Uluslararası Hukukun Kaynakları

430 soru

Soru 1Soru

Uluslararası hukukta devletlerin iradeleriyle aksini kararlaştıramayacakları ve ancak aynı nitelikteki bir normla değiştirilebilen emredici kurallar (jusjus cogenscogens), normlar hiyerarşisinin en üst basamağında yer almaktadır. 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi hükümleri dikkate alındığında, yapıldığı sırada mevcut bir emredici kurala aykırı olan bir antlaşmanın hukuki durumu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antlaşma yapıldığı andan itibaren bütünüyle geçersizdir (voidvoid abab initioinitio).

Cevap

Antlaşmanın yapıldığı andan itibaren bütünüyle geçersiz olması (voidvoid abab initioinitio)
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesi uyarınca, bir antlaşmanın yapıldığı sırada uluslararası hukukun emredici bir kuralına (jusjus cogenscogens) aykırı olması durumunda o antlaşma batıldır. Bu geçersizlik türü 'mutlak butlan' niteliğindedir; yani antlaşma yapıldığı andan itibaren (voidvoid abab initioinitio) hiç doğmamış sayılır ve hukuki sonuç doğurmaz. Ayrıca bu durumda antlaşmanın bölünebilirliği söz konusu olmadığından, antlaşmanın tamamı geçersiz hale gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Jus cogens kavramının normlar hiyerarşisindeki yerini belirlemek.
Jus cogens kurallarının, uluslararası hukukun 'kamu düzeni' (ordre public) kuralları olduğu ve diğer tüm normlardan üstün olduğu saptanır.
Normlar hiyerarşisinin tepesinde yer alan bu kurallar, hiyerarşik olarak alt basamaktaki antlaşma hükümlerini geçersiz kılar.
2
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesini analiz etmek.
Sözleşme'nin 53. maddesi, yapıldığı sırada mevcut bir emredici kurala aykırı olan antlaşmanın 'batıl' (voidvoid) olduğunu açıkça ifade eder.
Hukuki sonucun 'iptal edilebilir' değil, 'başlangıçtan itibaren hükümsüz' (ex tunc) olduğunu teyit etmek gerekir.
3
Bölünebilirlik (divisibility) kuralını değerlendirmek.
Viyana Sözleşmesi'nin 44/5. maddesi uyarınca, 53. maddeye aykırılık durumunda antlaşmanın hükümlerinin birbirinden ayrılmasına izin verilmediği belirlenir.
Emredici kurallara aykırılığın ağırlığı nedeniyle antlaşmanın bir kısmının kurtarılmasına uluslararası hukuk düzeni müsaade etmez.

Anahtar Kavram

Jus Cogens ve Mutlak Butlan

Daha Fazla Pratik

Jus cogens kuralının antlaşma yapıldıktan sonra ortaya çıkması durumunda (Viyana Sözleşmesi Md. 64) antlaşmanın 'sona ermesi' ile 'başlangıçtan itibaren geçersizlik' (Md. 53) arasındaki farkı inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 2Soru

Uluslararası hukukta devletler arasındaki ilişkileri düzenleyen en temel metinlerden biri olan 19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi rejimine göre; bir belgenin "antlaşma" (treatytreaty) olarak tanımlanabilmesi ve bu Sözleşme'nin uygulama alanına girmesi için aşağıdaki özelliklerden hangisini taşıması zorunludur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yazılı bir formda düzenlenmiş olması

Cevap

Bir belgenin 19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi kapsamında bir antlaşma sayılabilmesi için yazılı bir formda düzenlenmiş olması gerekir.
Uluslararası hukukun kodifikasyonunu sağlayan en önemli belgelerden biri olan 19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi, kendi uygulama alanını yalnızca devletler arasında akdedilen ve "yazılı bir formda" olan belgelerle sınırlandırmıştır. Sözleşme'nin 2(1)(a)2(1)(a) maddesinde yer alan tanım uyarınca, bir metnin antlaşma sayılabilmesi için yazılı olması kaçınılmaz bir unsurdur.

Adım Adım Çözüm

1
19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 2.2. maddesindeki tanım unsurlarını analiz et.
Sözleşme; antlaşmayı devletler arasında, yazılı bir biçimde yapılmış ve uluslararası hukuka tabi olan bir mutabakat olarak tanımlar.
Sözleşme'nin uygulama alanını belirleyen temel ölçütlerin tespiti için bu tanım zorunludur.
2
Seçeneklerdeki zorunlu olan ve olmayan unsurları karşılaştır.
Yazılı olma şartı zorunluyken; belirli bir başlık taşıma, BMGK onayı veya sözlü olma gibi unsurlar tanımın dışındadır.
Antlaşmaların şekli ve geçerlilik şartlarını ayırt etmek, doğru hukuki nitelendirmeyi sağlar.

Anahtar Kavram

Uluslararası Antlaşmaların Tanımı ve Yazılı Olma Şartı
Tahmini Süre:45s
Soru 3Soru

Uluslararası hukukun kaynakları, Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38. maddesinde düzenlenerek sınıflandırılmıştır. Buna göre, uluslararası yargı kararlarının (içtihatların) hukuki niteliği ve etkisi hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuk kurallarının belirlenmesinde yardımcı bir araç niteliği taşır ve kural olarak yalnızca ilgili davanın tarafları ile o dava bakımından bağlayıcılık doğurur.

Cevap

Yargı kararları hukuk kurallarının belirlenmesinde yardımcı bir araç niteliği taşır ve kural olarak yalnızca ilgili davanın tarafları ile o dava bakımından bağlayıcılık doğurur.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesine göre yargı kararları (içtihatlar) ve öğreti, yeni hukuki kurallar yaratan asli birer kaynak değil, mevcut hukuk kurallarının saptanmasında kullanılan yardımcı araçlardır. Ek olarak Statü'nün 59. maddesi uyarınca bu kararların 'emsal kararların mutlak bağlayıcılığı' (stare decisis) özelliği bulunmaz; yani bir mahkemenin verdiği karar genel bir yasa niteliği taşımaz, yalnızca o somut uyuşmazlığın tarafları bakımından bağlayıcıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinde belirtilen kaynakların sınıflandırmasının incelenmesi.
Antlaşmalar, yapılageliş kuralları ve hukukun genel ilkelerinin asli kaynaklar; yargı kararları (içtihatlar) ve öğretinin (doktrin) ise yardımcı kaynaklar olduğu belirlenir.
Uluslararası hukuk kurallarının tespitinde yargı kararlarının hiyerarşik yerini doğru tespit etmek.
2
Uluslararası yargı kararlarının kimler için bağlayıcı olduğunun Divan Statüsü Madde 59 çerçevesinde değerlendirilmesi.
Anglo-Sakson hukukundaki mutlak emsal (stare decisis) kuralının uluslararası hukukta geçerli olmadığı, kararların sadece davanın tarafları için sonuç doğurduğu görülür.
Yargı kararlarının uygulanma ve bağlayıcılık alanının sınırlarını ortaya koymak.

Anahtar Kavram

Uluslararası Hukukta Yardımcı Kaynaklar ve Yargı Kararlarının Bağlayıcılık Sınırı
Tahmini Süre:45s
Soru 4Soru

Uluslararası hukukta devletlerin hak ve yükümlülüklerini belirleyen en temel hukuki araçlardan biri uluslararası antlaşmalardır.

