Soru

Zorluk: ZorSavunmacı Realizm (Defansif Realizm)

Soğuk Savaş sonrası dönemde A devleti, bölgesindeki güç dengesi lehine değişmesine ve askeri kapasitesi diğer tüm bölge ülkelerini aşmasına rağmen, revizyonist ve yayılmacı bir politika izlemekten kaçınmıştır. A devletinin karar alıcıları, sistemdeki güç maksimizasyonunun nihai bir hedef olamayacağını; aşırı güçlenmenin ve bölgesel hegemonya arayışının, diğer devletlerin bir araya gelerek bir 'dengeleme koalisyonu' (balancing) oluşturmasına neden olacağını ve bunun da ülkenin güvenliğini eskisinden daha kırılgan hale getireceğini öne sürmüşlerdir. Bu nedenle A devleti, mevcut sistemdeki konumunu korumaya odaklanmış ve yalnızca kendi varlığını garanti altına alacak kadar güç edinmeyi yeterli görmüştür.

A devletinin karar alıcılarının benimsediği bu stratejik yaklaşım, aşağıdaki teorik perspektiflerin hangisinin varsayımlarıyla doğrudan örtüşmektedir?

  1. Kenneth Waltz'un öncülüğünü yaptığı savunmacı realizmin, devletlerin asıl hedefinin güç maksimizasyonu değil, güvenlik maksimizasyonu ve statükoyu korumak olduğu yönündeki argümanıylaCevap
  2. B
    John Mearsheimer'ın temsil ettiği saldırgan realizmin, anarşik sistemde bekâyı sağlamanın tek kesin yolunun hegemonyaya ulaşmak ve gücü sürekli maksimize etmek olduğu teziyle
  3. C
    Hans Morgenthau'nun klasik realizminin, devletlerin güç kapasitelerini artırma eğilimini doğrudan insan doğasındaki güç istenciyle (animus dominandi) açıklayan yaklaşımıyla
  4. D
    Devletlerin göreli kazançlardan ziyade mutlak kazançlara odaklanarak karşılıklı bağımlılık temelinde rasyonel işbirliği kurduğunu savunan neoliberal kurumsalcılıkla
  5. E
    Uluslararası ilişkilerde anarşinin sürekli bir savaş ve mutlak kaos ortamı anlamına geldiğini ve devletlerin bu belirsizlikte sürekli agresif politikalar izlemesi gerektiğini öne süren yaklaşımla

Cevap

Savunmacı realizmin, devletlerin asıl hedefinin güç maksimizasyonu değil, güvenlik maksimizasyonu ve statükoyu korumak olduğu yönündeki argümanı
Doğru yanıt, Kenneth Waltz'un öncülüğünü yaptığı savunmacı realizmdir. Senaryoda açıkça belirtildiği üzere, karar alıcılar 'güç maksimizasyonunu' reddederek, sadece hayatta kalmalarını sağlayacak kadar güce sahip olmayı, yani 'güvenlik maksimizasyonunu' benimsemişlerdir. Ayrıca, genişlemeci politikaların diğer devletlerin 'dengeleme koalisyonu' kurmasına yol açacağı endişesi, doğrudan savunmacı realizmin uluslararası sistem okumasına aittir.

Adım Adım Çözüm

1
Senaryodaki devletin temel motivasyonunu ve eylemlerini analiz etmek
Devlet, revizyonist politikalardan kaçınmakta, statükoyu korumayı hedeflemekte ve sistemik 'dengeleme koalisyonlarından' çekinmektedir.
Uluslararası ilişkiler teorilerini doğru eşleştirebilmek için aktörün davranış kalıplarını belirlemek gerekir.
2
Tespit edilen davranış kalıplarını realizm içi tartışmalarla (klasik, saldırgan, savunmacı) karşılaştırmak
Klasik realizm insan doğasına, saldırgan realizm ise güç maksimizasyonuna odaklanırken; devletin mevcut gücü yeterli bulup güvenliğini maksimize etme çabası savunmacı realizm ile uyuşmaktadır.
Realizm homojen bir teori değildir, alt dalları anarşik sistemde devletlerin nasıl davranması gerektiği konusunda farklı öngörülere sahiptir.
3
Savunmacı realizmin temel teorisyeni ve kavramlarını senaryo ile eşleştirmek
Kenneth Waltz'un 'güvenlik maksimizasyonu' ve devletlerin aşırı güçlenmesinin diğer devletleri 'dengelemeye' (balancing) iteceği tezi, senaryoyla birebir örtüşür.
Teorinin yapısal dinamiklerini doğru bir şekilde ilişkilendirmek sorunun çözümünü kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Savunmacı Realizm'de Güvenlik Maksimizasyonu ve Dengeleme (Balancing) Dinamikleri
Bu soruyu puanla