Uluslararası bir tatlı su havzasının paylaşımı konusunda iki egemen devlet arasında tırmanan kriz, bölgesel istikrarı tehdit eder boyuta ulaşmıştır. Bu gelişme üzerine Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi konuyu gündemine almış ve BM Antlaşması'nın (Şartı) "Uyuşmazlıkların Barışçıl Çözümü"ne ilişkin hükümleri (VI. Bölüm) uyarınca, taraflara aralarındaki ihtilafı Uluslararası Adalet Divanı'na götürmelerini telkin eden bir karar metni kabul etmiştir. Olayın yaşandığı dönemde olağan toplantısında bulunan BM Genel Kurulu da konunun ciddiyeti nedeniyle kendi bünyesinde süreci tartışmaya açmıştır.
BM Antlaşması'nın kurumsal yetki paylaşımı ve kararların niteliği hakkındaki amir hükümleri gözetildiğinde, bu sürece dair aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken isabetlidir?
- Konsey'in ilgili bölüm uyarınca benimsediği karar, taraflar üzerinde hukuki bir bağlayıcılık doğurmayan tavsiye niteliğindedir ve Konsey uyuşmazlığa ilişkin işlevlerini sürdürdüğü müddetçe Genel Kurul, Konsey'in talebi olmaksızın konuya dair bir çözüm tavsiyesinde bulunamaz.Cevap
- BKonsey'in barışın korunması amacıyla aldığı bu tür kararlar tüm üye devletler için mutlak surette bağlayıcıdır ve kararın gereğinin yerine getirilmemesi kendiliğinden askeri müdahale sürecini başlatır.
- CGenel Kurul, Konsey'in konuyu incelemeye devam etmesine bakılmaksızın, "Barış İçin Birleşme" kararına dayanarak resen harekete geçebilir ve uyuşmazlığın esasına yönelik emredici yaptırımlar uygulayabilir.
- DKonsey'in uyuşmazlığı doğrudan Uluslararası Adalet Divanı'na yönlendirmesi, Divan'ın yargı yetkisinin zorunlu olması kuralının bir sonucudur ve tarafların rızası aranmaksızın yargılama süreci başlar.
- EKonsey'in doğrudan bir yargısal çözüm yöntemini işaret etmesi yetkisinin aşılması (ultra vires) anlamına gelir; zira Konsey sadece iyiniyet hizmeti sunarak tarafları diplomatik kanallara teşvik etmekle sınırlandırılmıştır.