Klasik Marksist uluslararası ilişkiler yaklaşımı, Realizm'in 'devletlerin ulusal çıkar (national interest) peşinde koşan bağımsız ve rasyonel aktörler olduğu' yönündeki temel varsayımını reddeder. Buna göre, Klasik Marksist perspektifte devletin uluslararası sistemdeki konumunu ve dış politika tercihlerini şekillendiren asıl dinamik aşağıdakilerden hangisidir?
- Küresel kapitalist üretim tarzı ve egemen sınıfların dünya ölçeğindeki sermaye birikim gereksinimleriCevap
- BUluslararası sistemin merkezi bir otoriteden yoksun olması sonucu devletlerin yaşadığı güvenlik ikilemi
- CDevletlerin mutlak kazanç elde etmek amacıyla uluslararası örgütler aracılığıyla kurduğu karşılıklı bağımlılık
- DKarar alıcıların ulusal çıkarları tanımlarken başvurduğu rasyonel ve bürokratik analiz süreçleri
- EUluslararası toplumun üyeleri arasında zamanla gelişen ortak hukuk kuralları ve diplomatik teamüller
Cevap
Küresel kapitalist üretim tarzı ve egemen sınıfların dünya ölçeğindeki sermaye birikim gereksinimleri
Klasik Marksist teoriye göre, uluslararası ilişkiler devletler arası bir satranç oyunundan ziyade küresel sınıfsal mücadelenin ve sermaye birikim süreçlerinin bir parçasıdır. Devlet, egemen sınıfın (burjuvazinin) ortak çıkarlarını koruyan bir aygıt olduğu için, dış politika kararları da doğrudan kapitalist üretim tarzının ihtiyaçları ve kâr maksimizasyonu hedefleri doğrultusunda şekillenir. Dolayısıyla doğru yanıt, küresel sermaye birikim gereksinimlerini vurgulayan seçenektir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Tarihsel Materyalizm ve Devletin Sınıfsal Niteliği
İpuçları
1
Marksizm'de her zaman 'altyapı'nın (ekonomi) 'üstyapı'yı (siyaset/devlet) nasıl belirlediğini düşünün.
2
Marksist düşüncede devlet, rasyonel ve bağımsız bir aktör değil, egemen sınıfın bir 'aracı'dır.
3
Ulusal çıkar kavramının ardındaki 'sermaye birikimi' ve 'sınıf çıkarı' vurgusunu arayın.
Daha Fazla Pratik
Marksist teorinin emperyalizm ve dünya sistemleri teorileriyle olan farklarını gözden geçirmek, kavramsal bütünlük sağlayacaktır.
Tahmini Süre:1m 30s