı ilan eden bir ideoloji üretmeleri.Cevap
- CWoodrow Wilson'ın 14 İlkesi'nde yer alan 'kendi kaderini tayin hakkı' (self-determination) ilkesinin, çok uluslu imparatorlukların yıkılmasına ve sistemik bir kaosa yol açarak istikrarsızlık yaratması.
- DKellogg-Briand Paktı'nın savaşı yasaklamasına rağmen, devletlerin 'meşru müdafaa' kavramını genişleterek güç kullanmaya devam edecekleri yönündeki anarşik yapı vurgusunu ihmal etmeleri.
- ENorman Angell'ın ekonomik karşılıklı bağımlılık vurgusunun, devletlerin rasyonel beklentilerinin ötesinde yer alan 'prestij' ve 'statü' gibi maddi olmayan çıkarlarını hesaba katmaması.