Uluslararası hukukun kaynakları ve antlaşmalar hukuku dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğru bir ifadedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antlaşmaların hukuken geçerli olarak doğabilmesi için, akdedildikleri sırada genel uluslararası hukukun emredici kurallarına (jus cogens) aykırı olmamaları gerekir.

Cevap

Doğru ifade, antlaşmaların hukuken geçerli olabilmesi için genel uluslararası hukukun emredici kurallarına (jus cogens) aykırı olmamaları gerektiğini belirten seçenektir.
Bir uluslararası antlaşmanın geçerli olabilmesi için uluslararası hukukun emredici kurallarına (jus cogens) aykırı olmaması esastır. Emredici kurallar, uluslararası toplumun bütünü tarafından kendisinden sapılmasına izin verilmeyen kurallar olup, bunlara aykırı yapılan antlaşmalar baştan itibaren kesin hükümsüz (batıl) kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde yer alan antlaşmalar hukuku ve uluslararası hukuk kaynaklarına ilişkin temel kurallar analiz edilir.
Uluslararası hukukun asli ve yardımcı kaynakları ile emredici kuralların etkileri değerlendirilmiştir.
Doğru ifadenin tespiti için temel kavramların ayırt edilmesi gerekir.
2
Emredici kuralların (jus cogens) uluslararası antlaşmalar üzerindeki mutlak etkisi incelenir.
Emredici kurala aykırı antlaşmaların baştan itibaren batıl olduğu sonucuna varılır.
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi uyarınca jus cogens hiyerarşide en üstte yer alır.
3
Diğer seçeneklerdeki yargı kararlarının niteliği, hakkaniyet kuralının uygulanma şartı ve mahkeme yetkisinin rızaya dayalı olması gibi durumlar gözden geçirilerek elenir.
Yanlış yargılar içeren seçenekler tespit edilerek doğru ifadenin yer aldığı seçenek kesin olarak belirlenir.
Çeldiricilerin uluslararası hukukun temel prensiplerine aykırılık taşıdığını teyit etmek amaçlanmıştır.

Anahtar Kavram

Antlaşmaların Geçerliliği ve Emredici Kurallar (Jus Cogens)
Soru 5Soru

Bir kıyı devletinin yetkili temsilcisi, komşu bir devletle aralarında uyuşmazlık konusu olan belirli bir coğrafi bölgedeki tüm tarihi egemenlik haklarından koşulsuz olarak vazgeçtiğini, uluslararası bir konferansta kamuoyuna resmi olarak açıklamıştır. Uluslararası Adalet Divanı'nın tek taraflı işlemlere ilişkin yerleşik içtihatları dikkate alındığında, devletin hukuki sonuç doğurma niyetiyle yaptığı bu irade beyanının niteliği ve bağlayıcılığı hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Söz konusu işlem bir 'feragat' olup, Uluslararası Adalet Divanı içtihatlarına göre beyanı yapan devletin hukuki sonuç doğurma niyeti bulunduğundan, herhangi bir karşılık veya muhatap devletin kabulü aranmaksızın uluslararası alanda doğrudan bağlayıcılık taşır.

Cevap

Doğru seçenek, söz konusu işlemin bir 'feragat' olduğunu ve hukuki sonuç doğurma niyetiyle yapıldığı için muhatabın kabulüne gerek olmaksızın doğrudan bağlayıcılık taşıdığını belirten ifadedir.
Verilen senaryoda devletin kendi egemenlik iddialarından koşulsuz olarak vazgeçmesi açık bir 'feragat' işlemidir. Uluslararası Adalet Divanı'nın (özellikle Nükleer Denemeler gibi) emsal davalarında belirlediği üzere, yetkili makamlarca hukuki sonuç doğurma niyetiyle kamuoyuna açıklanan tek taraflı irade beyanları, diğer devletlerin onayına veya herhangi bir karşı edime ihtiyaç duymaksızın uluslararası hukuk bağlamında kendiliğinden bağlayıcı sonuçlar doğurur.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki tek taraflı işlemin türünü tespit etme
Devletin mevcut bir hakkından veya iddiasından kendi isteğiyle koşulsuz olarak vazgeçmesi uluslararası hukukta 'feragat' işlemi olarak adlandırılır.
İşlemin doğru nitelendirilmesi, uygulanacak hukuk kurallarını ve hukuki sonuçları belirler.
2
Uluslararası Adalet Divanı'nın tek taraflı işlemlere dair içtihadını değerlendirme
Divan, bağlayıcı olma niyetiyle kamuoyuna açıkça yapılan tek taraflı irade beyanlarının, herhangi bir karşı edime veya onaya gerek olmadan taahhüt altına giren devleti bağladığına hükmetmiştir.
Beyanın uluslararası hukuktaki bağlayıcılığının kaynağını ve niteliğini saptamak.

Anahtar Kavram

Tek Taraflı İşlemlerin Bağlayıcılığı ve Feragat
Soru 6Soru

Uluslararası uyuşmazlıkların yargısal çözümünde asli kaynaklardan biri olan 'hukukun genel ilkeleri', uluslararası hukukta kuralsızlık (non-liquet) nedeniyle adaletin tesis edilememesini önleyen önemli bir araçtır. Ancak bu ilkelerin hukuki niteliği, kimi durumlarda 'hakkaniyet ve nisfet' (ex aequo et bono) kavramıyla kavramsal olarak karıştırılabilmektedir.

Buna göre, hukukun genel ilkelerini hakkaniyet ve nisfet kuralından ayıran en temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yargı organının uyuşmazlığa bu ilkeleri uygulayabilmesi için tarafların kendisine önceden ayrıca ve açıkça bir yetki vermiş olmasına ihtiyaç duymaması

Cevap

Yargı organının uyuşmazlığa bu ilkeleri uygulayabilmesi için tarafların kendisine önceden ayrıca ve açıkça bir yetki vermiş olmasına ihtiyaç duymaması seçeneği doğru cevaptır.
Hukukun genel ilkeleri, uluslararası hukukun asli kaynaklarından biridir ve bir uyuşmazlıkta uygulanacak antlaşma veya teâmül kuralı bulunmadığında yargıç tarafından herhangi bir özel yetkilendirmeye gerek kalmadan doğrudan (re'sen) uygulanır. Buna karşılık, yargıcın mevcut hukuku bir kenara bırakarak uyuşmazlığı tamamen adalet ve vicdan ölçülerine (hakkaniyet ve nisfet - ex aequo et bono) göre çözebilmesi için uyuşmazlık taraflarının bu yönde açık ve özel bir rıza (yetki) vermiş olması zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Hukukun genel ilkelerinin uluslararası hukuktaki yerini ve bağlayıcılık şartlarını belirlemek.
Hukukun genel ilkeleri (örn. ahde vefa, iyi niyet, kesin hüküm), uluslararası hukukun asli kaynaklarındandır ve yargıç tarafından uyuşmazlığın çözümünde doğrudan uygulanır.
Uluslararası yargı organları, antlaşma veya teâmül kuralı bulamadıklarında hukuk boşluğunu (non-liquet) doldurmak için bu ilkelere tarafların izni aranmaksızın başvurmakla yükümlüdür.
2
Hakkaniyet ve nisfet (ex aequo et bono) kuralının uygulanma şartlarını analiz etmek.
Hakkaniyet ve nisfet, yargıcın hukukun katı kurallarını bir kenara bırakarak adalet ve vicdan duygusuyla karar vermesidir. Ancak bunun için tarafların yargıca açıkça ve ayrıca yetki vermiş olması şarttır.
Devletlerin egemenlik haklarının korunması amacıyla, uluslararası mahkemelerin tarafların rızası olmadan mevcut hukukun dışına çıkarak hakkaniyete göre karar vermesi Uluslararası Adalet Divanı Statüsü (Madde 38/2) ile sınırlandırılmıştır.
3
İki kavramı karşılaştırarak temel ayrım noktasını tespit etmek.
Hukukun genel ilkeleri tarafların özel rızası aranmaksızın doğrudan (asli kaynak olarak) uygulanırken, hakkaniyet ve nisfet kuralı ancak tarafların açık rızasıyla uygulanabilir.
Her iki kavram arasındaki temel usuli ve hukuki fark rıza şartıdır.

