Bir uluslararası ilişkiler araştırmacısı, arşiv belgelerine dayandırdığı tarihsel bir çalışmasında şu sonuca varmıştır: 'İncelenen kriz döneminde devlet başkanı, elindeki diplomatik ve askeri kapasiteyi devletinin güvenliğini sağlamak için kullanmak yerine, tamamen kişisel psikolojik hezeyanları ve katı dogmatik inançları doğrultusunda kararlar almış ve ülkesini mutlak bir felakete sürüklemiştir. Karar alıcının bu açıkça irrasyonel ve duygusal tutumu, dış politikanın her zaman güç bağlamında tanımlanan çıkar peşinde koştuğunu iddia eden realizmin evrensel bir açıklayıcı model olamayacağını kanıtlamaktadır.'
Buna göre, araştırmacının metodolojik eleştirisine Hans Morgenthau’nun 'siyasal gerçekçiliğin altı ilkesi' bağlamında verilebilecek en tutarlı teorik yanıt aşağıdakilerden hangisidir?
- Siyasal gerçekçilik rasyonel bir teori inşa edebilmek için dış politikanın akılcı olduğunu varsayar; irrasyonel sapmalar teoriyi çürütmez, aksine gerçekliğin bu rasyonel standarttan ne ölçüde saptığını analiz etmeyi sağlar.Cevap
- BDevlet davranışlarını belirleyen temel unsur karar alıcının doğası değil, uluslararası sistemin anarşik yapısıdır; bu nedenle bireysel düzeydeki irrasyonel kararlar sistemin genel işleyiş kurallarını değiştirmez.
- CLiderin kişisel inançları ve psikolojik durumu, devletin çıkarlarını ve kimliğini yeniden inşa eden pratiklerdir; dolayısıyla önceden verili rasyonel bir güç tanımı yerine failin inşası dikkate alınmalıdır.
- DDış politika analizinde birey düzeyi her zaman yanıltıcıdır; çünkü devletin bürokratik mekanizmaları ve kurumsal yapısı, liderin irrasyonel eğilimlerini eninde sonunda dengeleyerek ulusal çıkarı tesis eder.
- Eİrrasyonel kararların felaketle sonuçlanması, uluslararası alanın salt bir güç mücadelesi olmadığını; aksine devletlerin ortak kurallar etrafında şekillenen bir uluslararası topluma karşı sorumlulukları olduğunu kanıtlar.