Soru

Zorluk: OrtaUluslararası Teâmül (Yapılageliş) Hukuku

Uluslararası hukukta teâmül kuralları genellikle genel nitelikte olup tüm devletleri bağlasa da, belirli bir coğrafi bölgedeki devletler arasında veya sadece iki devlet arasında geçerli olan "bölgesel" veya "yerel" teâmül kurallarının varlığı da kabul edilmektedir. Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) yerleşik içtihatları uyarınca, bölgesel bir teâmül kuralının varlığını ileri süren bir devletin ispat yükümlülüğü ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  1. A
    Söz konusu kuralın geçerli olabilmesi için mutlaka yazılı bir antlaşma ile kodifiye edilmiş olması şarttır.
  2. B
    Bölgesel bir uygulama, ancak emredici bir hukuk kuralı (jus cogens) niteliği taşıyorsa diğer bölge devletlerini bağlar.
  3. İddia edilen kuralın, uyuşmazlığın tarafı olan diğer devlet bakımından da bağlayıcı bir uygulama olduğunu ve o devlet tarafından kabul edildiğini ispatlamalıdır.Cevap
  4. D
    Bölgesel teâmül kurallarının hukuki geçerlilik kazanması için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından onaylanması zorunludur.
  5. E
    Bölgesel uyuşmazlıklarda ispat yükü kuralın varlığını iddia eden devlette değil, kuralın kendisi için geçerli olmadığını savunan itirazcı devlettedir.

Cevap

Bölgesel bir teâmül kuralının varlığını ileri süren devlet, söz konusu kuralın uyuşmazlığın diğer tarafı olan devletçe de kabul edildiğini ve o devlet bakımından bağlayıcı bir uygulama haline geldiğini ispat etmek zorundadır.
Uluslararası hukukta genel teâmül kuralları, aksine 'sürekli itirazcı' (persistent objector) olunmadıkça tüm devletleri bağlar. Ancak bölgesel veya yerel teâmüllerde UAD, kuralın varlığını iddia eden tarafın, bu kuralın karşı tarafça da kabul edildiğini ispat etmesi gerektiğini vurgulamıştır (Örneğin: Kolombiya - Peru arasındaki Sığınma Davası). Bu durum, bölgesel teâmülün oluşumu için rızanın daha somut bir şekilde kanıtlanması gerektiği anlamına gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Teâmül türlerinin (genel vs. bölgesel) ayrımı yapılır.
Genel teâmül tüm devletler için varsayılırken, bölgesel teâmül sadece belirli devletler arasında sınırlı bir etkiye sahiptir.
İspat yükünün kime ait olduğunu belirlemek için kuralın coğrafi/hukuki kapsamı netleştirilmelidir.
2
Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) ilgili içtihatları (Sığınma Davası - Asylum Case, 1950) analiz edilir.
Divan, bölgesel bir teâmülü iddia eden tarafın, bu uygulamanın karşı tarafın rızasıyla bir hukuk kuralına dönüştüğünü kanıtlaması gerektiğine hükmetmiştir.
Genel teâmülde 'sessiz kalma' (acquiescence) rıza sayılabilirken, bölgesel teâmülde aktif bir kabul aranmaktadır.
3
İspat yükünün dağılımı kontrol edilir.
Bölgesel teâmül iddiasında ispat yükü, genel teâmülün aksine iddia sahibi devlete yüklenir.
Devletlerin egemenlik hakları uyarınca, rızalarının bulunmadığı özel bir kural ile bağlanmayacakları ilkesi korunur.

Anahtar Kavram

Bölgesel Teâmül ve İspat Yükü

İpuçları

1
Genel teâmül ile bölgesel teâmül arasındaki 'kapsam' farkını düşünün.
2
UAD'nin 1950 tarihli Sığınma Davası (Asylum Case) kararında Kolombiya'nın Peru'ya karşı iddia ettiği yerel adetlerle ilgili ispat kuralını hatırlayın.
3
Bölgesel uyuşmazlıklarda sessiz kalmanın otomatik rıza sayılmadığını, kuralın karşı tarafça da 'bir hak olarak' uygulandığının kanıtlanması gerektiğini unutmayın.

Daha Fazla Pratik

Uluslararası Adalet Divanı'nın Portekiz ve Hindistan arasındaki 'Hindistan Ülkesinden Geçiş Hakkı Davası' (Right of Passage Case) kararındaki yerel teâmül analizini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Bu soruyu puanla