Anahtar Kavram

Hukukun genel ilkeleri ile hakkaniyet ve nisfet (ex aequo et bono) ayrımında tarafların rızası şartı
Soru 7Soru

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38/1-c maddesinde birincil hukuk kaynağı olarak zikredilen "hukukun genel ilkeleri" ile uluslararası hukuk doktrininde bu kavramdan ayırt edilen "uluslararası hukukun genel ilkeleri" kavramı ve bu kaynağın uygulanma usulü hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: "Hukukun genel ilkeleri" ulusal hukuk sistemlerinde ortak olan ve uluslararası alana aktarılabilir nitelikteki kuralları (res judicata, iyi niyet vb.) kapsarken; "uluslararası hukukun genel ilkeleri" (egemen eşitlik, devletlerin sürekliliği vb.) doğrudan uluslararası hukuk düzeninin kendi yapısından türetilir.

Cevap

Hukukun genel ilkeleri, ulusal hukuk sistemlerindeki ortak kuralların uluslararası hukuka aktarılmasıyken; uluslararası hukukun genel ilkeleri doğrudan uluslararası sistemden doğan kurallardır.
Doğru cevap olan seçenek, hukukun genel ilkelerinin temel niteliğini en doğru şekilde tanımlamaktadır. Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38/1-c maddesinde geçen ifade, temel olarak ulusal (iç) hukuk sistemlerinde (Roma hukuku kökenli ilkeler dahil) yerleşik olan ve uluslararası toplumun yapısına uygun olduğu ölçüde uluslararası hukuka aktarılan 'ortak hukuk paydalarını' (res judicata, estoppel, iyi niyet vb.) anlatır. Öte yandan, 'uluslararası hukukun genel ilkeleri' tabiri, ulusal hukuktan aktarılmayan, doğrudan devletlerarası ilişkilerin doğasından veya teamüllerden doğan (devletlerin egemen eşitliği, iç işlerine karışmama vb.) ilkeleri ifade eder ve teknik olarak 38/1-c kapsamında değil, teamül (38/1-b) kapsamında değerlendirilir.

Adım Adım Çözüm

1
UAD Statüsü Madde 38/1-c hükmünü analiz et.
Bu madde 'medeni milletlerce kabul edilmiş hukukun genel ilkeleri'ni asli kaynak olarak belirler.
Kaynağın hukuki statüsünü ve kapsamını netleştirmek gerekir.
2
Kavramsal ayrımı yap: Hukukun Genel İlkeleri vs. Uluslararası Hukukun Genel İlkeleri.
İlk grup ulusal hukuktan aktarılır (transpozisyon), ikinci grup ise uluslararası hukukun kendi doğasından (egemenlik gibi) gelir.
Hard seviyedeki sorularda bu teknik ayrım belirleyicidir.
3
Uygulanma şartlarını ve hiyerarşiyi değerlendir.
Hukukun genel ilkeleri asli kaynaktır, uygulanması için ex aequo et bono gibi özel rıza gerektirmez ve doğrudan 'non-liquet' (hukuk yokluğu) durumunu engeller.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu kavramsal olarak teyit etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Hukukun Genel İlkelerinin Kaynağı ve Transpozisyonu

İpuçları

1
UAD Statüsü 38. maddeyi hatırlayın; antlaşmalar, teamül ve genel ilkeler aynı grupta (asli kaynaklar) yer alır.
2
Bir kuralın 'ulusal hukuktan aktarılması' (transpozisyon) ile 'uluslararası sistemin kendisinden doğması' arasındaki farkı düşünün.
3
Egemen eşitlik bir ulusal hukuk ilkesi midir yoksa uluslararası sistemin bir gereği midir? Bu ayrım doğru cevaba götürecektir.

Daha Fazla Pratik

Uluslararası hukukun kaynakları arasındaki hiyerarşi ve Jus Cogens kurallarının bu hiyerarşideki yerini inceleyen soruları çözebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Eğer seçeneklerde 'birincil/asli' veya 'ikincil/yardımcı' ayrımı varsa, 38. maddedeki sıralamayı (a, b, c bentleri asli; d bendi yardımcı) kontrol ederek yanlışları eleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 8Soru

Devlet A, belirli bir coğrafi bölgede uzun süredir uygulanan bir diplomatik sığınma pratiğinin "yerel bir yapılageliş (teâmül) kuralı" haline geldiğini ve komşusu Devlet B'nin de bu kurala uymakla yükümlü olduğunu ileri sürmektedir. Devlet B ise bu yönde genel bir rızasının bulunmadığını belirterek kuralın kendisi için bağlayıcılığını reddetmektedir.

Buna göre, yerel/bölgesel teâmül kurallarının ispat yükü ve bağlayıcılığı ile ilgili olarak uluslararası hukuk ilkeleri çerçevesinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yerel bir teâmülün varlığını iddia eden taraf, bu kuralın uyuşmazlığın diğer tarafı olan devlet tarafından da bir "hukuk kuralı" olarak kabul edildiğini ve onun rızasını kazandığını ispatlamak zorundadır.

Cevap

Yerel teâmülün varlığını iddia eden tarafın, karşı tarafın bu kuralı bir hukuk kuralı olarak kabul ettiğini ispatlaması gerektiği seçeneği doğrudur.
Doğru yanıt, yerel bir teâmül iddiasında bulunan devletin, bu kuralın sadece genel bir teamül olduğunu değil, uyuşmazlığın karşı tarafı olan devlet tarafından da kabul edildiğini ispatlaması gerektiğini belirtir. Bu ilke, uluslararası hukukta yerel teâmüllerin genel teâmüllere göre daha dar bir rıza temeline dayandığını ve 'Sığınma Davası' (1950) gibi önemli içtihatlarla sabitlendiğini doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Genel ve yerel teâmül arasındaki farkı belirle.
Genel teâmül tüm devletleri bağlama eğilimindeyken, yerel/bölgesel teâmül sadece belirli bir grup devleti bağlar.
Uluslararası hukukta kuralların kapsamı, rıza ve ispat kurallarını doğrudan etkiler.
2
İspat yükü (burden of proof) kuralını analiz et.
Genel teâmülde kuralın varlığı ispatlandığında, itiraz eden devlet 'sürekli itirazcı' olduğunu kanıtlamalıdır. Yerel teâmülde ise iddia sahibi, karşı tarafın rızasını kanıtlamalıdır.
Sığınma Davası'nda (Kolombiya - Peru) vurgulandığı üzere, bölgesel bir kuralın uyuşmazlığın karşı tarafınca kabul edildiği ispatlanmadan kural bağlayıcı sayılamaz.
3
Seçenekleri bu hukuki çerçeveye göre değerlendir.
İspat yükünü iddia sahibine yükleyen ve karşı tarafın rızasının kanıtlanması gerektiğini belirten ifade doğrudur.
Yerel teâmül kuralları, genel teâmülün aksine daha sıkı bir rıza denetimine tabidir.

