John Mearsheimer'ın "Büyük Güç Siyasetinin Trajedisi" (The Tragedy of Great Power Politics) adlı eserinde sistemleştirdiği Saldırgan Realizm (Ofansif Realizm) teorisine göre; devletlerin sadece mevcut güçlerini korumakla (statüko) yetinmeyip sürekli olarak rakiplerine karşı güç üstünlüğü elde etmeye çalışmalarını ve nihai hedef olarak "hegemonya" arayışına girmelerini zorunlu kılan temel yapısal gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?
- Uluslararası sistemin anarşik yapısı içinde devletlerin birbirlerinin niyetlerinden, özellikle de gelecekteki niyetlerinden asla tam olarak emin olamamaları.Cevap
- BDevletlerin sistem içindeki güç dağılımını korumaya (dengelemeye) odaklanmaları ve aşırı güç kazanmanın diğer devletleri birleştireceği endişesiyle statükocu davranmaları.
- Cİnsan doğasında var olan ve siyasal liderleri sürekli bir hükmetme yarışı içine sokan doğuştan gelen güç arzusunun (animus dominandi) devlet politikalarına yansıması.
- DUluslararası sistemdeki anarşinin yarattığı kaos ve kuralsızlık ortamında devletlerin rasyonel karar alma mekanizmalarının işlemez hale gelmesi.
- EDevletlerin mutlak kazanç elde etmek amacıyla uluslararası örgütlerin koyduğu kuralları ihlal ederek ekonomik üstünlük kurmaya çalışmaları.
Cevap
Saldırgan realizmde devletleri güç maksimizasyonuna iten temel faktör, uluslararası sistemdeki niyet belirsizliğidir.
Saldırgan realizmin özü, anarşik bir dünyada devletlerin birbirlerinin niyetlerinden emin olamamalarıdır. Gelecekte bir rakibin saldırıp saldırmayacağını bilmeyen devlet, hayatta kalabilmek için sistemdeki güç dengesini kendi lehine bozmak ve mümkünse hegemon olmak zorundadır. Bu durum, 'güvenlik arayışının güce olan açlığı tetiklemesi' olarak tanımlanan yapısal bir zorunluluktur.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Niyet Belirsizliği ve Güç Maksimizasyonu
Daha Fazla Pratik
Saldırgan ve Savunmacı realizm arasındaki 'güvenlik ikilemi' yorumu farklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s