Uluslararası teâmül (yapılageliş) hukukunda, bir kuralın oluşum sürecinden itibaren bu kuralın kendisine karşı bağlayıcı olmasını istemeyen devletlerin başvurduğu "sürekli itirazcı" (persistent objector) ilkesiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- İlgili devletin, kuralın oluşum aşamasından itibaren itirazını açık, tutarlı ve sürekli bir şekilde sürdürmesi şartıyla kural o devlet için bağlayıcı olmaz.Cevap
- BSürekli itirazcı ilkesi, kural jus cogens (emredici norm) niteliği kazansa dahi devletin bu kuralın getirdiği yükümlülüklerden muaf tutulmasını sağlar.
- CUluslararası teâmül kuralları yardımcı hukuk kaynakları arasında yer aldığı için, sürekli itirazcı devletler bu kurallar yerine her zaman kendi iç hukuk kurallarını öncelikli uygular.
- DBir devletin yeni bir uygulamanın oluşumu karşısında sessiz (sükût) kalması, o devletin kuralın oluşumuna zımnen karşı çıktığı ve sürekli itirazcı olduğu anlamına gelir.
- ESürekli itirazcı statüsü, ancak ilgili teâmül kuralı uluslararası hukukta genel bir uygulama alanı bulup yerleşik bir norm halini aldıktan sonra yapılan itirazlarla kazanılabilir.
Cevap
İlgili devletin, kuralın oluşum aşamasından itibaren itirazını açık, tutarlı ve sürekli bir şekilde sürdürmesi şartıyla kural o devlet için bağlayıcı olmaz.
Uluslararası hukukta teâmül kurallarının oluşumu için maddi (devlet uygulaması) ve psikolojik (opinio juris) unsurlar gerekir. Ancak bir devlet, kural daha oluşum aşamasındayken (in fieri) buna karşı olduğunu açıkça ve sürekli olarak bildirirse, kural genel bir hukuk normu haline gelse dahi bu devleti bağlamaz. Bu durum 'sürekli itirazcı' statüsü olarak adlandırılır.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Sürekli İtirazcı İlkesi ve Teâmül Hukukunun Bağlayıcılığı
Daha Fazla Pratik
Uluslararası Adalet Divanı'nın Anglo-Norwegian Fisheries (1951) davasındaki sürekli itirazcı tahlilini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s