Anahtar Kavram

Yerel Teâmülde İspat Yükü ve Rıza

İpuçları

1
Genel teâmül ile yerel teâmül arasında, kuralın hangi devletler için bağlayıcı sayılacağı konusunda bir ispat farkı vardır.
2
Uluslararası Adalet Divanı'nın Kolombiya ve Peru arasındaki Sığınma Davası'nda verdiği kararı düşünün; orada ispat yükü kimin üzerindeydi?
3
Yerel teâmüllerde, kuralın uyuşmazlık tarafı olan devlet tarafından açıkça veya zımnen kabul edildiğinin ispatlanması gerekir; genel teâmülde ise itirazcı olmayan herkes bağlı sayılır.

Daha Fazla Pratik

Yerel teâmül ile 'sürekli itirazcı' (persistent objector) kavramları arasındaki ilişkiyi, özellikle genel teâmül kuralları bağlamında tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 9Soru

Uluslararası Adalet Divanı (UADUAD) önündeki bir uyuşmazlıkta, davacı devlet uyuşmazlığın yürürlükteki pozitif hukuk kuralları (lexlex latalata) yerine, adaletin tecellisi adına 'hakkaniyet ve nisfet' (exex aequoaequo etet bonobono) çerçevesinde çözülmesini talep etmiştir. Davalı devlet ise Divan'ın yargı yetkisini genel olarak kabul etmiş ancak bu özel talep karşısında sessiz kalmıştır.

UADUAD Statüsü'nün 38. maddesi dikkate alındığında, bu durumda Divan'ın hukuki tutumu aşağıdakilerden hangisi olmalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarafların her ikisinin de bu yönde açık rızası bulunmadığı için Divan hakkaniyet ve nisfet ilkesine dayanarak karar veremez.

Cevap

Tarafların her ikisinin de açık rızası bulunmadığı için Divan'ın hakkaniyet ve nisfet (exex aequoaequo etet bonobono) ilkesini uygulayamayacağını belirten seçenek doğrudur.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinin 2. fıkrası, Divan'a uyuşmazlığı tarafların kabul etmesi şartıyla hakkaniyet ve nisfet esasına göre çözme yetkisi verir. Buradaki rıza hem davacı hem de davalı devlet için geçerli olmalı ve açıkça beyan edilmelidir. Davalı devletin sessiz kalması veya yargı yetkisini genel olarak kabul etmiş olması, pozitif hukuku devre dışı bırakan bu istisnai usule onay verdiği anlamına gelmez.

Adım Adım Çözüm

1
UADUAD Statüsü'nün 38. maddesinin 2. fıkrasını analiz et.
İlgili fıkra, Divan'ın bir uyuşmazlığı 'hakkaniyet ve nisfet' esasına göre çözebilmesi için 'tarafların rızasını' şart koşar.
Bu yetki, Divan'ın normalde uygulamakla yükümlü olduğu pozitif hukuk kurallarını (antlaşmalar, teamül, genel ilkeler) bir kenara bırakmasına izin veren istisnai bir yetkidir.
2
Senaryodaki rıza durumunu değerlendir.
Davacı taraf talepte bulunmuş ancak davalı taraf sessiz kalmıştır. Uluslararası hukukta bu tür özel yetkiler için rıza 'açık' (explicitexplicit) olmalıdır.
Yargı yetkisinin genel kabulü, hukukun uygulanmayacağı bu özel yöntemi kapsamaz.
3
Hukuki sonucu belirle.
Rıza eksikliği nedeniyle Divan, Statü Madde 38/1'deki asli kaynaklara göre karar vermek zorundadır.
Ex aequo et bono yetkisinin kurucu unsuru tarafların ortak iradesidir.

Anahtar Kavram

Hakkaniyet ve Nisfet (ExEx AequoAequo etet BonoBono) için Rıza Şartı

İpuçları

1
UAD Statüsü Madde 38'in fıkraları arasındaki farka odaklanın.
2
Pozitif hukuk kuralları ile ex aequo et bono arasındaki temel fark rıza mekanizmasıdır.
3
38. maddenin 2. fıkrası 'tarafların rızası' (consent of the parties) ifadesini açıkça kullanır.

Daha Fazla Pratik

Divan'ın hukuku yorumlarken kullandığı hakkaniyet (equity infra legem) ile bu sorudaki ex aequo et bono arasındaki farkları inceleyin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 10Soru

Emredici kurallar (jusjus cogenscogens) ile uluslararası antlaşmalar arasındaki normatif çatışmanın çözümü ve bu çatışmanın doğurduğu hukuki sonuçlar bağlamında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir antlaşma, akdedildiği sırada mevcut olan bir emredici kural ile çatışma halindeyse başlangıcından itibaren batıldır ve bölünebilirlik (severabilityseverability) kuralından yararlanamaz; buna karşın antlaşma yürürlüğe girdikten sonra ortaya çıkan yeni bir emredici kurala aykırılık teşkil ederse sadece sona erer ve belirli kriterler ışığında antlaşma maddeleri birbirinden ayrılarak değerlendirilebilir.

Cevap

Uluslararası hukukta mevcut bir emredici kurala aykırı antlaşmalar başlangıcından itibaren bütünüyle geçersizdir (voidvoid abab initioinitio); ancak sonradan çıkan bir emredici kurala aykırılık halinde antlaşma sadece o andan itibaren sona erer ve bu durumda hükümlerin bölünebilirliği ilkesi uygulanabilir.
Doğru ifade, uluslararası hukukun teknik bir ayrımına dayanmaktadır. Bir antlaşma yapıldığı an emredici bir kuralı çiğniyorsa, hukuk aleminde hiç doğmamış sayılır (voidvoid abab initioinitio) ve bu sakatlık antlaşmanın tüm maddelerini kapsar (bölünemezlik). Ancak, antlaşma yapıldığında geçerliyse ve yıllar sonra yeni bir emredici kural ortaya çıkıp antlaşmayla çatışırsa, antlaşma sadece o andan itibaren 'batıl hale gelir ve sona erer'. Bu durumda antlaşmanın emredici kurala aykırı olmayan kısımlarının ayakta kalması (bölünebilirlik) hukuken mümkündür.

Adım Adım Çözüm

1
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin (VAHS) 53. maddesini analiz et.
Antlaşmanın yapıldığı sırada mevcut bir emredici kurala aykırı olması durumunda antlaşma batıldır. Bu durumda VAHS Madde 44/5 uyarınca 'bölünebilirlik' (severabilityseverability) yasaktır; antlaşma bütünüyle geçersizdir.
Mevcut bir emredici kuralın ihlali, hukuk düzenine karşı ağır bir sakatlık oluşturur ve geçmişe etkili (voidvoid abab initioinitio) bir geçersizlik doğurur.
2
VAHS 64. maddesini analiz et.
Yeni bir emredici kural ortaya çıktığında, bu kurala aykırı olan mevcut antlaşmalar 'batıl hale gelir ve sona erer'. Madde 44/5 bu durumu yasaklı haller arasına almadığı için, Madde 44/3'teki genel şartlar sağlandığı takdirde bölünebilirlik ilkesi uygulanabilir.
Yeni kuralın ortaya çıkması, antlaşmanın yapıldığı sıradaki rızayı kusurlu kılmaz, sadece hukuki zemini değiştirir; bu nedenle sadece ileriye dönük bir sona erme söz konusudur.
3
VAHS 71. maddedeki hukuki sonuçları karşılaştır.
Madde 53 ihlalinde taraflar statükoyu eski haline (restitutiorestitutio inin integrumintegrum) getirmelidir (71/1). Madde 64 ihlalinde ise sona erme anına kadar olan haklar saklı kalır (71/2).
Hukuki güvenliğin korunması amacıyla, antlaşmanın geçerli olduğu dönemdeki kazanımların korunması Madde 64 (yeni kural) için bir istisnadır.

