Birinci Dünya Savaşı'nın ardından uluslararası ilişkiler disiplininin kurucu teorisi olarak kabul edilen İdealizm (Ütopik Liberalizm), barışın korunması için 'güç dengesi' yerine 'kolektif güvenlik' ilkesini benimsemiştir. Bu anlayışa göre, uluslararası sistemde güvenliğin sürdürülebilir kılınması aşağıdakilerden hangisiyle mümkündür?
- Saldırgan bir devlete karşı tüm üye devletlerin ortak bir cephe oluşturarak yaptırım uygulaması veya askeri güç kullanmasıCevap
- BE. H. Carr'ın 'Yirmi Yıl Krizi' çalışmasında belirttiği üzere, devletlerin ahlaki değerleri stratejik bir güç unsuru olarak dengelemesi
- CNorman Angell'ın 'Büyük Yanılsama' adlı eserinde öngördüğü gibi, anarşik yapının ulus-devletlerin egemenliğini tamamen yitirmesiyle ortadan kalkması
- DBirinci Büyük Tartışma'da savunulan, devletlerin sadece göreli kazanç (relative gain) elde etmek amacıyla iş birliği yapması
- EKellogg-Briand Paktı çerçevesinde, uluslararası sistemdeki 'anarşi' durumunun sona erdirilerek merkezi bir kolluk gücünün tesis edilmesi
Cevap
Saldırgan bir devlete karşı tüm üye devletlerin ortak bir cephe oluşturarak yaptırım uygulaması veya askeri güç kullanması
Doğru yanıt olan seçenek, İdealist yaklaşımın kalbinde yer alan 'kolektif güvenlik' mekanizmasını tam olarak tanımlamaktadır. Bu ilkeye göre, Milletler Cemiyeti gibi bir örgüt çatısı altında toplanan devletler, sisteme karşı saldırıda bulunan herhangi bir üyeye karşı (kim olduğuna bakılmaksızın) hep birlikte karşı koyarak statükoyu korurlar.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Kolektif Güvenlik (Collective Security)
Tahmini Süre:1m 0s