Savunmacı realizm (defansif realizm) literatüründe, Robert Jervis ve Stephen Van Evera gibi isimler tarafından geliştirilen 'saldırı-savunma dengesi' (offense-defense balance) analizi, uluslararası sistemin anarşik yapısına rağmen devletlerin neden her zaman saldırganlaşmadığını açıklar. Bu kuramsal çerçeveye göre, sistemin yapısı devletleri her zaman güç maksimizasyonuna itmez; aksine belirli yapısal koşullar altında devletleri statükoyu korumaya ve 'ölçülü' (self-restraint) davranmaya teşvik eder.
Buna göre, savunmacı realizm perspektifinden uluslararası sistemde kalıcı bir istikrarın ortaya çıkmasını sağlayan ve devletlerin 'güç' yerine 'güvenlik' maksimizasyonuna odaklanmalarına yol açan temel yapısal mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?
- Savunma kabiliyetlerinin saldırı kabiliyetlerine göre yapısal olarak daha avantajlı (maliyet-etkin) olması ve sistemin, aşırı güç biriktiren aktörlere karşı otomatik dengeleme (balancing) ittifakları üreterek saldırganlığı cezalandırması.Cevap
- BAnarşinin yarattığı mutlak belirsizlik ortamında, devletlerin güvenliğini garanti altına alabilmelerinin tek yolunun sistemdeki en güçlü aktör (hegemon) haline gelmek için güç maksimizasyonu yapmaları.
- CUluslararası kurumların ve rejimlerin sağladığı şeffaflık sayesinde devletlerin birbirlerinin niyetlerinden emin olmaları ve böylece askeri kapasite artırımını rasyonel bir seçenek olmaktan çıkarmaları.
- DKlasik realizmdeki insan doğasına dayalı 'iktidar hırsı'nın, sistemik anarşi tarafından devletleri revizyonist amaçlar gütmeye ve statükoyu sürekli değiştirmeye zorlayan bir itici güce (drive) dönüştürülmesi.
- EDevletlerin, niyetlerin belirsizliği karşısında 'en kötü durum senaryosu'na göre hareket ederek savunma harcamalarını sürekli artırmalarının, sistemde kendiliğinden barışçıl bir 'mutlak kazanç' dengesi yaratması.