Anahtar Kavram

VAHS Madde 53 (Mevcut Jus Cogens) ile Madde 64 (Yeni Jus Cogens) Arasındaki Farklar

İpuçları

1
VAHS 53. ve 64. maddeleri arasındaki 'başlangıçtan itibaren geçersizlik' ve 'sonradan sona erme' farkını düşünün.
2
VAHS 44. maddedeki 'bölünebilirlik' (severabilityseverability) yasağının hangi maddeler için geçerli olduğuna odaklanın.
3
Madde 44/5; 51, 52 ve 53. maddeleri yasak kapsamına alırken 64. maddeyi bu kapsamın dışında tutmuştur.

Daha Fazla Pratik

Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 71. maddesinde düzenlenen 'geçersizlik sonrası statükoyu eski hale getirme' yükümlülüğünün sınırlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 11Soru

19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi hükümleri uyarınca, yürürlükte olan bir uluslararası antlaşma ile sonradan ortaya çıkan yeni bir genel uluslararası hukuk emredici kuralı (jusjus cogenscogens) arasında bir çatışma meydana gelmesi durumunda söz konusu antlaşmanın hukuki akıbeti aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antlaşma, söz konusu emredici kural ile çatıştığı andan itibaren batıl hale gelir ve sona erer.

Cevap

Yeni bir emredici kuralın (jusjus cogenscogens) ortaya çıkması durumunda, bu kural ile çatışan mevcut antlaşma batıl hale gelir ve sona erer.
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 64.64. maddesi, 'yeni bir emredici kural ortaya çıktığında, bu kural ile çatışan mevcut antlaşma batıl hale gelir ve sona erer' hükmünü amirdir. Bu durum doktrinde 'jusjus cogenscogens supervenienssuperveniens' olarak adlandırılır ve başlangıçta hukuka uygun olan bir antlaşmanın, normlar hiyerarşisindeki değişim nedeniyle sonradan geçersizleşmesine yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşmanın başlangıçtaki durumunu belirle.
Antlaşma yapıldığı sırada geçerli bir şekilde kurulmuştur.
Soruda antlaşmanın 'yürürlükte olan' bir antlaşma olduğu belirtilmiştir.
2
Sonradan ortaya çıkan yeni normun niteliğini analiz et.
Yeni kural bir 'emredici kural' (jusjus cogenscogens) niteliğindedir.
Uluslararası hukukta emredici kurallar, kendisinden sapılmasına izin verilmeyen ve ancak aynı nitelikteki bir kural ile değiştirilebilen üst hiyerarşik kurallardır.
3
19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin ilgili maddesini uygula.
64.64. madde uyarınca 'sonradan ortaya çıkan emredici kural' (jusjus cogenscogens supervenienssuperveniens) mevcut antlaşmayı geçersiz kılar.
Normlar hiyerarşisi gereği, emredici kurallara aykırı hiçbir hukuki işlem varlığını sürdüremez.
4
Antlaşmanın bütünlüğü (bölünebilirliği) kuralını kontrol et.
Antlaşma hükümleri birbirinden ayrılamaz.
Sözleşmenin 44.44. maddesi uyarınca, emredici kurala aykırılık hallerinde antlaşmanın sadece bir kısmının iptal edilmesine izin verilmez, antlaşmanın tamamı sona erer.

Anahtar Kavram

Sonradan Ortaya Çıkan Emredici Kural (JusJus CogensCogens SuperveniensSuperveniens)

İpuçları

1
Uluslararası hukukta 'normlar hiyerarşisi' kavramını ve emredici kuralların (jusjus cogenscogens) diğer kurallar üzerindeki etkisini hatırlayın.
2
19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin emredici kurallarla ilgili iki temel maddesi vardır: 53.53. madde (başlangıçtaki aykırılık) ve 64.64. madde (sonradan çıkan aykırılık).
3
Emredici bir kurala aykırılık durumunda antlaşmanın 'parçalara bölünüp bölünemeyeceği' (bölünebilirlik kuralı) sorunun çözümünde kritik bir bilgidir.

Daha Fazla Pratik

Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53.53. maddesini (başlangıçtaki geçersizlik) inceleyerek, 64.64. madde ile arasındaki temel farkları (özellikle 'yürürlüğe girdiği andan itibaren' vs 'sonradan' ayrımını) karşılaştırın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 12Soru

19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’nin 28.28. maddesinde düzenlenen "antlaşmaların zaman bakımından uygulanması" (geriye yürümezlik) ilkesi uyarınca, aksine bir niyet antlaşmadan anlaşılmadıkça veya başka bir şekilde belirlenmedikçe, bir antlaşmanın hükümleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antlaşma hükümleri, bir taraf için yürürlüğe girmeden önce meydana gelmiş herhangi bir fiil veya olay ya da sona ermiş olan herhangi bir durum hakkında o tarafı bağlamaz.

Cevap

Antlaşma hükümleri, aksine bir niyet belirlenmedikçe, bir taraf için yürürlüğe girmeden önce meydana gelmiş herhangi bir fiil veya olay ya da sona ermiş olan herhangi bir durum hakkında o tarafı bağlamaz.
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 28.28. maddesine göre, tarafların aksine bir iradesi bulunmadığı sürece, bir antlaşmanın hükümleri o taraf için yürürlüğe girmeden önce meydana gelmiş fiil ve olaylar ile sona ermiş durumlar bakımından bağlayıcılık teşkil etmez. Bu durum uluslararası hukukta 'geriye yürümezlik' ilkesi olarak bilinir.

Adım Adım Çözüm

1
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin ilgili maddesini tespit et.
19691969 Viyana Sözleşmesi Madde 2828 (Antlaşmaların Geriye Yürümezliği).
Uluslararası hukukta antlaşmaların zaman bakımından uygulama sınırlarını belirleyen temel kural bu maddede yer alır.
2
Genel kuralı (geriye yürümezlik) analiz et.
Antlaşma, yürürlüğe girdiği tarihten önceki olayları kapsamaz.
Hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkeleri gereği, devletlerin yükümlülükleri kural olarak yürürlük tarihiyle başlar.
3
Kuralın istisnasını kontrol et.
"Aksine bir niyet" (unless a different intention appears).
Uluslararası hukukta irade özerkliği esastır; taraflar isterlerse antlaşmayı geçmişe etkili kılabilirler.

Anahtar Kavram

Antlaşmaların Zaman Bakımından Uygulanması (Non-retroactivity)

İpuçları

1
Uluslararası hukukta bir kuralın 'geriye yürümesi' için tarafların bu yönde özel bir mutabakatı gerekir.
2
Viyana Sözleşmesi Madde 2828'e odaklanın; bu madde antlaşmanın yürürlüğe girmesinden önceki olaylar için ne söylediğine bakın.
3
Genel kural 'geriye yürümezlik'tir; yani yürürlükten önce sona ermiş durumlar antlaşma kapsamına girmez.

Daha Fazla Pratik

Antlaşmaların 'mekan bakımından uygulanması' (Madde 2929) kuralını inceleyerek coğrafi kapsamın nasıl belirlendiğini çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 13Soru

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü’nün 38. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde, uyuşmazlıkların çözümünde başvurulacak araçlar arasında 'farklı milletlerin en ziyade ehliyetli müelliflerinin doktrinleri' (öğretileri) de sayılmıştır. Doktrinin uluslararası hukuk sistemindeki statüsü ve uyuşmazlıkların yargısal çözümündeki rolü dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antlaşma veya teamül gibi asli bir kuralın varlığının, içeriğinin veya kapsamının tespit edilmesinde bir kanıt aracı olarak işlev görür ancak bağımsız bir hukuk kuralı yaratma yetkisi yoktur.

Cevap

Öğreti (doktrin), asli bir kuralın varlığının veya içeriğinin tespit edilmesinde kullanılan yardımcı bir kanıt aracıdır ve tek başına hukuk kuralı yaratmaz.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'ne göre doktrin, hukuk kurallarının tespit edilmesinde başvurulan yardımcı bir araçtır. Bu, doktrinin kendi başına bir normatif güç taşımadığı, ancak mevcut asli kaynakların (antlaşma, teamül) anlamını, kapsamını ve uygulama biçimini netleştirmek için kullanıldığı anlamına gelir. Dolayısıyla kuralı 'yaratmaz', kuralın 'ne olduğunu belirlemeye' (determination) hizmet eder.

Adım Adım Çözüm

1
UAD Statüsü 38. maddeyi analiz et.
Doktrinin 38/1-d bendinde 'yardımcı kaynak' (subsidiary means) olarak sınıflandırıldığı görülür.
Uluslararası hukukun kaynakları arasındaki hiyerarşiyi ve işlevi belirlemek için yasal dayanağa ihtiyaç vardır.
2
Asli ve yardımcı kaynak farkını belirle.
Asli kaynaklar (antlaşma, teamül, genel ilkeler) kural koyar; yardımcı kaynaklar (doktrin, yargı kararları) var olan kuralı açıklar.
Öğretinin 'kural yaratıcı' (constitutive) değil, 'kural belirleyici' (declaratory/evidentiary) olduğunu anlamak gerekir.
3
Seçenekleri bu işlevsel ayrım üzerinden değerlendir.
Doğru yanıtın doktrini 'kanıt aracı' olarak niteleyen ifade olduğu sonucuna varılır.
Uluslararası hukukta doktrinin temel işlevi, uyuşmazlık çözülürken hakimin hukuk kuralını bulmasına (determination) yardım etmektir.

Anahtar Kavram

Doktrinin (Öğretinin) Yardımcı Kaynak Niteliği

Daha Fazla Pratik

Uluslararası hukukun diğer bir yardımcı kaynağı olan 'yargı kararlarının' doktrin ile benzerliklerini ve farklılıklarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 14Soru

Uluslararası hukukta hakların kullanılması ve hukuki yükümlülüklerin yerine getirilmesi sürecinde; tarafların dürüst, makul ve sadakatle hareket etmesini öngören, ulusal hukuk sistemlerinden uluslararası hukuka aktarılmış olan temel ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İyiniyet (Bona fides)

Cevap

İyiniyet (Bona fides) ilkesi, uluslararası hukukun asli kaynaklarından biri olan hukukun genel ilkeleri kapsamında değerlendirilir.
İyiniyet (Bona fides) ilkesi, ulusal hukuk sistemlerinde kabul görmüş ve uluslararası hukuka aktarılmış olan, hakların kullanımında dürüstlük ve sadakati emreden temel bir hukuk ilkesidir. Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38/1c38/1-c maddesinde belirtilen 'hukukun genel ilkeleri' kapsamında asli kaynak olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki temel kavramı analiz et.
"Dürüstlük", "makuliyet" ve "sadakat" kavramlarının hukuk sistemlerindeki karşılığı belirlenir.
Hukuki terimlerin anlamını bilmek doğru kaynağa yönlendirir.
2
Kavramın uluslararası hukuk kaynakları içindeki yerini belirle.
İyiniyet (Bona fides), UADUAD Statüsü Madde 38/1c38/1-c uyarınca "hukukun genel ilkeleri" arasında sayılır.
Uluslararası hukukun asli kaynaklarının kapsamını netleştirmek gerekir.
3
Diğer seçeneklerle karşılaştırma yap.
Hakkaniyet ve nisfet gibi kavramların özel rıza gerektirdiği, doktrin ve yargı kararlarının ise yardımcı kaynak olduğu teyit edilir.
Çeldiricileri eleyerek kesin sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

İyiniyet (Bona fides) ilkesi

İpuçları

1
Bu ilke hem Medeni Kanun'da hem de uluslararası sözleşmelerin yorumlanmasında (Ahde Vefa ile birlikte) karşımıza çıkar.
2
Dürüstlük ve sadakatle hareket etmek anlamına gelen Latince kökenli terimi hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

İyiniyet ilkesinin Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'ndeki (Madde 26 ve 31) yerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 15Soru

Uluslararası hukukta öğretinin (doktrin), hukuk kurallarının saptanmasındaki rolü ve hukuki niteliği bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuk kurallarının varlığını ve içeriğini tespit etmeye yarayan yardımcı bir araçtır.

Cevap

Öğretinin (doktrin) temel niteliği, mevcut hukuk kurallarının varlığını ve içeriğini tespit etmeye yarayan yardımcı bir araç olmasıdır.
Doğru cevap, öğretinin (doktrin) uluslararası hukuk kurallarının içeriğini ve sınırlarını belirlemede kanıtlayıcı ve açıklayıcı bir işlev gördüğünü belirtmektedir. Uluslararası hukukta antlaşmalar, teamüller ve hukukun genel ilkeleri doğrudan kural koyan 'asli kaynaklar' iken; öğreti (bilimsel çalışmalar) sadece bu kuralların yorumlanmasında ve saptanmasında başvurulan 'yardımcı kaynak' statüsündedir.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası hukuk kaynaklarının hiyerarşik sınıflandırmasını hatırla.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü Madde 38, antlaşmaları ve teamülü asli kaynak; doktrini ve yargı kararlarını yardımcı kaynak olarak sayar.
Kaynağın asli mi yoksa yardımcı mı olduğunu belirlemek analizin temelidir.
2
Yardımcı kaynakların işlevini analiz et.
Yardımcı kaynaklar yeni bir hukuk kuralı yaratmaz (normatif değildir), sadece mevcut kuralların anlamını ve sınırlarını belirlemeye yardımcı olur.
Öğretinin kural koyucu bir güç olmadığını doğrulamak için gereklidir.
3
Öğretinin hukuki gücünü değerlendir.
Öğreti, devletler veya mahkemeler üzerinde doğrudan bağlayıcılığı olmayan bilimsel görüşlerden oluşur.
Doğru seçeneği yanlış olanlardan (asli kaynak, bağlayıcı kural vb.) ayırt etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Öğretinin (Doktrin) Yardımcı Kaynak Niteliği

İpuçları

1
Öğreti (doktrin), hukukçuların bilimsel görüşlerini ifade eder.
2
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinde kaynakların nasıl sınıflandırıldığına odaklanın.
3
Öğretinin yeni bir kural mı yarattığını yoksa mevcut olanı mı açıkladığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Uluslararası yargı kararlarının da öğreti gibi yardımcı kaynak olduğunu ve aralarındaki benzerliği inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 16Soru

Bir uluslararası yargı organının, yürürlükteki hukuk kurallarından bağımsız olarak "hakkaniyet ve nisfet" (exex aequoaequo etet bonobono) çerçevesinde hüküm kurabilmesi için öncelikle aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmiş olması gerekir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uyuşmazlığın tarafları olan devletlerin bu yöntemin uygulanmasına yönelik açık rıza göstermesi

Cevap

Uyuşmazlık taraflarının bu yöntemin uygulanmasına yönelik açık rıza göstermesi gerekmektedir.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38(2)38(2). maddesine göre Divan, uyuşmazlığın taraflarının bu konuda uyuşması (rızası) halinde uyuşmazlığı hakkaniyet ve nisfet ilkesine göre çözebilir. Bu yöntem, mahkemeye pozitif hukuku (lexlex latalata) aşma yetkisi verdiği için devletlerin açık onayı vazgeçilmez bir ön koşuldur.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramın analizi
Hakkaniyet ve nisfet (exex aequoaequo etet bonobono), yargıcın mevcut hukuk kurallarını bir kenara bırakarak adalet ve vicdan esasına göre karar vermesidir.
Hangi uyuşmazlık çözüm yönteminin hangi şartlara bağlı olduğunu anlamak için tanımın netleşmesi gerekir.
2
Hukuki dayanağın tespiti
Uluslararası Adalet Divanı (UADUAD) Statüsü'nün 38(2)38(2). maddesi incelenir.
Uluslararası hukukta yargılama yetkisinin sınırlarını belirleyen temel metin bu statüdür.
3
Şartın belirlenmesi
Statü metni, Divan'ın bu yetkiyi ancak 'tarafların kabul etmesi durumunda' kullanabileceğini açıkça belirtir.
Devletlerin egemenliği ilkesi gereği, rıza dışı bir hukuk dışı çözüm dayatılamaz.

Anahtar Kavram

Hakkaniyet ve Nisfet Uygulamasında Rıza Şartı

İpuçları

1
Uluslararası hukukta devletlerin egemenliği gereği mahkemelerin yetkisi genellikle neye dayanır?
2
UAD Statüsü'nün 3838. maddesinin ikinci fıkrasına göz atmayı deneyin.
3
Mahkemenin yasayı (pozitif hukuku) görmezden gelip tamamen adalet duygusuyla karar vermesi için tarafların bu konuda anlaşmış olması şarttır.

Daha Fazla Pratik

Hakkaniyetin 'hukuka uygun' (infrainfra legemlegem) ve 'hukukun ötesinde' (praeterpraeter legemlegem) kullanımları arasındaki farkları inceleyin.

Alternatif Yöntem

Hakkaniyet ve nisfet ilkesini 'Hukuk dışı (ekstra-yasal) çözüm' olarak kodlarsanız, uluslararası sistemde bir devletin rızası olmadan hukuk dışına çıkılamayacağını hatırlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 17Soru

AA Devleti, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu görüşmeleri sırasında Devlet Başkanı aracılığıyla yaptığı resmî açıklamada; komşu BB Devleti ile arasındaki tartışmalı sınır bölgesinde yeni bir askeri üs kurmayacağını ve bu bölgeyi tamamen silahsızlandırılmış statüde tutacağını taahhüt etmiştir. Bu açıklama herhangi bir ikili veya çok taraflı antlaşmaya dayanmamakta olup tamamen AA Devletinin kendi iradesiyle yapılmıştır.

Uluslararası hukukta "devletlerin tek taraflı işlemleri" (unilateralunilateral actsacts) rejimi dikkate alındığında, AA Devletinin bu beyanıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Beyan; AA Devletinin hukuken bağlanma niyetini (animusanimus obligandiobligandi) yansıtıyorsa ve kamuya açık şekilde yapılmışsa, karşı bir kabul veya muvafakat işlemi gerekmeksizin bağlayıcı yükümlülük doğurur.

Cevap

Beyanın hukuken bağlanma niyetini yansıtması ve kamuya açık yapılması durumunda bağlayıcı olması
Uluslararası hukukta bir devletin tek taraflı irade beyanıyla yükümlülük altına girmesi mümkündür. Bir beyanın hukuki sonuç doğurması için; işlemi yapan kişinin devleti temsil yetkisine sahip olması (Devlet Başkanı gibi), beyanın bağlayıcı bir hukuki yükümlülük altına girme niyetiyle (animusanimus obligandiobligandi) yapılması ve bu beyanın kamuya açıklanması (veya ilgili tarafa ulaştırılması) yeterlidir. Bu durumda diğer devletlerin kabulü veya bir antlaşma formatı aranmaz.

Adım Adım Çözüm

1
İşlemin türünü belirleme
Söz verme (Vaat)
Bir devletin geleceğe yönelik bir yükümlülük üstlenmesi tek taraflı bir 'vaat' işlemidir.
2
Yetki kontrolü
Devlet Başkanı yetkilidir
Uluslararası hukukta Devlet Başkanı, Hükümet Başkanı ve Dışişleri Bakanı tam yetki belgesi olmaksızın devleti bağlayabilir.
3
Bağlayıcılık kriterlerini uygulama
Animus obligandi ve kamuya açıklık
19741974 Nükleer Testler Davası uyarınca, beyanın bağlayıcı olması için niyetin varlığı ve açıklık yeterlidir; karşı tarafın kabulü gerekmez.

Anahtar Kavram

Devletlerin Tek Taraflı İşlemlerinin Bağlayıcılık Kriterleri

İpuçları

1
Uluslararası Adalet Divanı'nın 19741974 tarihli Nükleer Testler Davası kararına odaklanın.
2
Bir devletin kendi iradesiyle borç altına girmesi için karşı tarafın 'Evet' demesine gerek olup olmadığını düşünün.
3
Yetkili organ (Devlet Başkanı), bağlanma niyeti ve kamuya açıklık bir işlemin bağlayıcılığı için kilit unsurlardır.

Daha Fazla Pratik

Tek taraflı işlemlerin geri alınabilirliği konusundaki BM Uluslararası Hukuk Komisyonu (20062006) ilkelerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 18Soru

19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi çerçevesinde; çok taraflı bir antlaşmaya bir devlet tarafından konulan çekinceye karşı başka bir akit devletin itirazda bulunması, ancak bu itirazın antlaşmanın bu iki devlet arasında yürürlüğe girmesine engel teşkil etmediğini açıkça belirtmesi durumunda, çekinceye konu olan hükümlerle ilgili hukuki rejim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çekinceye konu olan hükümler, çekincenin kapsamı ölçüsünde iki devlet arasında uygulanmaz.

Cevap

Çekinceye konu olan hükümlerin, çekincenin kapsamı ölçüsünde iki devlet arasında uygulanmamasıdır.
Doğru cevap olan ifade, 19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 21/321/3. maddesinin doğrudan karşılığıdır. Bir devletin koyduğu çekinceye başka bir devlet itiraz eder ancak bu iki devlet arasında antlaşmanın yürürlüğe girmesine engel olmazsa, çekinceye konu olan hükümler çekincenin kapsamı ölçüsünde iki devlet arasında 'uygulanmaz' hale gelir. Bu durum, antlaşmanın geri kalan kısımlarının yürürlükte kalmasını sağlarken uyuşmazlık konusu hükmü devre dışı bırakır.

Adım Adım Çözüm

1
Çekince ve itiraz mekanizmasını analiz et.
Bir devlet çekince koymuş, diğeri itiraz etmiş ancak antlaşmanın yürürlüğe girmesini engellememiştir.
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'ndeki (VSHS) 'itirazın etkisi' kuralını uygulamak gerekir.
2
VSHS Madde 2121, fıkra 33'ü hatırla.
İtiraz eden devlet antlaşmanın yürürlüğe girmesine engel olmazsa, çekinceye konu hükümler uygulanmaz.
Çekince koyan hükmün uygulanmasını istemez, itiraz eden ise o haliyle kabul etmez; sonuçta hüküm iki taraf arasında yok sayılır.

Anahtar Kavram

Antlaşmalarda Çekinceye İtirazın Hukuki Etkisi

Daha Fazla Pratik

Çekincelerin kabul edilmesi (acceptance) durumunda ortaya çıkan 'karşılıklılık' (reciprocity) ilkesini incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 19Soru

Uluslararası uyuşmazlıkların yargısal çözümünde, uyuşmazlık konusu olaya uygulanacak doğrudan bir antlaşma hükmü veya kesin bir teamül kuralı bulunamadığında, hakimin çeşitli ülkelerin en seçkin hukukçularının bilimsel çalışmalarından yararlanması mümkündür. Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü’nün 38. maddesi uyarınca, bu tür bilimsel çalışmaların (öğretinin) hukuki niteliğiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yeni bir hukuk kuralı yaratma yetkisi bulunmayıp, mevcut kuralların varlığını ve içeriğini saptamaya yardımcı olan bir araçtır.

Cevap

Öğreti, uluslararası hukuk kurallarının varlığını ve içeriğini saptamaya yardımcı olan, kural yaratma gücü olmayan yardımcı bir araçtır.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesi uyarınca öğreti (doktrin), hukuk kurallarının saptanmasında başvurulan yardımcı bir araçtır. Bu, öğretinin kendisinin yeni bir hukuk kuralı oluşturmadığı, ancak var olan bir teamülün veya antlaşma hükmünün içeriğinin ne olduğunu bilimsel yöntemlerle ortaya koyduğu anlamına gelir.

Adım Adım Çözüm

1
UAD Statüsü'nün 38. maddesindeki kaynak sınıflandırmasını analiz et.
Kaynaklar asli (antlaşmalar, teamül, genel ilkeler) ve yardımcı (yargı kararları, doktrin) olarak ikiye ayrılır.
Öğretinin (doktrin) hukuki hiyerarşideki yerini belirlemek için bu ayrım temeldir.
2
Öğretinin işlevini tanımla.
Öğreti, hukuk kuralı yaratmaz (non-normatif); mevcut kuralların içeriğini, kapsamını ve varlığını kanıtlamaya/belirlemeye (tespit edici) yarar.
UAD Statüsü 38/1-d bendinde geçen 'hukuk kurallarının saptanmasında yardımcı araç' ifadesinin hukuki anlamı budur.

Anahtar Kavram

Öğretinin (Doktrin) Yardımcı Kaynak Niteliği

İpuçları

1
UAD Statüsü'nün 38. maddesindeki (a, b, c) bentleri ile (d) bendi arasındaki 'asli-yardımcı' ayrımını hatırlayın.
2
Öğretinin 'yeni kural oluşturup oluşturmadığına' (normatiflik) yoksa 'mevcut kuralı açıklayıp açıklamadığına' mı odaklanılması gerektiğini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Yardımcı kaynaklardan diğeri olan 'yargı kararlarının' (içtihat) uluslararası hukukta 'stare decisis' (emsal karara uyma zorunluluğu) ilkesinin geçerli olup olmadığını inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 20Soru

Bir uluslararası sözleşmede yer alan bir hükmün, sözleşmeye taraf olmayan üçüncü devletleri de bağlayan bir uluslararası teâmül (yapılageliş) kuralına dönüşebilmesi için aranan temel şart aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sözleşme hükmünün genel bir hukuk kuralı doğurabilecek nitelikte olması, bu hükmün yaygın ve yeknesak bir devlet uygulamasına konu olması ve bu uygulamaya hukuki bir zorunluluk inancının eşlik etmesi

Cevap

Sözleşme hükmünün genel bir hukuk kuralı doğurabilecek nitelikte olması, yaygın devlet uygulamasıyla desteklenmesi ve opinio juris (hukuki zorunluluk inancı) ile pekişmesi gerekir.
Doğru cevap olan seçenek, uluslararası teâmül hukukunun kurucu unsurlarını (maddi ve manevi unsur) ve bir sözleşme hükmünün teâmüle dönüşebilmesi için gerekli olan 'norm koyucu karakter' şartını eksiksiz şekilde ifade etmektedir. Bir sözleşme hükmü, genel bir hukuk kuralı oluşturmaya elverişliyse ve üçüncü devletler de bu kurala hukuki bir zorunluluk inancıyla (opinio juris) uyuyorlarsa, o kural artık sözleşmeden bağımsız bir teâmül kuralı haline gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Sözleşme hükmünün niteliğinin analizi
Hükmün sadece sözleşme taraflarına özgü bir hak/borç değil, genel bir hukuk normu oluşturmaya elverişli ('norm-creating') karakterde olması tespit edilir.
Özel veya teknik hükümler genellikle teâmül kuralına dönüşmez; genel nitelikteki kurallar teâmülleşmeye uygundur.
2
Maddi unsurun (devlet uygulaması) kontrolü
Sözleşmeye taraf olmayan devletlerin de dahil olduğu geniş, yaygın ve tutarlı bir uygulama aranır.
Uluslararası teâmülün doğması için 'ususu' (devletlerin süregelen eylemleri) gereklidir.
3
Manevi unsurun (opinio juris) tespiti
Söz konusu uygulamanın bir nezaket kuralı değil, hukuken uyulması gereken bir zorunluluk olduğu inancının varlığı kontrol edilir.
Opinio juris unsuru bulunmayan uygulamalar sadece uluslararası nezaket (comity) seviyesinde kalır, hukuk kuralı haline gelmez.

Anahtar Kavram

Sözleşme Hükümlerinin Teâmülleşmesi (North Sea Continental Shelf Kriterleri)

İpuçları

1
Uluslararası teâmülün oluşması için hem devletlerin fiili uygulamaları hem de bu uygulamayı hukuk gereği yaptıkları inancı gerekir.
2
Bir sözleşme hükmü, o sözleşmeye taraf olmayanları sadece 'sözleşme' olduğu için bağlamaz; ancak teâmül haline gelirse bağlar.
3
Uluslararası Adalet Divanı'nın 1969 Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı davasındaki kriterlerini hatırlayın: Normatif nitelik, yaygın uygulama ve opinio juris.

Daha Fazla Pratik

Israrla itiraz eden devlet (persistent objector) kavramının bu süreçteki rolünü inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Sayfa 1 / 22Sonraki
Uluslararası Hukukun Kaynakları Alıştırma Soruları — KPSS Uluslararası İlişkiler | Examkin